Yurt dışı işyerinde çalışan işçinin yaptığı kazanın iş kazası sayılmasının koşullarına ilişkin Yargıtay kararı

Dava, davacının, davalı K. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.ne ait Rusya Federasyonu Hantı-Mansiysk Otonom Bölgesi’nde bulunan işyerinde 23.10.2007 tarihinde işçi olarak çalışmakta iken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı ile davalı şirket arasında 19.09.2007 tarihinde belirsiz süreli yurtdışı hizmet sözleşmesi imzalandığı, sıvacı olarak işe alınan davacının davalı şirkete ait olan ve Rusya Federasyonu Hantı-Mansiysk Otonom Bölgesi’nde bulunan işyerinde duvar örme işinde çalışmakta iken 23.10.2007 tarihinde üzerine bastığı kontrplağın kırılması nedeniyle 3. kattan aşağıya düştüğü, kolunu, bacağını ve omzunu kırdığı, davacının davalı işveren aleyhine maddî tazminat davası açtığı, bu davanın yargılaması sırasında Kurumdan davaya konu iş kazası ile ilgili belgelerin istenildiği, Kurum tarafından verilen cevapta kayıtlarında iş kazası ile ilgili her hangi bir müracaata rastlanmadığından yapılmış bir işlem bulunmadığının, müracaatın sağlanması hâlinde gerekli işlemlerin yapılacağının bildirildiği, bunun üzerine davacı tarafça Kuruma gerekli müracaatın yapıldığı, Kurum tarafından bu kez verilen cevapta; 506 sayılı Yasanın 2. maddesine göre sigortalı durumda bulunmayanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca onaylanan genel şartlarca sigortalının birine veya bir kaçına veya hepsine toplu olarak tâbi tutulmaları için davalı işveren arasında 03.04.2002 tarihinde yapılan sözleşme gereği yaşlılık malullük sigorta kolları seçilerek anlaşma yapıldığının ve davacı çalışanın davalı işyerinde geçirmiş olduğu iş kazası ile ilgili kısa vadeli sigorta kollarına tâbi olarak prim yatırılmadığından iş kazası soruşturması hakkında her hangi bir işlemin yapılmayacağının bildirildiği anlaşılmıştır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 11. maddesinde iş kazasının tanımı yapılmış, devamı maddelerinde sağlanan yardımlar ve işverenin yükümü düzenlenmiştir.
Bir olayın iş kazası sayılması gerektiğinin tespitine ilişkin davanın nihayetinde 506 ve 5510 sayılı Yasa gereğince hak sahiplerine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması sonucu doğabileceği gibi, diğer yandan bir sosyal sigorta olayının iş kazası sayılıp sayılmaması işverenin dahi hak alanını ilgilendirir. Zira işveren kusurlu ve olay da iş kazası ise Kurum bağladığı gelirin peşin değerini işverenden isteyebilecektir.

Bunun yanı sıra kamu hukuku alanına giren sosyal güvenlik hukukunun hizmet akdiyle çalışanlar yönünden başlıca kaynağını oluşturan 506 sayılı Yasa, Sosyal Sigortalar Kurumu’na yükümlülükler getiren bir sosyal güvenlik sözleşmesi veya topluluk sigortası bulunmadığı takdirde kural olarak Türk millî sınırları içerisinde ve Türkiye’de tescilli işyerleri ve işverenler ile yasa kapsamındaki işçiler için uygulanabilir. Başka bir anlatımla 506 sayılı Yasanın uygulama alanı devletin hükümranlık sahası ile sınırlı olup ülke sınırları dışında uygulanamaz.

506 sayılı Yasanın ülke dışında meydana gelen sigorta olaylarında uygulanabilmesi, işçinin önceden sigortalısı olduğu işveren tarafından geçici bir görev ile yurtdışındaki işyerine götürülmesi veya Sosyal Sigortalar Kurumu’na yükümlülükler getiren sosyal güvenlik sözleşmesi veya kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortalan bulunması hâlinde mümkün olabilir.

Topluluk sigortası 506 sayılı Yasanın 86. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Kurum, 2. ve 3. maddelere göre sigortalı durumunda bulunmayanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca onanacak genel şartlarla (iş kazaları ile meslek hastalıkları), (hastalık), (analık), (malullük, yaşlılık ve ölüm) sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tâbi tutulmaları için, işverenlerle veya dernek, birlik, sendika ve başka teşekküllerle sözleşmeler yapabilir (Ek fıkra: 29.07.2003 – 4958 sk.40. md).

Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, bu Kanunun 78. maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırı arasında olmak şartıyla kendilerinin belirleyeceği miktarın %30’udur. Ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için bu tarihten başlanarak 80 inci madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanır(Ek fıkra: 29.07.2003 – 4958 sk. 40. md).

Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçilerine istekleri hâlinde 85 inci madde hükümleri uygulanır. Anılan Yasanın 7. maddesinde ise İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu Kanunda yazılı hak ve yükümlerinin bu görevi yaptıkları sürece de devam edeceği belirtilmiştir.

Somut olayda, davacının davalı işverene ait Rusya Federasyonu Hantı-Mansiysk Otonom Bölgesi’nde bulunan işyerinde çalışırken kaza geçirdiği, davalı işveren ile Kurum arasında malullük ve yaşlılık kollarında topluluk sigortası sözleşmesinin yapıldığı, ancak iş kazaları ve meslek hastalıkları sigorta koluna tâbi topluluk sigortasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Davacının davalı şirket tarafından geçici görevle Rusya Federasyonu Hantı-Mansiysk Otonom Bölgesi’ne gönderildiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gibi, olayın geçtiği Rusya Federasyonu ile Türkiye arasında Sosyal Sigortalar Kurumu’nu yükümlülükler altına sokan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi de mevcut değildir.

Davalı işveren ile Kurum arasında kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortası bulunmadığından olay davalı Kurum yönünden 506 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca bir iş kazası olmayıp, Kurum hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Mahkemece, yukarıda belirtilen maddî ve hukukî olgular gözetilmeden dava konusu olayın Sosyal Sigortalar Kurumu yönünden de iş kazası sayılması sonucunu doğuracak biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” 21.HD, 28.01.2013 tarih, 10502/1274 E.K.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*