İş davalarında takas mahsup – Yargıtay kararları

Somut olayda davalı işveren davacının 21.9.2007 tarihinde Kayseri’ye yaptığı seferde şirket müşterisi olan S. Petrol firmasına teslim edilen motorinin 4554 İt. eksik teslim edildiği, bunun üzerine petrol ofisi tarafından kendilerine 10.399,78 TL şirket borcu çıkartıldığı vc bu paranın ödendiğini, bundan 14.02.2008 tarihinde haberdar olması üzerine iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, bu zararın davacının işçilik alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davacı işçi tarafından dava dışı S.Petrol firmasına 21.9.2007 tarihinde akaryakıt teslimatı yapıldığı dosya içindeki DAT sefer raporu ile sabittir. Yine bu firmaya yapılan sevkiyatta teslim edilen akaryakıtın 4554 İt eksik olduğuna ilişkin tutanak düzenlenmiştir. Ayrıca petrol Ofisi tarafından davalı firmaya fire bedeli olarak 10.399,78 TL bedelli bir fatura kesilmiştir.
Mahkemece bu belgeler bir değerlendirmeye tabi tutularak HMK 266 vd. maddeler uyarınca konusunda uzman bir bilirkişiden davacı işçinin davalı işvereni zarara uğratıp uğratmadığı hususunda rapor alınmalıdır. Bunun sonucuna göre işçilik alacaklarından davalı işverenin uğradığını iddia ettiği zararın mahsubunun gerekip gerekmediği değerlendirilerek davacının talep ettiği ücret ve harcırah alacağı konusunda yeniden bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/42725 E. 2012/4145 K. 15.02.2012

…Somut olayda; dosya içeriğine göre, davalı işveren takas mahsup talebinde bulunmuş, bu talebine ilişkin olarak kaza yaptığı bildirilen 77 DA 220 plakalı kamyon için sarfedilen giderlere yönelik fatura, kaza tutanağı, işçinin ifade tutanağı, işçiye noter aracılığıyla gönderilen ihtarname gibi belgeler ibraz etmiştir.
Davalının takas talebi ile ilgili olarak yukarıdaki ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı tarafından usule uygun olarak kullanılan takas definin eksik incelemeyle ve yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2008/43846 E. 2010/33707 K. 11/11/2010

…Davacı işçi ihbar ve kıdem tazminatları ile izin alacağı yönünden isteklerde bulunmuş, davalı işveren işçinin 1.300 Amerikan Doları borcu olduğuna dair bir senet sunmuş ve takas mahsup talebinde bulunmuştur. Mahkemece takas mahsup işleminin infaz sırasında dikkate alınabileceği gerekçesiyle bu yönde bir karar verilmemiştir.
Borçlar Kanunun 118. maddesinde, “iki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı veya yekdiğerine mümasil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Alacaklardan biri, münazaalı olsa bile takas dermeyan olunabilir” kuralı mevcuttur.
Buna göre davalı işverenin senede dayanan karşı alacağı sebebiyle takas mahsup talebinde bulunması yasaya uygundur.
Yine aynı yasanın 122. maddesinde, “ takas, ancak borçlunun takası dermeyan etmek kastını alacaklıya bildirmesiyle vaki olur. Bu takdirde iki borç takas edilebilecekleri andan itibaren cn az olan borcun miktarı nispetinde sakıt olmuş addolunur” şeklinde düzenleme söz konusudur.
Bu durumda usulüne uygun bir takas mahsup talebi olduğu halde bu konunun infaz sırasında gözetileceğinden bahisle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, davacının takas mahsup talebi yönünden bir değerlendirme yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2006/16049 E. 2006/22116 K. 31.1.2006

…Somut olayda, davalı işveren tarafından ibraz edilen 26.12.2007 tarihli belgenin incelenmesinde, davacının davalı şirket ve iş yeri sahibi A.C.’dan toplam olarak aldığı borç miktarının 9.150,00 TL olduğu belirtilmiştir. Bu belge davacının imzasını taşımaktadır. Davacı vekili, bu belgenin tahrif edildiğini, belgenin sadece şirketten 2.400,00 TL aldığı yönünde düzenlendiğini, bundan sonraki beyanların sonradan ilave edildiğini ileri sürmüştür.
Davanın açıldığı tarih itibariyle takas ve mahsup talebi ilk itirazlardan olup, cevap süresi içerisinde ileri sürülmclidir. Her ne kadar, davalı taraf takas ve mahsup talebini süresi içerisinde ileri sürmemiş ise de, davacı tarafından bu talebe ilişkin savunmanın genişletilmesi yasağının ihlal edildiği gerekçesi ile itirazda bulunulmadığına göre, bu savunma üzerinde durulması gerekir. Mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmaması hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
22.HD. 2012/11509 E. 2013/1178 K. 29.01.2013

…Davacıya çalıştığı dönem içerisinde avans adı altında birtakım ödemeler yapıldığı görülmektedir. Davalı vekili, gerek ihtarnameye cevap, gerek cevap dilekçesi ve gerekse mahkemeye verdiği savunma dilekçelerinde davacıya maaş ve kira alacağından daha fazla miktarda avans adı altında ödeme yapıldığını ve karşılıklı hesaplama yapılması halinde davacının hiçbir alacağının kalmamış olacağının görüleceğini savunmuştur.
Davacı avans adı altında ödeme yapıldığını ancak bunun tazminatlara değil maaş ve kira alacaklarına mahsuben ödendiğini iddia etmiştir.
Davalının savunması takas-mahsup talebini içermektedir. Davalının takas etmek istediği karşılık alacak dava konusu alacaktan daha az olması halinde karşılık dava açma ve harç yatırma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak mahkemece bu yönde herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş davalıdan bu yöndeki takas definin açıklığa kavuşturulması istenip delillerini toplayıp bir değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gitmekten ibarettir. Yazılı şekilde davalının takas defi hakkında inceleme yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2008/27952 E. 2010/14737 K. 25.05.2010

…Somut olayda davalı işveren tarafından davacıya 7.8.2007 tarihinde 35.000 TL borç verilmiştir. Davacı bu parayı işverene ödediğini ispat edememiştir. Davalı işveren cevap dilekçesinde işçiye verilen bu paranın işçilik alacaklarından takas ve mahsubunu talep etmiştir. Davalı tarafça yapılan bu savunma takas defi niteliğindedir. Takas defi cevap dilekçesinde ileri sürebileceği gibi karşı dava halinde de ileri sürebilir. Takas defi olarak ileri sürülmesi halinde bunun harçlandırılmasına gerek yoktur. Davalı süresi içinde takas vc mahsup definde bulunduğu halde mahkemece davacının bu talebinin harçlandırılmadığı gerekçesiyle reddi hatalıdır. Mahkemece davalının takas ve mahsup savunması üzerinde durularak davacının işçilik alacakları hakkında yeniden bir karar verilmelidir.
9.HD. 2011/24948 E. 2013/20212 K. 02.07.2013

…Somut olayda davalı, davacıya alacakları mukabilinde 15.000 TL ödediğini iddia etmiş, davacı ise kendisine 2003 yılından itibaren bu şekilde ödemeler yapıldığını ancak bunların talimatlara göre işveren adına bankadan alıp vermesi gereken paralar olduğunu savunmuştur.
Mahkemece “Hesap ekstresinin incelenmesinden davacıya sürekli yüksek miktarda para gönderildiği herhangi bir açıklama olmadığı anlaşılmaktadır. Dinlenen tanıklarda davacının formen olduğunu, işverenin akrabası olduğunu, işin görülmesi için iş avansı olarak sürekli davacıya para gönderildiğini beyan etmişlerdir. Bu durumda gönderilen 15,000 TL nin tazminat karşılığı değil iş avansı olarak gönderildiği kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle bu ödeme mahsup edilmemiştir.
Ancak, davacı bu ödemenin iş harcamaları için yapıldığını iddia ettiğine göre 15.000 TL’yi nerede kullanıldığı, nereye harcandığı davacı tarafından ispat edilmelidir. Eğer bu meblağ davacıya iş avansı olarak verilmişse davacı tarafından bu borcun kapatılıp kapatılmadığı mahkemece araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme vc yazılı gerekçelerle mahsubun yapılmaması hatalıdır.
9.HD. 2010/17548 E. 2012/24733 K. 27.06.2012

…Somut olayda, davacının son bordrosunda ek tazminat adı altında ödeme yapılmıştır. Bu ödeme davalı şirket ile sendika arasında yapılan protokol gereğince feshin olumsuz sonuçlarını azaltmak için insan kaynakları teşvik ödemesi olarak nitelendirilmiştir. Yapılan bu ödemenin hüküm altına alınan alacaklardan mahsup edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2011/6977 E. 2011/2494 K. 10/10/2011

…Mahkemece 818 sayılı Kanun Tın 123/2. maddesi gereğince davalının takas ve mahsup talebi reddedilmiştir. Sözkonusu hükümde nafaka ve iş ücreti gibi borçlunun ve ailesinin iaşesi için mutlak surette zaruri olup hususi mahiyeti itibariyle fiilen alacaklının eline verilmesi icap eden alacakların, alacaklıların arzusu hilafında takas edilemeyeceği düzenlenmiş ise de, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücret alacağı gibi işçilik alacaklarının borçlunun ve ailesinin iaşesi için mutlak surette zaruri alacaklar olarak değerlendirilmesi hatalıdır. Mahkemece davalının takas ve mahsup talebine ilişkin delilleri toplanmalı ve bir değerlendirmeye tabii tutularak sonucuna göre karar verilmelidir.
22.HD. 2012/11495 E. 2013/1164 K. 29.01.2013

…Dosya içeriğinden, davacının 05.09.2005-04.09.2009 tarihleri arasında üç yıl onbir ay yirmidokuz gün süreyle davalıya ait işyerinde günün asgari ücreti ile hamal ve güvenlik elemanı olarak çalıştığı, işakdinin işverence haklı sebeplerle feshedilmediği davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağı şekilde işverence feshedildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde, davalı işverence davacıya kıdem ve ihbar tazminatı olarak 3.500,00 TL ödendiğini beyan etmiş olup, mahkemece bu ödemenin yukarıda anılan esaslar çerçevesinde hüküm altına alman alacaklardan mahsup edilmesi gerekirken eksik değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2012/7756 E. 2012/28297 K. 14.12.2012

…Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işveren tarafından yapılan 12.12.2007 tarihinde yapılan kısmi ödemenin işçinin alacağından mahsup edilmesi gerekip gerekmediği, mahsup edilecekse hangi alacağına mahsup edileceği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın normatif dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100-102. maddeleridir. 6098 sayılı Kanun’un 100. maddesinde “Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz.
Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir. ” kuralına yer verilmiş; 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. ” kuralı düzenlenmiştir.
6098 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümleri öncelikle muacceliyet ve temerrüt kavramlarının açıklanmasını gerektirmektedir.
Muacceliyet, alacaklının borçludan borçlanılan edimi talep ve dava edebilme yetkisidir. Borç muaccel olmadan borçlu temerrüdü söz konusu olmaz.
Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir. Kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Başka bir ifadeyle, temerrütten söz edilebilmesi için, öncelikle muaccel bir borcun ve alacaklının o borca yönelik ihtarının bulunması gerekir. Kural böyle olmakla birlikte, borçlunun temerrüde düşmesi için alacaklının ihtarının gerekmediği bazı durumlar da vardır: Örneğin, ifa gününün taraflarca birlikte kararlaştırıldığı, borçlunun borcu ifa etmeyeceğini bildirmiş olduğu veya hal ya da durumundan bu sonuca varılabildiği durumlarda, temerrüdün gerçekleşmesi için alacaklının ihtarına gerek yoktur.
Tek bir borç ilişkisinin söz konusu olduğu durumlarda, borçlu para borcunun faiz ve masraflarını ödemede temerrüde düşmemişse yaptığı kısmi ödemeyi anapara borcuna mahsup etme hakkına sahiptir. Ancak, para borcunun bir kısmı için kefalet, rehin veya benzeri bir teminat verilmişse, yapılan kısmi ödemenin teminatlı olan borca mahsubu istenemez. Bu durumda, kısmi ödemenin teminatsız olan ya da teminatı daha az olan borca mahsubu gerekir. Borçlu, faiz ve masrafları ödemede temerrüde düşmüşse yaptığı kısmi ödeme öncelikle gecikmiş faiz ve masraf borçlarına mahsup
edilecektir. Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2000 tarih ve 2000/12-1148 esas, 2000/1193 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, 6098 sayılı Kanun’un 100. maddesi gereğince, ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Gecikme ve alacaklının iradesini açıklaması halinde, ödenen kısının öncelikle faizden düşülmesi gerekir. İcra takibi, ödemeye ihtirazi kayıt konulması irade açıklamasıdır.
Birden fazla borcu bulunan borçlunun yaptığı ödeme, ifa zamanında beyan ettiği borca mahsup edilir. Borlu, ödeme sırasında, yapılan ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu beyan etmemiş veya alacaklının makbuzda belirttiği borca derhal itirazda bulunmamışsa makbuzda belirtilen borca mahsup edilmelidir.
Birden fazla para borcunun bulunduğu bir borç ilişkisinde, borçlunun, yapılan kısmi ödemenin hangi borç için mahsup edildiğini belirtmemesi, alacaklının da ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu makbuzda göstermemesi durumunda, kısmi ödemenin hangi borca mahsup edileceği sorunu 6098 sayılı Kanun’un 102. maddesine göre çözümlenmelidir. Bu gibi durumlarda, kısmi ödeme öncelikle muaccel olan borç için yapılmış sayılır. Ödeme zamanında birden fazla borç muaccel hale gelmişse, ödeme ilk takibe konulan borca mahsup edilir. Muaccel olan borçlardan hiçbiri takibe verilmemişse kısmi ödeme ifa zamanı önce gelen borca mahsup edilmiş sayılır. Borçların ifa zamanları (vadeleri) aynı günde gelmişse yapılan kısmi ödeme borçların miktarlarıyla orantılı olarak mahsup edilir. Borçlardan hiçbirinin ifa zamanı gelmemişse, kısmi ödeme alacaklı için güvencesi en az olan borca mahsup edilmiş sayılır.
İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında, mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili 4857 sayılı İş Kanunumda özel bir düzenleme bulunmadığından. Borçlar Kanununun yukarıda belirtilen genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumlarda, kısmi ödeme sebebiyle mahsup işlemi 6098 sayılı Kanumun 100. maddesi çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre, temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.
Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma aksi öngörülmemişse, kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır. İşverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde, işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hale gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenmiş olan önceki taksitlerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmesi gerekir.
İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması halinde, yapılan kısmi ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş vc işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise, mahsup işlemi 6098 sayılı Kanumun 102. maddesine göre yapılacaktır. 4857 sayılı Kanumda işçinin sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanları konusunda değişik hükümler öngörülmüştür.
4857 sayılı Kanun’a göre ücret en geç ayda bir ödenir. İş hukuku mevzuatımızda Basın İş Kanunu’nun 14. maddesi hariç, ücretin peşin ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple ücret, çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir.
4857 sayılı Kanun’un 120. maddesi uyarınca yürürlüğü devam olunan 1475 sayılı İş Kanunıı’nun 14. maddesi uyarınca, işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir.
Buna göre, öncelikle muaccel olan normal aylık ücret vc fazla mesai alacağına ilişkin borçlarına mahsup edilmelidir. Kalan miktar ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti borcuna mahsup edilecektir. Anılan borçların muacceliyet tarihleri aynı olduğundan, temerrüt tarihi önce gerçekleşmiş olan borca yani kıdem tazminatına mahsup edilecektir.
Somut olayda, işverence kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacağı ödemesi adı altında davacıya yapılan 12.12.2007 tarihli 1.049,61 TL ödemenin kıdem tazminatı alacağından mahsubu gerekirken, işverenin ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğuna dair açıklama yapmadığı ve belge sunmadığı gerekçesiyle yanlış yorum ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
22. HD. 2013/11356 E. 2013/21428 K. 11.10.2013

…Somut olayda, davalı tarafça davacı adına çıkartılan banka havalesinde 29.09.2006 tarihli Vakıfbank dekontunda 2.105,63.TL.Tik ödemenin kıdem tazminatı için olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durumda anılan miktarın kıdem tazminatı için olduğu kabul edilerek hesaplanan kıdem tazminatından mahsubu gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda söz konusu ödemenin kıdem ve ihbar tazminatına orantılı olarak ödendiği kabul edilerek hesaplama yapılmış olması doğru değildir.
9.HD. 2008/2645 E. 2009/18119 K. 25/06/2009

…İşveren, ödemeyi neye karşılık yaptığım ispatlamak durumundadır.
Ödenen paranın neye karşılık olduğu taraflar arasında ihtilaflı ise, mahsup işlemi yukarıdaki esaslara göre yapılır.
Davacı aldığını inkâr etmediği 5.000 TL’nin ücret alacağına karşılık olduğunu belirtmiştir. Davalı taraf bunun aksini kanıtlayamamıştır. Ayrıca ücret alacağı kıdem tazminatından daha önce muacceldir. Bu nedenle 5.000 TL ödemenin öncelikle ücret alacağına mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
9.HD. 2012/11984 E. 2014/17255 K. 28.05.2014

…Somut olayda hükme esas alman bilirkişi raporunda fazla çalışma alacağı 06.12.2003- 31.01.2009 tarihleri arası için haftada 10.5 saat fazla çalışına yaptığı kabul edilerek % 30 indirim yapılarak 9181.56 TL fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır.
Davacı ıslah dilekçesinde zaman aşımı süreleri ile dini ve milli bayram sürelerini dikkate aldıklarını ayrıca 3500 TL ödemeyi de fazla çalışma alacağının ilk yıllarından itibaren yapılan hesaplamalardan düştüklerini sadece zaman aşımına uğramayan kısımları talep ettiklerini belirterek fazla çalışma alacağını 5681.26 TL olarak istemiştir.
Davalı işveren tarafından davacının evlilik nedeniyle ayrılmasından sonra davacının banka hesabına 3500 TL yatırılmış, davacı söz konusu miktarın kıdem tazminatı dışındaki alacaklardan mahsubu gerektiğini ileri sürmüş bilirkişi de yatırılan paranın hangi alacağa istinaden ödendiğinin belirli olmadığını gerekçe göstererek fazla çalışma alacağından mahsup etmiştir.
Mahkemece öncelikle 3500 TL lik ödemeye ilişkin banka kayıtları getirtilerek ödemenin neye istinaden yapıldığı tespit edilmeli, dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek yukarıda belirtilen mahsup ilke kararımız doğrultusunda ödenen miktar mahsup edilmeli yine yukarıda belirtilen zamanaşımı ilke kararımız doğrultusunda zamanaşımına uğrayan alacaklar tespit edilerek sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır
9.HD. 2010/17950 E. 2012/24864 K. 28.06.2012

…Somut olayda davacı, davalı tarafından 8.155 TL ödeme yapıldığını, fesihten sonra yapılan ödemenin ücret, yıllık izin ücreti ve kıdem tazminatından mahsup edildiğini belirterek bakiye kıdem tazminatının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece davalı tarafından yapılan ödeme, kıdem tazminatından mahsup edilerek bakiye kıdem tazminatı vc izin ücreti hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasında 8.155 TL ödeme yapıldığı hususunda ihtilaf yoktur.
Davalı taraf, 19.03.2009 tarihli delil listesinde yapılan ödemelerden 2.000 TL’nin davacının Şubat, Mart ayı maaşı ile yol ve yemek ücreti olduğunu açıklamış, diğer ödemelere ilişkin her hangi bir açıklamada bulunmamıştır.
Davalı vekili 26.05.2009 tarihli duruşmada ise davacıya belli bir miktar kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını beyan etmiştir.
Dosyada bulunan 31.03.2008 tarihli belgede ise; davacıya Nisan 2008 ayı içinde 3.155 TL, Mayıs ve Temmuz 2008 ayları içinde ise 5.000 TL ödeme yapılacağı yazılıdır.
Belgeden ve dosya kapsamından ödemelerin hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu konuda her hangi bir araştırmada yapılmamıştır.
Mahkemece davacıya yapılan ödemelerin hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu araştırılmalı, yukarıda açıklanan ilke kararı da dikkate alınarak yapılan ödemeler davacının alacaklarından ayrı ayn mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
9.HD. 2010/3846 E. 2012/10764 K. 02.04.2012

…Somut olayda, davalının dava açılması ve icra takibinde bulunulması nedeniyle temerrüde düştüğü tartışmasızdır. İcra dosyasına yapılan ödemelerin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.
Borçlar Kanunu 84. maddesi uyarınca bir borcun ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde yapılan ödemelerin ilk önce faiz ve masraflara sayılmasını isteme hakkı, borçluya değil alacaklıya aittir.
Borçlar Kanunu 84. maddesinin uygulanması talebe bağlı değildir. Kaldı ki, davacı icra takibinde yapılacak ödemelerde BK 84 maddesi hükmünün uygulanmasını talep de etmiştir.
Mahkemece verilen karar kıdem tazminatı dışında kalan diğer alacak talepleri yeniden değerlendirme yapılması gerektiği yönünden bozulmuştur.
Davalı icra dairesine yatırdığı paranın bozma yapılmayan kıdem tazminatına yönelik olduğunu belirterek ödeme yapmıştır.
İcra dosyasına yapılan ödemelerin davalı borçlunun talebi doğrultusunda sadece bozma kapsamı dışında bırakılan kıdem tazminatı yönünden değerlendirilmesi Dairemiz bozma kararma uygundur. Karar bozulmuş olmakla infaz edilebilir durumdaki tek alacak ödeme tarihinde kıdem tazminatı alacağıdır.
Davalı borçlunun ödediği kıdem tazminatının BK 84.maddesine uygun olarak alacaktan mahsubu gerekir. Öncelikle hesaplama yapılırken borçlunun yatırmakla kanunen sorumlu olduğu icra harç ve giderlerinin yapılan ödemeden indirilmesi ve alacak hesabı yapılırken indirilen miktarın mahsuba da dahil edilmemesi gerekir. Buna göre öncelikle yapılan ödeme, kıdem tazminatının takip tarihinden önceki işlemiş faizi ve takip tarihi ile ödeme tarihi arasında işleyen faiz ve masraflarının toplamı üzerinden mahsup edilmelidir. Faiz ve masrafların mahsubundan sonra artan miktarın kıdem tazminatı asıl alacağından mahsubu yoluna gidilmelidir. Fialcn artan bir miktar kalması halinde ise dosyada bırakılmalı ve ileride oluşacak talebe göre dosya borcundan mahsup edilmelidir.
Mahkemenin davalının beyanı üzerine yapılan toplam ödeme üzerinden yukarıdaki hususlara dikkat etmeden kendi yaptığı hesaplama denetime elverişli değildir.
Mahkemece, icra dosyasına yapılan ödeme tarihi esas alınarak BK 84 maddesi ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilirkişi marifetiyle dosya borcunun ulaştığı miktar hesaplanmalı ve ödemelerin öncelikle ödeme tarih inde bozma kapsamı dışında bırakılan kıdem tazminatı faizi ve masraflarından düşülmesi suretiyle bakiye dosya borcu olup olmadığı yönünden Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalıdır. Yetersiz incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır
9.HD. 2012/13289 E. 2012/13971 K. 24.04.2012

Somut olayda, davalı vekili davacının da kusurlu olduğu bir iş kazası nedeniyle davalının hak sahiplerine 60.000 TL tazminat ödediğini belirterek takas ve mahsup talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının tazminata konu olan kazanın meydana gelmesinde 1/8 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilmesine rağmen söz konusu orana tekabül eden tutarın 7500 TL yerine 750 TL olarak belirlenmesi suretiyle eksik mahsup işlemi yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2010/1240 E. 2012/10004 K. 26.03.2012

…Davalı temyiz dilekçesine eklediği banka makbuzlarında bir kısım alacaklar için davacıya ödemeler yapıldığını belirtmiştir.
Bu belgeler ödemeye ilişkin olup itiraz mahiyetindedir. Yargılamanın her aşamasında gözönünde alınması gerekir.
Mahkemenin bu belgeler üzerinde durup, gerçekten bir ödeme yapılmışsa dava konusu hangi alacaklar için yapıldığı tespit edilip mahsubu gerekir. Karar bu sebeple bozulmuştur
9. HD. 2006/3016 E. 2006/24497 K. 21.09.2006

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*