İbraname ile ilgili Yargıtay kararları

Somut olayda ibranamede kıdem ve ihbar tazminatı isim olarak zikredilmiş ancak rakam olarak belirtilmemiştir. Öte yandan davacının kendi isteği ile işten ayrıldığının yazılı olmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatına yer verilmesi, bir yandan fazla mesai yapmayıp hafta tatilleri ile bayram ve genel tatillerde çalışmadığı belirtilirken bir yandan yapılan çalışmaların karşılığının alındığının belirtilmesinden dolayı savunma ile ibraname çelişmektedir. Bu nedenle Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre bu tür bir ibranameye değer verilemez.
Mahkemece davacının ibraname ile reddedilen istekleri bakımından toplanan delillere ve dosya kapsamına göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir
9.HD. 2009/11556 E. 2011/16205 K. 31.05.2011

Somut olay yönünden mahkemece fazla çalışına ve genel tatil ücretleri yönünden, davalı işveren tarafından sunulan 01.03.2006 tarihli ibraname ile bu alacaklarını aldığı şeklindeki beyanı nedeni ile ibranamenin geçerli olduğu kanaati ile bu isteklerin reddine karar verilmiştir.
Oysa davalı işveren savunmalarında davacının depocu olarak çalıştığını, fazla mesaiye kalma durumunun söz konusu olmadığını, ileri sürmüştür.
Bu durumda, işveren tarafından işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun aynı zamanda ibraya konu olduğu ileri sürülmüştür. Söz konusu ibraname savunma ile çeliştiğinden geçersiz olduğu kabul edilmesi gerekirken ibranameye dayanarak isteklerin reddine karar verilmiş olması hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2007/36463 E. 2009/2196 K. 11.02.2009

07.01.2010 tarihinde istifa eden davacı, dilekçesinde işyerinden 22.01.2010 tarihinde işyerinden ayrılacağını beyan etmiş olup, 22.01.2010 ayrılma tarihini belirten ibraname ile dava konusu alacaklarını aldığını belirtmiştir. Söz konusu ibranamenin imzası inkar edilmemiş, ancak boş olarak işverence alındığı, sonradan doldurulduğu iddia edilmiştir. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının ibranamenin boş olarak alındığı yönünde beyanları bulunmamaktadır. Mahkemece ibraname dikkate alınmadan hüküm kurulmuştur. Davalı tarafından cevap dilekçesinde, işyerinde yasal çalışma sürelerinin aşılmadığı, ancak çalışma yapılması halinde fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödendiği savunulmuştur. Belirtilen
savunma ile ibraname içeriği çelişkili değildir. Açıklandığı şekilde hukuki geçerliliği bulunan ibraname gereği dava konusu taleplerin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2013/8782 E. 2014/10921 K. 02.05.2014

Somut olay yönünden, her ne kadar davalı tarafça sunulan ibranamede kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı miktar içermeden sayılmış ise de davalı işveren savunmasında davacının kendi isteği ile ayrıldığını ileri sürmüştür.
Kendi isteği ile ayrılan işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmamaktadır. Davalı bir yandan davacının kendi isteği ile ayrıldığını ileri sürürken diğer yandan davacıya emeği bulunduğu düşüncesi ile 2.000.TL. ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı istekleri yönünden ibraname sunmuştur.
Bu durumda davalının sunduğu ibraname ile hak kazanmadığını ileri sürdüğü kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin ibraya konu olması düşünülemeyeceğinden savunma ile çelişen bu ibranameye değer verilemez. Ancak kıdem ve ihbar tazminatı için 2.000.TL. ödeme yapıldığı tarafların kabulündedir. Mahkemece, tartışmasız olan bu miktarın kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu ile bakiye kıdem ve ihbar tazminatının kabulü gerekirken reddine karar verilmiş olması hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2008/37372 E. 2010/31566 K. 04.11.2010

Somut olayda davalı, davacının işyerinden kendi isteğiyle Ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının kendilerini ibra ettiğini savunmuş ve miktar içeren bir adet ibranameyi dosyaya sunmuştur. Mahkemece de bu ibranameye değer verilerek ibranamede yazan miktarların davacının hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu yapılarak karar verilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacının iş sözleşmesi 31.12.2009 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde davalı yanca feshedilmiştir. Davalı işverenin davacının işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığım savunmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yaptığını iddia etmesi 31.12.2009 tarihli ibranamede ödendiği gösterilen kıdem ve ihbar tazminatının ödenip ödenmediği konusunda şüphe oluşturmuştur. Davacı da bu parayı almadığını iddia etmekledir. Savunmayla çelişmesi ve daha sonra doldurulmuş olabileceği de gözönünde bulundurularak tek başına bu ibranameye değer verilemez.
Yapılacak iş; davalıdan ödemeye ilişkin belgeleri ibraz etmesi için kesin önel verilmesi, eğer davacıya banka aracılığı ile ödeme yapıldığı savunulursa banka kayıtlarını, elden ödeme yapıldığı savunulursa davalı işyerinin muhasebe kayıtlarında uzman bir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak kıdem ve ihbar tazminatına mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığını kesin olarak belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile ödeme yapılmış gibi ibranamede yazan miktarların
kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
7.HD. 2013/19359 E. 2014/848 K. 22.01.2014

Somut olayda, davacı 17.6.2003 tarihinde imzaladığı ibranamede “yıllık izin hakkımı kullandığımdan izin ücreti alacağım kalmamıştır” ibaresinin altına izin hakkını saklı tuttuğunu şerh etmiştir.
18.6.2003 tarihli davacı imzasını taşıyan ibranamede ise “çalıştığım süre içinde yıllık izin hakkımı kullandığımdan izin ücreti alacağım kalmamıştır. İzin alacağı ile ilgili hiçbir talep ve dava hakkını bulunmadığını beyan ederim” beyanı yer almaktadır.
Davalı tarafından düzenlenen 09.05.2008 tarihli belgede davacının 713 gün izne hak kazandığı, 366 gününü kullandığı, 62 günlük (son 5 yıl üzerinden ) izin ücretinin ödendiği ve bakiye 285 günlük izni kaldığı belirtilmektedir.
Davacının birbirini takip eden günlerde imzaladığı ihbarnameler arasında çelişki mevcuttur. Her iki ibranamede de yıllık izinlerinin kullanılması durumundan bahsedilmektedir. Ayrıca davalı banka yazısından davacının kullanmadığı izin sürelerinin de olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan ibranamelere değer verilerek hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi bozmayı gerektirmiştir

9.HD. 2009/35390 E. 2012/911 K. 19.01.2012

Davacı emekli olduğu 31.3.2003 tarihinde imzaladığı ibranamede “yıllık izin hakkını kullandığından izin ücreti alacağım kalmamıştır “ ibaresinin altına izin hakkını saklı tuttuğunu şerh etmiştir.
3.4.2003 tarihli ibranamede ise “çalıştığı süre içinde yıllık izin hakkını kullandığından izin ücreti alacağı kalmamıştır. İzin alacağı ile ilgili hiçbir talep ve dava hakkım bulunmadığını beyan ederim” beyanı yer almaktadır.
Davalı tarafından 31.8.2006 tarihinde mahkemeye ibraz edilen belgede davacının kullanmadığı izin süreleri olduğu belirtilmektedir.
Davacının birkaç gün arayla imzalamış olduğu ihbarnameler arasında çelişki mevcuttur. Her iki ibranamede de yıllık izinlerinin kullanılması durumundan bahsedilmektedir. Bu nedenle anılan ibranamelere değer verilerek hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru değildir.
9.HD. 2007/15175 E. 2008/7495 K. 04.04.2008

Somut olayda; ibraname incelendiğinde, 26.11.2004 tarihli anılan evrakta işyerinde fazla çalışma ve genel tatillerde çalışma yapılmasına gerek olmadığı ancak 14.9.2004 tarihli denetimde fazla çalışma yapıldığı halde ödenmediğinin tespit edildiği, bu belirlemeye katılmadığını açıklamak için ibraname verdiğini açıkladığı anlaşılmaktadır.
Ancak fazla çalışma tablosu adlı belgede davacıya çalışmaya başladığı
11. 10.1997 tarihinden 1.7.2004 tarihine kadar fazla çalışma ücreti tahakkuku yapılıp bu miktar kasım 2004 tarihli hesap pusulası ile davacının imzasına ödenmiştir.
Keza genel tatil ücreti alacağı olarak ayrı bir hesap pusulası ile de ödeme yapılmıştır. Bu durumda davalının savunması, fazla çalışma ücreti ödeme belgeleri, ibraname ile çeliştiği için anılan evraka değer vermek mümkün değildir.
Hal böyle olunca hesap pusulaları ile ödendiği kanıtlanan miktarlar dışında kalan alacaklar için ibranameye değer verilerek hüküm kurulması doğru değildir.
9.HD. 2008/33840 E. 2010/22535 K. 08.07.2010

Somut olay yönünden davalının sunduğu 20.04.2001 tarihli ibranamede “….kendi isteğim ile ayrılıyorum. Bu güne kadar hak etmiş olduğum ücretlerimi, kıdem ve ihbar tazminatlarımı, senelik izin ücretlerimi ve bütün kanuni haklarımı aldım…” şeklindedir.
Kendi isteği ile ayrılan kişilere kıdem ve ihbar tazminatı ödenemeyeceğine göre söz konusu ibraname kendi içinde çelişkilidir. Bu durumda ibraname geçersizdir.
Davacının kıdem tazminatı belirlenerek söz konusu isteğin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde reddi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2008/13230 E. 2009/35539 K. 17.12.2009

Dosya içeriğine göre davacı davalı işverene ait yurt dışı işyerinde 02.06.1999-13.09.1996, 16.02.2000-30.10.2000 ve 06.006.2003-22.11.2003 tarihler arasında aralıklı olarak 3 dönemde bir yıldan fazla çalıştığı sabittir. Her dönem sonunda, aynı şekilde hazırlanmış matbu ibranamelerde, davacının ihbar ve kıdem tazminatı ile tüm diğer işçilik haklarını aldığını kabul ettiği beyanı olduğu gibi, ibranamenin alt kısmında her işçilik alacağı kalem kalem belirtilerek ödenen miktarlar yazılmıştır. Bu kalemlerden ise sadece ücret alacağının miktar olarak belirtildiği, diğer kalemlerin karşılığında ödeme görünmediği anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki davalı işveren davacının kıdem tazminatına hak kazanmayacağını savunarak ibraname içeriği ile çeliştiğine göre mahkemece ibraname nedeni ile kıdem tazminatının reddi doğru değildir. Fasılalarla çalışan davacı işçinin hizmeti toplam bir yılı aştığından ve iş sözleşmesi işveren tarafından feshedildiğinden, hesaplanan kıdem tazminatının kabulü gerekir.
Diğer taraftan her dönem sonunda alınan ibranameler içeriği itibari ile her alacağı kalem kalem açıklamaktadır. İbranamelerin hepsinde son ay ücret alacağı ödeme miktarı ile son dönem ibranamesinde fazla mesai ücret alacağı ödeme miktarı yazılmış iken, diğer alacaklarla ilgili bir miktar bulunmamaktadır.
Keza ibranameler incelendiğinde, işçi imzasını içeren yazı, ödeme miktarı içeren alacak kalemleri yazısı ile çalışma sürelerini ve çalışma yerini gösteren kalem yazıları farklı el ürünü olduğu çıplak gözle görülmektedir. Davacı işe girerken bu belgenin imzalatıldığını iddia etmiş, davacı tanığı da bunu doğrulamıştır. Kalem farklılıkları ve davacı tanığının beyanı davacının iddiasını kanıtlamaktadır. Sunulan ibranameler belirtilen nedenlerle geçersizdir. Davacının talep ettiği ve bilirkişi tarafından belirlenen alacaklar değerlendirmeye tabi tutularak birkarar verilmelidir. Yazılı şekilde ibranameye değer verilerek tüm isteklerin reddine karar verilmesi hatalıdır.
9.HD. 2007/30184 E. 2008/33378 K. 04/12/2008

Davacı işçi iş sözleşmesinin feshinden yaklaşık 4 yıl geçtikten sonra açtığı bu davada, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş ve fesih anında baskıyla imzalatılan ibranameye değer verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı işveren, davacının istifa ettiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini savunmuş, davacının imzasını taşıyan miktar içeren ibranameye dayanmıştır.
Mahkemece, çelişkili ibranameye değer verilemeyeceği gerekçesiyle, bilirkişinin hesapladığı ihbar ve kıdem tazminatlarının tahsiline karar verilmiştir.
Savunma ile çelişen ibranameye değer verilemeyeceği yönündeki gerekçe yerinde olsa da, Dairemizin sözü edilen uygulaması miktar içermeyen ibranamelerin geçerliliği noktasında ortaya çıkmaktadır. Başka bir anlatımla miktar içeren ibraname makbuz hükmünde olup, işverence yapılan ödemenin hak kazanılan tutarlardan mahsubu gerekir.
Miktar içeren ibranameye karşı işçinin iradesinin fesada uğratıldığı savunması yapılabilecek ise de, somut olayda bu dava fesih tarihini takip eden sürede ibranamenin düzenlenmesinden yaklaşık 4 yıl sonra açılmıştır. Borçlar Kanunun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olmakla, miktar içeren ibranameye değer verilmeli ve yapılan ödemeler mahsup edilerek ihbar ve kıdem tazminatıyla ilgili karar verilmelidir.
9.HD. 2012/1214 E. 2014/6250 K. 27.02.2014

Davacı işçi iş sözleşmesinin feshinden yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra açtığı bu davada, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş ve fesih anında baskıyla imzalatılan ibraname ve istifa belgelerine değer verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı işveren, davacının istifa ettiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini savunmuş, davacının imzasını taşıyan miktar içeren ibranameye dayanmıştır.
Mahkemece, çelişkili ibranameye değer verilemeyeceği gerekçesiyle, bilirkişinin hesapladığı ihbar ve kıdem tazminatlarının tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili süresi içinde temyiz etmiştir. Savunma ile çelişen ibranameye değer verilemeyeceği yönündeki gerekçe yerinde olsa da, Dairemizin sözü edilen uygulaması miktar içermeyen ibranamelerin geçerliliği noktasında ortaya çıkmaktadır. Başka bir anlatımla miktar içeren ibraname makbuz hükmünde olup, işverence yapılan ödemenin hak kazanılan tutarlardan mahsubu gerekir.
Miktar içeren ibranameye karşı işçinin iradesinin fesada uğratıldığı savunması yapılabilecek ise de, somut olayda bu dava fesih tarihini takip eden sürede ibranamenin düzenlenmesinden yaklaşık 2 yıl sonra açılmıştır. Borçlar Kanunun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olmakla, miktar içeren ibranameye değer verilmeli ve yapılan ödemeler mahsup edilerek ihbar ve kıdem tazminatıyla ilgili bir karar verilmelidir.
9.HD. 2008/28096 E. 2010/30467 K. 26/10/2010

Davacı işçi, işverence iş sözleşmesinin 17.6.2004 tarihinde haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ihbar kıdem tazminatları ile izin alacağını istemiştir. Davalı işveren ise davacının kendi isteği ile ayrıldığını ve buna dair ibraname bulunduğunu savunmuştur.
Mahkemece davacının kendi isteği ile ayrıldığı ve ibranamenin baskı sonucu alındığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle anılan isteklerin reddine karar verilmiştir.
Bahsi geçen ibranamede 16.6.2004 tarihinde davacının kendi isteği ile ayrıldığı ve izinlerini kullandığı belirtilmiş olmakla birlikte imza kısmı tamamen karalanmış durumdadır. Davacı dava dilekçesinde işverence zorla bir imza attırıldığı ancak davacı tarafından son anda üzerinin karalandığı belirtilmiştir. Bu davadan önce Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda da bulunulmuştur. Hazırlık soruşturması sonunda suçun işlendiğine dair yeteri kadar delil elde edilemediği gerekçesiyle, işyeri yetkilisi hakkında takipsizlik kararı verilmiştir.
Davacının ibraname üzerindeki imzayı karalamış olması, ibraname içeriğinin gerçek iradeyi göstermediğini ortaya koymaktadır. Hazırlık soruşturmasının takipsizlikle sonuçlanmış olması, davacının istifa ettiği sonucunu doğurmaz.
Öte yandan davalı işveren davacının ihtarnamesine cevap niteliğindeki 30.6.2004 tarihli ihtarnamesinde, davacının belgeyi imzalamadığını paraflama yoluna giderek istifa beyanını açıkça ortaya koymadığını belirtmiştir. Aynı yazıda işyerinde bu yönde bir tutanak tutulduğu açıklanmıştır. Ne var ki, yargılama sırasında dosyaya bu yönde bir tutanak sunulmamış, tanık dinletilmemiştir. O halde davacı işçinin gerçek istifa etmek suretiyle işyerinde ayrıldığı ve gerçek iradesiyle ibraname imzaladığı kanıtlanabilmiş değildir.
Bu durumda ihbar ve kıdem tazminatları ile izin ücreti isteklerinin hüküm altına alınması gerekir. Mahkemece anılan isteklerin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2006/9504 E. 2006/16336 K. 06.06.2006

Somut olayda, davacının işyerinden istifa ederek ayrıldığı ve işvereni ibra ettiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve hafta tatili ücreti alacakları yönünden dava reddedilmiş ise de; dosyada mevcut ibranamede tarih olmadığı gibi işçinin dava dilekçesinde yıllık izin ücreti alacak talebi de bulunmamaktadır.
İşyeri işçi özlük dosyası içerisinde bulunan belgeler tarihsiz olarak işçi tarafından imzalanmıştır.
Tanıklar da davacının istifa dilekçesini ücret ve haklarının verileceği inancı ile imzaladığını bildirdiklerine göre davacının bu belgeleri gerçek iradesi ile imzaladığı kabul edilemez. İstifa vc ibranameye değer verilmesi somut olay özelliklerine göre yerinde değildir. Dava konusu alacaklar yönünden bir değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2010/16723 E. 2012/23418 K. 18.06.2012

Somut olayda davacı ile birlikte üç işçinin iş sözleşmesi devam ederken 07.02.2007 tarihinde fazla çalışma alacağı yönünden Bölge Çalışma Müdürlüğüne başvurduğu sabittir.
Davacı tanığı bu başvurudan sonra işveren tarafından kendilerine baskı yapılarak istifalarının istendiğini belirtmiştir.
Davalı tarafça dosyaya 10.03.2007 tarihli istifa dilekçesi ibraz edilmiştir. Davacı bu dilekçenin baskı altında alındığını savunmuştur.
Davacının davalı işyerinde toplam 7 yıl 3 ay 21 gün kıdemi vardır. Ayrıca Bölge Çalışma Müdürlüğü inceleme raporuna göre davacının fazla çalışma yaptığı ve bundan dolayı alacağının bulunduğu belirtilmiştir.
7 yılın üzerinde kıdemi olan ve işçilik alacağı bulunan bir işçinin bu kıdemini bırakıp istifa etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalı işveren tarafından baskı ile davacıdan istifa dilekçesi alındığı sabittir. Bu durumda işverenin feshi haksız olup davacının kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmalıdır.
9.HD. 2011/45672 E. 2011/38375 K. 19.10.2011

Davalıya ait yurt dışı işyerinde çalışan davacı işçi kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediğini iddia etmiş, davalının bu konuda imzasını içeren makbuz ve ibraname ibraz etmesi üzerine ise “Türkiye’ye dönmeden kendisine muhasebecinin bu belgeleri imzalattığını, herhangi bir ödeme yapılmadığını” iradesinin fesada uğratıldığını iddia etmiş, mahkemece ibraname ve makbuza itibar edilerek fark kıdem ve ihbar tazminatına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK. 203. Maddesinin senetle ispat zorunluluğunun istisnalarından l/ç bendi uyarınca “Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları” halinde tanık dinlenebilir. Diğer taraftan “bir tarafın diğeri üzerinde ekonomik ve sosyal üstünlüğünü kullanarak belge düzenlemesi, eşitliği kendi lehine bozacak hususlar kabul ettirmesi” sözkonusu belge ve sözleşmeyi geçersiz kılacaktır”(Borçlar Kanunu 19 ve 20 Maddeler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27 ve 36. Maddeleri).
Dinlenen davacı tanığı, “izne gider gibi çıkarıldıklarım, 100,00 USD avans verilerek, kalan kısmın bankaya yatırılacağının belirtildiğini, uçağın kalkmasına bir saat kala alelacele belge imzalattırıldığını, kağıtları okumadan imzalamak istemeyen arkadaşları pasaportlarını vermeyerek mağdur ettiklerini, daha sonra herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadığını” belirtmiştir. Aynı işyerinde çalışan ve davalı işverene karşı aynı şekilde dava açan işçilerle ilgili olarak Ankara 8 ve Ankara 15. İş Mahkemelerinde ibraname ve makbuza itibar edilemeyerek kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulüne dair verdikleri kararlar Dairemizce duruşmalı olarak incelenmiş(2010/7067 Esas, 2010/29455 Esas) ve onanmalarına karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve emsal kararlara göre yurt dışı işyerinde çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilerek yurda gönderilmelerinde ödeme bulunmadığı halde ibraname ve ödendiğine dair makbuz düzenlendiği, ibraname ve makbuzları işverenin sosyal ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak imzalattığı, davacının iradesinin fesada uğratıldığı bu nedenle ibraname ve makbuzların geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının kıdem ve ihbar tazminatının tamamına karar verilmesi gerekir.
Yazılı gerekçe ile fark kıdem ve ihbar tazminatına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2012/18434 E. 2012/23219 K. 18.06.2012

Aktin haksız feshedildiği yönündeki mahkemenin tespiti yerindedir.
Ancak Dosya İçerisinde mevcut 2003 Mart ayı ücret bordosu davacı tarafından imzalı olup ücret alacağı ile birlikte kıdem tazminatı ödemesi görülmektedir.
Davacı boş kağıda imza attırılıp sonradan işçinin işverence ücret pusulası olarak doldurulduğunu iddia etmiştir.
Davacının bir tanığı ise ihale sonunda bir kısım alacaklarını aldıklarına dair belge imzalatıldığı ödeme yapılmadığını ifade etmiştir.
Davacı tanığının bu beyanı davacının söz konusu şirket bordosunu imzalarken iradesinin fesada uğradığını göstermeye yeterli değildir.
Bu nedenle 2003 Mart ayı ücret bordosu makbuz niteliğinde kabul edilerek yazılı kıdem tazminatı miktarı bilirkişi tarafından hesaplanan miktardan faiziyle birlikte mahsup edilmeli ve bu şekilde hüküm kurulmalıdır.
Yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
9.HD. 2006/4293 E. 2006/25332 K. 02.10.2006

Somut olayda, davacının iş akdinin sona ermesinden sonra 30/09/2010 tarihinde imzaladığı ibranamede “24 yıllık çalıştığım süreler için kıdem tazminatı, haftalık ve yıllık izinlerim, fazla çalışmalarım karşılığı olarak
25.0. 00 TL para ödenmiş olup, apartmandan hiçbir yasal alacağım kalmamıştır. Bu tutanak tarafımızdan tanzim ve imza edilmiştir.” yazılı olduğu ve davacının herhangi bir ihtirazi kayıt düşmeden belgeyi imzaladığı sabittir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 18/01/1987- 31/07/2010 tarihleri arasında davalı işyerinde asgari ücretle çalıştığı kabul edilmiştir. Davacının iş akdinin feshi tarihi olan 31/07/2010 tarihinden iki ay sonra 30/09/2010 tarihinde bahse konu ibranamenin düzenlendiği, davacının herhangi bir ihtirazi kayıt göstermeden ibranameyi imzaladığı ve kıdem tazminatı, hafta tatili, yıllık izin ve lazla çalışma ücreti karşılığı olarak
25.0. 00 TL ödemeyi davacının aldığı anlaşılmıştır. İbranamenin iş akdinin feshi tarihinden iki ay sonra imzalanması nedeniyle davacının iradesinin fesada uğratılarak ibraname imzalatıldığından da söz edilemez. Bu durumda davacının, ibraname metninde yazılı işçilik alacakları olan yıllık izin, hafta tatili ve fazla çalışma ücret alacaklarını almış olduğunun kabulü gerekir. Bu durum değerlendirilerek genel tatil ücreti alacağı dışındaki hak ve alacakların reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
7. HD. 2013/20513 E. 2014/4157 K. 19.02.2014

İş sözleşmesinin 31.03.2007 tarihinde son bulduğu ihtilafsızdır. İçeriğinin de tüm çalışma süresine ilişkin olduğu, ihbar ve kıdem tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarım aldığını belirtilen ibraname davalı delilleri arasında dosyaya sunulmuş, işçinin dava konusu ettiği tüm hak ve alacaklarının ödendiği savunulmuştur. Yargılama sırasında işçi tarafından ibraname üzerindeki imza inkar edilmemiş, bir irade fesadı hali de iddia ve ispat olunmamıştır. Mahkemece ibranameye değer verilerek dava konusu taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2013/9163 E. 2014/10580 K. 30.04.2014

Dosyaya ibraz edilen ibranamede davacı 01.05.2002-28.02.2006 tarihleri arasındaki çalışması karşılığı kıdem ve ihbar tazminatları yönünden miktar belirtilmek suretiyle fazla çalışına ve yıllık izin ücreti alacaklarını miktar belirtmeden aldığını belirterek işvereni ibra etmiştir. Duruşmada alınan beyanında ibranamedeki imzanın kendisine ait olduğunu, ne zaman ne şekilde imzaladığını hatırlamadığını, kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediğini, makbuzlarındaki imzanın da kendisine ait olduğunu, ücret ödemelerinde boş olarak para makbuzu başlıklı belgeler imzalatıldığını beyan etmiştir. Davacı tarafından ibranamenin iradesi fesadı ile imzalandığı iddia ve ispat edilememiş olmasına göre davacının dava konusu işçilik alacaklarından davalı işvereni ibra ettiğini kabulü gerekir. Mahkemece ibranameye değer verilerek davanın reddi yerine karar yerinde ibranamenin geçerliliği tartışılmadan davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2013/9162 E. 2014/10579 K. 30.04.2014

Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İş sözleşmesinin işçinin yaşlılık aylığı almaya hak kazanması nedeniyle 11.01.2008 tarihinde son bulduğu ihtilafsızdır. İçeriğinde 15.7.1989-15.1.2008 arası çalışmaya ilişkin olduğu belirtilen ibraname davalı delilleri arasında dosyaya sunulmuş, işçinin tüm hak ve alacaklarının ödendiği savunulmuştur. Yargılama sırasında işçi tarafından ibraname üzerindeki imza inkar edilmemiş, bir irade fesadı hali de iddia ve ispat olunmamıştır. Mahkemece ibranameye değer verilerek taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2012/14484 E. 2013/4009 K. 28.02.2013

Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İş sözleşmesinin 19.10.2010 tarihinde son bulduğu ihtilafsızdır. Aynı tarihi taşıyan elle yazılmış ibraname davalı delilleri arasında dosyaya sunulmuş, işçinin tüm hak ve alacaklarının ödendiği savunulmuştur. Mahkemece davacı isticvap edilerek söz konusu ibraname gösterilmeli, imzanın davacıya ait olup olmadığı sorulmalı, bir irade fesadı durumu bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre geçerliliği bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2012/14487 E. 2013/4012 K. 28.02.2013

İş sözleşmesi feshedilen ve mühendis olan davacı işçi fesih tarihinde düzenlenen ibraname ile her türlü tazminat ile fazla mesai ve tatil çalışmaları dahil tüm hak ve alacağı kalmadığını, işvereni ibra ettiğini belirtmiştir.
Yüksek okul mezunu olan davacı işçi matbu da hazırlansa tarih ve adı soyadı yazılan bu belgeyi tanıkların huzurunda imzalamıştır.
Davacı ibranameyi imzalarken iradesinin fesada uğratıldığını da kanıtlamamıştır.
Diğer taraftan merkez işyerinde açılan emsal davalarda kabul edildiği gibi davalı işveren çelişkiye de düşmemiştir. İşvereni ibra eden davacı fazla çalışma ücretini talep edemez. Fazla çalışma ücreti talebinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2011/46347 E. 2011/45602 K. 28.11.2011

Davacı, “İbraname” başlıklı vc 05/11/2007 tarihli belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu, belgeyi okumadan imzaladığını beyan etmiş ancak herhangi bir irade fesadı iddiasında bulunmamış ve bu konuda bir ispata yönelmemiştir.
Bozma kararında da detaylıca belirtildiği üzere Borçlar Kanunu’ nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenen vc savunmayla çelişmeyen, irade fesadına uğradığı iddia ve ispat edilmeyen ve hakkı açıkça belirten ibraname, miktar içermese dahi, geçerlidir.
Bu nedenle, ulusal bayram-genel tatil ve hafta tatili ücretleri açısından geçerli olan 05/07/2007 tarihli ibraname karşısında davacının bu iki alacak açısından işvereni ibra ettiği anlaşıldığından, ulusal bayram-genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kabulü hatalı olııp bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2012/22043 E. 2012/26206 K. 04.07.2012

Somut olayda davacı fazla çalışma yaptığını ancak ücretlerinin ödenmediğini, fesihten sonra düzenlenen ve baskı altında alındığı aşikar olan ibranamenin geçerli olmadığını iddia ederek fazla çalışma ücreti talep etmiştir.
Davalı işveren davacının tüm hak ve alacaklarının ödendiğini ve şirketin ibra edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Dosyada mevcut 19.07.2007 tarihli ibranamede davaya konu fazla mesai ücretlerinin alındığı belirtilmiş olup, imzanın davacıya ait olduğu tartışmasızdır.
Davacı ibranamenin irade fesadı ile imzalatıldığını iddia etmişse de ibranamenin irade fesadı sonucu imzaladığını ispatlayamamıştır.
İrade fesadı ile alındığı ispat edilemeyen ve savunmayla çelişmeyen ibraname içerdiği alacakları ortadan kaldıracağından geçerli olduğu anlaşılan ibranameye değer verilerek davanın reddi gerekirken ibranamenin kabul edilmemesinin gerekçesi dahi açıklanmadan davanın kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2009/39137 E. 2011/50116 K. 28/12/2011

Somut olayda, davalı işverence ibraz edilen ibraname ve 04.08.2005 tarihli ödetne belgesi davacının ıslak imzasını taşımaktadır.
Davacı taraf, işveren tarafından işsizlik parası alabilmesi için gerekli olduğu söylenerek ibranamenin boş olarak imzalatıldığını beyan etmiştir. Davalı tanığı B.V., fesih tarihinde ibranameyi kendisinin boş olarak fax ile gönderdiğini, daha sonra içeriğinin kendisi tarafından hak edişlere göre doldurulduğunu beyan etmiştir.
Uyuşmazlık konusu olan ve ibranameden ayrı olarak düzenlenen 04.08.2005 tarihli ödeme belgesinde, 8.135.00 TL kıdem tazminatı, 1.591.62 TL ihbar tazminatı ve 318.20 TL yıllık izin alacağına ilişkin ödeme yapıldığı gösterilmiştir.
Bu belgenin alt kısmında bankaya ödenen miktarın 17.90 TL, elden ödenen miktarın 10.794.37 TL olduğu not edilmiştir ve eksiksiz teslim aldım ibaresini taşımaktadır.
Davalı işverene ait ticari kayıtların incelenmesinde; 04.08.2005 tarihli ödeme belgesinde gösterilen 10.794,37 TL ‘nin kasa çıkışı kasa çıkışının 05.08.2005 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
İbranamenin boş olarak imzalatıldığı sabit ise de, davacı tarafın ödeme belgesini boş olarak imzaladığı yönünde bir beyanı olmadığı gibi, bu hususla ibraz edilmiş delil de bulunmamaktadır. 04.08.2005 tarihli ödeme belgesi altındaki imzaya itiraz edilmediğinden ve bu belge açısından irade fesadı da kanıtlanamadığından, davalı işvereninin ticari kayıtlarında da yer alan ödemenin, sadece bankaya yatırılmaması nedeni ile geçersiz kabul edilmesi isabetsizdir.
9. HD. 2010/1086 E. 2012/9356 K. 21.03.2012

Davacı tarafından yıllık ücretli izin ücreti alacağı istemi ile açılan davada, işverence 18.8.1999 tarihli davacı imzasını taşıyan ve yıllık izin ücretlerinin kalmadığına ilişkin ibraname sunulmuş, Mahkemece bu belge bir değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.
Yapılacak iş, ibraname hakkında davacının beyanı alınarak, imzasının inkarı halinde gerekli inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar vermek, imzasının kabulü halinde ise yıllık izin ücreti isteminin reddine karar vermekten ibaret olup, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2006/1919 E. 2006/20419 K. 10.07.2006

Dosya içeriğine davalı tarafın delilleri arasında, davalılar Ö.İnş. Otomotiv Tur. San ve Tic, Ltd. Şti. ve İ.Yapı İnş. Tur. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne verilmiş iki adet ibraname sunulmuş, işçinin tüm hak ve alacaklarının ödendiği savunulmuştur.
Mahkemece sözkonusu ibranameler davacıya gösterilerek isticvap edilmeli, imzaların davacıya ait olup olmadığı sorulmalı, bir irade fesadı durumu bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre geçerliliği bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2014/8750 E. 2014/10946 K. 02.05.2014

Dosya içeriğine göre, davacının, davalı Ö. Tahmil Tahliye Ltd. Şti. işyerinde 03.10.2006-15.07.2008 tarihleri arasında geçen hizmetlerine karşılık tüm işçilik alacaklarını aldığına ve işvereni ibra ettiğine ilişkin
22.08.2008 tarihli ibraname sunulmuştur. Bu belge miktar içermiyor ise de, ihbar-kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai, hafta tatili ile genel tatil ücretlerini aldığı bilgisi yer almaktadır. Sözkonusu ibraname davacıya gösterilip sorulmalı, imzanın işçiye ait olup olmadığı tespit edildikten sonra, bir irade fesadı hali olup olmadığı araştırılmalı, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2013/1866 E. 2014/622 K. 22.01.2014

Somut olayda, 28/11/2007 tarihli 35707 yevmiye numaralı ibraname Ankara 16. Noteri huzurunda imzalanmıştır. 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 82. maddesine göre, yapılan ibraname işlemi aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. İbranamenin aksi ise eşdeğer bir belge ile ispatlanamamıştır. Buna göre söz konusu ibranameye değer verilerek ibraname kapsamında yer alan taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/46682 E. 2012/8104 K. 12.03.2012

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı şirkette çalıştığı 12.07.2001-16.07.2007 ilk dönem çalışması nedeni ile ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı hususunda toplanmaktadır.
Davacı, davalı şirkette iki dönem çalışması olduğunu, ilk dönem çalışmasının haksız olarak feshedildiğini, ikinci dönem çalışmasının ise emeklilik nedeni ile sona erdiğini iddia ederek 1. ve 2. dönem çalışması nedeni ile fark kıdem tazminatı, 1. dönem çalışması sebebi ile de ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları talep etmiştir.
Davalı, ilk dönem çalışmasının kendi isteği ile sona erdiğini ve ibraname verdiğini savunmuştur.
Mahkeme ise, davacının davalı şirkette 2 dönem çalışmasının olduğunu kabul ederek ve bilirkişi raporuna atıfta bulunarak davacının 1. dönem çalışması nedeniyle ihbar tazminatı ile birlikle genel tatil alacağı hariç diğer taleplerinin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Ancak, davacının 1. dönem çalışması ile ilgili ihbar tazminatının 16.07.2007 tarihli ve noterden düzenlenen ibraname ile ödendiği anlaşılmaktadır.
Noterden düzenlenen ibranamenin aksinin ancak kesinleşmiş mahkeme kararı ile kanıtlanması mümkün olup söz konusu ibraname uyarınca davacının
1. dönem çalışması ile ilgili ihbar tazminatının ödendiği anlaşıldığından davacının ihbar tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
9. HD. 2011/54777 E. 2014/5409 K. 24.02.2014

Somut olayda mahkemece davacının imzasını taşıyan tarihsiz ibranameye değer verilmemesi yerindedir. Davacı ibranamelerdeki imzanın kendine ait olduğunu, ödemelerin gerçek ücreti üzerinden yapılacağı vaadiyle hile ile ibranamelerin imzalatıldığını ileri sürmüş ancak iradesinin sakatlandığını kanıtlayacak delil sunmamıştır.
Ayrıca noter tarafından düzenlenen ibranamenin resmi makam önünde imzalandığı ve geçersizliğinin ancak yazılı kanıt ile ispatlanabileceği açıktır. Bu nedenle noterde düzenlenen ibranamenin geçerli olduğu kabul edilerek davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
9.HD. 2009/9718 E. 2011/10393 K. 07.04.2011

Somut olay yönünden mahkemece akdin işveren tarafından haklı nedenle feshedilmesi halinde ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek ibranameye itibar edilmemiştir.
Dosyada mevcut ibraname noter huzurunda düzenlenmiş olup kıdem tazminatı bakımından miktar içermektedir.
Davacı kıdem tazminatı karşılığı olarak 2.700 TL aldığını noter huzurunda beyan ettiğine göre bu miktar tespit edilen kıdem tazminatından mahsup edilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
9. HD. 2008/12007 E. 2009/31389 K. 12.11.2009

Uyuşmazlık feshin haklı olup olmadığı ve işsizlik tazminatı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece davacı tarafından istifa belgesi ve ibranameye dayanılarak dava reddedilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde haksız olarak ücret kesintisinin yapıldığını ve bu nedenle iş sözleşmesini feshettiğini beyan etmiştir.
Söz konusu istifa belgesinde “tüm alacaklarının tarafıma ödenmesi” ibaresi bulunduğuna göre bu ifadenin itirazı kayıt olarak kabulü gerekir.
Öte yandan 17.9.2004 tarihli ibraname soy ut ve genel bir içerik taşımaktadır.
Bu nedenle ibranamenin geçerliliğinden de söz edilemez.
Mahkemece yapılacak iş davacının ücretinden kesinti yapılıp yapılmadığı ve bu işlemin haklı olup olmadığını belirlemek ve sonucuna göre karar vermektir.
Yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2006/8379 E. 2006/29440 K. 08.11.2006

Dosya içerisinde 10.5.2007 tarihli ibraname bulunmaktadır.
Söz konusu ibranameyi davacının fazlaya dair haklarını saklı tutarak imzaladığı görülmektedir.
Anılan şekilde fazlaya dair hakların saklı tutulması, ibranamede miktar olarak gösterilen kalemler ve ibranamede yer almayan haklar bakımından hüküm ifade eder.
İbranamede davaya konu edilen fazla çalışma ve yıllık izin ücretlerine tutar belirtilmeksizin yer verilmiş olmakla, yukarıda belirtilen ilkeler ışığında adı geçen alacaklar bakımından değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir.
9. HD. 2009/27488 E. 2012/759 K. 18.01.2012

Davacılar murisinin iş sözleşmesinin ne şekilde sona erdiği taraflar arasında çekişmelidir.
Dosyada mevcut işten ayrılma belgesinde davacının iş sözleşmesinin 09.08.2007 tarihinde 4857 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca işveren tarafından feshedildiği belirtilmiştir.
İşten ayrılma bildirgesi yanında dosya içerisine mevcut sulh ve ibraname başlıklı belgenin metin kısmında istifa ederek ayrıldığı belirtilmiş olmasına rağmen belgenin «ihbar ve kıdem tazminatım verilmedi ve almadım» şeklinde davacı tarafından ihtirazi kayıtla imzalandığı da anlaşılmıştır.
Söz konusu belgenin aslı dosyaya ibraz edilemediği gibi işveren tarafından tek taraflı olarak tutulan ve ibranamenin aslının davacıların murisinin şahsi dosyasında olmadığı, aslı yerine fotokopisi olduğu şeklindeki tutanak içeriğinin kabulü de mümkün değildir.
Bu nedenle sulh ve ibraname başlıklı belgedeki istifa iradesi ile belge altındaki ihtirazi kayıt karşısında davacılar murisinin istifa iradesinin bulunduğundan söz edilemeyeceği gibi işveren tarafından tanzim edilen işten ayrılma bildirgesi de gözetildiğinde kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2010/8759 E. 2012/16407 K. 09.05.2012

Somut olayda mahkemece ibranameye değer verilerek işyerinde reyon şefi olarak çalışan davacının fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve prim alacağı istekleri reddedilmiştir. İşverence akdin feshedilmesinden sonra matbu olarak düzenlenmiş bulunan ibranameyi davacı ‘tüm yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla ‘şeklinde ihtirazı kayıt koyarak imzalamıştır. İhtirazı kayıtla imzalanan ibranamenin borcu sona erdirdiğinden söz edilemez. Mahkemece ibraname nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan ibranamenin son cümlesinde ‘yukarıda belirtilen bütün haklarımdan dolayı her türlü cezai ve hukuki dava açmak haklarımdan feragat ettiğimi beyan ve kabul ederim’ ifadesi mevcuttur. Yine ihtirazı kayıtla imzalanmış olan bu belgenin feragat kısmını da etkilemesi ibranamede yer alan feragat sözcüğünün haktan vazgeçme niteliğinde olmadığı kabul edilmelidir.
Mahkemece işin esasına girilerek dava konusu istekler yönünden taraf delilleri toplanıp, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2008/40032 E. 2010/31666 K. 04.11.2010

Somut olay yönünden davacının iş sözleşmesi 14.1.2005 tarihinde feshedilmiştir. Davacı aynı tarihte davalı işvereni ibra etmiştir. İbranamede fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının tamamını aldığı yazılıdır. Davacı ibranameye “maaş ve prim haklarım saklıdır” şeklinde ihtirazı kayıt koymuştur.
Bu durum karşısında fazla çalışma ve genel tatil alacakları yönünden verilen ibraname geçerlidir. Davacının fazla çalışma ve genel tatil alacağının reddedilmelidir.
9. HD. 2008/16499 E. 2010/3212 K. 11.02.2010

Somut olayda, davacının iş akdinin sona ermesinden sonra imzaladığı tarihsiz ve davaya konu iş kanunundan doğan ücretler, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile yıllık izin ücretine dair hiçbir hak ve alacağının kalmadığının yazılı olduğu, davacının bu ibranamenin altına el yazısı ile “Eylül, Ekim maaş hak edişlerimi almadım, ihbar- kıdem ve yıllık izin hak edişlerimi almadım, ödenmesi kaydıyla” ihtirazi kaydını düşerek imzaladığı sabittir. Davacının ibranamede yazılı diğer alacaklarını almaması halinde bu alacakları da ihtirazi kayıtta göstermesi gerekeceği tabiidir. İbranamenin imzalanması ile ilgili olarak ileri sürülmüş bir irade fesadı hali iddiası da sözkonusu değildir. Bu durumda davacının ihtirazi kayıtta yer almayan ve ibraname metninde yazıla diğer işçilik alacakları olan genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışma ücret alacaklarını almış olduğunu kabulü gerekir. Bu durum değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekirken mahkemenin hatalı kabul ile ibranamedeki ihtirazi kayda değer vermeyip hafta tatili dışındaki alacak taleplerinin tamamının kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
7. HD. 2013/5298 E. 2013/12359 K. 01.07.2013

Somut olayda; davacı işçi, okuma-yazması olmadığını, bu sebeple ibraname içeriğini bilmediğini iddia etmiştir.
Davacı aleyhine ibraz edilmiş olan ibraname tarihsiz olup 11.07.2003- 30.06.2004 tarihleri arası süreyi kapsamaktadır. Hizmet sözleşmesi ise 12.11.2004 tarihinde feshedilmiştir.
Taraf tanıklarının anlatımlarında şirketleşme sırasında tüm çalışanlardan ibraname alındığı anlaşılmaktadır.
Okuma yazma bilmeyen işçiden alman ibranamenin geçerli olabilmesi bakımından I lUMK’nun 297. maddesinde yer alan prosedüre uyulmadığı gibi, çalışırken alınan ibranamelerin geçerliliği de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ibranameye değer verilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca davacının ihbar vc kıdem tazminatı istekleri dışında kalan talepleri bakımından deliller yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2008/41165 E. 2010/29240 K. 15.10.2010

Davacı işyerinde gece vardiyasında çalışması istendiğinde sağlık sorunu nedeni ile sürekli gece vardiyasında çalışamayacağını bildirdiğini, okuma yazmasının olmadığını, kendisine bir kağıt imzalatıldığını, belgeyi okumadan imzaladığını iddia etmiş; davalı şirket vekili ise davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını, işvereni ibra ettiğini savunmuştur.
Mahkemece ilk celsede iş sözleşmesinin davacı tarafından ibraname imzalayarak sonlandırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Tarafların gösterdiği deliller toplanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacı okuma yazma bilmediğini, ibraname içeriğinin kendisine okunmadığını iddia etmiş olmasına göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun irade sakatlığı hükümlerine göre ibranamenin geçerliliğinin belirlenmesi için tarafların delilleri toplanarak ibranamenin geçersizliğini doğuracak bir irade sakatlığı bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2012/30149 E. 2013/29014 K. 13/12/2013

Somut olayda; dosyada bulunan 27.03.2010 tarihli fesihten önce düzenlenen belgede davacı geriye dönük izinler dahil harcırah alacağının bulunmadığını kendi el yazısı ile yazıp imzalamıştır. Davalı taraf delil listesinde bu belgeye açıkça dayanmıştır. Borcu sükut ettiren belge niteliğinde olduğundan her aşamada ibraz edilebilecek bir belge niteliğindedir. Yapılacak iş davacı isticvap edilerek bu belgeye karşı diyecekleri sorulup davalı tarafça yemin deliline de dayanıldığından bu konudaki hakkı da hatırlatılarak tüm deliller bir arada değerlendirilmek suretiyle yıllık izin alacağı hakkında bir karar vermektir.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
7. HD. 2013/2101 E. 2013/4049 K. 21.03.2013

Davacının İmzasını taşıyan 2001 yılı aralık ayı ve sonrasına ait aylık ücret bordrolarında “fazla mesai yapmadım, aylık istihkakımı tam olarak aldım” ibaresi yazılıdır. Ancak söz konusu bordrolarda fazla mesai tahakkuku bulunmamaktadır.
Taraflar arasında iş ilişkisinin devam ettiği sırada ücret bordrolarına eklenen bu tür ifadelerin geçerli olmadığı kabul edilmelidir.
Davacı işçi bahsi geçen dönem içinde fazla çalıştığını kanıtlaması durumunda zamlı olarak karşılığını talep edebilmelidir.
Somut olayda da davacının işyerinde 12 saat esasına göre 2 vardiya olarak çalıştığı sabit olmuştur.
Böyle olunca 2001 yılı aralık ayından fesih tarihine kadar olan dönem için fazla mesai tahakkuku bulunan aylar hesaplama dışı bırakılmak suretiyle fazla çalışma ücreti hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
9. HD. 2007/29051 E. 2008/28165 K. 21.10.2008

Somut olayda, fazla mesai ücreti dışındaki alacakların miktar olarak belirtildiği ibranamede “fazla mesai ücretine ilişkin bir hak/ücret alacağının olmadığı yazılıdır. Davalı ise cevap dilekçesinde fazla mesai alacağının bulunmadığını belirttiğinden ibraname ile savunma arasında bir çelişki olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece savunmayla çelişmeyen ibranameye değer verilerek fazla mesai alacağının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü hatalıdır. Somut olayda, fazla mesai ücreti dışındaki alacakların miktar olarak belirtildiği ibranamede “fazla mesai ücretine ilişkin bir hak/ ücret alacağının olmadığı yazılıdır. Davalı ise cevap dilekçesinde fazla mesai alacağının bulunmadığını belirttiğinden ibraname ile savunma arasında bir çelişki olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece savunmayla çelişmeyen ibranameye değer verilerek fazla mesai alacağının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü hatalıdır.
9. HD. 2012/34961 E. 2014/29843 K. 15.10.2014

Somut olayda davalı işverence tanzim edilen davacının ihtirazi kayıl koymaksızın imzaladığı, ücret bordrolarında fazla mesai, bayram ve genel tatil sütunlarının karşısına bazı aylarda “fazla mesai ve bayram tatili yapılmadı” şeklinde, bazı aylarda yapılan fazla mesai, bayram ve genel tatil çalışmaları için ücret tahakkuku yapıldığı, bazı aylarda ise fazla mesai, bayram ve genel tatil günlerinin karşısına (0) rakamının yazıldığı davacının bordrolarda yazan miktar + prim şeklinde çalıştığı anlaşılmıştır. İhtirazi kayıt konulmaksızın imzalanan ücret bordroları geçerli olduğundan eylem belirten “ yapılmadı” şeklinde kayıt konulan ve fazla mesai ile bayram ve genel tatil ücreti tahakkuk ettirilen aylar yönünden fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağının hesaplanmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
7. HD. 2013/1744 E. 2013/3962 K. 20.03.2013

Somut olayda davacı ibraname başlıklı ödeme taahhüdü içeren belgeye dayanarak belgede yazılı kıdem tazminatı, ücret alacağı ile bu belge dışında kalan 2.000 TL’lik fazla çalışma alacağı için icra takibi yapmış ve davalının itirazı üzerine duran takibe yönelik olarak itirazın iptali davası açmıştır.
Davacı vekili tarafından 30/04/2009 tarihli oturumda fazla çalışma alacağından feragat edildiği anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan takibe dayanak ibraname başlıklı 04/10/2006 tarihli belge davacı açısından borcu sona erdiren nitelikte bir ibraname olmayıp, bilakis davalı açısından kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren bir belgedir.
Belgeden de açıkça görüleceği üzere toplam 2.076,48 TL nin ödeneceği taahhüt edilmiş, ancak bunun karşılığında davalı tarafından dosyaya ödemeye ilişkin dosyaya belge sunulmamıştır.
Sadece vadesi gelen taksitlerin İş Bankası hesabına ödendiği belirtilmiş, ancak banka ile yapılan yazışmadan bir sonuç alınamamıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere ibraname niteliği taşımayan aksine borç ikrarı içeren belgede yazılan miktarın ödendiğinin ispatı davalı işverene ait olup, davanın buna göre değerlendirilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile bahse konu belgenin mahkemece ibraname vasfında kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2010/18352 E. 2012/26797 K. 06/07/2012

Davacı işçi işe iade sonrasında işe yasal başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmamış ve açmış olduğu bu davada, işe başlatmama tarihine göre ödenmesi gereken ücret üzerinden ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti isteklerinde bulunmuştur.
Mahkemece, geçersiz sayılan fesih sırasında sözü edilen alacakların ödendiği ve ibraname verildiği gerekçesiyle 4 aylık boşta geçen süre sebebiyle hak kazanılan fark istekler yönünden karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili süresi içinde temyiz etmiştir.
Somut olayda iş sözleşmesinin fesih tarihi işçinin işe başvurusu üzerine işverence işe başlatılması gereken bir aylık sürenin sonudur. O halde davacının tüm hizmet süresine göre ihbar ve kıdem tazminatları ile izin ücreti işe başlatmama anındaki ücrete göre hesaplanmalı ve daha önce ödenen tutarların mahsubu yoluna gidilmelidir. Davacının hizmet süresinin hatalı hesaplandığı yönündeki itirazları bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve yine yemek yardımı ile taşıt yardımı uygulamasının varlığı ve tazminata esas ücrete eklenmesi yönünde bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen itirazlar üzerinde durulmalıdır. Mahkemece, geçersiz sayılan fesih sırasında yapılan ödemelere ve alman ibranameye değer verilerek sadece 4 aylık boşta geçen süre için fark tazminat ve izin ücreti hesabı ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
9.HD. 2009/25618 E. 2009/20170 K.. 07.07.2009

Taraflar arasında davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin fesihten sonra ödenip ödenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı V. Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. fesihte davacının kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti alacağının ödendiğini savunarak ibraname sureti ve bunlara ait bordrolar sunmuştur. Davacı bu ibranamelerin işe girerken boş olarak imzalatıldığını, üzerindeki rakamların sonradan doldurulduğunu, ödeme yapılmadığını beyan etmiştir.
Mahkeme ise, tanık beyanlarına dayanarak ve davalı işverenin ödemeleri
banka kanalıyla yapınası gerektiği gerekçesiyle bu belgelere itibar etmemiştir.
Yapılacak iş; muhasebeci bilirkişiye işverenin ticari defterleri üzerinde inceleme yetkisi verilerek ibraname karşılıklarının ticari kayıtlarda yer alıp almadığını belirleyip çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
7.HD. 2013/4999 E. 2013/12770 K. 05.07.2013

Davalı işverence davacının dava konusu alacaklarının ödendiği ileri sürülerek ibraname başlıklı ve ödeme miktarını gösteren bir adet belge dosya sunulmuştur. Anılan belgeye karşı davacı taraf, imza inkarı veya iradesinin fesada uğratıldığı iddiasında bulunmamıştır. Miktar içeren söz konusu belgenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmelidir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, iş davalarında işverenin ticari defterlerinin yapılan ödemeleri teyit etmemesi, makbuzun geçersizliği sonucunu doğurmaz.
Bu nedenle hesaplanan dava konusu alacaklardan ödenen miktar mahsup edildikten sonra hüküm kurulması gerekirken, belgenin ibraname olarak nitelendirilmesi ve geçerli bir ibraname bulunmadığı gerekçesi ile dikkate alınmaması isabetli olmamıştır.
22.HD. 2012/28273 E. 2013/28989 K. 12.12.2013

Bozma kararına uyan mahkeme, davalı vekiline ödeme belgelerini ve banka hesap numarasını ayrıca 2011 yılma ilişkin defter ve kayıtları sunması için kesin süre vermiş, davalı vekilinin istenen ticari defter ve kayıtları ibraz etmesi üzerine mali müşavir bilirkişiden rapor almıştır. Bilirkişi raporunda, işletme defterinin giderler sütununun 2.sayfa 12.sırasında 26.02.2011 tarihli “K.Y. gider” olarak 1593,50 TL’sının kayıtlı olduğunu bildirmiştir. Hal böyle olunca davacının imza inkarında bulunmadığı imzalı ibranamede yazılı kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemenin davalının ticari kayıtlarında yer alması nedeni ile, davalının bu miktarı ödediğini kabul edip kıdem tazminatından mahsup etmek gerekirken, ayrıca ödeme belgesi sunulmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
7. HD. 2014/4405 E. 2014/10585 K. 13.05.2014

Davacı işçiye feshin ardından davaya konu işçilik alacakları bakımından ödeme yapılıp yapılmadığı konusu taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturmaktadır. Davalı işveren davacının imzaya itiraz etmediği miktar içeren ve fesihten sonra düzenlenen ibranameye dayanmıştır. Davacı vekili ise belgenin boş olarak önceden işçiden alındığını ve sonradan işçi aleyhine doldurularak kullanıldığı kanısında olduklarını belirtmiştir.
Mahkemece davacı tanıklarının beyanları ve iş müfettişi tutanağında ödemeden söz edilmemesi sebebiyle ibranameye değer verilmemiştir. İş müfettişi ile işveren vekili arasında düzenlenen tutanakta işçinin dava açmış olması sebebiyle inceleme yapılmadığı bildirilmiştir. Bu açıdan ödeme belgesi yönünden bir açıklamaya yer verilmemesi sonuca etkili değildir.
Davacı vekili 27.01.2012 havale tarihli dilekçesinde ibranamede miktarı belirtilen ödemelerin yapılıp yapılmadığının davalı işverenin 2007 yılı defterleri üzerinden araştırılması gerektiğini açıklamıştır. Davalı vekilinin de bu yönde talebi olmakla somut olay bakımından ibranamede yazılı tazminat ve alacakların işverenin onaylı ticari defterlerinde gösterilip gösterilmediği ve ödeme üzerine vergilerin ilgili vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığının araştırılması gerekir. Mahkemece açıklanan yönlerden yapılacak inceleme sonucuna göre dosya kapsamı yeniden bir değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2012/9652 F.. 2014/10851 K. 01.04.2014

Somut olayda, mahkemece ibraname kabul edilmemişse de aynı davalılara karşı yine Uşak İş Mahkemesinde açılan ve karara bağlanan bir çok dosyada (Uşak İş Mahkemesi 2009/913 Esas, 2009/923 Esas. 2009/921 Esas, 2009/925 Esas, 2009/915 Esas) ibraname makbuz olarak değerlendirilmiştir.
Davacı taraf, ibranamede belirtilen paraları almadığını iddia etmiş, işveren ise davacının hak ve alacaklarının ibranamede belirtildiği şekilde ödendiğini savunmuştur.
Mahkemenin ibranameye yönelik gerekçeleri yerinde değildir.
İbranamenin farklı kişilerce doldurulması mümkün olduğu gibi ödemenin elden yapılması da mümkündür. Ücretlerin bankaya yatırılması karşısında ibranamedeki miktarların elden ödenmesinin kabul görmemesi de yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş, davalı şirketin ticari defler ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ibranamede belirtilen miktarların kayıtlara girip girmediğini ve ibranamede gösterilen kesintilerin vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığım araştırmak ve defter kayıtlarında oluşacak neticeye göre yukarıdaki ilkeler doğrultusunda sonuca varmaktır. Eksik inceleme ile ibranamenin geçersiz sayılması hatalıdır.
9. HD. 2011/31626 E. 2013/23449 K. 23.09.2013

Somut olayda, davalı işverence ibraz edilen ibraname ve 04.08.2005 tarihli ödeme belgesi davacının ıslak imzasını taşımaktadır.
Davacı taraf, işveren tarafından işsizlik parası alabilmesi için gerekli olduğu söylenerek ibranamenin boş olarak imzalatıldığını beyan etmiştir. Davalı tanığı B.V., fesih tarihinde ibranameyi kendisinin boş olarak fax ile gönderdiğini, daha sonra içeriğinin kendisi tarafından hak edişlere göre doldurulduğunu beyan etmiştir.
Uyuşmazlık konusu olan ve ibranameden ayrı olarak düzenlenen 04.08.2005 tarihli ödeme belgesinde, 8.135.00 TL kıdem tazminatı, 1.591.62 TL ihbar tazminatı ve 318.20 TL yıllık izin alacağına ilişkin ödeme yapıldığı gösterilmiştir.
Bu belgenin alt kısmında bankaya ödenen miktarın 17.90 TL, elden ödenen miktarın 10.794.37 TL olduğu not edilmiştir ve eksiksiz teslim aldım ibaresini taşımaktadır.
Davalı işverene ait ticari kayıtların incelenmesinde; 04.08.2005 tarihli ödeme belgesinde gösterilen 10.794,37 TL ‘nin kasa çıkışı kasa çıkışının 05.08.2005 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
İbranamenin boş olarak imzalatıldığı sabit ise de, davacı tarafın ödeme belgesini boş olarak imzaladığı yönünde bir beyanı olmadığı gibi, bu hususta ibraz edilmiş delil de bulunmamaktadır. 04.08.2005 tarihli ödeme belgesi altındaki imzaya itiraz edilmediğinden ve bu belge açısından irade fesadı da kanıllanamadığından, davalı işvereninin ticari kayıtlarında da yer alan ödemenin, sadece bankaya yatırılmaması nedeni ile geçersiz kabul edilmesi isabetsizdir.
9. HD. 2010/1086 E. 2012/9356 K. 21.03.2012

Somut olayda, davalı işverence fesih tarihinde düzenlendiği anlaşılan ibranamede 2.806,63 TL sosyal haklar, 3.106,24 L kıdem tazminatı olmak üzere toplam 5.892,42 TL ödeme yapıldığının yazıldığı görülmektedir. Yapılacak iş, davacıyı isticvap ederek, bu ibranamede yazılı bedellerin ödenip ödenmediği sorularak ödendi ise buna göre hesaplamalarda gözönünde tutulması, ödenmediğinin iddia edilmesi durumunda ise bilirkişi marifetiyle işverenin işyeri kayıtları vergi mevzuatı gereğince tutması gereken defter ve kayıtlar incelettirilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup karar bozulmalıdır.
7. HD. 2013/23416 E. 2014/6042 K. 13.03.2014

Somut olayda, 31.03.2012 tarihli ibraname bilgisayarda hazırlanmış ve içerisi el yazısı ile doldurulmuştur. İbranamede davacıya kıdem tazminatı karşılığı toplam 4.050,00 TL ödendiği görülmektedir. Davacı vekili, ibraname altındaki imzanın müvekkiline ait olduğunu, ancak yazıların sonradan doldurulduğunu, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını bildirmiştir. Davalı işveren bir ticari şirket olup yaptığı tüm ödemeler kayıt altına alınacağından işverene ödemeye ilişkin belgeleri sunması için kesin önel verilerek, gerekirse bir mali müşavir bilirkişiye işverenin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilerek çıkacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
7.HD. 2013/23284 E. 2014/5774 K. 12.03.2014

Somut olayda, 20.08.2011 tarihli ibraname bilgisayarda hazırlanmış ve içerisi elyazısı ile doldurulmuştur. İbranamede davacıya fazla mesai, yıllık izin, sosyal haklar ile kıdem ve ihbar tazminatı karşılığı toplam 19.000,00 TL ödendiği görülmektedir. Davacı işçi işyerinde kendisine ve diğer işçilere böyle belgeler imzalatıldığını, imzanın kendisine ait olduğunu, ancak kendisine bir ödeme yapılmadığını bildirmiştir. Davalı işveren bir ticari şirket olup yaptığı tüm ödemeler kayıt altına alınacağından işverene ödemeye ilişkin belgeleri sunması için kesin önel verilerek, çıkacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece davacının ibraname başlıklı belgeye karşı yaptığı itiraz üzerinde durulmaksızın eksik inceleme yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
7.HD. 2013/14032 E. 2013/23339 K. 25/12/2013

Davalı alacakların ödendiğine dair 15.11.2011 tarihli ibraname ve ekinde bordro sunmuştur. Davacı ise kendisine ödeme yapılmadığını iddia etmiştir. Davalı işveren sermaye şirketi olup yapılan işlemlerin kayıt altında olması gerektiği gibi, ücretlerin bankadan yatırıldığının anlaşılması karşısında davacıya yapılan ödemelerin banka ve şirket kayıtları ile ispatlanması yönünde tarafların delilleri toplanarak ibranamenin bu delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
7.HD. 2013/12417 E. 2013/14727 K. 16.09.2013

Somut olayda; iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılacak şekilde işveren tarafından feshedildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı işveren dosyaya ibraz ettiği 28.05.2010 tarihli ibraname ile davacının kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanarak ödendiğini beyan etmiş, davacı taraf ise, işveren tarafça kendisine söz konusu ibraname imzalatıldıktan sonra ödeme yapılacağını beyan edip ibraname imzalatıldıktan sonra kendisine ödeme yapılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, davacının söz konusu iddiası karşısında işverenin ödeme yapıp yapmadığı araştırılmaksızın, ibranamenin davacı tarafça imzalanmış olması nedeniyle ibranamede belirtilen miktar kadar ödemenin yapıldığı kabul edilmiştir. Davacı işveren tacir olan limilcd şirketidir. İşverenin gelir ve giderlerine ilişkin defter tutma zorunluluğu olduğu gibi giderlerini ticari defterlerinde göstermesi asildir. Mahkemece, yapılması gereken, davacının ibraname imzalatıldıktan sonra ödeme yapılmadığı yönündeki iddiası karşısında, ibranamede belirtilen miktarın işverence ödenip ödenmediği konusunda, gerekirse bilirkişi marifetiyle davalı işverenin banka hesapları ile ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak, fiili olarak ödemenin yapılıp yapılmadığı hususunu tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturduktan sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
7.HD. 2013/13295 E. 2013/19912 K. 21/11/2013

Dosyaya davalı şirket tarafından davacıya 897,98 TL net kıdem tazminatı ödendiğine dair kıdem tazminatı bordrosu ile 7.263,00 TL net yıllık izin ücreti ödendiğine dair ibraname sunulmuş, davacı imzayı inkar etmemekle birlikte çalışması devam ederken işveren tarafından boş kağıda imza alındığını, üzerinin işveren tarafından doldurulmuş olduğunu, ibranameye imza atmadığını, kıdem tazminatı da almadığını beyan etmiştir. Mahkemece söz konusu ödemelerin kendisine yapılmadığı iddia edildiğine göre mahkemece bilirkişiye şirket kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilerek davalı şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ibraname ve kıdem tazminatı ödeme bordrosundaki ödemelerin şirketin ticari defter ve kayıtlarında görünüp görünmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
7.HD. 2013/14344 E. 2013/21919 K. 12.12.2013

Somut olayda, davacı işçi 14.05.2012 tarihi itibariyle iş akdini haklı nedenle feshetmiş, fesih tarihinden sonra taraflar arasında düzenlenen 16.06.2012 tarihli ibraname başlıklı belgede 20.09.2003-04.06.2012 tarihleri arasındaki çalışmasına karşılık net 6.958,00 TL kıdem tazminatı ve net 1.988,00 TL yıllık izin ücreti olmak üzere toplam net 8.946,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan imza incelemesinde, anılan ibraname altındaki imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte davacının ibraname içeriğinde belirtilen miktarı almadığını iddia ettiğinden vc davalı tarafça da bu miktarın ödendiğine dair başkaca ödeme belgesi sunulmadığından ibranameye değer verilmemiş ve davacının dava konusu alacak taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. İbranamede belirtilen miktarın davalı işverence sunulan 18.06.2012 tarihli yevmiye defterinde gösterilmek suretiyle ödendiği ispat edilmiştir.
Yapılacak iş, ibranamede belirtilen ve kıdem tazminatı için ödenen net 6.958,00 TL ile yıllık ücretli izin için ödenen net 1.988,00 TL’niıı bilirkişice hesaplanan anılan alacaklardan mahsup edilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
O halde davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve hüküm bu yönüyle bozulmalıdır.
7.HD. 2013/17144 E. 2014/139 K. 13.01.2014

Somut olayda; davalı dava dışı şirket tarafından ödeme yapıldığını belirterek yabancı dilde düzenlenen bir kısım belgelerle, miktar içermeyen ve kıdem ve ihbar tazminatı ödendiği belirtilen Türkçe düzenlenmiş ibranameler ile yıllık izin belgelerini dosyaya sunmuş ise de düzenlenme anında yabancı dilde hazırlandığı anlaşılan ve davacı vekilinin işçinin içeriğini anlayamayacağı belgenin işçi açısından bağlayıcı olamayacağı savunması ile miktar içermeyen ve Türkçe olarak düzenlenen belgelerin ise matbu olarak ve tarih doldurularak düzenlendiğinin savunulması karşısında davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının varsa davacının banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
7.HD. 2013/4517 E. 2013/12824 K. 08.07.2013

Davalı alacakların ödendiğine dair 15.11.2011 tarihli ibraname ve ekinde bordro sunmuştur. Davacı ise kendisine ödeme yapılmadığını iddia etmiştir. Davalı işveren sermaye şirketi olup yapılan ödemelerin kayıt altında olması gerektiği gibi, ücretlerin bankadan yatırıldığının anlaşılması karşısında davacıya yapılan ödemelerin banka ve şirket kayıtları ile ispatlanması yönünde tarafların delilleri toplanarak ibranamenin bu delillerle birlikle değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
7.HD. 2013/11811 E. 2013/19105 K. 13.11.2013

Davacı taraf, ibranamenin işe girdiği sırada boş olarak imzalatıldığını, üzerindeki yazı ve tarihin kendi eli ürünü olmadığını, bu ibranamenin sonradan dolduran bir belge olduğunu iddia etmiş, işveren ise davacının ücretlerinin ibranamede belirtildiği şekilde ödendiğini savunmuştur.
Mahkeme ise ibraname içeriği ile davalı savunmasının çelişkili olması nedeni ile ibranameyi kabul etmemiştir.
Mahkemenin ibranameye yönelik gerekçeleri yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş, davalı şirketin ticari defler ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ibranamede belirtilen miktarların kayıtlara girip girmediğini ve ibranamede gösterilen kesintilerin vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığını araştırmak ve defter kayıtlarında oluşacak neticeye göre yukarıdaki ilkeler doğrultusunda sonuca varmaktır. Eksik inceleme ile ibranamenin geçersiz sayılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2011/26201 E. 2013/22724 K. 17.09.2013

Davacı işçiye feshin ardından davaya konu işçilik alacakları bakımından ödeme yapılıp yapılmadığı konusu taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturmaktadır. Davalı işveren davacının imzaya itiraz etmediği miktar içeren vc fesihten sonra düzenlenen ibranameye dayanmıştır. Davacı vekili ise belgenin boş olarak önceden işçiden alındığını ve sonradan işçi aleyhine doldurularak kullanıldığı kanısında olduklarını belirtmiştir.
Mahkemece davacı tanıklarının beyanları ve iş müfettişi tutanağında ödemeden söz edilmemesi sebebiyle ibranameye değer verilmemiştir. İş müfettişi ile işveren vekili arasında düzenlenen tutanakta işçinin dava açmış olması sebebiyle inceleme yapılmadığı bildirilmiştir. Bu açıdan ödeme belgesi yönünden bir açıklamaya yer verilmemesi sonuca etkili değildir.
Davacı vekili 27.01.2012 havale tarihli dilekçesinde ibranamede miktarı belirtilen ödemelerin yapılıp yapılmadığının davalı işverenin 2007 yılı defterleri üzerinden araştırılması gerektiğini açıklamıştır. Davalı vekilinin de bu yönde talebi olmakla somut olay bakımından ibranamede yazılı tazminat ve alacakların işverenin onaylı ticari defterlerinde gösterilip gösterilmediği ve ödeme üzerine vergilerin ilgili vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığının araştırılması gerekir. Mahkemece açıklanan yönlerden yapılacak inceleme sonucuna göre dosya kapsamı yeniden bir değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2012/9652 E. 2014/10851 K. 01.04.2014

Somut olayda, mahkemece ibraname kabul edilmemişse de aynı davalılara karşı yine Uşak İş Mahkemesinde açılan ve karara bağlanan bir çok dosyada (Uşak İş Mahkemesi 2009/913 Esas, 2009/923 Esas, 2009/921 Esas, 2009/925 Esas, 2009/915 Esas) ibraname makbuz olarak değerlendirilmiştir.
Davacı taraf, ibranamede belirtilen paraları almadığını iddia etmiş, işveren ise davacının hak ve alacaklarının ibranamede belirtildiği şekilde ödendiğini savunmuştur.
Mahkemenin ibranameye yönelik gerekçeleri yerinde değildir.
İbranamenin farklı kişilerce doldurulması mümkün olduğu gibi ödemenin elden yapılması da mümkündür. Ücretlerin bankaya yatırılması karşısında ibranamedeki miktarların elden ödenmesinin kabul görmemesi de yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ibranamede belirtilen miktarların kayıtlara girip girmediğini ve ibranamede gösterilen kesintilerin vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığını araştırmak ve defter kayıtlarında oluşacak neticeye göre yukarıdaki ilkeler doğrultusunda sonuca varmaktır. Eksik inceleme ile ibranamenin geçersiz sayılması hatalıdır.
9. HD. 2011/31626 E. 2013/23449 K. 23.09.2013

İbra sözleşmesi, İsviçre Borçlar Kanunu’nun 115. maddesinde düzenlendiği halde, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. T ürk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Kanun’un 132. maddesine göre “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir”.

İbranameyle ilgili olarak daha önemli bir düzenleme 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde yer almıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan sözü edilen hükme göre “İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır”.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde iş sözleşmesinin sona ermesinden bir ay içinde yapılan sözleşmelere geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmeleri (ivazlı ibra) ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli sayılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinde feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. O halde feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak iş güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı sebep iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur. Hemen belirtelim ki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.
6098 sayılı Borçlar Kanununun ilgili maddesinde işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi de ödemeye dair ispat sorunlarını ortadan kaldırabilecektir. Sözü edilen kanuni düzenleme sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına kısıtlamalar öngörmektedir. İşverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği yine işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda vc hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarım ibra yoluyla sona erdirebilirler.
Sözü edilen hüküm 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup belirtilen tarihten sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için kanuni şartların varlığı aranmalıdır. Başka bir anlatımla 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmediği dönem için ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Feshi izleyen bir aylık süre içinde ibraname düzenlenememesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılması zorunluluğu 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenecek ibra sözleşmeleri için geçerlidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Somut olayda, davacı tarafından imzalanarak işverene verilen ibraname 6098 Sayılı Borçlar Kanunu yürürlüğe girdikten sonra düzenlenmiş olup, davalı tarafından ibranamede yazan miktarın davacıya ödendiğinin bordro, banka makbuzu ya da başka bir delille ispatlanması halinde, hüküm altına alınan alacaklardan muacceliyet ve temerrüt tarihleri de dikkate alınarak mahsup edilmesi gerekir. İbranamede yazan miktarın ödenip ödenmediği belirlenmeden ve ödemeye ilişkin belgeler celp edilmeden sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2013/34762 E. 2013/29996 K. 23.12.2013

Somut olayda, davalı davacıya hak etmediği halde çalışmış olduğu yıllara mukabil elden ödeme yapıldığını, ibraname gereğince davacının kıdem vc ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini savunmuş ve dosyaya “mahsup fişi” başlıklı belgeyi sunmuştur. Dosya içerisinde, biri 30.09.2012 tarihli miktar içermeyen, diğeri tarihsiz, miktar içeren iki adet ibraname mevcuttur. Her ne kadar işçiden alınan ibranameler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda öngörülen düzenlemeye uygun değil ise de, davacıya yapıldığı kanıtlanan ödemelerin dikkate alınması gerektiği de kuşkusuzdur. Bu tür bir ödeme var ise ödenen kısım mahsup edilerek hesaplanan alacaklar hüküm altına alınmalıdır.
Mahkemece, davalıdan mahsup fişinin dayanağı olan belgeler istenmeli ve davacı asil isticvap edilerek tarihsiz, miktar içeren ibraname ile mahsup fişi başlıklı belge gösterilip, bu belgede belirtildiği kadar kendisine ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, verilecek cevaba göre tüm belge ve bilgiler yeniden değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın karar verilmesi isabetli görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
22.HD. 2014/6608 E. 2014/7340 K. 08.04.2014

Somut olayda; davalı tarafça dosyaya sunulan ibraname ile davacıya 1.486,80 TL ihbar tazminatı, 3.077,25 TL kıdem tazminatı ödendiği görülmektedir. Davacı tarafça ibranamedeki imzaya itiraz edilmiş ise de Mahkemece imza incelemesi talebi 11.12.2012 tarihli duruşmada ibranamenin davacı tarafça kabul edilmediği, BK 420 maddesine göre de ibranamenin gerekli şartları taşımadığı, ödemelerin banka yoluyla yapılmadığı dolayısıyla geçersiz kabul edileceği dikkate alınarak davacı tarafın imza incelemesinin davayı gereksiz yere uzatacağı gerekçesiyle talebinin reddine karar verilmiş ise de söz konusu ibranamenin iş akdinin feshedildiği 24.05.2011 tarihinde düzenlendiği anlaşılmakta olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih ise 01.07.2012 tarihi olmakla 6098 sayılı Yasanın yürürlüğe girmeden önce düzenlenen ibranameye uygulanamayacağı göz önünde bulundurulmadan ibranamenin dikkate alınmaması hatalıdır. Mahkemece davacı tarafın imza itirazı dikkate alınarak imza incelemesi yapılmalı ve sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
7.HD. 2013/17316 E. 2014/1351 K. 30.01.2014

İbra sözleşmesi, İsviçre Borçlar Kanunu’nun 115. maddesinde düzenlendiği halde, halen yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Kanun’un 132. maddesine göre “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir”.
İbranameyle ilgili olarak daha önemli bir düzenleme 6098 sayılı Kanun’un 420. maddesinde yer almıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan sözü edilen hükme göre “İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır”.
6098 sayılı Kanun’un 420. maddesinde iş sözleşmesinin sona ermesinden bir ay içinde yapılan sözleşmelere geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmeleri (ivazlı ibra) ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli sayılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinde feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. O halde feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak iş güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur. Hemen belirtelim ki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.
6098 sayılı Kanun’un ilgili maddesinde işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi de ödemeye dair ispat sorunlarını ortadan kaldırabilecektir. Sözü edilen kanuni düzenleme sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına kısıtlamalar öngörmektedir. İşverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği yine işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler.
Sözü edilen hüküm 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup belirtilen tarihten sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Başka bir anlatımla 6098 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmediği dönem için ibranamenin geçerliliği sorunu. Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Feshi izleyen bir aylık süre içinde ibraname düzenlenememesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılması zorunluluğu
01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenecek ibra sözleşmeleri için geçerlidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.

Somut olayda, davacı tarafından imzalanarak işverene verilen ibraname 6098 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce düzenlenmiş olup, 6098 sayılı KanuıYdaki kanuni şartları taşıması aranmayacağından, miktar içeren ibranamede yazan miktarın makbuz hükmünde olduğu değerlendirilerek, hüküm altına alınan alacaklardan mahsup edilmesi gerekir. İbranamenin makbuz hükmünde olduğu düşünülmeden ve ibranamede yazan miktarlar mahsup edilmeden sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2012/28146 E. 2013/23941 K. 11.11.2013

Dava konusu alacaklara karşı davalı Banka davacının ibraname verdiğini belirterek reddini savunmuştur.
Dosya arasında bulunan ibraname hakkında davacının beyanı sorulmamış, bu hususta herhangi bir inceleme de yapılmamıştır.
Mahkemece bu hususta davacının beyanını alıp imza kendisine ait ise veya hile ve hata sonucu verildiği kanıtlanmadığı taktirde ibranameye değer verilerek dava konusu taleplerin reddine karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2006/13792 E. 2006/32269 K. 11.12.2006

Somut olayda, dosya içerisinde 25.03.2008 tarihli ibraname bulunmakta olup, davalı savunmasını ibranameye dayandırmıştır.
İbra sözleşmesi, niteliği gereği borcu kısmen veya sona erdiren bir sözleşmedir ve 1086 Sayılı Yasa döneminde açılan davalar açısından ödeme defi niteliğindeki ibranamenin varlığı yargılamanın her evresinde ileri sürülebilecektir.
Dosya içerisinde bulunan ibraname başlıklı belge, mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak, taraflara diyecekleri de sorulup sonucuna göre fazla mesai ücreti hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2010/7806 E. 2012/16390 K. 09.05.2012

Somut olayda, davalı tarafça aşamalarda davacıya 30.04.1989 tarihli ibraname ile kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı savunulmuş ise de, mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece, 30.04.1989 tarihli ibraname sureti davacıya gösterilerek ibranameye karşı beyanı alınmalı, izafe edilen imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulmalı, inkarı halinde imza incelemesi yapılmalı, imzanın davacıdan sadır olduğunun tespiti halinde, ibranamede belirtilen miktarda davacıya ödeme yapıldığının kabulü ile hak kazandığı tespit edilen alacaktan faiziyle mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
22.HD. 2014/5251 E. 2014/5507 K. 11.03.2014

İçeriğinde tüm çalışma süresine ilişkin olduğu, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücretlerini aldığını belirtilen ibraname davalı delilleri arasında dosyaya sunulmuş, işçinin dava konusu ettiği tüm hak ve alacaklarının ödendiği savunulmuştur. Yargılama sırasında işçi tarafından ibraname üzerindeki imza inkar edilmemiş, bir irade fesadı hali de iddia ve ispat olunmamıştır. Davalı tarafından cevap dilekçesinde dava konusu alacakların doğmadığına yönelik bir savunma getirilmemiş olup, alacağın ödendiği beyan edildiğinden, ibranamenin savunma ile çelişkili olduğu gerekçesi yerinde değildir. Mahkemece ibranameye değer verilerek fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2013/20148 E. 2014/4880 K. 06.03.2014

Somut olayda, dosyaya sunulan 10.03.2006 tarihli ibraname başlıklı belge ile davacının davalı şirketten ayrılması üzerine hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatının miktar olarak gösterildiği, yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil alacakları yönünden ise miktar içermediği ve davacının itirazsız olarak imzaladığı görülmüştür.
Davacının, imza itirazı üzerine yapılan Adli Tıp incelemesi ile ibraname altındaki imza davacının eli ürünü olduğu anlaşılmıştır.
Davacı, ibraname altındaki imzanın kendisine ait olduğu teknik inceleme ile tespit edilmesi karşısında yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek miktar olarak belirtilen alacaklar yönünden makbuz olarak değerlendirilip kıdem ve ihbar tazminatı alacağından mahsup edilmek suretiyle varsa bakiye kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmelidir.
Aynı şekilde miktar içermeyen alacaklar yönünden davacıya yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının ödendiğine dair bir kayıt sunulmaması karşısında ibranameye değer tanınmayarak varsa bu alacaklarının da hüküm altına alınması gerekirken ibranameye değer verilerek tüm alacakların reddine karar verilmesi hatalıdır.
7. HD. 2013/14854 E. 2014/209 K. 14.01.2014

Davacı asil 18.06.2009 tarihli celsede belgenin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, işe girerken kendisine bir kağıt imzalattıklarını, bir de çıkarken maaş alabilmek için bir kağıt imzalattıklarını belirtmiştir. Davacının beyanları ve davalı tarafından sunulan tarihsiz ibraname değerlendirildiğinde ibranamenin iş ilişkisi sona erdikten sonra verildiği açıkça anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle davacının delilleri toplanarak talepleri doğrultusunda araştırma yapılıp karar verilmesi gerekirken tarih içermeyen ibranameye itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi bozma nedenidir.
9.HD. 2009/42472 E. 2012/4471 K. 16.02.2012

Somut olayda, davacı ibranamedeki imzanın davacıya ait olduğunu ancak işe girerken tarih bölümleri boş iken imzalatıldığını, ayrıca kıdem ve ihbar tazminat bordrosundaki ve tediye makbuzundaki imzanın kendine ait olmadığını ileri sürmüştür.
Ancak Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre tazminat bordrosundaki ve ibranamedeki imzanın davacının eli ürünü olduğu belirlenmiştir. Davacı her ne kadar ibranamenin işe girerken boşa imza atılarak alındığını iddia etmişse de bunu ispatlayamamıştır. Aynı zamanda irade fesadı hallerinin bulunduğunu da kanıtlayamamıştır. Aksine anılan belgenin davacının eli mahsulü olduğu dahi ispatlanmıştır.
13u nedenle yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda ibranamenin geçerli kabul edilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Aynı şekilde davacının imzasını taşıyan kıdem ihbar tazminatı bordrosundaki imzanın da davacının eli ürünü olduğu kanıtlanmıştır.
Anılan belgenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan ödemenin tenkisi gerekirken mahsup yapılmadan hüküm kurulması da doğru değildir.
9.HD. 2011/50664 E. 2011/50224 K. 29.12.2011

Somut olayda, davalı davacının talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının dava açılmadan önce ödendiğini savunmuş ve buna ilişkin “TUTANAKTIR” başlıklı ve 18/08/2006 tarihli bir belge sunmuştur.
Davacı, davalı tarafından dosyaya sunulan bu belge ile ilgili olarak; belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu ancak belgede yazılı olduğunun aksine kendisine alacaklarının ödenmediğini, belgeyi kredi kartı almak için boş olarak imzaladığını, üstünün sonradan bilgisi dışında doldurulduğunu iddia etmiştir.
Davalı yukarıda belirtilen savunmalarına ek olarak, davacının işten çıkartılmadığını, davacının kendi isteğiyle işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarını hak etmemesine rağmen seklörel özellik nedeniyle, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödendiğini belirtmiş ise de “TUTANAKTIR” başlıklı ve 18/08/2006 tarihli ibraname olduğu ileri sürülen belge içeriği ile davalının yukarıda belirtilen savunmasının açıkça çeliştiği anlaşılmıştır. Bunun yanında, davacı tanıkları da bahsi geçen belgenin davacıya boş olarak imzalatıldığını beyan etmişlerdir.
Tüm bu somut bulgular ve yukarıdaki ilkeler doğrultusunda, “TUTANAKTlR”başlıklı ve 18/08/2006 tarihli ve ibraname olduğu ileri sürülen
belgeye değer verilemeyeceği ve belgenin geçersiz olduğu gözetilmeden, belgeye itibarla davacının talep ettiği alacakların ödendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2010/17906 E. 2012/23809 K. 20/06/2012

Somut olayda, davalı işveren tarafından ibraz edilen 08.01.2008 tarihli ibraname ile, davacı çalıştığı süreye ilişkin ücretlerini ücret bordrosunun bir sureti ile aldığını, çeşitli nedenlerle imzalayamadığı bordrolara ilişkin alacağı bulunmadığını ve R.Ltd. Şti.’ni ibra ettiğini belirtmiştir. Davacı taraf ibranamenin işe girerken alındığını iddia etmiştir. Ancak söz konusu ibranamede davacının tüm alacaklarını aldığını belirttiği, belgenin işe girerken alındığını iddia etmesine rağmen bu iddia da usulünce kanıtlanmış değildir. Ayrıca davacının konumunda görev yapan birisinin imzaladığı belgenin sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu dikkate alındığında mahkemece ibranameye değer verilerek dava konusu talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2013/10472 E. 2014/12192 K. 08.05.2014

Somut olayda iş akdinin feshedildiği 17.04.2008 tarihli yazı ile davacıya bildirilmiştir.
Ancak, dosya içerisinde bulunan ibraname taahhütname başlıklı yazının 15.04.2008 tarihli olduğu ve buna göre anılan belgenin çalışırken alındığı, ayrıca bahsi geçen belgenin alt kısmında bulunan “Mesai ücretlerimi kıdem ve ihbar tazminatlarımı aldım hiçbir alacağım yoktur” şeklindeki ilave altında da herhangi bir tarih olmadığı görülmüştür.
Bu nedenle yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda anılan belgeye itibar edilmesi doğru değildir.
Dosya kapsamındaki alacaklar hakkında tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken geçersiz ibranameye istinaden davanın reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2010/1 E. 2012/11397 K. 04.04.2010

Somut olayda davacının iş sözleşmesinin 20.07.2010 tarihinde sona erdiği sabittir. Davalı tarafça ibraz edilen ibraname ise 16.07.2010 tarihlidir. İbraname iş sözleşmesi devam ederken alındığından geçersizdir. Mahkemece dosya içindeki bilirkişi raporu değerlendirmeye tabi tutularak davacının işçilik alacakları hususunda yeniden bir karar verilmelidir.
9.HD. 2012/13639 E. 2014/17204 K. 28.05.2014

Somut olayda, mahkemece her ne kadar 29.04.2002 tarihli ibra içerikli belge ile 09.01.1985 tarihinden 31.12.1990 tarihine kadar olan izinlerinin kullanıldığı yolundaki beyanının davacı işçiyi bağlayacağı, bu döneme ilişkin izin ücretlerinin tasfiye edilmesi gerektiği gerekçesi ile söz konusu dönem için yıllık izin ücreti hesaplanmamış ise de, 29.04.2002 tarihli ibraname niteliğindeki belge hizmet akdi devam ederken alınmıştır.
Bu nedenle yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, miktar olarak belirtilenler dışında, geçerli bir ibraname olmadığından 09.01.1985 tarihinden 31.12.1990 tarihleri arasındaki dönemin tasfiye edildiğinin kabulü doğru değildir.
Mahkemece 09.01.1985-31.12.1990 arası dönem için izin ücretlerinin 29.04.2002 tarihli belge dışındaki, bu dönem arasında izin kullandığına dair dosya arasındaki diğer belgeler bir değerlendirmeye tabi tutularak, bu dönem için de yıllık izin ücreti isteğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
9.HD. 2010/14076 E. 2012/22991 K. 14.06.2012

Somut olayda, davacının davalı iş yerinde 25.06.1994-31.03.1995 tarihleri arasında davalı A.Y. ‘a 01.06.1995-28.02.2004 tarihleri arasında Y. Kuaför Ticaret Ltd. Şti’ ne 19.08.2004- 30.07.2006 tarihleri arasında ise yeniden davalı A.Y. bağlı olarak çalıştığı SSK kayıtları ile sabittir. Davalı A.Y.’ m Y. Kuaför Ticaret Ltd. Şti ‘nin ortaklarından olduğu Ticaret Sicil Kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Davacı tanıkları, davacının iş yerindeki çalışmasının kesintisiz gerçekleştiği yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Mahkemece 01.06.1995-28.02.2004 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin düzenlenen ibranameye itibar edilerek bu tarihindeki çalışma döneminin kıdem ve ihbar tazminatları ile tüm işçilik alacakları ödenerek feshedildiği kabul edilmiş ise de, ibranamenin iş akdi devam ederken düzenlendiği tanık beyanları ile anlaşılmaktadır. Bu nedenle 01.06.1995-28.02.2004 tarihleri arasındaki çalışma süresi için ibranameye itibar edilmesi ve davacının ibraname kapsamı dışında kalan 25.06.1994-31.03.1995 tarihleri arasındaki çalışma süresinin değerlendirmeye alınmaması hatalıdır.
Ayrıca davalı işveren tarafından fazla mesai yapılmadığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığı ve yıllık izinlerini kullandığı iddia edildiğinden bu alacaklar açısından ibraname ile savunmanın çelişkili olduğundan ve ibranameye bu alacaklar yönünden de itibar edilemez.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, 25.06.1994-28.02.2004 tarihleri arasındaki çalışma süresine ilişkin dava konusu taleplerin kabulü gerekirken bu dönem dışlanarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmesi isabetsizdir.
9.HD. 2009/22374 E. 2011/37031 K. 12.10.2011

Davacının davalı işyerinde çalışırken 21.11.1985 tarihinde imzalamış olduğu ibraname ile bu tarihten önceki döneme ait yıllık ücretli izin alacakları talebi reddedilmiştir.
İşçinin iş sözleşmesi devam ederken imzaladığı ibranameye değer verilemez.
Bu nedenle 21.11.1985 tarihinden önceki dönem için yıllık ücretli izin alacağının bilirkişi hesap raporunda hesaplandığından hüküm altına alınması gerekirken, mahkemece yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2006/9715 E. 2006/29707 K. 13.11.2006

Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulanmasına göre iş ilişkisinin devamı sırasında işçi tarafından verilen ibranameler geçerli değildir.
Somut olayda davacı 13.11.2000 tarihinde izin talebinde bulunmuş olup, davalı tarafından da 31.12.2000 tarihinde işbaşı yapmadığı beyan edildiğinden, bu tarihe kadar izinli olduğu anlaşılmaktadır. İbraname ise 14.11.2000 tarihlidir.
Bu nedenle ibranameye değer verilemez.
9.HD. 2006/16617 E. 2007/733 K. 24.01.2007

Somut olay yönünden davalının mahkemeye sunduğu tarihsiz, daktilo ile yazılmış ibranamede davacının işyerinden 25.11.1993 tarihinde kendisinin ayrıldığı ve alacaklarını aldığı yazılıdır. Yine davalının ibraz ettiği benzer ikinci ibranamede de fesih tarihi olan 30.06.2006 tarihinde de kendisinin ayrıldığı yazılıdır.
Mahkemece son ibranameye itibar edilmemesine rağmen ilk ibranameye değer verilerek bu dönemin tasfiye edildiği kabul edilmiştir.
Davacının yukarıdaki bozma nedenine göre davalı işyerinde aralıksız çalıştığı saptandığında, çalışırken alınan bu ibraname zaten geçersizdir.
Aralıklı çalıştığı belirlendiğinde ise anılan ibranameye ve imzaya karşı davacıya gösterilip sorulmadan, ibranamede hem kendim ayrıldım, hem de alacaklarımı aldım şeklindeki yazmasındaki çelişki giderilmeden belirtilen nitelikteki ibranameye itibar edilerek anılan dönemin tasfiye edildiğinin kabul edilmesi yerinde değildir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/18947 E. 2011/23284 K. 11.07.2011

Somut olayda sözleşme ilişkisi devam ettiği sırada 10.12.2004 tarihinde noterde düzenlenmiş ibranamede davacı kıdem tazminatı için 4750 TL aldığını beyan etmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere sözleşme ilişkisi içerisinde verilmiş olsa da miktar içeren ibraname makbuz niteliğinde kabul edilmelidir. Buna göre ibranamede kıdem tazminatı için ödenen miktarın kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerekirken alınmaması hatalıdır.
9.HD. 2009/48796 E. 2012/8716 K. 15.03.2012

Somut olayda, davalı alt işverendeki 01.01.2007-28.11.2010 tarihleri arasındaki çalışmaları için düzenlenen ve davacının imzasını taşıyan ibranamede, davacının bu dönem çalışmaları için 1.175,51 TL kıdem tazminatı hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, yine davalı alt işveren tarafından davacıya 31.08.2008 tarihinde 1.052,15 TL ve 31.08.2009 tarihinde 693,00 TL kıdem tazminatı ödendiğine dair davacının imzasını taşıyan hizmet erbabı kıdem bordroları bulunmaktadır. Kıdem tazminatına ilişkin olarak yapılan bu kısmi ödemeler makbuz hükmünde sayılmalıdır. Bu durumda, ödenen kıdem tazminatı miktarları avans niteliğinde olduğundan, bu miktarlara ödeme tarihinden itibaren kanuni faiz işletilerek, hesaplanan toplam kıdem tazminatından düşülmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2012/10549 E. 2013/863 K. 25.01.2013

Somut olayda, işverence, davacıya 14.05.2003-26.11.2009 tarihleri arasında on ayrı tarihte genel tatil alacaklarına istinaden 655,00 TL ödeme yapıldığının, belirtildiği, 15.04.2010 tarihli “ödeme belgesi” başlıklı belgede, davacının 655,00 TL bayram çalışması ücreti, 1.335,67 TL fazla çalışma alacağı, 7.664,33 TL kıdem tazminatı olmak üzere 9.655,00 TL aldığını, davalıdan hiç bir alacağının kalmadığını beyan ettiği, 15.04.2010 tarihli “ibraname” başlıklı belgede, davacının, 7.664,33 TL kıdem tazminatı, 1.335,67 TL fazla mesai olmak üzere toplam 9.000,00 TL aldığını, genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının olmadığına dair beyanda bulunduğu, belgelerin imzalı olduğu, Mahkemece, bu belgelere dayanılarak davacının fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddedildiği anlaşılmış olup, davacının 15.04.2010 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı, istifasının kabul edilerek işverence 30.04.2010 tarihinde işlen çıkışının yapıldığı, ibranamenin ve diğer ödeme belgelerinin iş sözleşmesinin devamı sırasında alındığı, buna göre makbuz niteliğinde kabul edilmeleri gerektiği düşünülmeden yanlış değerlendirme ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirir.
22.HD. 2012/12643 E. 2013/2302 K. 08.02.2013

Somut olay yönünden davaya konu ibraname iş sözleşmesinin devam ettiği bir sırada düzenlenmiş olması sebebiyle ibra değeri taşımasa da, ibranamede davaya konu işçilik alacaklarını da içeren açıklamalar yer almış ve ödeme miktarları gösterilmiştir. Bu yönüyle sözü edilen belge makbuz hükmünde değerlendirilmelidir. Mahkemece, dosya içinde bulunan ibraname yukarıdaki ilkeler ışığında yeniden değerlendirilmeli ve gerekirse bilirkişinden ek hesap raporu alınarak bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/9934 E. 2010/6304 K. 09.03.2010

Somut olayda davacı işçi işverenin değişik işyerlerinde aralıklı olarak çalışmış ve bazı fesihlerin ardından ihbar ve kıdem tazminatı ödenmiştir. Aynı dönem için yeninden ihbar ve kıdem tazminatı hesaplanması doğru değildir. Bununla birlikte davacı işçiye tazminat adı altında yapılan bu ödemeler karşılığında alınan ibranameler miktar içerdiğinden makbuz hükmünde olmakla, ödenen miktarların hak kazanılan tutarı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalı ve varsa bakiyesi yönünde bir karar verilmelidir. Gerekirse bilirkişiden bu yönde ek hesap raporu alınmalı ve sonucuna göre ihbar ve kıdem tazminatlarıyla ilgili olarak bir karar verilmelidir.
9.HD. 2008/40886 E. 2008/33128 K. 02.12.2008

Somut olayda, ibranamenin düzenlendiği tarihte iş sözleşmesinin feshedilmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı işçinin ibranamenin düzenlendiği tarihte ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Her ne kadar ibraname metninde miktar içermeksizin ihbar ve kıdem tazminatından söz edilmişse de, hak kazanılmadığı bir dönemde ihbar vc kıdem tazminatının ödendiğinden söz edilemez. Öte yandan ibranamenin alt kısmında tahakkuk eden alacakları belli bir miktarın ödendiği yazılı ise de, sözü edilen ödemenin feshe bağlı olmayan işçilik alacaklarını ilgilendirdiği düşünülmelidir. Gerçekten, ibranamenin imzalandığı tarihte fesih gerçekleşmemiş olmakla ihbar ve kıdem tazminatının tahakkuk ettiğinden de söz edilemez. Dolayısıyla ibraname nedeniyle davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Dairemizin 24.02.2009 gün ve 2008/11121
e, 2009/3372 k ; 9.6.2009 tarih ve 2008/23159 e, 2009/16209 k sayılı ilamları da aynı yöndedir.
9.HD. 2008/12224 E. 2009/37011 K. 26.12.2009

Somut olay yönünden ibranameler incelendiğinde davacının davalı yanında çalıştığı belirli süreli sözleşmelerin dönem sonlarında aynı tarihli ibraname düzenlenmiş olduğu görülmektedir. İbranameler miktar içerdiği ve çalışırken alındığı için makbuz niteliğindedir.
Mahkemece anılan alacakların faizi ile birlikte mahsubu yapıldıktan sonra kalan miktara hükmedilmesi gerekirken ibranamelerin geçersiz olduğunun kabul edilmesi de doğru değildir.
9.HD 2008/33748 E. 2010/20389 K. 24.06.2010

Dosya içinde, hizmet akdinin feshinden sonra düzenlenmiş ibraname niteliğinde ve davacının imzasına açıkça itiraz etmediği bir belge sunulmuştur. Davacı tanıkları beyanlarına göre alt işverenin değişmesi sırasında işçiye bu tür belgeler imzalatılmıştır. Mahkemece, hizmet akdinin kurulması veya devamı sırasında düzenlenmiş olması ve miktarların sonradan doldurulmuş olması gerekçesiyle bu ibranamelere değer verilmemiştir.
Davacı işçi ve vekili imzaya açıkça itiraz etmediği gibi, vekili de davalının cevap dilekçesindeki savunmasına karşı “Kabul etmiyoruz” şeklindeki bir açıklamadan başka somut itirazda bulunmamış; irade fesadı yöntemince kanıtlanmamıştır. Zira birlikte gönderilen aynı mahkemenin 155 Esas ve 158 Esas sayılı davalarının davacılarının bir ibranamesi bulunmamaktadır. O halde davacıya ibranamede yazılı olan tutarların alt işverenler tarafından belirtilen tarihlerde ödendiğinin kabulü gerekir. Alt işverence yapılan bu ödemeler üzerine asıl işverenin de bu miktarla sınırlı olarak borcu sona ermiştir.
Bu durumda ibranamenin miktarlarıyla sınırlı makbuz olarak kabulü gerekir
Mahkemece yapılacak iş, davacının hak kazanabileceği ihbar ve kıdem tazminatlarının belirlenmesi, ardından yapılan ödemeler düşülerek, bakiye ihbar ve kıdem tazminatının ve işçilik haklarının tespiti hüküm altına alınmasından ibarettir.
9.HD. 2007/14599 E. 2007/19848 K. 21.06.2007

Somut olayda ilk önce 01.03.1997 tarihinde davalı yapı Y. Endüstrisi Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti. işyerinde işe başladığını 2003 yılı başından itibaren diğer davalı işverenlik işçisi olarak sigortaya bildirildiğini, her iki işyerinin aynı kişilere ait olduğunu, işverenden fazla çalışma karşılığı ücret talep etmesi üzerine iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve işçilik alacakları talebinde bulunmuştur.
Davalılar davacının Y. Endüstrisi Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti nezdindeki 01.03.2001 -15.05.2001 arası çalışma dönemi için ibraname verdiğini, kıdem tazminatı karşılığı ibraname verildiğini, bu nedenle anılan davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, her iki davalı şirketin ayrı tüzel kişiliği olduğunu, davacının diğer davalı işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığını, yıllık izin kullandığını, fazla çalışmasının olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece her iki davalı işverenlikte iki ayrı çalışma dönemi kabul edilerek davalı Y Endüstrisi Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti. nezdindeki çalışma süresinin ibraname makbuz niteliğinde kabul edilerek ihbar tazminatı haricindeki dava konusu alacakların tasfiye edildiği, diğer davalı şirket nezdindeki çalışma dönemi için hafta tatili çalışması ispatlanamadığından reddine, dava konusu diğer isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
İler iki şirket ortaklarının aynı olduğu ve her iki davalı şirketin işyerinin aynı olduğu mahkemenin kabulündedir. Buna göre davacının bir tek iş sözleşmesi ile davalı şirketler nezdinde çalıştığının kabulü yerine iş sözleşmesinin devamı sırasında verilen geçersiz ihbarnameye değer verilerek davalı Y.. Endüstrisi Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti. aleyhine ihbar tazminatına hükmedilmesi hatalıdır.
Kabule göre de davacıya ödenen avans niteliğindeki kıdem tazminatının davacının tüm çalışma dönemi için hesaplanan kıdem tazminatından mahsup edilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi de hatalıdır.
9.HD. 2007/34492 E. 2009/2356 K. 12.02.2009

Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İzmir l.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 24.3.2005 gün ve 45-132 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 28.11.2005 gün ve 10704-37301 sayılı ilamı ile (…1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı verdiği ibraname ile kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarım tek tek sayarak tamamen aldığını ifade etmiştir. Bu durumda sözü edilen ibranameye itibar edilerek dava konusu edilen isteklerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değildir.
Miktar içermemesi başlı başına ibranamenin geçersizliği sonucunu doğurmaz. Fesihten sonra düzenlenen ve davacının imzasını taşıyan ibranamede, diğer alacakların yanı sıra kıdem ve ihbar tazminatlarının tam olarak ödendiği başkaca alacağın kalmadığı belirtildiğine göre, anılan ibranameye değer vermek gerekir. Dairemizin, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen kararlılık kazanmış olan uygulaması da bu doğrultudadır.
Bu durumda davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının ibraname dikkate alınarak reddine karar vermek gerekirken, bu isteklerin kabulü yoluna gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilm iştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gercktirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
HGK 2006/9-582 E. 2006/625 K. 04.10.2006

Somut olayda, davalı fesihten 1 ay sonra düzenlenen ibranameyi sunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ibranamenin miktar içermeyip soyut nitelikte olması nedeniyle dikkate alınmamıştır.
Davacı tarafından imzası inkar edilmeyen ibranamede “ Emeklilik nedeniyle kendi isteğimle ayrıldım. Bu zaman içinde ne maaşım ne de iznim kalmamıştır. Buna benzer haklarımı tamamen aldım” hususu yazmaktadır.
Fesihten 1 ay sonra düzenlenen, imzası inkar edilmeyen ve irade fesadı altında düzenlendiği öne sürülmeyen ibranamede davacı, izin ve ücret alacağı kalmadığını belirtmiştir. Mahkemece, ibranameye bu açıdan değer verilerek yıllık izin ücreti talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/48900 E. 2012/8937 K. 19.03.2012

Somut olay yönünden mahkemece izin hakkının fesih ile doğduğu gerekçesi ile 15/08/2003 günlü ibranameye itibar edilemeyerek davacının yıllık ücretli izin alacağının kabulüne karar verilmiştir.
Davacının iş sözleşmesi 14/08/2003 tarihinde feshedilmiş yıllık ücretli izin alacağının kalmadığına ve her türlü dava hakkından feragat ettiğine ilişkin ibraname işe 15/08/2003 ve davacı tarafından imzalanmıştır. İbranamenin hata, hile ile alındığı da iddia edilmemiştir. Böyle olunca fesihten sonra imzalanmış geçerli ibraname nedeniyle davacı reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2008/37433 E. 2009/19398 K. 06/07/2009

Somut olayda fesih tarihinden sonra düzenlenen ve el yazısı ile yazıldığı görülen ibranamede yıllık izin ve ücret alacaklarının tamamının alındığı ve bu alacaklar yönünden işverenin ibra edildiği belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alman bilirkişi raporunda ibranamenin miktar içermediği gerekçesi ile geçersiz olduğu belirtilmişse de, yukarıda belirtildiği gibi salt miktar içermemesi ibranamenin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz. Bu nedenle sözü edilen ibranameye karşı davacıdan diyecekleri sorulmalı; varsa irade fesadına ilişkin iddiasının üzerinde durulmalı ve bu konuda delilleri toplanmalı, imza inkârında bulunduğu takdirde imza incelemesi yaptırılarak sonucuna göre anılan alacaklar hakkında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
9.HD. 2009/21166 E. 2010/1031 K. 25.01.2010

Davacı dava açıldıktan sonra davalı tarafa iş akdinin feshinden sonra fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili çalışmalarını da kapsar şekilde ibraname vermiştir. Davacı vekili ibranamedeki imzayı kabul etmiş ancak miktar içermediğini ve imzalarken iradesinin fesada uğradığını ileri sürmüştür. Dairemiz içtihatlarına göre miktar içermeyen ibranameler geçerlidir. Davacı iradesinin fesada uğradığını ise yazılı ya da tanık beyanlarıyla ispat edememiştir. Bu nedenle ibranameye değer verilerek davanın reddi gerekirken mahkemece kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2007/15168 E. 2008/7489 K. 04.04.2008

Altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu belirlenen ibranamede davacı fazla mesai ücretlerini aldığını kabul ettiğinden fazla mesai ücreti alacağı isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
9. HD. 2006/1932 E. 2006/20421 K. 10.07.2006

Somut olay yönünden, mahkemece de geçerli olduğu ve miktar yazdığı için kıdem tazminatı açısından makbuz hükmünde olduğu kabul edilen ve davacının imzasını taşıyan “İşten Ayrılanlara Mahsus Ücret Fişi – İbraname” başlıklı belgede yıllık izin ücretlerinin ve genel tatil alacaklarının ödendiği yazılıdır.
İbranamenin irade fesadına uğradığı da iddia edilmediğinden ibranamenin geçerli olduğu kabul edilerek, (Dairemizce benimsenen Hukuk Genel Kurulunun 21/10/2009 gün ve 2009/9-396-441 sayılı,8/3/2006 gün ve 2006/9-20-52 sayılı, 26/4/2006 gün ve 2006/9-150-247 sayılı kararları da aynı yöndedir.) davacının yıllık izin ücreti ve genel tatil ücreti isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm
kurulması bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/866 E. 2010/37504 K. 13.12.2010

Dosya arasında bulunan, davacı imzasını taşıyan, ihtirazi kayıt içermeyen ve fesih tarihinde düzenlenen 31.7.2001 tarihli ibranamede davacı, fazla mesai alacağını aldığını ve işvereni ibra ettiğini açıkça beyan etmiştir.
Mahkemece ibranameye değer verilmeksizin fazla mesai ücreti alacağının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2006/13466 E. 2006/32052 K. 06.12.2006

Hizmet akdinin feshinden sonra verilen ve altındaki imza davacı tarafından inkar edilmeyen 7.11.2002 tarihli ibranamede davacı dava konusu yıllık izin fazla mesai ve genel tatil ücretlerini aldığını kabul ederek davalı işvereni ibra etmiştir.
Dairemizin uygulamasına göre bu tür ibranameler geçerli olup ibraname sebebiyle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
9. HD. 2006/13495 E. 2006/33715 K. 21.12.2006

Dosyadaki mevcut 14.11.2008 tarihli ibraname iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra düzenlenmiş olup davaya konu alacakları kapsamaktadır.
Davacı ibraname altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ancak ödeme yapılmadığını savunmuş olup ibraname mevcut haliyle geçerli nitelik taşımaktadır.
Yukarıdaki ilkeler doğrultusunda davacının alacaklarından ibraname ile yapılan ödemelerin mahsup edilerek varsa bakiyesinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/27773 E. 2011/45356 K. 23.11.2011

Somut olayda, fesihten 12 gün sonra düzenlenen ve imzası inkar edilmeyen ibranamede “Garanti bankasında 01.09.2004-18.08.2008 tarihleri arasında çalıştım. Tahakkuk eden ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücretleri, prim, ikramiye vb. sosyal haklarımı aldım. Kullanmadığım izin günleri ücretini nakden aldım. İbra ederim.” yazmaktadır.
Davacı, ibranamenin geçersizliğini veya irade fesadı altında düzenlediğini ispat edemediğine ve ibranamenin fesihten sonra düzenlenip alacak kalemlerini tek tek belirtmesine göre, mahkemece, ibraname kapsamında kalan fazla çalışma ücreti talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2010/7643 E. 2012/15022 K. 30.04.2012

Somut olayda, davacı, fazla çalışına ve genel tatil ücreti alacaklarını istemiş; davalı ise fesihten sonra düzenlenen ibranameye dayanarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ibranamenin dava konusu alacaklar yönünden miktar içermemesi nedeniyle geçersiz olduğu, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yapıp, genel tatillerde çalıştığı ve ücretinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sözleşmenin fesih tarihi 21.01.2008 tarihi olup, ibraname 30.01.2008 günü düzenlenmiştir.
Davacı, ibranamedeki imzayı inkar etmemiş ve ihtirazi kayıt koymamıştır.
İbranamede “ Hizmet akdinden doğan bütün ücretlerimi, hafta tatili, genel tatil, bayram tatili ve fazla mesai ücretlerimi aldım. Ücret primi alacağı 595 TL, ihbar tazminatı alacağı 1.401 TL, kıdem tazminatı alacağı 3.242 TL banka hesabına yatacaktır. Hiçbir baskı altında kalmadan işvereni ibra ediyorum” ifadesi yer almaktadır. Davacının miktar içeren alacaklarının bir kısmı nakden bir kısmı da çek verilerek ödenmiştir.
Bu durumda her iki taraf da ibra sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmiş olmakla ibranamenin geçerli sayılarak dava konusu taleplerin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/38322 L. 2012/3384 K. 13.02.2012

Davacı, ücretinin aylık net 1.800 TL olduğunu, Kasım, Aralık 2005, Ocak, Şubat 2006 ayları ücretlerinin ödenmediğini, işçilik alacaklarına mahsuben 11.05.2006 tarihli çekle kısmi (1.660 TL ) ödeme yapıldığını iddia ederek, ücret alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı, işyerinden kendisi ayrılan davacının tüm haklarının ödendiğini ve ibraname alındığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece “Dosyaya sunulan 10.03.2006 tarihli ibranamede davacı kendi el yazası ile “İş Kanununun gerektirdiği ihbar, kıdem, izin, bir cümle yasal haklarını aldığını ve işvereni her hususta ibra eylediğini beyan ve kabul ettiğini, (vergi iadesinden kaynaklı alacakları saklı kalmak kaydıyla 359 TL)” belirtmiştir. İş akdinin feshinden sonra bu ibranameyi davacı eli ile düzenleyip, imzaladığından, ibranamenin baskı altında imzalandığının savunma ile çeliştiğinin ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi, ibranamede nitelendirmek suretiyle alacaklarını aldığını, sadece 359 TL vergi iadesi alacağı kaldığını beyan ettiğinden ve ibranamenin miktar içermemesi başlı başına ibranamenin geçersiz olduğu sonucunu doğurmadığından davacının ihbar ve kıdem tazminatı alacağı bulunmamaktadır.
Akdin feshinden sonra 11.05.2006 tarihli A Bank’ a ait 1.660 TL’ lik çek ile davacı bu miktarı, fazla hakkı olduğuna ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürmeden tahsil ettiğinden başkaca bir ücret alacağı yoktur.” Gerekçesi ile ücret alacağı isteğinin reddine karar verilmiştir.
Somut olay yönünden 10.03.2006 tarihli ibraname davacının ücret alacağını kapsamamaktadır. Çünkü davacı el yazısı ile yazdığı kısımda ücret alacaklarını aldığını ayrı olarak yazmamıştır. Üst kısımda davalı tarafından yazılan kısımları, davacı kabul etmediğini imzalamayarak ve aldığı alacaklarını teker, teker yazıp imzalayarak açıkça belirttiğinden ibranamenin üst kısmında yazılan yazılara da değer verilmez. Davacıya daha sonra kısmi ücret ödemesi yapıldığı da nazara alınarak ibranamenin ücret konusunda geçerli olmadığı kabul edilmeli, davacının fark ücret alacağı isteği kabul edilmelidir. Fark ücret alacağının yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2008/35522 E. 2010/26078 K. 27.09.2010

Somut olayda davalı tarafından ibraz edilen 2008 Nisan hesap pusulası başlıklı belgede davacının giriş ve çıkış tarihleri yer almış, ihbar ve kıdem tazminatı tahakkuk ettirilmiş olup Nisan ayı ücretinin de tahakkuk ettirilerek sonuç olarak 3.048,67 TL yi nakden ve tamamen tahsil ettiğinden cihetle işvereni ibra ettiği belirtilmiş olup herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin davacı tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı söz konusu belgeyi en son maaşını almaya gittiğinde imzalatıldığını ileri sürmüş ise de, davacının anılan belgeyi fesih tarihinden çok sonra 20.06.2008 tarihinde “maaştan 50 TL kaldı” şeklinde kayıtla imzaladığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatları yönünden ihtirazi kaydının bulunmadığı görülmüştür.
Davacının iradesinin sakatlandığı hususu da ispat edilememiştir.
Bu nedenle mahkemece, yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda söz konusu ibraname makbuz kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatları yönünden tespit edilen miktarlardan mahsubu ile varsa söz konusu alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması hatalıdır
9.HD. 2010/8782 E. 2012/16416 K. 09.05.2012

Somut olayda, davacı tarafından imzalandığı Adli Tıp raporu ile sabit olan ibranamede, ibra edilen alacaklar tek tek sayılmış ve ödeme miktarları yazılmıştır. Ayrıca söz konusu ibraname fesihten sonraki tarihte düzenlenmiş ve iş akdinin devamı sırasında veya irade fesadı altında düzenlendiği ispat edilememiştir.
Mahkemece, yukarıdaki şekilde düzenlenen ibranameye itibar edilmesi ve makbuz hükmünde değerlendirilip davacının bilirkişi raporunda belirtilen bakiye alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken, ibranamenin geçersiz olduğunun kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2011/11848 E. 2012/17923 K. 21.05.2012

Altındaki imza davacıya ait olduğu belirlenen ve akdin feshi gününden sonraki bir tarih taşıyan 29.3.2002 tarihli ibranamede davacıya miktar belirtilerek ödenen ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, izin ücreti ve ücret alacakları açıklanmıştır.
Bu alacaklar yönünden ibranameler makbuz niteliğindedir. Davacının hak kazandığı ihbar, kıdem tazminatı, izin ücreti ve ücret alacakları belirlenmeli, ödenen miktarlar düşülmcli, fark alacağı mevcutsa hüküm altına alınmalıdır.
İbranamede miktar belirtilmeden genel tatil fazla mesai, ücret alacağının bulunmadığı kabul edilerek, işveren ibra edildiğinden genel tatil ve fazla mesai istekleri ise reddedilmelidir.
Davacının beyaza imza attığı savunmasına değer verilerek ibra belgesine değer verilmeyerek sonuca gidilmesi dairemizin Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanan uygulamasına aykırı düşmektedir.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2006/13631 E. 2006/33726 K. 21.12.2006

Somut olayda davacının imzasını havi, iş akdinin fesih tarihi olan 15.11.2012 tarihli “İbra vc Feragatname” başlıklı belgeden, hangi alacağın ne miktarda olduğu ve ne surette ödendiği belirtilmeden, davacının bazı işçilik alacakları yönünden davalıyı ibra ettiği anlaşılmaktadır. Söz konusu ibraname yukarıda da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 420. maddesi çerçevesinde geçerli bir ibraname olmayıp, mahkemece bu husus göz önüne alınmadan yazılı gerekçe ile fazla mesai, milli bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacakları yönünden davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
7.HD. 2014/9763 E. 2014/16629 K. 10.09.2014

Somut olay yönünden, dosyada mevcut ibranamede alacakların kalemler halinde sayıldığı, davacının izin haklarını aldığını beyan ettiği görülmüştür. Dairemizin kararlık kazanan uygulaması; miktarlar yazılı olduğu takdirde ibranamenin makbuz niteliğinde olduğu, miktar yazılı olmayan ancak alacakların açıkça belirtmek suretiyle imzalanan belgelerin geçerli ibraname mahiyeti taşıdığı yolundadır. İbranamenin miktar içermemesi geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz. İbranamenin içeriği ile davalı işverenin savunması arasında çelişkili bir durumda bulunmamaktadır. Mahkemece aksi düşünceyle ibranamenin geçersizliğine karar verilmesi hatalıdır.
Bu nedenle davacının davasının reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2007/39268 E. 2009/5945 K. 05.03.2009

İmza inkarında bulunulmayan ve irade fesadına uğradığı da ispat edilemeyen 01.01.2009 tarihli ibranamede, davacının “hak ettiğim ücretlerimi nakden aldım ve bütün izinlerimi kullandım” şeklinde beyanda bulunması karşısında, mahkemece ibranameye itibar edilerek izin ve ücret taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken bu taleplerin kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmektedir.
9.HD. 2011/6806 E. 2013/10161 K. 26.03.2013

İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğü öncesinde yapı lan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:
a) -İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir
b) -îbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez
c) -İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
Öte yandan 818 sayılı Kanun’un 21. maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Kanumun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
d) -İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra
yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bıı nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir
e) -Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz
f) -Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır.
g) -Yine, işçinin ibranamede kanuni haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir
h) -İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan vc miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Somut olayda davalı tarafından dosyaya sunulan 26.03.2007 tarihli ibraname fotokopisi bulunmaktadır. Mahkemece ibranamenin miktar içermediği gerekçesiyle ibranameye değer verilmemiş ise de yukarıdaki ilkelerden anlaşılacağı üzere ibranamenin miktar içerip içermemesi onun makbuz hükmünde olup olmamasıyla ilgili olduğundan mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Fazla çalışma yönünden davalının savunmasıyla vc dosya kapsamındaki belgelerle de çelişmeyen ibraname bakımından mahkemece yapılacak iş, davacının isticvap edilerek ibraname gösterilip diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre yukarıda belirtilen esaslar dairesinde ibranamenin etki ve sonucunun değerlendirilmesidir. Bunun yapılmayarak hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile ibranameye değer verilmemesi isabetsizdir.
22.HD. 2013/13482 E. 2014/15890 K. 04.06.2014

Somut olayda davacı taraf 17.02.2011 tarihli dilekçesi ile iş sözleşmesini tek taraflı feshederek ayrılmak istediğini belirtmiştir. Bu tarihten sonra 05.03.2011 tarihinde düzenlenen ve davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt koyulmaksızın imzalanan ibranamede ise davacının çalıştığı süreye ait bütün normal ve fazla mesai alacağı, yıllık izinleri ve ihbar tazminatını tamamen aldığını belirtmiştir. Düzenleme tarihi itibariyle ibraname tarihinin davacının istifa tarihinden sonra olması, ayrıca ibranamede alacak kalemlerinin tek tek sayılması yönleri dikkate alındığında Dairemiz uygulamasına göre geçerli olduğu, bu sebeple söz konusu ibranamede belirtilen fazla çalışma alacağının davacıya ödendiği kabul edilerek davacının bu talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2012/12341 E. 2013/2226 K. 07.02.2013

Dosyada mevcut ibranamede alacakların kalemler halinde sayıldığı, davacının izin haklarını aldığını beyan ettiği görülmüştür. Miktarlar yazılı olduğu takdirde ibranamenin makbuz niteliğinde olduğu, miktar yazılı olmayan ancak alacakların açıkça belirtmek suretiyle imzalanan belgelerin geçerli ibraname mahiyeti taşımaktadır. İbranamenin miktar içermemesi geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz. İbranamenin içeriği ile davalı işverenin savunması arasında çelişkili bir durum da bulunmamaktadır. Mahkemece aksi düşünceyle ibranamenin geçersizliğine karar verilmesi hatalıdır.
Bu sebeplerle davacının yıllık izin alacağı isteminin reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2012/20410 E. 2013/14039 K. 11.06.2013

Somut olayda, davacı davalı iş yerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram genel talil günlerinde çalıştığını ve bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı yapılan fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günleri ücretlerinin ödendiğini savunarak, davacının imzasını içeren ve bu alacakların ödendiğini belirten ibranameyi dosyaya sunmuştur.
Davacı her ne kadar ibranamenin iradesi fesada uğratılarak imzalatıldığını ileri sürmüş ise de, yerel mahkeme bu savunmaya itibar etmemiş ve ibraname miktar içeren alacaklar yönünden makbuz niteliğinde kabul edilmiştir. Bu durumda ibraname miktar içermeyen alacaklar yönünden de geçerli kabul edilmelidir. Uyuşmazlık konusu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram genel tatil günleri ücret alacakları yönünden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2012/30585 E. 2014/1351 K. 04.02.2014

Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesini istifa ile feshedip feshetmediği ve ibranamenin geçerli olup olmadığı noktasındadır.
Davacı işyeri yetkilisinin ibranameyi imzalaması durumunda tüm alacaklarının ödeneceğini belirttiğini ve bu nedenle ibranameyi imzaladığım beyan etmiştir. Davalı taraf ise davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını ve işyerindeki bazı çalışanlarla birlikte oto tamir dükkanı açtığını, ibraname ile şirketi ibra ettiğini belirtmiştir. Dosyada davacının imzası bulunan ve el yazısı ile yazılmış dilekçede davacının kendi isteği ile işyerinden ayrıldığını ve geriye dönük hiçbir alacağının bulunmadığını belirttiği anlaşılmaktadır. Aynı tarihli ibranamede de davacının istifa ile işyerinden ayrıldığının ve yıllık izin ve fazla mesai alacağı dahil bir kısım işçilik alacaklarını aldığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı, istifa dilekçesi ile çelişmeyen ibraname ve dosyadaki davacının davalı şirketle aynı işi yapan başka bir şirkete ait kartvizit dikkate alındığında davacının işyerinden istifa ederek ayrıldığı ve ibranameye göre alacağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekli iken mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2013/7897 E. 2014/7479 K. 09.04.2014

Davacı iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini beyan etmiştir. Davalı taraf ise davacının iş sözleşmesinin ibranameye göre haklı nedenle feshedildiğini belirtmiştir. Dosyada bulunan sulh ve ibraname başlıklı
01.02.2011 tarihinde düzenlenen ve davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt koyulmaksızın imzalanan ibranamede davacının işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığını kabul ettiği, çalıştığı süreye ait bütün normal ve fazla mesai alacağı, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücretlerini tamamen aldığını belirtmiştir. Davacı tarafça, anılan ibranameye ilişkin belgede bulunan imzaya itiraz edilmediği gibi, belgenin baskı altında, iradenin fesada uğratılarak düzenlendiği iddia ve ispat edilmemiştir. Her ne kadar mahkemece haklı fesih olgusuna dayanan davalı tarafın aynı zamanda kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini savunduğu, bu nedenle davalı tarafın savunmalarının uyumlu olmadığı gerekçesi ile ibranameye değer verilmemiş ise de ibranamede kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğine dair ibare bulunmadığı gibi davalı tarafın davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğine dair savunmasının da olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ibranamenin fesih gerekçesi ile çelişmeyecek şekilde düzenlendiği, alacak kalemlerinin tek tek sayılması yönleri dikkate alındığında geçerli olduğu, bu sebeple sözkonusu ibranamede belirtilen işçilik alacakları yönünden davalının ibra edildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2013/7892 E. 2014/7475 K. 09.04.2014

Dosya içeriğinden ve ücret bordrolarından iş yerinde fazla mesai yapıldığı sabittir. İbranamede her ne kadar davacı yapmış olduğu fazla mesai alacaklarını aldığını belirtmekte ise de ibraname miktar içermemektedir. Bu nedenle fazla mesai alacağı yönünden dikkate alınmamalıdır. Yapılacak iş, davacının fazla mesai alacağını hesaplatmak, 2011 yılı Temmuz bordosunda tahakkuk yapılan ücretin davacıya ödenip ödenmediğini belirleyip çıkacak sonuca göre karar vermektir.
7. HD. 2013/10876 E. 2013/18492 K. 06.11.2013

…Somut olayda, dosyaya sunulan 10.03.2006 tarihli ibraname başlıklı belge ile davacının davalı şirketten ayrılması üzerine hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatının miktar olarak gösterildiği, yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil alacakları yönünden ise miktar içermediği ve davacının itirazsız olarak imzaladığı görülmüştür.
Davacının, imza itirazı üzerine yapılan Adli Tıp incelemesi ile ibraname altındaki imza davacının eli ürünü olduğu anlaşılmıştır.
Davacı, ibraname altındaki imzanın kendisine ait olduğu teknik inceleme ile tespit edilmesi karşısında yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek miktar olarak belirtilen alacaklar yönünden makbuz olarak değerlendirilip kıdem vc ihbar tazminatı alacağından mahsup edilmek suretiyle varsa bakiye kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmelidir.
Aynı şekilde miktar içermeyen alacaklar yönünden davacıya yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının ödendiğine dair bir kayıt sunulmaması karşısında ibranameye değer tanınmayarak varsa bu alacaklarının da hüküm altına alınması gerekirken ibranameye değer verilerek tüm alacakların reddine karar verilmesi hatalıdır.
7. HD. 2013/14854 E. 2014/209 K. 14.01.2014

Somut olay yönünden davacının 24.06.2003 tarihli dilekçe ile istifa ettiği ve aynı tarihli ibraname ile de ‘ çalıştığım süre içerisinde hakkım olan tüm ücret, mesai, izin ücretlerimi tam ve eksiksiz olarak aldım. Firmadan hiç bir alacağım kalmadığını beyan ederim’ şeklinde davalıyı ibranameye konu alacaklar bakımından ibra ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkemece davalı yanca ibraname belirtilen ödemeyi destekler ödeme belgesini ibraz edilemediği belirtilerek söz konusu ibranameye itibar edilmemişse de davalı işverene bu şekilde bir yükümlülük getirilmesi yasal olarak mümkün değildir.
Davacı işçi tarafından istifa ve ibraname altındaki imzaların kendisine ait olduğunu beyan etmiş ancak istifa dilekçesini yazması bakımından davalı yanca zorlandığını belirtmişse de dosya kapsamında ibranamenin geçersizliğini ortaya koyacak aynı nitelikte kesin delil bulunmadığı gibi davacı tanıkları da zorlama altında ibranamenin imzalandığına ilişkin görgüye dayalı bilgi aktarmadıklarından bahsi geçen ibranameye göre davacının ibraname içeriğinde belirtildiği üzere fazla çalışma ve yıllık izin ücretlerini tahsil ettiği ortaya konmuş olmakla davanın bahsi geçen alacaklar bakımından reddi gerekirken bu alacakları kapsar biçimde kısmen kabul kararı verilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2008/24436 E. 2010/10247 K. 12.04.2010

Davalı tarafından ibraz edilen ibranamede, mahkemece hüküm altına alınan fazla mesai ve yıllık izin ücretlerini aldığını açıkça kabul ederek davalı işvereni ibra etmiştir.
İbranamede alınan miktarlar açıklanmadığından ibranamenin makbuz olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.
Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre bu tür ibranamelere değer vermek gerekmiştir.
Bu nedenle fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacağı talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2006/8553 E. 2006/29464 K. 08.11.2006

Somut olayda, davalı tarafça ibraz edilen ibranamede davacı 08.08.2001- 20.07.2006 tarihleri arasındaki çalışma süresine ilişkin fazla çalışma ücretlerini ödendiğini beyan etmiştir.
Miktar gösterilmemiş olmakla birlikte, ibranamede fazla çalışma ücretinin açıkça belirtildiği ve ibranamenin yargılamanın devamı sırasında, iş akdi sonlandığı tarihte düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda fazla çalışma ücret alacağı yönünden ibranamenin geçerli olduğunun dikkate alınmaması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2011/39928 E. 2011/35255 K. 05.10.2011

Davacı hizmet akdinin feshinden sonra davalı işverene verdiği, imzasını inkar etmediği, hata ve hile ile alındığını iddia etmediği ibraname ile dava konusu alacakları tek tek zikrederek alacağının kalmadığını belirterek davalı işvereni ibra ettiğinden, sözü edilen ibranameye itibar edilerek davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2006/1681 E. 2006/20930 K. 13.07.2006

Davacı tüm çalışma dönemi için fazla çalışına, hafta tatili, genel tatil ve izin ücreti talebinde bulunmuştur.
Davalı bütün haklarının ödendiğini belirterek ibraname tanzim edildiğini savunmuştur.
Mahkemece rakamsal ödeme kaydı içermediği için ibranameye itibar edilmediği belirtilerek anılan talepler hüküm altına alınmıştır.
Dairemizin yerleşik uygulaması ibranamenin miktar içeren alacaklar için makbuz, miktar içermeyen alacaklar için ise geçerli kabul edileceği yönündedir.
Davacı ibranamedeki imzasını inkar etmediği ve ibraname dosya içindeki bilgi ve belgelerle çelişmediği takdirde geçerli olarak kabulü gerekir.
Ancak davacıya bu ibraname gösterilip diyecekleri sorulmalı sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
9. HD. 2006/14310 E. 2006/32392 K. 11.12.2006

Davacı tarafından imzalanan 8.3.2003 tarihli ibranamede sadece kıdem tazminatının miktarı gösterilmiş; hafta tatili, yıllık izin gibi haklar ise miktar gösterilmeksizin tek tek sayılmıştır.
Buna göre, kıdem tazminatı yönünden anılan ibranamenin makbuz niteliğinde kabulü yerinde ise de, yıllık izin ve hafta tatili alacakları yönünden makbuz olarak kabulü hatalıdır.
Söz konusu isteklerin mevcut ibraname ile reddi gerekir
9. HD. 2006/3815 E. 2006/25312 K. 28.09.2006

Somut olayda, ibranamede irade fesadını gerektiren haller ispat edilmediğinden miktar belirtilenler makbuz niteliğinde kabul edilerek mahsup edilmeli, miktar içermeyenler de geçerli kabul edilmelidir.
İbranamenin bu ilke kararları doğrultusunda değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2010/17660 E. 2012/26314 K. 04.07.2012

Davacı işçi fazla çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretlerini talep etmiş, davalı işveren sözü edilen isteklerle ilgili olarak ibranameye dayanmıştır.
Mahkemece, ibranamenin kıdem tazminatı dışında kalan istekler yönünden miktar içermemesi sebebiyle geçersiz olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir.
Dosya içinde bulunan davacının imzasını taşıyan ibranamede kıdem tazminatı için miktar gösterilmiştir. Hafta tatili ile dini ve milli bayram tatili ücretlerinin ödendiği belirtilmiştir. Fazla çalışma ile ilgili olarak ise ibranamede açık bir ifade yer almamıştır.
Genel anlamda ibra geçerli olmadığından dosya içinde yer alan ibranamenin fazla çalışma alacakları yönünden borcu sona erdiren bir etkisi bulunmamaktadır.
Ancak hafta tatili ile dini ve milli bayram tatili ücretleri yönünden borcun ibraname sebebiyle sona erdiği kabul edilmelidir. Mahkemece sözü edilen isteklerin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
9.HD. 2012/1140 E. 2012/25973 K. 03.07.2012

Davacı işçi, iş akdinin haksız feshedildiğini, dava konusu ettiği işçilik alacaklarından ihbar ve kıdem tazminatının kendisine ödenmediğini iddia etmiş; davalı işveren ise davacının alacaklarını aldığını, dosyaya ibraz edilen
23.6.2005 tarihli “tutanak” başlıklı belgeyi imzaladığını ileri sürmüş ve ayrıca davacıya yemin teklifinde bulunmuştur. Davacı, davalının yemin teklifini kabul etmiş ve yemini eda etmiştir.
Mahkemece, davacının imzası bulunan 23.6.2005 tarihli “tutanak” başlıklı belge ve davacının eda ettiği yemin de nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
İş hukukunda hak edilen ihbar ve kıdem tazminatının işçiye ödendiğinin ispat yükü işverene aittir. Her ne kadar mahkeme kararının ret gerekçesinde davacının imzası bulunan 23.6.2005 tarihli “tutanak” başlıklı belgeye dayanılmış ise de; bu belge incelendiğinde de görüleceği üzere ihbar ve kıdem tazminatının davacıya ödendiğine dair açık bir ibare içermemektedir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, ödenen alacak kalemlerini tek tek göstermeyen soyut ve genel olarak düzenlenen bu tür belgelere iş hukukunda, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri gereğince itibar edilemez.
Diğer taraftan ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini ispat etmekle yükümlü olan davalı işveren bu alacakların ödendiğine dair davacıya yemin teklif etmiştir. Davacı yemin beyanında; dava konusu edilen diğer alacaklarını aldığını, ancak kıdem ve ihbar tazminatını almadığını bildirmiştir. Yemin kesin delillerden olup, ispat hukukunda en son başvurulan bir yoldur. Taraflar ve hakim yeminle bağlıdır. Hakimin yemini takdir yetkisi yoktur. Bu durum karşısında bilirkişi raporu ile belirlenen ihbar vc kıdem tazminatı alacakları mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutularak anılan alacakların kabulüne karar vermek gerekirken, mahkemece “tutanak” başlıklı belge ve yemin farklı şekilde değerlendirilerek yazılı şekilde bu alacakların da reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2006/4291 E. 2006/25902 K.05.10.2006

Somut olay incelendiğinde davacının ücretinin düzenli ve süresi içinde ödenmediği taraf tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Ayrıca ibranamede genel ifadeler bulunup hangi alacakların ibra edildiği de belli değildir. Bu nedenle ibraname geçersizdir. Dolayısıyla davacının kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2008/22496 E. 2010/7219 K. 18.03.2010

Davaya konu belge hem tarihsiz olup, hem de davacının hangi haklarını aldığı yazılı olmadığından ibraname niteliğini taşımamaktadır.
Bu nedenle mahkemece dosyadaki bilgi, belge ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirilerek uzman bir hesap bilirkişisinden rapor aldırıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, söz konusu belge nedeniyle alacakların reddine karar verilmesi hatalı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2012/24590 E. 2014/22608 K. 30.06.2014

Somut olay yönünden davalı davacının talep etmiş olduğu ücret ve fazla çalışma ücretini ödediğini savunmadığı gibi, takas mahsup talebinde bulunmakla ödemediğini de zımnen kabul etmiştir. Ayrıca Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre ibranamede alacaklar kalem kalem gösterilmelidir. Matbu istifa dilekçesi altındaki “4857 Sayılı İş Kanununa göre bütün yasal haklarımı aldığımı bilgilerinize sunarım” ibaresine geçerlilik tanınarak ibraname nedeni ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2008/21802 E. 2010/6801 K. 15.03.2010

Somut olayda; davacı fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek fazla mesai ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı davacının fazla mesai yapmadığını ibraname ile kabul ettiğini savunmuştur. Davacı tarafından imzası inkar edilmeyen 25.04.2010 tarihli ibraname ve feragatname başlıklı belgede davacı “çalıştığı süre içerisinde fazla mesai yapmadığını” beyan etmiştir. Davacının bu açık eylem içeren beyanı karşısında fazla mesai ücreti talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
7.HD. 2013/2083 E. 2013/6279 K. 11.04.2013

Somut olayda davacı tarafça yıllık izinlerin kullandırılmadığı belirtilerek yılık izin alacağı talebinde bulunulmuştur. Dosyada mevcut izin belgelerinden anlaşılacağı üzere davacı 10 yıllık iznini kullanmıştır. Mahkemece hükme esas alının bilirkişi raporunda davacının 20 günlük izin alacağının kullandırılmadığı tespit edilmiştir. Davacının imzasını taşıyan 03.01.2011 tarihli ve davacı tarafça da itiraz edilmeyen ibranamede davacı yıllık izin haklarını kullandığını belirtmiştir. Hal böyle olunca yıllık izin hakkının kullanıldığına ilişkin eylem belirten ibranameye itibar edilerek yıllık izin alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu alacağın kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
7.HD. 2013/2965 E. 2013/7075 K. 18.04.2013

Dosya içeriğinden ve ücret bordrolarından iş yerinde fazla mesai yapıldığı sabittir. İbranamede her nc kadar davacı yapmış olduğu fazla mesai alacaklarını aldığını belirtmekte ise de ibraname miktar içermemektedir. Bu nedenle fazla mesai alacağı yönünden dikkate alınmamalıdır. Yapılacak iş, davacının fazla mesai alacağını hesaplatmak, 2011 yılı Temmuz bordosunda tahakkuk yapılan ücretin davacıya ödenip ödenmediğini belirleyip çıkacak sonuca göre karar vermektir.
7.HD. 2013/10876 E. 2013/18492 K. 06.11.2013

Mahkemece fazla mesai ücreti alacağı tamamen hüküm altına alınmış ise de, içeriğinde tüm çalışma süresine ilişkin olduğu, ücret alacağı, sosyal hakları, hafta ve genel tatil ücreti ile yapılan fazla mesailere ilişkin ücretlerin alındığı belirtilen ibraname davalı taraf delilleri arasında dosyaya sunulmuş, işçinin dava konusu ettiği fazla mesai alacağının ödendiği savunulmuştur. Yargılama sırasında işçi tarafından ibraname üzerindeki imza inkar edilmemiş, herhangi bir irade fesadı hali de iddia olunmamış, hangi gerekçe ile ibranameye değer verilmediği mahkemece belirtilmemiştir.
22.HD. 2013/8513 E. 2014/11135 K. 05.05.2014

Dosya içinde bulunan davacının imzasını taşıyan ibranamede kıdem ve ihbar tazminatları için miktar gösterilmiştir. Hafta tatili ücretinin ödendiği ve yıllık izinlerin tamamının kullanıldığı belirtilmiştir. Fazla çalışma ile ilgili olarak ise ibranamede açık bir ifade yer almamıştır. Genel anlamda ibra geçerli olmadığından dosya içinde yer alan ibranamenin fazla çalışma alacakları yönünden borcu sona erdiren bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak hafta tatili ücreti ile yıllık izin ücreti alacakları yönünden borcun ibraname sebebiyle sona erdiği kabul edilmelidir. Öte yandan, mahkemece her ne kadar
ibranamede tarih belirtilmediği gerekçesiyle itibar edilemeyeceği belirtilmiş ise de, davacının iş sözleşmesinin 16.04.2010 tarihinde feshedilmesi vc anılan ibranamede. Nisan ayı ücretinin ödendiğinin belirtilmesi nedeniyle ibranamenin fesih tarihinden sonra düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkemece, hafta tatili ücreti ile yıllık izin ücreti alacakları talebinin reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2012/29729 E. 2013/28201 K. 06.12.2013

Somut olayda davacı tarafından imza itirazına uğramayan ibranamede davacı yıllık izinlerini kullandığını beyan ettiğinden davacının yıllık izin ücreti talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.
22.HD. 2013/2479 E. 2014/762 K. 23.01.2014

Somut olayda davalı, davacının yıllık izinlerini kullandığını savunmuştur. Davacı tarafından imzası inkar edilmeyen 31.01.2010 tarihli ibranamede, yıllık izinlerin kullanıldığı ve ücretlerin alındığı belirtilmiştir. Dolayısıyla anılan ibraname ile davalının bu yöndeki savunması arasında çelişki bulunmamaktadır. Davacı, her ne kadar iradesi sakatlanarak ibraname imzalatıldığını ileri sürmüşse de, bu husus yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlanmış değildir. Hal böyle olunca yıllık izin alacağına ilişkin istemin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22.HD. 2012/26826 E. 2013/21480 K. 11.10.2013

Mahkemece, Sulh ve İbra anlaşması incelendiğinde; ibra anlaşmasında tek tek sayılan fazla mesai, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücretli izin alacağı, genel tatil ve hafta tatili alacağı, milli tatil alacağı bakımından davacının işvereni ibra ettiği, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin alacağı bakımından hesaplama miktarına itirazının olmadığını beyan ettiği, ibranamenin davacıdan zorla ve baskı ile alındığı yönünde davacı tanıklarının herhangi bir beyanı bulunmadığı; taraflar arasında yapılan Sulh ve İbra anlaşması ile davacının dava konusu ettiği tüm alacaklar bakımından davalı işvereni ibra ettiği gerekçesi ile isteklerin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalının sunduğu 12.11.2008 tarihli “Sulh ve İbra Anlaşması” başlıklı belgede kıdem tazminatı olarak brüt 3.954,34 TL, ihbar tazminatı olarak brüt 2.240 TL ile yıllık izin ücreti olarak brüt 639,96 TL olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu ibraname, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları için miktar içermeleri nedeni ile yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda makbuz olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumda Mahkemece, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının miktarı hesap bilirkişisinden alınacak rapor ile belirlenip, ibranamede belirtilen miktarların mahsubu ile varsa bakiye alacakların hüküm altına alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2010/14051 E. 2012/19850 K. 07.06.2012

Davalı tarafından ibraz edilen 31.12.2006 tarihli ibranamede davacı 481,5 TL ihbar tazminatı ve 129,87 TL genel tatil alacağını aldığını beyan etmekte olup ibraname içeriğine veya ibraname altındaki imzaya itiraz edilmiş değildir. Sunulan ibraname miktar içermekte olup makbuz hükmünde olup hesaplanan alacak kalemlerinden mahsubu gerekir. Mahkemece ibranamedeki miktarlar mahsup edilmemiş ibranameye değer verilmeme gerekçesi kararda açıklanmamıştır. Eksik inceleme ile verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2014/13331 E. 2014/15925 K. 05.06.2014

Somut olayda, davacının 12.08.2011 tarihli dilekçe ile kalite kontroldeki görev değişikliğini kabul etmediğini ve sağlık sorunları sebebiyle tazminatlarının ödenmesi durumunda iş sözleşmesini feshettiğini bildirdiği ve imzalı olan aynı tarihli ibranamede de davacının 239,00 TL ücret, 357,00 TL yıllık izin, 150,00 TL diğer ödemler, 59,00 TL asgari geçim indirimi 7.217,0 TL kıdem tazminatı ödendiğini tüm ücret ve sosyal haklarını aldığını beyan ettiği, mahkemece dava yolu ile istenen fazla mesai, ulusal bayram ve hafta tatili alacakları ibra edildiğinden bu isteklerin reddine karar verilmiş ise ibranamenin makbuz niteliğinde olduğu ve ibranamenin içeriğindeki yazılı miktarlar itibariyle geçerli olacağı varsa daha fazla alacağın hüküm altına alınması gerekeceği gözönüne alınarak bilirkişi raporunun bu yönde değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
22. HD. 2012/16866 E. 2013/5925 K. 21.03.2013

Taraflar arasında 25.10.2004 tarihli protokol ve aynı tarihli ibra sözleşmesi düzenlenmiştir. Düzenlenen protokolde kıdem tazminatı, ikramiye, yıllık izin ücreti, maaş, sosyal hak gibi alacakları toplamının 52.474.900.000.TL olduğu belirlendikten sonra bu miktardan sadece 31.636.000.000.TL’nin ödeneceği bakiye alacağının olmadığı işyerinden hiçbir hak iddia edilmeyeceği kararlaştırılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen bu belgeler dairemizin uygulamasına göre ödenen miktarlarla ilgili makbuz niteliğindedir. Bu nedenle davacının hak kazandığı dava konusu alacaklar belirlenmeli ödenen miktarlar düşülmeli bakiye alacak olursa talepte göz önünde bulundurularak hüküm kurulmalıdır.
9. HD. 2006/15309 E. 2006/33744 K. 25.12.2006

Davalı işveren tarafından dosyaya sunulan ibraname başlıklı belgede, kıdem ihbar tazminatları ve izin ücret alacağı karşılığı toplam 3000 TL sının davacıya ödendiği görülmekte olup, davacı tarafça belgedeki imzaya itiraz edilmemiştir.
Mahkemece, ibranamedeki bu miktar davacının hesaplanan 1.314.57 TL kıdem tazminatından mahsup edilerek bu alacak hakkında davanın reddine karar verilmiştir. İbranameye miktar yönünden değer verildiğine göre davalı işverenin mahsuba esas alınabilecek fazla ödemesi kalmaktadır.
Mahkemece kıdem tazminatından mahsup edilenden arta kalan ödeme, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda diğer alacaklardan düşülerek davacının bakiye alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2008/25308 E. 2010/13927 K. 18.05.2010

Mahkemece 16.10.2009 tarihli ibraname içeriğinde kıdem tazminatı, birikmiş izin, ücret ve sosyal yardımlarda dahil olmak üzere tüm hakların ödendiğinin belirtildiği, ancak söz konusu ibranamede miktar olarak ne kadarının kıdem tazminatına tekabül ettiğinin atılaşılamadığı, bu hususun da işverence kamtlanamadığı, bu bakımdan ibranamede belirtilen miktarın mahsubunun mümkün olmadığı gerekçesiyle mahsup yoluna gidilmemiştir.
Gerçekten de ibraname ile bir kısım alacağın ödenmiş olması halinde, feshe bağlı haklara yönelik olduğu açıklanmamış ise ödemenin diğer alacak kalemlerine yönelik olduğunun kabulü şeklindeki gerekçe doğrudur. Ancak yapılan ödemeye bakıldığında belgenin ibraname başlığı taşıdığı, belgenin ortasında kıdem tazminatı tavanı olarak 2365,16 TL miktar gösterildiği ve sadece damga vergisi kesilmek suretiyle 17.133,11 TL ödeme yapıldığı görülmektedir. İbranamede geçen kıdem tazminatı, birikmiş izin ve sosyal yardım işçilik alacaklarından damga vergisi kesilen tek alacak kıdem tazminatı olup ibranamede yazan ödemenin kıdem tazminatına mahsuben yapıldığı belgenin orta kısmında kıdem tazminatının da yazılmasından açıkça anlaşılmaktadır.
Dairemizin uygulaması 6098 sayılı Kanundan önceki dönemde ibraname ile ilgili açık kanuni düzenleme bulunmadığından alacakların tek tek sayıldığı ve miktar içeren ibranameler miktarı itibariyle, ödenmiş olarak kabul edilmektedir. Bu durumda ibranamede yazan 17.133,11 TL kıdem tazminatına mahsuben yapılmıştır.
Mahkemece mahsubun mümkün olmadığından bahisle yapılan ödemeyi dikkate almaması hatalıdır.
7. HD. 2013/16115 E. 2013/9203 K. 22.05.2013

Diğer taraftan, davalı vekilince dosyaya yabancı dilde hazırlanmış ibranameler sunulmuş, ibranamelerin üzerinde yazılı miktarda kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödendiği savunulmuştur. Mahkemece, ibranamelerin yabancı dilde hazırlanmış olması sebebiyle davacı işçi tarafından içeriğinin anlaşılmasının mümkün olmadığından bahisle, anılan ibranameler nazara alınmamıştır. Bu kez davalı vekilince, temyiz dilekçesi ekinde, ibranamelerde yazılı meblağların ödendiği iddiasıyla, yine yabancı dilde hazırlanmış imzalı makbuzlar sunulmuştur. Söz konusu belgeler, yabancı dilde hazırlanmış olmakla birlikte, belge içeriklerinde rakamlar yer almaktadır. Mahkemece, davacı asil, isticvap olunmaksızın sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Anılan sebeple, yargılama aşamasında sunulan ve ayrıca ilk defa temyiz dilekçesi ekinde sunulmuş olmakla birlikte ödeme define dair olması sebebiyle nazara alınması gerekli belgelerde belirtili rakamlarda ödemelerin yapılıp yapılmadığına dair, davacı asil 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 169 ve devamı maddeleri uyarınca isticvap olunmalıdır. Neticeye göre, dosya kapsamı bir değerlendirmeye tabi tutularak, gerekirse ek bilirkişi raporu alınmasıyla sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2013/9261 E. 2013/15496 K. 25.06.2013

Somut olayda, davacının davalı işverene ait işyerlerinde aralıklarla çalıştığı dosya kapsamı itibariyle sabittir. Davalı vekilince dosyaya yabancı dilde hazırlanmış ibranameler, yine yabancı dilde hazırlanmış imzalı makbuzlar sunulmuş, ibranamelerin üzerinde yazılı miktarda kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödendiği savunulmuştur. Mahkemece, ibranamelerin yabancı dilde hazırlanmış olması sebebiyle davacı işçi tarafından içeriğinin anlaşılmasının mümkün olmadığından bahisle, anılan ibranameler nazara alınmamıştır. Söz konusu belgeler, yabancı dilde hazırlanmış olmakla birlikte, belge içeriklerinde rakamlar yer almaktadır. Mahkemece, davacı asil, isticvap olunmaksızın sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Anılan sebeple, yargılama aşamasında sunulan vc ayrıca ilk defa temyiz dilekçesi ekinde sunulmuş olmakla birlikte ödeme define dair olması sebebiyle nazara alınması gerekli belgelerle ilgili davacı asil 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 169. ve devamı maddeleri uyarınca isticvap olunmalı ve mahkemece geçerlilik denetimi yapılmalıdır.
22. HD. 2014/16555 E. 2014/16514 K. 10.06.2014

Somut olayda, davacı 09.03.2012 tarihli ibraname imzalamıştır. Söz konusu ibraname de davacı hizmet süresi boyunca tüm ücretlerini aldığını, hiçbir alacağının kalmadığını beyan etmiştir. Söz konusu ibraname matbu olup, tarih ve davacının kişisel bilgileri daha sonradan doldurulmuştur. Davalı işveren ibranamede belirtilen alacaklardan sadece kıdem ve ihbar tazminatını ödediğini belgelendirmiş, diğer alacaklara ilişkin olarak herhangi bir ödeme belgesi sunamamıştır. Bu nedenle davalının karşılığını ödediğini ispatlayamadığı işçilik alacakları açısından ibranamenin geçersiz olduğunun kabulü gerekecektir. Mahkemece ibranamenin geçerli olduğu kabul edilerek davacının fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili alacağı taleplerinin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
7. HD. 2013/5693 E. 2013/16230 K. 03.10.2013

Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafça dosyaya sunulan ibranameler dikkate alınmadan davacının kıdem tazminatı alacağı hesaplanmıştır.
Dosya içerisinde bulunan ve davacı imzasını taşıyan ibranamelerin incelenmesinde davacıya ihale dönemlerine bağlı olarak i 8.12.2003- 17.12.2004 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin 444,15 TL, 18.12.2004- 17.05.2005 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin 350,00 TL ve 18.05.2006-31.08.2008 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin 1619,76 TL tutarında ödeme yapıldığının belirtildiği. Mahkemece davacının dosyadaki ibranamelere karşı beyanının alınmadığı anlaşılmıştır.
İbra sözleşmesi, niteliği gereği borcıı kısmen veya tamamen ortadan kaldıran sözleşmelerdendir.
Mahkemece, dosyada mevcut ibranamelerde yer alan aldığını ve işvereni ibra ettiğini belirttiği miktarların davacıdan sorulmak suretiyle kıdem tazminatı alacağına karşılık alınıp alınmadığı, alınmış ise miktarının netleştirildikten sonra ihale dönemlerine bağlı olarak geçiş tarihleri itibarıyla davacının tüm çalışma süresine göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmayacağının hiç bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenerek, tespit edilecek miktarların ödeme tarihinden itibaren tahakkuk ettirilecek yasal faizi ile birlikte toplam kıdem tazminatı alacağından mahsubu için detaylı ve denetime elverişli bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
7. HD. 2013/20228 E. 2014/4026 K. 17.02.2014

Somut olayda 29.11.2007-26.01.2011 tarihleri arasında tornacı olarak çalışan davacı iş sözleşmesini fazla çalışma ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi sebebi ile haklı nedenle feshetmiştir. Davalı ibraname ile
2.400,0 TL kıdem tazminatı ile 1.900,00 TL hak ettiği ücretlerin davacıya ödendiğini savunmuştur. Davacı ise 06.10.2011 tarihli beyan dilekçesinde ibranameye ilişkin olarak 4.300,00 TL bedel içeren belge imzalamadığını, elden tahsil etmediğini, banka kayıtlarında ödeme görülmediğini, ibraname altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığını, boş olarak imzalatılıp imzalatılmadığım hatırlayamadığını, davalının muhasebe, defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini belirterek ibranameye itiraz etmiştir. Davacının itirazları doğrultusunda ibranamede belirtilen miktarların banka ekstresi, şirket defter ve kayıtları incelenerek ödendiği tespit edildikten sonra alacak kalemlerinden mahsup edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2012/14270 E. 2013/3582 K. 22.02.2013

Somut olayda, mahkemece, matbu olması nedeniyle hükme esas alınmayan 28.8.2008 tarihli ibraname ile davacıya 357,67 TL brüt (ve 301,88TL net) ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı belirtilmiş ve ekinde sunulan ödeme belgelerinde de davacı aldığını beyan ederek imzalamıştır. Bu durumda ibraname geçerlidir ve itibar edilmesi gerekir. Ek bilirkişi raporunda bilirkişi bu ibranameye itibarla, miktar yazılı olması nedeniyle miktar olarak mahsubun yapılması gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece davacıya ödenen ihbar tazminatı mahsup edilerek kalan miktarın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahsup yapılmadan karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
7. HD. 2013/22913 E. 2014/5843 K. 12.03.2014

Davacı işçi ihbar kıdem tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarını talep etmiş davalı işveren istifa belgesi ile ibranameye dayanmıştır.
Mahkemece ibraname sebebiyle isteklerin reddine karar verilmiştir.
Davalı işveren cevap dilekçesinde, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin ücreti ve fazla çalışma ücreti ve benzeri alacakları için 8.000 TL ödeme yaptığını açıklamış ve buna dair belgeleri sunmuştur.
Davacı işçi ödemenin varlığını kabul etmekle birlikte 4.000 TL nin alacağına karşılık ödendiğini, kalan 4.000 TL nin ise tazminatları için yetersiz olduğunu açıklamıştır.
Bu durumda ibraname sebebiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
İbraname ekindeki ödeme belgeleriyle sınırlı makbuz hükmündedir. Davaya konu istekler yönünden hesaplamaya gidilmeli ve ödenenlerin mahsubu ile bakiye bir hakkın varlığı halinde bu yönde hüküm kurulmalıdır.
Davacı işçi 4.000 TL nin işverenden olan bir alacağı sebebiyle ödendiğini ileri sürmüştür. Davaya konu istekler dışında bir nedene dayalı olarak işverenden alacaklı olduğunu kanıtlamak yükümü davacı işçidedir. Davacının bu yöndeki iddiası ve delilleri değerlendirilmeli ve fesihten sonra yapılan ödemenin davaya konu alacakları ilgilendirip ilgilendirmediği de açıklığa kavuşturulmalıdır. Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2006/13923 E. 2006/19696 K. 04.07.2006

Somut olayda, ibraname içeriğine göre fazla çalışma alacağının ödendiği gerekçesiyle fazla çalışma alacağı talebi reddedilmiştir.
İbranamede, davacının 1.1.2000-21.11.2006 dönemi çalışmasından dolayı herhangi bir alacağının kalmadığını, yaptığı fazla mesai karşılığı ücretleri ve çalışma süresine ilişkin kıdem tazminatı tutarı olan 6 910.52 TL <sım aldığını açıklamıştır. Mahkemece ibraname hatalı yorumlanarak, belirtilen tutarın kıdem tazminatına ilişkin olduğu, fazla mesai ücretini de aldığı kabul edilmiştir. İbra içeriğinde yazılı 6 910.52 TL> sının fazla mesai ücreti ve kıdem tazminatına karşılık olarak yazıldığı anlaşılmaktadır.
Bu şekliyle ibraname, yukarda açıklanan ilkeler gereği makbuz niteliğinde olduğundan, davacının alması gereken kıdem tazminatı da hesaplanarak belirtilen miktarın fazla mesai alacağını karşılayıp karşılayamadığı belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2008/34885 L. 2010/26650 K. 01.10.2010

Somut olay yönünden, yargılama sırasında davalı tarafından delil olarak dayanılan 8.4.2006 tarihli ibraname tablo olarak düzenlenmiş olup, bu bölümde kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti için ödeme rakamları yer almaktadır. Fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil kısımları boş bırakılmıştır. Alttaki metin bölümünde ise bu alacaklardan söz edilmemiş, tek tek sayılmamıştır. Mahkemece ibranamede miktar belirtilen kısımlar makbuz olarak kabul edilmiş, diğer alacaklar yönünden ise işçinin işvereni ibra ettiği değerlendirmesi ile istekler reddedilmiştir. Oysa açıklanan esaslar dikkate alındığında, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti açısından işçi tarafından verilmiş bir ibra söz konusu değildir. Bu alacaklar için tablo kısmında bir miktar yer almadığı gibi, alttaki metin bölümünde de sözü geçmemektedir. Fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti isteklerinin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçeyle reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2008/23606 E. 2010/9717 K. 08/04/2010

Somut olayda davacı imzasını inkar etmediği 31.3.2007 tarihli ibranamede yıllık izin hak ve ücretlerini aldığını belirtmiştir. Ancak 30.5.2007 tarihli kıdem tazminatı bordrosunda davacının 45 günlük izin alacağı hesaplanıp ödenmiştir. Bu durumda ibranamenin makbuz niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece davacının yıllık izin ücretinin hesaplanıp yapılan ödeme tenzil edildikten sonra varsa kalan alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi hatalı olup bozmayı gerekmiştir.
9.HD. 2008/24928 E. 2010/11705 K. 21.04.2010

Dosyada mevcut 1.8.1995 tarihli ibranamede 36.000.700 TL’lik miktarın davacı işçiye ödendiği belirtilmektedir.
Her ne kadar hizmet akdinin devamı sırasında alman ibranameler geçersiz ise de. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre miktar içeren bu tür ibranameler makbuz olarak değerlendirilmeli ve hüküm altına alınan kıdem tazminatı alacağından yasal faiziyle mahsup edilmelidir.
Bu durumda bilirkişiden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2006/25205 E. 2006/24335 K. 21.09.2006

Davacı işçiye feshin ardından davaya konu işçilik alacakları bakımından ödeme yapılıp yapılmadığı konusu taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturmaktadır. Davalı işveren davacının imzaya itiraz etmediği miktar içeren ve fesihten sonra düzenlenen ibranameye dayanmıştır. Davacı vekili ise belgenin boş olarak önceden işçiden alındığını ve sonradan işçi aleyhine doldurularak kullanıldığı kanısında olduklarını belirtmiştir.
Mahkemece davacı tanıklarının beyanları ve iş müfettişi tutanağında ödemeden söz edilmemesi sebebiyle ibranameye değer verilmemiştir. İş müfettişi ile işveren vekili arasında düzenlenen tutanakta işçinin dava açmış olması sebebiyle inceleme yapılmadığı bildirilmiştir. Bu açıdan ödeme belgesi yönünden bir açıklamaya yer verilmemesi sonuca etkili değildir.
Davacı vekili 27.01.2012 havale tarihli dilekçesinde ibranamede miktarı belirtilen ödemelerin yapılıp yapılmadığının davalı işverenin 2007 yılı defterleri üzerinden araştırılması gerektiğini açıklamıştır. Davalı vekilinin de bu yönde talebi olmakla somut olay bakımından ibranamede yazılı tazminat ve alacakların işverenin onaylı ticari defterlerinde gösterilip gösterilmediği ve ödeme üzerine vergilerin ilgili vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığının araştırılması gerekir. Mahkemece açıklanan yönlerden yapılacak inceleme sonucuna göre dosya kapsamı yeniden bir değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2012/9652 E. 2014/10851 K. 01.04.2014

Somut olayda, davalı işverence fesih tarihinde düzenlendiği anlaşılan ibranamede 2.806,63 TL sosyal haklar, 3.106,24 L kıdem tazminatı olmak üzere toplam 5.892,42 TL ödeme yapıldığının yazıldığı görülmektedir. Yapılacak iş, davacıyı isticvap ederek, bu ibranamede yazılı bedellerin ödenip ödenmediği sorularak ödendi ise buna göre hesaplamalarda gözönünde tutulması, ödenmediğinin iddia edilmesi durumunda ise bilirkişi marifetiyle işverenin işyeri kayıtları vergi mevzuatı gereğince tutması gereken defter ve kayıtlar incelettirilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup karar bozulmalıdır.
7. HD. 2013/23416 E. 2014/6042 K. 13.03.2014

Somut olayda dosyaya davacının imzasını taşıyan ve davacıya ödeme yapıldığını belirten, miktar içeren bir ibraname sunulmuştur. Davalı taraf bu ibranameye dayanarak alacakların ödendiğini savunmaktadır. Ancak mahkeme bu ibranamede belirtilen miktarların ödendiğine dair belge bulunmadığından ibranameye itibar etmemiştir. İbranamede davacıya ödendiği iddia edilen miktarlar ile mahkemece hüküm altına alınan miktarlar birbirine yakındır.
Yapılacak iş; davacının usulüne uygun bir şekilde düzenlenecek davetiye ile duruşmada hazır edilerek isticvap etmek ve altında imzası bulunan ibranameye karşı diyeceklerini sormak, kendisine herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda beyanı alındıktan sonra çıkacak sonucu göre tüm deliller bir arada değerlendirilerek bir karar vermektir. Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
7. HD. 2014/1413 E. 2014/4159 K. 19.02.2014

Somut olayda davalının sunmuş olduğu miktar içeren ibraname ile 3.470,94 TL, kıdem tazminatı, 921,65 TL, ihbar tazminatı, 1.198,00 TL yıllık izin, 940,0 TL genel tatil alacağın ödendiği belirtilmiştir. Mahkemece imzanın davacıya ait olduğu anlaşılsa da tanık beyanları ile söz konusu imzanın daha önce boş olarak alındığı yolundaki kabulü yerindedir. Ancak; söz konusu alacakların ödenip ödenmediği hususunda gerekli araştırma yapılmamıştır. Mahkemece söz konusu ibranamede belirtilen miktarların davacı adına banka hesabına yatırılıp yatırılmadığı, bunun dışında ödeme belgesi veya defter kaydı olup olmadığı hususunda davalıdan delilleri sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi hatalıdır.
7. HD. 2013/15327 E. 2014/4187 K. 20.02.2014

Somut olayda, mahkemece ibraname kabul edilmemişse de aynı davalılara karşı yine Uşak İş Mahkemesinde açılan
ve karara bağlanan bir çok dosyada (Uşak İş Mahkemesi 2009/913Esas,2009/923Esas,2009/921 Esas,2009/925 Esas,2009/915 Esas) ibraname makbuz olarak değerlendirilmiştir.
Davacı taraf, ibranamede belirtilen paraları almadığını iddia etmiş, işveren ise davacının hak ve alacaklarının ibranamede belirtildiği şekilde ödendiğini savunmuştur.
Mahkemenin ibranameye yönelik gerekçeleri yerinde değildir.
İbranamenin farklı kişilerce doldurulması mümkün olduğu gibi ödemenin elden yapılması da mümkündür. Ücretlerin bankaya yatırılması karşısında ibranamedeki miktarların elden ödenmesinin kabul görmemesi de yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ibranamede belirtilen miktarların kayıtlara girip girmediğini ve ibranamede gösterilen kesintilerin vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığını araştırmak ve defter kayıtlarında oluşacak neticeye göre yukarıdaki ilkeler doğrultusunda sonuca varmaktır. Eksik inceleme ile ibranamenin geçersiz sayılması hatalıdır.
9. HD. 2011/31626 E. 2013/23449 K. 23.09.2013

Davacı taraf, ibranamenin işe girdiği sırada boş olarak imzalatıldığını, üzerindeki yazı ve tarihin kendi eli ürünü olmadığını, bu ibranamenin sonradan dolduran bir belge olduğunu iddia etmiş, işveren ise davacının ücretlerinin ibranamede belirtildiği şekilde ödendiğini savunmuştur.
Mahkeme ise ibraname içeriği ile davalı savunmasının çelişkili olması nedeni ile ibranameyi kabul etmemiştir.
Mahkemenin ibranameye yönelik gerekçeleri yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ibranamede belirtilen miktarların kayıtlara girip girmediğini ve ibranamede gösterilen kesintilerin vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığını araştırmak ve defter kayıtlarında oluşacak neticeye göre yukarıdaki ilkeler doğrultusunda sonuca varmaktır. Eksik inceleme ile ibranamenin geçersiz sayılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2011/26201 E. 2013/22724 K. 17.09.2013

Somut olayda, davalı davacının ibraname verdiğini savunmuş, davacı vekili ibranamenin boş olarak alınıp sonra doldurulduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle ibranameye karşı davacının beyanı yeniden alınarak, işe girerken boş olarak verilip verilmediği tespit edilmelidir. Boş olarak verildiği kanıtlanamadığı takdirde işyeri kayıtları üzerinde ibranamedeki ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Mahkemece bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir.
9. HD. 2012/22592 E. 2014/22195 K. 27.06.2014

Somut olayda davalının sunmuş olduğu miktar içeren ibraname ile 3.470,94 TL, kıdem tazminatı, 921,65 TL, ihbar tazminatı, 1.198,00 TL yıllık izin, 940,0 TL genel tatil alacağın ödendiği belirtilmiştir. Mahkemece imzanın davacıya ait olduğu anlaşılsa da tanık beyanları ile söz konusu imzanın daha önce boş olarak alındığı yolundaki kabulü yerindedir. Ancak; söz konusu alacakların ödenip ödenmediği hususunda gerekli araştırma yapılmamıştır. Mahkemece söz konusu ibranamede belirtilen miktarların davacı adına banka hesabına yatırılıp yatırılmadığı, bunun dışında ödeme belgesi veya defter kaydı olup olmadığı hususunda davalıdan delilleri sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi hatalıdır.
7. HD. 2013/15327 E. 2014/4187 K. 20.02.2014

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dosya içinde bulunan ve davacının imzasını taşıyan ibranamede, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, izin ücreti ve ikramiye alacağı yönünden miktar belirtilerek döküm yapılmış olmasına ve bu kalemlerin ödenmediği yönünde bir iddia ve uyuşmazlık bulunmamasına, bunun dışındaki resmi tatil (hafta sonu ve genel tatil) ile fazla mesai ücretleri kalemleri yönünden ise, miktar belirtilmemekle birlikte, ibranamede tek tek vc açıkça gösterilerek bunların da ödendiğinin belirtilmiş olmasına, davacının ibranamenin imzalanması sırasında iradesinin fesada uğratıldığı yönünde bir iddia vc ispatın bulunmamasına, bu durumda söz konusu belgenin geçerli olduğunun kabul edilmesinin gerekmesine, Hukuk Genel Kurulunun 8/3/2006 gün ve 2006/9- 20-52 sayılı kararı; 26/4/2006 gün ve 2006/9-150-247 sayılı kararlarının da aynı yönde olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
HGK. 2009/9-396 E. 2009/441 K. 21/10/2009

Somut olayda yönünden, davalının sunduğu 04.05.2005 tarihli ibranamedeki imza davacı tarafından inkar edilmediği gibi savunma ile de çelişmemektedir. Söz konusu ibranamede yıllık izin hakkının tamamını aldığı beyan edilmiştir. İbraname izin ücreti bakımından miktarda içermemektedir.
Söz konusu 8.073,00.TL. kıdem tazminatı olarak belirtilmiş ve mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda bu miktar kıdem tazminatından düşülmüştür.
Bu durumda yıllık izin ücreti isteğinin ibraname nedeni ile reddi gerekirken kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/12781 E. 2011/13573 K. 05.05.2011

Somut olayda dosya içerisinde yer alan ibranamede fazla çalışma ücreti bakımından tutar belirtilmeksizin alacağın davacı işçi tarafından tahsil edildiği belirtilmekle söz konusu ibranameye dayanarak anılan talebin reddine karar verilmesi yerinde ise de kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücretleri bakımından ibranamede tutar belirtilmekle bu alacak kalemleri bakımından ibraname makbuz hükmünde sayılarak davacının alacakları hesaplanmalı ve ibranamede yazılı tutarlar mahsup edildikten sonra varsa bakiye tutarlar hüküm altına alınmalıdır.
Eksik inceleme ile tüm talepler bakımından davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2009/12287 E. 2011/12207 K. 21.04.2011

Somut olay yönünden, dosyaya ibraz edilen 11.02.2008 tarihli kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı başlıklı imzası inkar edilmeyen belgede kıdem ve ihbar tazminatlarının miktarları gösterilmekte ise de fazla çalışma ücreti miktar olarak gösteri İm ey ip, fazla mesai alacağı kalmadığı belirtilerek davalı işveren ibra edilmiştir. Söz konusu belge fazla çalışma alacağı yönünden geçerli bir ibraname niteliğindedir. Bu nedenle fazla çalışma ücreti konusu alacağının reddi gerekirken kabulü hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2009/9743 E. 2011/9643 K. 31.03.2011

Somut olay da; mahkemece dosya arasındaki ibranameye değer verilerek ihbar ve kıdem tazminatı konusundaki hesaplamada yapılan ödeme dikkate alınmıştır. İbranamenin metin kısmında hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacakları ayrı ayrı sayılmıştır. Bu istekler yönünden işçinin işvereni ibra ettiği dikkate alınarak ilgili alacakların reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2008/28669 E. 2010/15991 K. 03.06.2010

Somut olay yönünden; davacının imzasını taşıyan ve fesihten sonra düzenlenen, savunma ile çelişmeyen ibranamede, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ikramiye alacağı yönünden miktar belirterek döküm yapılmış ve bu kalemlerin ödenmediği yönünde bir iddia ve uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bunun dışındaki hafta sonu vc genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ile izin ücreti kalemleri yönünden ise, miktar belirtilmemekle birlikte, ibranamede tek tek ve açıkça gösterilerek bunların da ödendiğinin belirtilmiştir. Davacının ibranamenin imzalanması sırasında iradesinin fesada uğratıldığı yönünde bir iddia ve ispatı da bulunmamaktadır.
Bu durumda söz konusu belgenin geçerli olduğunun kabul edilerek Dairemizce benimsenen Hukuk Genel Kurulunun 21/10/2009 gün ve 2009/9- 396-441 sayılı, 08/03/2006 gün ve 2006/9-20-52 sayılı, 26/04/2006 gün ve 2006/9-150-247 sayılı kararları da aynı yöndedir.) dava konusu izin ücreti isteğinin reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü hatalıdır.
9.HD. 2008/25951 E. 2010/7248 K. 18/03/2010

İbranamede ödeme tutarları belirtilen alacak kalemleri olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacakları bakımından (ki davacı taraf bu ödemeleri kabul etmektedir) ibranamenin makbuz hükmünde kabul edilerek bilirkişi raporuyla belirlenen alacak miktarlarından ibranamede belirtilen tutarların mahsup edilmesi yerinde olmuştur.
Fazla çalışma ve genel tatil ücretlerine ilişkin olarak ise; bu alacak kalemlerinin de diğer alacak kalemleri ile birlikte ibranamenin metin kısmında yer almasına karşın ödeme tutarına yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bu şekilde düzenlenmiş ibranamelerde davacı işçinin tutar belirtilmeyen alacak kaleminin alacaklısı sayılamaması ancak fazla çalışma yapılmadığına veyahut genel tatillerde çalışılmadığına dair ifadeler içermesi halinde mümkündür. İşveren eğer ibraname karşılığı ibranamede tutar belirtilmeyen alacağı ödediği iddiasında ise bu iddiasını banka dekontu, makbuz vb. yan delillerle ortaya koymalıdır. Zira tutar belirtilerek ödemesi yapılan alacak kalemleri gibi tutar belirtilmeyen alacaklar bakımından eğer yapılmışsa ödeme tutarı işverence bilinebilecek durumdadır. Bu nedenle Mahkemece fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacakları bakımından ibranameye kıymet verilmeyerek tanık anlatımları ve dosya kapsamındaki diğer delillere göre davacının söz konusu ücretler bakımından alacaklı olup olmadığı belirlenmeli ve sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile taleplerin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
7. HD. 2013/4265 E. 2013/10746 K. 10.06.2013

Somut olayda, davacının 16.03.2012 tarihli ve imzalı ibraname ile, “03.07.2000-16.03.2012 tarihleri arasında çalışmış olduğum, yukarıdaki adreste kurulu olan işyerinden 1475 sayılı iş Kanunu’nun 14. maddesi gereğince emeklilik (yaş dışındaki diğer şartların tamamlanması) sebebi ile ayrıldım. Bu işyerinde çalıştığım süre boyunca hak kazandığım normal ücret, fazla mesai, hafta tatili, resmi ve genel tatil ücretlerimi, ikramiye ve primlerimi, yıllık izin haklarımı tam ve noksansız bir şekilde almış olduğumu beyan ve kabul ederim. Böylece adı geçen şirketten her türlü alacağımı eksiksiz almış olduğumu, ayrıca yukarıda sayılanlar dışında da kıdem tazminatı olarak net 16.403,20 TL aldığımı, yıllık izin alacağı olarak net 1.098,54 TL aldığımı ve herhangi bir alacağım kalmadığını ve toplamda net- 17.501,74 TL aldığımı ve gerek hizmet akdimden veya gerekse kanundan doğan hiçbir alacağım kalmadığını ikrarla her türlü dava ve takip hakkımdan feragat ettiğimi beyan eder 11.L.D. Tic. A.Ş. Anadolu Kayseri Şubesini tam bir şekilde ibra eylerim.” Şeklinde beyanda bulunduğu, ibranamenin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra verildiği, savunmayla çelişmediği, alacaklar tek tek sayılarak, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti miktarlarının belirtildiği, irade fesadı ile alındığına dair delil olmadığı gibi ihtirazi kayıtta bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacının ibranamedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü dikkate alındığında, ibranamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı araştırılarak, imzanın davacıya ait olduğunun tesbiti halinde şimdiki gibi, imzanın davacıya ait olmadığının tesbiti halinde ise işyeri belgeleri getirtilerek, fazla çalışma ücreti ödemesi ve tahakkuku yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
22.HD. 2013/9516 E. 2014/9765 K. 25.04.2014

Somut olay yönünden davacı davalı işyerinde uzun süreli olarak çalışmakta olan işçidir. Kaldı ki işveren tarafından davacı işçi ile ibranamenin düzenlendiği gün görüşme yapıldığı davalının kabulündedir. Bu durumda ibranamenin düzenlenmesinde davacı işçinin serbest iradesinden söz etmek mümkün değildir. Davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği ispatlanamamıştır.
Bu itibarla davacının serbest istifa iradesini yansıtmayan ve tarih içermediğinden geçerli olmayan ibranameye değer verilerek iş sözleşmesinin davacı tarafından istifa etmek suretiyle sona erdiği kabul edilerek yazılı şekilde dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2008/37441 E. 2010/31943 K. 05.11.2010

Somut olayda, davacının bila tarihli ibranamede, 04.12.1999-15.03.2010 tarihleri arasındaki ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücreti, prim, ikramiye vs ücret mahiyetinde bir alacağı olmadığını, kıdem ve ihbar tazminatını aldığını, işvereni ibra ettiğini beyan ettiği, ibranamede, miktar belirtilmemiş ise de alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı, savunma ile çelişmediği, ibraname bila tarihli olmasına rağmen 04.12.1999-15.03.2010 tarihleri arasındaki alacakları kapsadığının belirtilmesi karşısında fesih tarihinden sonra düzenlediğinin kabul edilmesi gerektiği, ibranamenin davacının iradesi sakatlanarak alındığının davacı tarafından ispatlanamadığı nedenleriyle ibranamenin geçerli olduğu ortadadır. Hal böyle olunca, davacının fazla çalışma ücreti alacağının reddi yerine kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
22.HD. 2012/24375 E. 2013/18742 K. 13.09.2013

Somut olayda, dosyaya sunulan işçi imzalı ibranamede, davacıya 13.100,0 TL kıdem tazminatı, 1.800,00 TL ihbar tazminatı, 800,00 TL yıllık izin ücreti, 2.000,00 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 2.000,00 TL hafta tatili ücreti, 5.000,00 TL fazla çalışma ücreti ödendiği yazılıdır. Davacı vekili, tarihsiz ibranameye değer verilemeyeceğini, ibranamede ödendiği belirtilen miktarların ödendiğine dair makbuz ya da banka dekontu sunulmadığını, ibranamenin geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Davacı asil, 08.03.2012 havale tarihli dilekçesinde, ibranamenin boş olarak 2007 yılının ocak ayında kendisine imzalatıldığını, ibranamede belirtili meblağların kendisine ödenmediğini ileri sürmüştür.
Dinlenen davacı tanığı, davacının işyerinden ayrılırken bir miktar para aldığını bildiğini, ancak ibraname hakkında bilgisi olmadığını beyan etmiştir. Bir kısım davalı tanığınca da, miktarın bilinmemekle birlikte davacıya işyerinden ayrılırken ödeme yapıldığının bilindiği yönünde beyanda bulunulmuştur. İbraname hakkında ise, davalı tanıklarının da bilgisi bulunmamaktadır.
Mahkemece, ibranamenin maktu hazırlandığı, alacak kalemlerinin yanlarında boşluk bulunduğu, tarihsiz olduğu gerekçesiyle ibraname geçersiz kabul edilmiştir.
Öncelikle, ibranamede açık bir şekilde düzenlenme tarihi yazılı değil ise de, içerikte davacının çalışma süresinin 01.05.1999-21.10.2009 tarihleri arasında geçtiği ve iş sözleşmesinin 21.10.2009 tarihinde feshedildiği açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla ibraname içeriğinden, belgenin fesih tarihinden sonra düzenlendiği açıkça anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça, irade fesadı iddiasında bulunulmuş ise de, iddia usulünce kanıtlanmış değildir. Diğer taraftan, ibranamenin mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş olması sebebiyle, belgede belirtili miktarların banka aracılığıyla ödenmemiş olması ibranamenin geçersizliği sonucunu doğurmaz.
Gerekçe içeriğinde ibranameye değer verilmemesi nedenlerinden biri olarak da ibranamenin maktu hazırlandığı belirtilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere ibraname her bir alacak kalemi için ödendiği belirtilen miktarlar açıkça yazılmıştır. İbraname içeriğindeki tüm yazı ve rakamların el yazısıyla yazılması gibi bir zorunluluk da bulunmamaktadır. Belgede yer alan işçi imzası da inkar edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, sözkonusu ibranamenin üzerinde yazılı miktarlar açısından makbuz hükmünde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle tamamen geçersiz olduğunun kabulü hatalı olmuştur.
22.HD. 2013/2995 E. 2014/1447 K. 04.02.2014

Somut olayda, davacının ortak işyeri açmak amacıyla iş akdini kendisinin feshettiği yönündeki mahkeme kabulü ve kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi yerindedir.
Ancak, dosyaya sunulan ve davacı tarafından kabul edilmeyen ibranamenin davacı tarafından hangi gerekçelerle imzalandığı, ibraname alınması için ne kadar ödeme yapıldığı, gerekirse ödemenin banka dekontları ve işyeri kayıtları ile ispatlanmasının istenmesi ve ibranamenin buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hiç araştırma yapılmadan miktar içermeyen ve davacının zorla imzalatıldığını iddia elliği ibranameyi, üzerinde hiçbir tarih bulunmamasına rağmen, sadece işten çıkış tarihi taşıyor diye fesihten sonra düzenlendiği kabul edilerek doğru sayarak hüküm kurulması hatalıdır.
Davacının, feshin haklılığına bağlı olmayan taleplerine karşılık ödeme yapılıp yapılmadığı belirlenmeli, yapılmamış ise davacının taleplerinin haklılığı dikkatlice araştırılarak, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
7.HD. 2013/17704 E. 2014/3431 K. 10.02.2014

Somut olayda, davalı S.Ç’. tarafından sunulan tarihsiz ibranamede bir kısım ödemelerin yapıldığı belirtilmiştir. Davacı, imzasını inkar ederek, sonradan doldurulduğunu iddia etmiştir. Mahkemece, miktar içeren ibranamenin, ödemenin ispat edilmesi koşulu ile makbuz hükmünde olacağı hususu gözardı edilerek tarih içermediğinden bahisle hiç değerlendirilmeye tabi tutulmamış olması hatalıdır.
Yapılacak iş, ibraname üzerinde imza incelemesi yaptırılarak davacı tarafından inkar edilen imzanın davacıya ait olup olmadığını belirlemek ve davalının işyeri kayıtlarının bu konuda uzman bir muhasebeci bilirkişiye incelettirerek, ibranamede yazılı miktarların ödenip ödenmediği belirlemek ve çıkacak sonuca göre yeni bir karar vermektir.
7. HD. 2013/25551 E. 2014/6578 K. 24.03.2014

Somut olayda, mahkemece, dosya içinde mevcut ibraname ve ücret bordrolarına değer verilerek bu doğrultuda hüküm kurulmuşsa da, söz konusu ibranamenin tarih içermediği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince tarihsiz ibranamelerin geçerli olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda, dosya içindeki ibranameye değer verilerek sonuca gidilmesi hatalıdır.
Öte yandan, davacı tarafça dosyaya sunulan, hafta tatili ve fazla çalışına tahakkuku içeren bordroların davacının imzasını içermediği, buna karşın bordroda yazılı bedellerin, banka hesabından ihtirazi kayıt konulmaksızın çekildiği görülmektedir. Ancak davacı tarafça bu bedellerin davacının eşi tarafından çekildiği iddia edilmiş olmakla, mahkemece söz konusu ödemelerin banka tarafından kime yapıldığı tespit edilerek sonucunda göre karar verilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2008/32292 E. 2010/18737 K. 14/06/2010

Somut olay yönünden davacı iş sözleşmesinin kandırılmak suretiyle ibraname imzalatılıp haksız son verildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve fazla çalışma ücreti isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin feshedilip yasal haklarının ibraname ve feragatname imzalatılmak suretiyle ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece alacakların ibranameyle ödendiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
I lükme esas alınan ibraname tarih içermemektedir. Ne zaman düzenlendiği belli olmayan ibranameye itibar edilerek hüküm kurulması hatalıdır.
Ayrıca davacı tarafından aynı mahkemede açılan 2007/681 Esas sayılı hizmet tespiti dosyasının sonucunun beklenmeden karar verilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2008/6125 E. 2009/20328 K. 09.07.2009

Mahkemece, dosya içinde mevcut ibraname uyarınca davanın reddine karar verilmişse de, ibranamenin tarih içermediği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince tarih içermeyen ibranamelerin geçerliliğinden söz edilemez. Öte yandan, davacı vekili tarafından verilen cevaba cevap
dilekçesinde, söz konusu ibranamenin 01.02.2002 01.05.2003 tarihlerine
ilişkin olduğu beyan edilmişse de, bu beyanın davalının cevap dilekçesindeki hususlara dayandırıldığı ve kabul niteliğinde olmadığı görülmektedir.
Bu durumda mahkemece, ibranamenin geçerli olmadığının kabulü ile davacı vekilinin 24.04.2007 tarihli celse ile ıslah dilekçesindeki beyanları da göz önüne alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret hükmü kurulması hatalı olmuştur.
9.HD. 2008/30395 E. 2010/16805 K. 07.06.2010

Somut olayda, yıllık izin kullandırıldığı ya da kullandırılmayan iznin ücretinin ödendiğini ispat yükü işverendedir. Mahkemece, dosyada bulunan ibranameye dayanılarak yıllık izin talebi reddedilmişse de, ibranamede tarih bulunmadığından, bu ibranamenin işe girerken alınıp alınmadığı anlaşılamadığı gibi, davalı işveren, kullanılmayan izin ücretlerinin ödendiğinin banka kaydı, işyeri belgeleri gibi belgelerle ispat edebilmiş değildir. Hal böyle olunca yıllık izin ücreti talebinin de kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
7. HD. 2013/27713 E. 2014/3714 K. 12/02/2014

Somut olay yönünden davalı işyerinde 11 yıl çalışan davacının yıllık ücretli izin alacağını kullanmadığı kabul edilerek anılan alacak hüküm altına alınmıştır.
Davacı 19.10.2007 tarihinde emekli olarak işyerinden ayrıldığı sırada imzaladığı ve imzasını inkar etmediği ibraname de, yıllık izinlerini kullandığını açıkça beyan etmiştir.
Bu ibranameyi okumadan imzaladığını iddia etmekte ise de, bu konuda iddia dışında bir delil ileri sürmemiştir.
Davacı emekli olurken imzaladığı ibraname ile izinlerini kullandığını belirttiğinden anılan isteğin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2011/41267 E. 2011/39178 K. 24.10.2011

Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi 14.02.2005 tarihinde sona eren davacı işçiye tazminat ve alacakları ödenmiştir. Davacı işçi bu haklarını alırken, aynı tarihte “yıllık ücretli izinde dahil olmak üzere .. bilcümle haklarını tam ve noksansız” aldım, işvereni ibra ederim beyanını içeren ibranameyi imzalamıştır. İbraname ile ilgili düzenlemeler bu tarihte yürürlükte bulunmadığından, fesih ile aynı tarihte düzenlenmiş olması, ibranameyi geçersiz kılmaz.
Davacı ibranameye ihtirazı kayıt koymadığı gibi iradesinin fesada uğratıldığını da iddia etmiş değildir. İbranameye değer verilerek yıllık ücretli izin alacağının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
9.HD. 2011/14645 E. 2013/20597 K. 05.07.2013

Somut olayda davalı tarafından ibraz edilen 2008 Nisan hesap pusulası başlıklı belgede davacının giriş ve çıkış tarihleri yer almış, ihbar ve kıdem tazminatı tahakkuk ettirilmiş olup Nisan ayı ücretinin de tahakkuk ettirilerek sonuç olarak 3.048,67 TL yi nakden ve tamamen tahsil ettiğinden cihetle işvereni ibra ettiği belirtilmiş olup herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin davacı tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı, söz konusu belgenin işten çıkış için bir takım belgeler imzalanmasının istenilmesi üzerine imzaladığını ileri sürmüş ise de bu hususu ispat edememiştir.
Bu nedenle mahkemece, yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda söz konusu ibraname makbuz kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatları yönünden tespit edilen miktarlardan mahsubu ile varsa söz konusu alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması hatalıdır.
9.HD. 2010/8781 E. 2012/16415 K. 09.05.2012

Davacı 5.8.2002 tarihinde evlilik nedeniyle hizmet akdini feshetmiş aynı tarihli ibraname ile de işvereni ibra etmiştir. İbraname içeriğinde ulusal bayram, genel tatil ücretlerini aldığını belirten davacı yönünden ihtirazi kayda uğramayan ibraname geçerli olup bu dönem için söz konusu alacağın hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9.HD. 2007/11696 E. 2008/4971 K. 17.03.2008

Somut olayda, davacının imza inkarında bulunmadığı “İBRANAME” başlıklı ve 30/11/2007 tarihli belgede; “Davacının, işyerinden istifa etmek suretiyle ayrıldığı, ayrıldığı tarihe kadar hak etmiş olduğu bütün ücret ve haklarından kalanını adı geçen bu belgenin alt kısmında bulunan tabloda gösterildiği şekilde aldığı, işverenden iş akdinden ve yasal haklarından dolayı her hangi bir ayni, nakdi ya da sosyal hak alacağının kalmadığı… bu nedenle işverenden maddi ve manevi bir talepte bulunmayacağı ve işvereni ibra ettiği… “ belirtilmiştir. Bu belgenin hemen alt kısmında düzenlenen tabloda; “davacının ücret alacağına karşılık net 975 TL, kıdem tazminatı alacağına karşılık nel 1. 961, 97 TL, ihbar tazminatı alacağına karşılık net 993, 56 TL aldığı…. “ belirtilmiştir. Yine bu tabloda; “fazla mesai ücretleri, kullanılmayan izin ücretleri ve sosyal haklar sütunlarının yer aldığı ancak bu 3 alacak karşılığında davacıya bir ödeme yapılmadığı… “ anlaşılmıştır.
Davacı dava dilekçesi ile fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti olmak üzere üç kalem alacak talebinde bulunmuştur.
Öncelikle, «İBRANAME» başlıklı belgede, davacının talep ettiği hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacakları sayılmamıştır (yer almamıştır). Bir başka anlatımla talep edilen bu iki alacak kalemi açısından adı geçen belgede bir düzenleme yapılmamıştır. Dairemizin yukarıda zikredilen ilke kararında da açıkça görüleceği üzere ibranamelerin geçerliliğinin bu belgelerde sayılan alacak kalemleri ile sınırlı olduğu, bu belgelerde yer verilmeyen, sayılmayan alacak kalemleri açısından işverenin ibra edildiğinden söz edilemeyeceği bu nedenle davacının talep ettiği ancak ibranamede sayılmayan (belirtilmeyen) hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacak kalemleri açısından «İBRANAME» başlıklı belgenin geçerli olmadığı ve bu iki alacak kalemi açısından bu belgenin hukuki bir hüküm ve sonuç doğurmayacağı anlaşılmıştır.
Ayrıca, “İBRANAME” başlıklı belgenin alt kısmında düzenlenen tabloda “fazla çalışma ücreti” sütunu bulunmasına rağmen bu alacak kalemi ile ilgili olarak davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığı da anlaşılmıştır.
Öte yandan, yerel mahkemece «İBRANAME» başlıklı belgenin, feragatname olarak kabul edilerek davanın reddedilmesi hatalıdır. Bunun da ötesinde, mahkeme gerekçesinde yer alan;»… bu belge ile açıkça dava hakkından vazgeçildiği… « şeklindeki gerekçe de yerinde değildir. Zira hiç kimse henüz dava açılmadan dava açma hakkından (dava hakkından) vazgeçemez, bu durum Anayasa ve yasalarla düzenlenmiş bulunan «dava hakkı»nın ihlali anlamına gelmektedir.
Yukarıdaki tespitler kapsamında, yerel mahkemece tarafların iddia ve savunmaları kapsamında tüm delillerin toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının talep ettiği alacak kalemlerinin tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2009/46362 E. 2012/6518 K. 29/02/2012

Somut olayda davalı 01.11.2005 tarihli matbu düzenlenmiş ibranameyi sunmuştur.
Söz konusu ibranamede davacıya net 584,89 TL ihbar tazminatı ve net 751,53 TL kıdem tazminatı ödendiği belirtilmiştir.
İbranamenin matbu olarak düzenlendiği için geçersiz olacağı düşünülse de kıdem ve ihbar tazminatı yönünden miktar içerip ödendiği belirtildiğinden ibranamenin kıdem vc ihbar tazminatları açısından makbuz hükmünde olacağı kabul edilmelidir.
Yine yukarıda değinildiği üzere miktar içeren ibranamenin çalışırken
alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmayacaktır.
Buna göre ibranamede kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin ödenen tutarların kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hesaplanmasında dikkate alınmaması hatalıdır.
9. HD. 2009/41185 E. 2012/4462 K. 16.02.2012

Somut olayda; Mahkemece davalı işverenlikçe sunulan ibranameye matbu olup, miktar içermediğinden değer verilmemiş ise de; yukarıdaki Dairemiz ilkelerine göre irade fesadı halleri ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve savunma ile çelişmediği hallerde miktar içermeyen ibra sözleşmeleri geçerli sayıldığından. Mahkemenin bu gerekçesi Dairemizin müstakâr içtihatlarına uygun değildir.
9. HD. 2012/553 E. 2014/6359 K. 27.02.2014

Somut olayda, davalı işveren tarafından ibraz edilen ibraname tarihsiz ve matbu niteliktedir.
İşe giriş- çıkış tarihlerine ilişkin bölümleri el yazısı ile düzenlenmiştir.
Davalı tanığı M. S., davacıya, işveren tarafından düzenlenen bazı belgeleri okutmadan imzalattığını, bu belgelerin içerisinde uyuşmazlık konusu ibranamenin bulunup bulunmadığım hatırlamadığını beyan etmiştir.
Dinlenilen davacı ve davalı tanıkları davacının iş yerindeki çalışma süresinin 1 yılın üzerinde olduğunu bildirmişlerdir.
Saptanan bu durum karşısında, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, matbu nitelikte olan ve tanık beyanları ile desteklenmeyen ibranameye itibar edilerek davacının ücret alacaklarının ödendiği ve hizmet süresinin 1 yılın altında olduğuna ilişkin mahkeme kabulü hatalı olup, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2009/23460 E. 2011/38330 K. 19.10.2011

Somut olayda davacı iş yerinden işverence çıkartıldığını ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiş, davalı işveren ise işçinin istifa ederek işten ayrıldığını ve işvereni ibra ettiğini savunmuştur.
Yerel mahkeme savunmaya değer vererek taleplerin reddine karar vermiş ise dc istifa ve ibra belgelerinin matbu nitelikte olduğu boşlukların daha sonra el yazısı ile doldurulduğu görülmekte olup, davacı her iki belgenin işe ilk girerken işverence talep edilmesi üzerine matbu bölümler hariç boş olarak verildiğini ileri sürmüş ve davacı tanıkları bu iddiayı doğrulamışlardır.
Yukarıdaki açık değerlendirme doğrultusunda bu tür belgelere ihtiyatla yaklaşılması gerekmektedir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile bu iki belgeye değer verilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
9. HD. 2010/34265 E. 2012/42375 K. 11.12.2012

Somut olayda taraflar arasındaki iş ilişkisinin 19.09.2004 tarihinde sona ermesinden sonra 15.06.2005 tarihli matbu, boşluk kısımları doldurulmuş bir ibraname düzenlenmiştir.
İbraname metninde «…işimden işimin 19.09.2004 de sona ermesi nedeniyle ayrılmış bulunmaktayım. Bu tarihten itibaren gerek, şirket gerek şirket şantiyesi ile ilgili hiçbir alacağım kalmamıştır. “ ifadesine yer verilmiştir. Davacı vekilinin imzaya itirazı olmamıştır.
Davacı dava dilekçesinde ihbar tazminatı, fazla çalışma ve ücret alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Oysa dava konusu isteklere ilişkin ibraname de hiçbir ibare yoktur. Başka bir anlatımla ibraname genel anlamda düzenlenmiş olup dava konusu istekler ibraname içeriğinde yer almamaktadır. Bu sebeple ibranamede yer almayan işçilik alacakları açısından borcun sona erdiği söylenemez.
Mahkemece yapılacak iş dosya içeriğinde mevcut deliller ibraname yokmuş gibi bir değerlendirmeye tabi tutularak dava konusu istekler yönünden bir sonuca gitmekten ibarettir.
Yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
9. HD. 2010/5216 E. 2012/12444 K. 12.04.2012

Dava dilekçesinde davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 26.11.2004- 09.12.2005 tarih aralığında çalışıp çıktıktan sonra 19.11.2006- 02.12.2007 tarihleri arasında yine aşçı olarak çalıştığını beyan etmiştir.
Yine dosya içerisinde söz konusu ilk çalışma dönemine ilişkin olarak davacıya tüm işçilik alacaklarının ödendiğine dair ibraname düzenlendiği görülmektedir ki davacı söz konusu ibraname içeriğine ve ibraname altındaki imzaya itirazda bulunmamıştır.
Davacı taraf tanıkları da davacının iki ayrı dönem halinde çalışması bulunduğunu ifade etmişlerdir.
Her ne kadar Mahkemece ibranamenin matbu olduğu ve ödemeye ilişkin makbuz sunulmadığı belirtilerek geçersiz kabul edilmişse de söz konusu tespitler ve yukarıda anılan ilkeler ışığında irade fesadı ve sair hususlarda değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
9. HD. 2009/36097 E. 2012/1761 K. 25.01.2012

Taraflar arasındaki uyuşmazlık ibranamede yazılı olan miktarın alacaklardan mahsup edilip edilmeyeceği noktasındadır. Davalı taraf davacının ilk dönem çalışması sonucu kendi isteği ile işyerinden ayrıldığını, ibranamede belirtilen miktarın davacıya ödendiğini ve şirketi ibra ettiğini belirtmiştir. Dosyada bulunan ibranamenin incelenmesinde ibranamede elle yazılmış “ödenen para
3.500,0 TL’dir” şeklinde ibarenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının ibranameye karşı itirazı bulunmamaktadır.
Her ne kadar mahkemece ibranamenin matbu olduğu ve el yazısı ile doldurulduğu gerekçesi ile ibranameye itibar edilmemiş ise de davacının ibranameye karşı itirazının bulunmaması, ibranameyi imzalarken iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin beyanının bulunmadığı dikkate alındığında, davacı tarafından imzalanarak işverene verilen ve miktar içeren ibranamede yazan miktarın makbuz hükmünde olduğu değerlendirilerek, hüküm altına alınan alacaklardan mahsup edilmesi gerekir. İbranamenin makbuz hükmünde olduğu düşünülmeden ve ibranamede yazan miktar mahsup edilmeden sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2013/2285 E. 2014/735 K. 23.01.2014

Dosya içerisinde mevcut ibraname ve istifa dilekçesi incelendiğinde ilk olarak matbu olarak hazırlandığı tarih kısımlarının daha sonra başka yazıcı ile doldurulduğu yönünde izlenim edinilmektedir. Davacı da ibranamenin sonradan düzenlendiği yönünde savunmada bulunmuştur. Buna göre bahsi geçen ibraname ve istifa dilekçelerinin asılları bir grafoloji uzmanına inceletilerek davacı itirazları yönünden bir incelemeye tabi tutulmalı gelecek rapor içeriği ve dosya kapsamı birlikte değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2008/21756 E. 2010/6531 K. 11.03.2010

Somut olayda, mahkemece davacının imzası bulunan tarihsiz ibranameye itibar edilerek fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil alacağı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Söz konusu ibranamede “ yapmış olduğum fazla çalışma karşılıklarım, hafta tatili ve genel tatil ücretlerimi ve ulusal bayram günlerinde yaptığım çalışmalara ilişkin ücretlerimi aldığımı” ifadesi yer almaktadır. Dairemizin benimsediği ilkeler çerçevesinde bu durumda ibranamedeki bu hüküm çerçevesinde işvereninin bu alacak kalemlerine ilişkin olarak yapmış olduğu ödeme belgelerini dosyaya sunması gerekirdi. Yapılan yargılamada böyle bir ödeme belgesi dosyaya sunulmamıştır. Hal böyle olunca söz konusu ibranamede geçen ifadenin matbu bir ifade olduğu, gerçek anlamda davacının bu alacaklar açısından işverenini ibra etmediği kabul edilmelidir. Mahkemece davacının fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının sırf bu ibranameye dayanılarak reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
7. HD. 2013/12147 E. 2013/19929 K. 21.11.2013

Somut olayda; davalı şirket tarafından davacının alacaklarının ödendiğine dair 31/12/2007 tarihli miktar içeren ibraname sunulmuş olup mahkemece ibranamenin matbu olarak hazırlandığı, boşlukların elyazısı ile doldurulduğu, emsal dosyalardan da anlaşıldığı üzere işçilerden fesih tarihinden çok önce boş ibranameye imza alındığı gerekçesiyle ibraname nazara alınmamıştır. Mahkemece davalı şirkete ibraname kapsamında ödeme belgesi varsa sunulması için kesin önel verilerek ödeme varsa dikkate alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
7. HD. 2013/21165 E. 2014/3702 K. 12.02.2014

Somut olayda, davacının iş akdinin 22.2.2011 tarihinde sona erdiği, 1.3.2011 tarihli ibraname ile de fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ödendiğinin kabulü ile bu alacak taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak ibranamede miktar yazmaması bilgisayar da matbu olarak hazırlanmış olması nedeniyle mahkemece, davacı isticvap edilerek bu ibranamenin ne şekilde ve ne zaman imzalattırıldığı sorulup açıklattırılmalı, davalıya bu alacakların ödendiğine ilişkin varsa ödeme belgelerini ibraz etmesi için kesin önel verilmeli ve çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik araştırma ile verilen karar isabetsiz olup bozma nedenidir.
7. HD. 2013/23427 E. 2014/5989 K. 13.03.2014

Somut olayda; işveren tarafça ibraz edilmiş olan ibranamede davacının fazla mesai ve diğer sosyal haklarım aldığı yazılı olup fazla mesai alacağını ne şekilde aldığı açıkça yazılı değildir. Yine işveren tarafça ibraz edilmiş olan, çalışan personelin fazla çalışmasına karşılık serbest zaman çizelge suretleri imzalı olup, davacının işe başlama tarihleri, işe başlama saatleri, işin bitiş saatleri ve mesai izninin kullanım tarih ve saatleri tablo şeklinde belirtilmiştir.
Mahkemece, matbu ibranameye itibar edilmemiş olması isabetli ise de, imzalı çizelgelerde fazla mesai çalışması karşılığının serbest zamanlı izin olarak kullandırıldığı belirtilmiş olmakla, söz konusu çizelgeler davacıya ve tanıklara gösterilerek çizelge konusunda açık beyanları alınarak sonucuna göre, davacının fazla çalışmalarının karşılığında serbest izin kullanıp kullanmadığı ve fazla mesai alacağı bulunup bulunmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmeksizin, yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
7.HD. 2013/13688 E. 2013/20495 K. 28/11/2013

Somut olayda, davalı işveren tüm alacaklarının ödendiğini belirterek, ibraname sunmuştur.
İbraname metni incelendiğinde iki paragraf arasında boşluk bulunduğu, imzanın da alt tarafta olduğu, ibraname düzenleme tekniğine uygun olmadığı görülmektedir.
Davalı işveren ibranameye konu alacaklara ilişkin son aylık ücretini aldığına ilişkin belge dışında delil sunmamıştır.
Tanıklar ibranamenin, ihale süresi bitmeden önce tüm çalışanlardan alındığım, imzalanmadığı takdirde ücretlerin ödenmeyeceğinin söylenerek imzalatıldığını beyan etmişlerdir.
Davacının davalı işverenden sonra, ara vermeden ihaleyi alan dava dışı şirkette çalışmaya devam ettiği, iş akdinin feshinin söz konusu olmadığı ve yazılış tekniği ve tanık beyanları ile ibranamenin geçerli olmadığı kabul edilerek; ihbar, kıdem ve yıllık ücretli izin alacağı dışında kalan istekleri yönünden alacağının bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
9.HD. 2008/37285 F.. 2010/8007 K. 25/03/2010

Somut olayda davacı haklı nedenlerle iş akdini feshettiğini iddia etmiş, davalının ibraname savunmasına karşılık ibranamedeki imzayı inkar etmemiştir.
Mahkemece ibraname dikkate alınmadan talepler kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut 20.11.2007 tarihli ibranamede davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, genel tatil ve yıllık izinlerini aldığını beyan ettiği ve altını imzaladığı görülmüştür.
Mahkeme kabulünde olduğu gibi ibranamede ihbar tazminatının yer alması, davalının davacının kendi isteğiyle ayrıldığı savunması karşısında çelişkilidir. Ancak diğer alacaklar yönünden dosyada fotokopisi bulunan ibranamenin aslı getirtilmeli savunma ile çelişen kısımları açık ve net olarak tespit edilmeli ve yukarıdaki ilke kararına göre sonuca gidilmelidir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
9. HD. 2010/15441 E. 2012/22818 K. 13.06.2012

Somut olay yönünden davacının imzasını taşıyan ibranamede, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yönünden miktar belirtilerek döküm yapılmış olmasına rağmen bunun dışındaki, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretleri kalemleri yönünden ise, miktar belirtilmemekle birlikte, ibranamede tek tek ve açıkça gösterilerek bunların da ödendiği belirtilmiştir.
Ayrıca, davalının savunması, haftada bir gün tatil yaparak hafta tatilini kullandığı, dini ve milli bayramlarda izinlerini kullandığı, yıllık izinlerini kullandığı yönünde olması nedeni ile ibranamede yer alan hafta tatili ve genci tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacakları bakımından çelişkili ise de, fazla çalışma ücreti ve diğer alacaklar yönünden çelişkili değildir.
9. HD. 2008/22908 E. 2010/8954 K. 01.04.2010

Somut olayda, dosya içinde bulunan davacının imzasını taşıyan 26.08.2009 tarihli ibranamede, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının ödendiği belirtilmiştir. Genel anlamda ibra geçerli olmadığından dosya içinde yer alan ibranamenin kıdem tazminatı yönünden borcu sona erdiren bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı yönünden borcun ibraname sebebiyle sona erdiği kabul edilmelidir. Bu durumda, mahkemece, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı talebinin reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2013/11975 E. 2014/12611 K. 13.05.2014

Somut olayda, 15.12.1998 tarihli ibranamede ihbar ve kıdem tazminatları yanında çok sayıda işçilik alacağı metin kısmında yer almış, ancak her bir kalem bakımından miktar belirtilmemiştir. İbranamenin alt kısmında bu güne kadar tahakkuk eden 15227,96 .. karşılığı 51.241,40 USD nin ödendiği yazılıdır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalı işveren davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanmadığı yönünde savunma yapmış olmakla birlikte, aynı borcun ibraname ile sona erdiğini savunması çelişkili bir durumdur. Doğmadığı ileri sürülen bir borcun ibraname ile sona erdirilmesi mümkün olamayacağına göre ibranameye bu yönden değer verilmesi doğru olmaz. Dosya içinde aynı işverenle ilgili başka işçilerin açtıkları davalarda ibranameye dayanılarak yerel mahkemelerce ret kararlarının verildiği ve Dairemizce onanmak suretiyle kesinleştiği yönünde karar örnekleri bulunmakta ise de, her davada uyuşmazlık, iddia ve savunma içeriği ile mevcut delil durumuna göre çözümlenmelidir. Somut olay yönünden ibranameye değer vermek mümkün olmamıştır.
Öte yandan davacı işçinin fesih tarihi olarak açıkladığı tarih ile ibranamenin düzenlendiği tarih arasında yaklaşık bir yıllık bir süre vardır. Mahkemece davacının iş sözleşmesinin hangi tarihte sona erdiği de yöntemince araştırılmamış ve ibranamenin iş sözleşmesi devam ederken düzenlenip düzenlenmediği yönünde bir değerlendirmeye gidilmemiştir.
Mahkemece, ibranamenin alt kısmında sözü edilen ödemenin hangi işçilik hakları için yapıldığını belirlemek için davalı tarafa kesin süre vermiş, davalı vekili bu konuda bir delil sunamamıştır. Dairemiz kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre miktar içeren ibraname kural olarak makbuz hükmünde ise de, somut olayda yapılan ödemenin kıdem ve ihbar tazminatına yönelik olmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Gerçekten, davalı işveren davacının ihbar ve kıdem tazminatı hakkının doğmadığını savunmuş ve yapılan ödemenin davaya konu tazminatları ilgilendirdiği yönünde hesabın ayrıntılarını gösteren yazlı bir delil de sunamamıştır. Bu durumda sözü edilen ibranamenin kıdem ve ihbar tazminatları yönünden makbuz olarak değerlendirilmesine imkan bulunmamaktadır. Ödenen miktarların ibranamede sözü edilen diğer alacak kalemleriyle ilgili olduğu düşünülmelidir.
Yapılan bu açıklamalara göre davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken yazılı şekilde isteklerin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2008/11122 E. 2009/3373 K. 24/02/2009

Mahkeme kabulünün aksine ibraname savunmayla çelişmeyen alacaklar yönünden geçerli niteliktedir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2009 tarih ve 2009/9- 236 – 2009/441 E. K. sayılı ilamında “…Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak vc kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dosya içinde bulunan ve davacının imzasını taşıyan ibranamede, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, izin ücreti ve ikramiye alacağı yönünden miktar belirtilerek döküm yapılmış olmasına ve bu kalemlerin ödenmediği yönünde bir iddia ve uyuşmazlık bulunmamasına, bunun dışındaki resmi tatil (hafta sonu ve genel tatil) ile fazla mesai ücretleri kalemleri yönünden ise, miktar belirtilmemekle birlikte, ibranamede tek tek ve açıkça gösterilerek bunların da ödendiğinin belirtilmiş olmasına, davacının ibranamenin imzalanması sırasında iradesinin fesada uğratıldığı yönünde bir iddia ve ispatın bulunmamasına, bu durumda söz konusu belgenin geçerli olduğunun kabul edilmesinin gerekmesine, Hukuk Genel Kurulunun 8/3/2006 gün vc 2006/9-20-52 sayılı kararı; 26/4/2006 gün ve 2006/9-150-247 sayılı kararlarının da aynı yönde olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararma uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmcsi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır…” değerlendirmesine yer verilmiştir.
Dosya kapsamına göre davacının 12.12.2006-28.2.2006 ve 01.03.2006- 04.01.2007 tarihleri arasında olmak üzere iki dönem halinde çalışması bulunmaktadır. İlk dönem olan 12.12.2006-28.02.2006 emeklilik suretiyle sona ermiştir.
Dosya içerisindeki ibraname miktar içermese de ulusal bayram genel tatil ücret alacakları yönünden ilk çalışma dönemi bakımından yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca geçerli niteliktedir.
Bu nedenle sadece ikinci çalışma dönemi bakımından ulusal bayram genel tatil ücreti hesaplanması gerekeceği nazara alınmaksızın hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
9. HD. 2009/27737 E. 2011/46645 K. 30.11.2011

Davacının, istifa dilekçesi şarta bağlı olup, istifa olarak değerlendirilemez.
İbranamede bu açıklamalara göre değerlendirildiğinde savunma ile ibraname arasında çelişki olduğu kabul edilemez.
İbraname ihbar tazminatı yönünden makbuz niteliğinde, izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve genel tatil ücreti yönünden ibraname altındadır.
İbraname sebebiyle izin ücreti, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2006/12493 E. 2006/31421 K. 29.11.2006

Davacının imzası bulunan 21.11.2000 tarihli ibranamede kıdem tazminatının ödendiği ve işverenin ibra edildiği belirtilmiştir. İbranamede miktar bulunmamaktadır. Ancak işverence sunulan ibraname ekinde kıdem tazminatı tahakkukuna dair hesap bordrosu bulunmaktadır.
Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre ibraname, ekindeki belgede yazılı miktarla sınırlı makbuz hükmündedir.
Mahkemece ibranamenin makbuz etkisi gözetilmeden ibraya konu dönem için de borcun sona erdiğini kabulü hatalı olmuştur.
9.HD. 2009/125 E. 2011/4698 K. 22/02/2011

Somut olay yönünden davalı 07.07.2006 tarihli ibranameyi ve ekinde davacının imzasını taşıyan aynı tarihli kıdem ve ihbar tazminatı ödeme belgelerini sunmuştur. Söz konusu ibranamede davacıya net 4.602,31 TL kıdem tazminatı ödendiği belirtilmiştir. Eki kıdem tazminatı bordrosunda da aynı rakam yazılıdır. İbraname ve ibraname ekindeki ödeme belgeleri uyum içerisindedir.
Tanıklardan birisi davacının amcası olup, yapılan ödeme konusunda net ifadede bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmakla, birbirini tamamlayan yazılı deliller karşısında davacının amcasının tanıklığına üstünlük tanınması hatalıdır.
Mahkemece aksi kanıtlanamayan ibraname makbuz kabul edilerek kalan varsa kıdem tazminatına hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9.HD. 2009/17486 E. 2010/34043 K. 22.11.2010

Somut olay yönünden 31.8.2006 günlü ibraname ekinde davacının imzasını taşıyan ve miktar içeren kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödendiğine ilişkin ödeme bordroları mevcuttur.
Bu nedenle anılan alacaklar yönünden ibraname makbuz niteliğindedir. Her üç ödeme bordrosu davacıya gösterilerek sorulmalı, imza davacıya ait olduğunda bilirkişi tarafından belirtilen alacakların hesaplanması sağlanmalı ve fark alacak olduğunda kabulüne karar verilmelidir.
Yazılı şekilde bu üç alacak yönünden de davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
9.HD. 2008/11333 E. 2009/31925 K. 16.11.2009

Somut olayda, davalı S.Ç. tarafında sunulan tarihsiz ibranamede bir kısım ödemelerin yapıldığı belirtilmiştir. Davacı, imzasını inkar ederek, sonradan doldurulduğunu iddia etmiştir. Mahkemece, miktar içeren ibranamenin, ödemenin ispat edilmesi koşulu ile makbuz hükmünde olacağı hususu gözardı edilerek tarih içermediğinden bahisle hiç değerlendirilmeye tabi tutulmamış olması hatalıdır.
Yapılacak iş, ibraname üzerinde imza incelemesi yaptırılarak davacı tarafından inkar edilen imzanın davacıya ait olup olmadığını belirlemek ve davalının işyeri kayıtlarının bu konuda uzman bir muhasebeci bilirkişiye incelettirerek, ibranamede yazılı miktarların ödenip ödenmediği belirlemek ve çıkacak sonuca göre yeni bir karar vermektir.
7.HD. 2013/25551 E. 2014/6578 K. 24.03.2014

Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6.İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.02.2007 gün ve 2004/1048 E. 2007/89 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 11.06.2007 gün ve 19711-18574 sayılı ilamı ile; (…Akdin feshini müteakip düzenlendiği anlaşılan ve altındaki imza davacı tarafından kabul edilen, hata ve ikrah ile alındığı kanıtlanamayan ibranamede davacı fazla mesai, alacağını aldığını ve işvereni ibra ettiğini bildirdiğinden, ibranamede ihtirazi kayıt bulunmadığından, ibraname sebebi ile anılan alacak isteğinin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda dircnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan vc dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir.
Davacı, İ.’ta çalışmakta iken, bankaya TMSF tarafından el konulmasını müteakip, önce bankanın E. AŞ ile birleştirildiğini, arkasından E.’ın da yönetim ve denetiminin TMSF’ye devredilmesi üzerine bankanın. Birleşik Fon Bankası AŞ’nin idaresine geçtiğini, bu devir dönemlerinde çok uzun sürelerde çalışmalar yapıldığını, iş akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdinin ekonomik gerekçelerle zorunlu olarak, dolayısıyla haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının fazla mesai alacak hakkının bulunmadığını, kaldı ki dava konusu fazla çalışma ücreti alacağı nedeni ile davacı işçinin kendilerini ibra ettiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini cevaben bildirmiştir.
Dosya kapsamına göre; davacı işçinin davalıya ait işyerinde çalıştığı, davacının iş akdinin davalı işverence feshedildiği ve davacı işçinin fesih tarihi itibarıyla ibraname imzaladığı ancak, her ne kadar bu tarih itibarıyla kıdem, ihbar ve izin ücreti bordrosu düzenlenmiş ve ibraname ile de bu alacakların ödendiği belirtilmişse dc, banka kayıtlarına göre bu paraların daha sonraki bir tarihte bankaya yatırıldığı anlaşılmaktadır.
Sözü edilen ibranamede; “fazla çalışmaların karşılığı olan ücretinin ödendiği vc bir alacağının kalmadığı” ifade edilmektedir. Davalı işveren savunmasında fazla çalışmanın bulunmadığını bildirmesine karşılık, düzenlenen ibranamede fazla çalışma ücretinin ödendiğinin belirtilmesi, ayrıca ibranamede işçinin, iş akdinin feshi tarihi itibarıyla bütün haklarını aldığını beyan etmesine rağmen ödemenin daha sonraki bir tarihte yapılmış olması nedeni ile ibraname ile savunma arasında çelişki meydana geldiği ve davacı işçinin anılan alacaklarını alabilmek için mezkur ibranameyi imzalamak zorunda bırakıldığı sonucuna varılmaktadır.
Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.05.2002 gün ve 2002/9- 418 E, 2002/392 K; 12.04.2006 gün ve 2006/9-192 E, 2006/156 K; 19.09.2007 gün ve 2007/9-645 E, 2007/596 K. sayılı ilamlarında da aynen benimsenmiştir.
Hal böyle olunca, sözü edilen ibranamenin geçersiz olduğu yönündeki direnme hükmü yerinde ise dc; hükmedilen işçilik alacaklarının miktarına ilişkin davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.
HGK. 2008/9-387 E. 2008/389 K. 14.05.2008

Somut olayda davalı işverence, davacının mazeretsiz olarak işe gelmediği, iş sözleşmesinin İ.K. m.25/2 gereğince bildirim önellerine uyulmaksızın haklı olarak feshedildiği ve kıdem ile ihbar tazminatlarının ödendiği savunulmasına karşın; bu savunma ile çelişen ibraname ile davacıya yapıldığı kabul edilen ihbar ve kıdem tazminatı ödemelerinin mahsubu hatalıdır. Savunma ile çelişen ibranameye dayanarak hüküm verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, davalı tarafça cevap dilekçesinde işyerinde haftalık yasal çalışma saatlerinin aşılmadığı, dönemsel olarak zorunlu sebepler nedeniyle yapılan fazla çalışmaların sadakat borcu gereği olduğu ve işin gereğinden kaynaklandığı savunulmasına rağmen dosyaya ibraz edilen ibranamede davacı işçiye 11.935,21 TL fazla çalışma ücreti ödemesi yapıldığı görülmektedir.
Fazla çalışma ücreti alacağı yönünden de savunma ile ibraname çelişmiş olup ibranameye değer verilemez.
9.HD. 2011/16697 E. 2012/10045 K. 26.03.2012

Somut olay yönünden davalı işyerinde barmen olarak çalışan davacı fazla çalışma yaptığını ancak ücretinin ödenmediğini, ibranamenin ise işe girerken alındığını ve işverenin savunması ile çeliştiğini ileri sürmüş davalı ise fazla çalışma yaptığında bordro ile ücretinin ödendiğini, çalışma süresinin günlük 7.5 saati geçmediğini savunmuştur.
Mahkemece ibranameye değer verilerek fazla çalışma isteği reddedilmiştir.
İbraname içeriğine bakıldığında fazla çalışma ücretlerinin ödendiği yazılıdır. İşverende fazla çalışma ücretlerinin bordro ile ödendiğini savunmaktadır. İbraz edilen bordrolara bakıldığında ise herhangi bir fazla çalışma tahakkuku bulunmamaktadır. Fazla çalışma ücretlerinin ödendiği ibranamede belirtilirken bordrolarda herhangi bir tahakkukun bulunmaması çelişki oluşturmuştur.
Başka bir yönden 12.10.2005 tarihinde ibraname tanzim edilmiş olup aylık ücretlerin de ödendiği yazılı iken davacının son aylık ücretinin çok daha sonra bankaya yatırılarak ödenmiş olması da ibranamenin gerçek anlamda geçerli bir ibraname olmadığının göstergesidir. Ayrıca Dairemizden geçen aynı işverenle ilgili bir kararda ( E-39257 K-13462 )ibranameye değer verilmeyerek fazla çalışma ücretlerinin ödenmesi yönünde kararlar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm bu sebeplerle artık ibranameye itibar edilemez.
Mahkemece yapılacak iş emsal kararlarda da ifade edildiği üzere davacının çalışma süresi dikkate alınıp bilirkişi raporu değerlendirmeye tabi tutularak fazla çalışma isteği hüküm altına alınmalıdır.
Yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
9.HD. 2008/22828 E. 2009/13600 K. 21.05.2009

Somut olay yönünden anılan belge incelendiğinde tarihsiz düzenlenen ibranamede davacı 17.05.2004-18.04.2005 tarihleri arasında çalışıp iş sözleşmesinin İş Kanunu 16.madde uyarınca kendisi tarafından feshedildiğini, tüm hak ve alacaklarını ücret bordrolarına dahil edilmiş olarak aldığını belirterek davalıyı ibra etmiştir. Ancak dosya içinde bulunan ücret bordroları kontrol edildiğinde ödemelerin asgari ücret düzeyinde olduğu herhangi bir ad altında ek ödeme yapılmadığı görülmüştür. Dolayısıyla davalının ödeme iddiası ile diğer kayıtları çeliştiği için ibranamenin geçerliliğinden söz edilemeyecektir.
9.HD. 2007/26050 E. 2008/24180 K. 19.09.2008

Somut olay yönünden baktığımızda dosyada mevcut miktar ve işçinin ihtiraz-i kaydını içermeyen ibranamede davacı işçi hafta tatili, genel tatil yevmiyelerini, fazla mesai ücretini aldığını bu ibraname ile işvereni ibra ettiğini belirtmektedir. Davalı işveren ise cevap dilekçesinde davacının fazla mesai yapmadığını, hafta tatilleri ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını savunmaktadır. İbranamenin içeriği ile davalı işverenin savunması arasında çelişki söz konusudur. Bu sebeple artık ibranamenin geçerliliğinden söz edilemeyecektir. Dava konusu istekler bir değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.
9.HD. 2007/14457 E. 2008/7575 K. 07.04.2008

Somut olayda; davalı tarafından dosyaya sunulan ve taraflar arasında imzalanan 03.12.2010 tarihli “iş sözleşmesinin anlaşma yolu ile feshi ve sonuçlarına ilişkin protokol ” başlıklı ikale sözleşmesinin 3-c maddesinde davacının haftalık 45 saati aşan çalışması ve ulusal bayram ve genel tatil çalışması olmadığı belirtildiği halde, davacı tarafından imzalanan 03.12.2010 tarihli ibranamede çalışılan ve çalışılmayan genel tatil ücretlerini ve yapmış olduğu fazla mesai ücretlerini aldığı yazılıdır. Mahkemece ibraname ile ikale sözleşmesinin birbirleri ile çeliştiği gözönünde bulundurulmaksızın taraflar arasındaki protokolde davacının fazla çalışma yapmadığını, genel tatillerde çalışmadığını kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek bilirkişi raporunu denetleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
7. HD. 2013/2364 E. 2013/5555 K.. 04.04.2013

Somut olayda, davacının mahkemenin kabulünde de olduğu gibi iş sözleşmesi 21.1.2011 tarihinde feshedilmiş, davacı davasını 4.2.2011 tarihinde açmıştır. İşveren fesih bildirimini noterden 8.3.2011 tarihinde göndermiştir. Hem bu tarihlerin farklılık arz etmesi hem de davalı işverenin haklı fesih sebebine dayandığı halde kıdem tazminatı ödemesi yaptığını iddia etmesi 26.2.2011 tarihli ibranamede ödendiği gösterilen kıdem tazminatının ödenip ödenmediği konusunda şüphe oluşturmuştur. Davacı da bu parayı almadığını iddia etmektedir.
Yapılacak iş; Davacının ücreti banka aracılığı ile ödeniyorsa banka kayıtlarını, elden ödeniyorsa ödeme belgeleri getirtilerek ayrıca davalı işyerinin muhasebe kayıtlarında inceleme yapılarak kıdem tazminatına mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığını belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile ödeme yapılmış gibi ibranamede yazan miktarın kıdem tazminatının mahsubu hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
7. HD. 2013/2605 E. 2013/8723 K. 13.05.2013

Davacının Sosyal Güvenlik Kurumunda bulunan kayıtlarının incelenmesinde davacının davalı işyerinde 01.12.2004-05.11.2010 tarihleri arasında çalıştığı, davacının çal ışma süresinin Sosyal Güveni ik Kurıımuna eksik bildirildiği, kısmi çalışma yapıldığına dair işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tanıkları 2009-2010 döneminde kısmi çalışma yapıldığını beyan etmişlerse de davacının çalışma süresinin tümünde sigorta primlerinin eksik yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı sigorta primlerinin eksik yatırılması sebebiyle iş sözleşmesini feshetmekte haklıdır. Davacının ibraname imzaladığı iddia edilmişse davalı işverenin iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğinin ve genel tatillerde çalışılmadığının savunulması karşısında ibranamenin kıdem tazminatı ve genel tatil ücreti yönünden geçerli olduğu kabul edilemez. Davacı tarafından yapılan fesih haklı nedene dayandığından kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı gerekçe ile kıdem tazminatı talebinin reddi doğru olmamıştır.
22.HD. 2012/17101 E. 2013/5973 K. 21.03.2013

Somut olayda, davalı işverence bir taraftan davacı işçinin kendi isteği ile ayrıldığı belirtilerek istifa dilekçesi ibraz edilmiş, öte yandan 17.06.2006 tarihli ibraname sunulmuş, söz konusu ibraname içeriğinde de kıdem ve ihbar tazminatının ödendiği belirtilmiştir. Bu durumda davalı işveren tarafından sunulan istifa dilekçesi ile ibranamenin çelişkili olması nedeni ile bu belgelere itibar edilerek kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2007/42778 E. 2009/13570 K. 14.05.2009

Somut olayda, iş akdinin feshedilmesinden sonra 05.03.2003 tarihinde imzalanan ibraname “çalıştığım süre içinde yıllık ücretli izin hakkımı kullandığımdan izin ücreti alacağım kalmamıştır.” şeklinde düzenlenmiştir. Ve bu ibraname ile birlikte davacıya son 5 yıllık süre içinde kullanmadığı 59 günlük izin ücreti ödenmiştir.
Davacı tarafından imzalanan ve işverenin savunmasına dayanak kıldığı ibranamede davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığı, izin ücreti alacağı kalmadığı belirtilmiş iken davalı cevap dilekçesinde izin ücretlerinin ödendiğini savunmuştur. İşverence ibranamenin düzenlenmesiyle birlikte ödenen izin ücreti dc davacının çalışma süresinin son 5 yılındaki kullanmadığı 59 günlük izne ilişkindir.
İşveren tarafından sunulan izin kullanım listesinde ise davacının tüm çalışma süresi itibariyle kullanmadığı 151 gün izni bulunduğu gösterilmiştir.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda işveren tarafından sunulan kayıtlarda davacının kullanmadığı izin günlerinin bulunması sunulan ibranamede yıllık izinlerin kullanılmasından bahsedilmesi karşısında ibranamenin geçerliliğinden bahsedilemez. Bu nedenle anılan ibranameye değer verilerek karar verilmesi hatalıdır.
Davacının bakiye izin alacağı isteğinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir
9.HD. 2009/34762 E. 2012/1873 K. 26.01.2012

Somut olayda davalı işveren bir yandan davacının ücret farkı alacağının olmadığını savunurken, diğer yandan da ibranameye dayanmak suretiyle çelişkiye düşmüştür. Buna göre ibranamenin ücret farkından doğan alacaklar itibariyle geçerli olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Mahkemece hükme esas alınan raporun 2.seçenek olarak belirtilen kısmında ücret farkı alacağı hesaplanmıştır. Aynı dönemde davacının fazla mesai yaptığı bordrolardan anlaşıldığına göre hüküm altına alınan ücret farkı nedeniyle davacının fazla mesai ücreti farkının doğup doğmadığı yönünde de hesaplama yapılması gerekir.
Davacının fazla mesai alacağına ilişkin isteminin eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
9.HD. 2009/8925 E. 2011/23192 K. 07.07.2011

Davacı davalı işyerinde 13.4.2006 -28.2.2007 tarihleri arasında çalışmıştır.
Davalı tarafından sunulan 30.12.2006 tanzim tarihli ibra belgesi ise 13.4.2006-30.12.2006 arasındaki çalışına süresine ilişkin olup fazla çalışma ücretinin ödendiği belirtilmiştir. Davacının her ne kadar kayıtlarda giriş çıkış yaptığı gözükse de 13.4.2006- 28.2.2007 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı mahkeme tarafından da kabul edilmiştir. Hal böyle olunca çalışırken alındığı anlaşılan ibranameye itibar edilemez. Dairemizden geçen aynı işveren aleyhine açılan davalarda da aynı tarihli ibranamelerin çalışırken alındığı kabul edilerek itibar edilmemiştir.
Davalı tarafından sunulan giriş çıkış saatlerini gösteren elektronik kayıtları ise 15.6.2006 tarihi ve sonrasına ilişkindir. Davacı vekili bu kayıtlara karşı işçilerin işe geldiklerinde kartlarını okuttuklarını ve girişte bıraktıklarım çıkışların ise işçiler tarafından değil taşeron firma tarafından yapıldığını ve kasıtlı olarak erken saatlerde çıkılmış gibi gösterildiğini ifade etmiş bu iddiası herhangi bir araştırmaya tabi tutulmamıştır.
Mahkemece dinlenen davacı tanıkları işyerinde ikili vardiya sisteminin uygulandığını, ilk vardiyanın 7.30-15.30 arası, ikinci vardiyanın 15.30- 23.30 arası çalışması gerekirken bu saatlere uyulmadığını ilk vardiyanın çıkışının 18 i, ikinci vardiyanın çıkışının ise 01.30 u bulduğunu ifade etmişlerdir. İbraz edilen ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti tahakkuku bulunmadığı halde davalının fazla çalışma yapmadığı şeklindeki savunmasına karşılık ibranamede fazla çalışma ücretinin ödendiği belirtilmiştir. İşyerinde halen çalışan tanık dahi çalışma sürelerinin vardiya saatlerini aştığını ifade etmiştir. İşverenin bir yandan elektronik kayıtları ibraz ederek fazla çalışma yapmadığını ispat etmeye çalışırken diğer yandan ibraname ile fazla çalışma ücretinin ödendiğinin belirtilmesi çelişkili davranıştır.
Tüm çalışma süresini kapsamayan, güvenlik amacıyla tutulduğu belirtilen ve kayıtlarda eksiklik bulunduğu bilirkişi raporu ile de tespit edilen elektronik kayıtlara da itibar edilmemelidir.
Ankara 10. İş Mahkemesinin 2007/ 247- 824 E, K sayılı dosyasında davacı ile aynı işyerinde çalışan işçinin açmış olduğu davada fazla çalışma ücreti hüküm altına alınmış karar Dairemizin 2008/ 10489 E 2009/ 29025 K. sayılı ilamı ile onanmıştır. Hal böyle olunca davacının fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde reddedilmesi hatalıdır.
9.HD. 2008/35195 E. 2010/26584 K. 30.09.2010

Somut olayda, davalı işveren davacının fazla çalışma ve genel tatil ücreti isteklerine karşı yaptığı savunmasında günde 8 saatten fazla çalışıl madiğim, genel tatil çalışması yapmadığını, dolayısı ile fazla çalışına ve genel tatil çalışmasının olmadığını savunurken aynı zamanda hakların ödenerek ibraname alındığını ileri sürmüştür.
Bu durumda işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Söz konusu ibraname savunma ile çelişkili olması nedeni ile geçerli kabul edilemez.
Mahkemece davacının fazla çalışma ve genel tatil ücreti isteklerinin, alman bilirkişi raporundaki hesaplama bir değerlendirmeye tabi tutularak kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi hatalıdır.
9.HD. 2009/36082 E. 2012/1966 K. 26.01.2012

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*