Yeni iş arama izni ücreti ile ilgili Yargıtay kararları

İhbar öneli verilerek feshedilmemişse iş arama izin ücreti alacağına hak kazanılamaz.

İşçi tarafından önel verilmesi halinde de iş arama izni verilmelidir.

Kanununun 27. maddesinde, yeni iş arama izni vermeyen veya eksik kullandıran işveren, o süreye ait ücreti işçiye ödemekle yükümlüdür. Aynı maddenin 3. fıkrasında, işveren yeni iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırırsa, işçinin çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı ödemesi gerektiği kuralı getirilmiştir. Buna göre 4857 sayılı İş Kanunu sistemine göre iş arama izni verilmemesi ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmez.

Yeniş iş arama izni ücreti giydirilmiş değil, çıplak brüt ücretten hesaplanmalıdır.

İhbar öneli verilerek feshedilmişse iş arama izni verilmelidir. İşverenin ihbarlı fesih öneli içinde emeklilik nedeniyle işçi feshederse bu iki tarih aralığı hesaplanmalıdır.

İhbar öneli içinde her gün için % 100 üzerinden hafta tatili hariç hesaplanmalıdır.

Kısmi süreli çalışmada haftalık çalışma süresi orantılanarak bulunmalıdır.

yeni iş

“…Somut olayda davacı davalı T.C. Sağlık Bakanlığı’na ait hastanede belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmış ve hizmet akdi, ihale süresi sonunda ihbar öneli verilmeden feshedilmiştir.
Mahkemece ihbar tazminatı vc iş arama izni ücreti talepleri kabul edilmiştir. Akit, ihbar öneli verilmeden feshedildiğine göre iş arama izni ücretine hükmedilmesi hatalıdır.”(9.HD. 2012/32958 E. 2014/21253 K. 23.06.2014)

“…Somut olayda, iş akdinin davacıya ihbar öneli verilerek feshedilmediği, bu nedenle iş arama izin ücreti ile iş arama izninde çalışma ücreti alacaklarına hak kazanmadığı gözetilmeden anılan alacakların hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2009/23366 E. 2011/41275 K. 26.10.2011)

“…Somut olayda, davalı tarafından, davacının iş sözleşmesi, 10.10.2006 tarihinde bildirilen yazı ile 11.11.2006 tarihinde feshedilmiştir. Çalışma süresine göre, davacıya hak etmiş olduğu ihbar süresi kullandırılmamıştır. Bu sebeple, davacının ihbar tazminatı talebinin mahkemece kabulü isabetlidir. Ancak ihbar tazminatı istemi kabul edilen davacının, aynı zamanda iş arama izni ücretini talep edemeyeceği hususu gözetilmeksizin, karar verilmesi isabetsizdir. Anılan gerekçelerle, iş arama izni ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22.HD. 2014/4476 E. 2014/4818 K. 04.03.2014)

“…Somut olayda, tarallar arasındaki hizmet sözleşmesi, davalı Z. Bankası Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı tarafından 4857 Sayılı İş Kanunun 17 maddesinde öngörülen 8 haftalık ihbar süresinin sonu olan 20.09.2005 tarihi itibari geçerli olmak ve kıdem tazminatı ödenmek sureti ile sonlandırılmıştır. Davacı, banka tarafından tanınan 8 haftalık ihbar önelinin sonu olan 20.09.2005 tarihini beklemeden 03.08.2005 tarihli dilekçesi ile emeklilik talebinde bulunarak işten ayrılmıştır.

Dairemizce daha önce verilen kararlarda, işverence tanınan ihbar öneli içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteyken, daha sonra konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinde, işçinin iş güvencesinden yararlanma imkanı kalmadığı dikkate alınarak bu görüşten dönülmüş ve işverence ihbar öneli tanınarak yapılan feshin ardından ihbar öneli içinde işçinin emeklilik için başvurması durumunun işveren feshini ortadan kaldırmayacağı kabul edilmiştir.

Davacının iş akdi işveren tarafından ihbar öneli kullandı rılaraksonlandırıldığından işçinin ihbar öneli içerisinde çalıştığı dönem açısından 4857 sayılı İş Kanununun 27 nci maddesinde düzenlenen iş arama iznini kullandırılması da zorunludur.

Davalı banka tarafından, davacının emeklilik dilekçesi vermesine kadar kullandırılan ihbar öneli içerisinde davacıya iş arama izini verildiği veya ücretinin ödendiğini gösterir delil ibraz edilmediğinden, bu dönem açısından iş arama izin ücret alacağının kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.”(9.HD. 2009/44373 E. 2012/7589 K. 22.02.2012)

“…Davacı işçi ihbar tazminatı isteğinde bulunmuş, davalı işveren ihbar öneli kullandırıldığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ihbar öneli kullandırılmasına rağmen iş arama izni verilmediği gerekçesiyle ihbar tazminatı hesaplanmış ve mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir.

Davacının iş sözleşmesi 28.1.2004 tarihli yazıyla ihbar öneli tanınmak suretiyle feshedilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 27. maddesinde, yeni iş arama izni vermeyen veya eksik kullandıran işveren, o süreye ait ücreti işçiye ödemekle yükümlüdür. Aynı maddenin 3. fıkrasında, işveren yeni iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırırsa, işçinin çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı ödemesi gerektiği kuralı getirilmiştir. Buna göre 4857 sayılı İş Kanunu sistemine göre iş arama izni verilmemesi ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmez. Mahkemece aksine düşünceyle isteğin kabulü hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir”(9.HD 2007/30218 E. 2009/243 K. 20.01.2009)

“…Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından önel verilerek feshedilmiş ve fesih bildirimi davacı işçiye tebliğ edilmiştir. Ancak davacı işçi verilen önel süresi içinde önel bitmeden iş sözleşmesinin emekliye ayrılması nedeni ile sonlandırılması yönünde dilekçe vermiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 27. maddesi düzenlemesi anlamında, ister işveren isterse işçi önel vererek feshetsin, işçiye günde 2 saat iş arama izni verilmesi gerekir. Somut olayda işçinin emeklilik nedeni ile verdiği ayrılma dilekçesi üzerine ayrıldığı tarihe kadar, işverenin fesih bildirimi sonuçlarını doğurmaktadır. Davacı işçinin verdiği dilekçe, bir anlamda önel süresinin kısaltılmasına ilişkin olup, bu dilekçesi davalının daha önce yaptığı önelli fesih bildirimini ve dolayısı ile önel içinde işverenin 2 saat iş arama izni vermesi gereğini ortadan kaldırmamaktadır. Mahkemece, davacının önel süresi içinde 2 saat iş arama izni verilmemesi nedeni ile iş arama izninin zamlı karşılığı ücret alacağının’’ işçi tarafından feshi halinde iş arama izni istenemeyeccği” gerekçesi ile reddi doğru değildir. Davalı işverenin önelli fesih bildirimi tarihi ile davacının emekli olduğu tarihe kadar kullandırılmayan iş saatleri içindeki günde 2 saat iş arama karşılığı % 100 zamlı ücretin hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir.”(9.HD. 2011/47893 E. 2013/35038 K. 26.12.2013)

“…İlk fesih sırasında ihbar öneli kullandırılması 4857 SK 21/4 maddesi karşısında geçerlidir. İş arama izni verilmediyse o dönem için karşılığı hesaplanmalıdır.
2. Mahkemece önel verilerek gerçekleştirilen feshin geçersizliğine karar verilmesi ile önelin de geçersiz olduğu gerekçesi ile işe başlatılmayan davacı işçiye işe başlatılmadığı tarih esas alınarak ihbar tazminatı verilmesine karar verilmiştir. Geçersizliğine karar verilen fesihte verilen önelin geçerli olup olmadığı konusu gerek
uygulamada ve gerekse doktrinde tartışmalı bir konudur. Dairemiz Hukuk Genel Kurulu tarafından da benimsenen ilk kararlarında ihbar tazminatının bölünmezliği ve geçersiz feshe bağlı önelinde geçersiz olacağı gerekçesi ile oy çokluğu ile bu yönde içtihat oluşturmuş ise de, kanunun açık hükmü, aynı konuda 22. Hukuk Dairesi’nin uygulaması ve aşağıdaki gerekçelerle bu içtihadında dönmüştür.
Gerçekten de geçersiz feshin sonuçlarını düzenleyen 21 /4 maddesinin düzenlemesi açıkça “İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarının ayrıca ödeneceğini” belirtmektedir.
Normatif hüküm, ihbar tazminatının;
a) İşçiye bildirim süresi verilmemişse veya
b) Bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, ihbar tazminatının ödeneceğini düzenlemiştir. Madde açık ve anlamlı bir hükümdür. Geçersizliğine karar verilen fesih bildirimi ile işçiye daha önce usulüne uygun olarak verilmiş olan ihbar önellerine geçerlilik tanınması 4857 sayılı Kanun Tın sözü edilen açık hükmü gereğidir.
İşveren bu esasa ve kanunun öngördüğü usule uyarak işçiyi önceden bilgilendirmiştir. Bu feshin geçerli bir nedene dayanmaması yahut 19. maddedeki şekil kurallarına aykırılık içermesi, feshin 17. madde uyarınca usule aykırılığı ile ilgili bir mesele değildir. Fesih geçerli nedenden yoksun olsa ve 20. maddedeki dava neticesinde bu yön tespit edilse dahi hüküm, çözülen iş ilişkisinin fiilen yeniden sürmesini gerçekleştirmeye yeterli değildir. Belirleyici olan işçinin süresi içinde başvurusunun ardından işverenin “azamî” 1 ay içinde nasıl bir tutum sergileyeceğidir. İşverence bu yöndeki menfî iradenin açıklanmasının da yine 17.maddedeki usule göre gerçekleştirileceği hakkında kanunda hiçbir hüküm bulunmamaktadır. Esasen 21 .maddenin 1 .fıkrası ve buradaki “bir aylık mehil” karşısında, yukarıda açıklandığı üzere, böyle bir usulden ve konunun tekrar 17.madde kapsamına çekilmesinden söz edilemeyeceği tabiîdir. 17. maddeye aykırılık bulunmadığına göre o maddenin yaptırımı olan ihbar tazminatı yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Davacıya geçersizliğine karar verilen fesihte ihbar öneli verilmiştir. Verilen bildirim öneli nedeni ile işe başlatılmayan işçinin ihbar tazminatı istemesinin yasal dayanağı kalmamıştır. Bu tazminat isteğinin reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
3. Davacı işçi geçersizliğine karar verilen fesih nedeni ile verilen öncede işe arama izni verilmediğini ve çalıştırıldığını belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 27. Maddesi uyarınca ayrıca zamlı iş arama izni ücretinin ödenmesini istemiştir. Mahkemece bu istek, feshin geçersizliğine karar verildiği ve işe başlatmanın yeni fesih olduğu ve ihbar tazminatına karar verildiği gerekçesi ile reddedilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 27 nci maddesinde, “Bildirim süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye mecburdur. İş arama izninin süresi günde iki saatten az olamaz ve işçi isterse iş arama izin saatlerini birleştirerek toplu kullanabilir. Ancak iş arama iznini toplu kullanmak isteyen işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere rastlatmak ve bu durumu işverene bildirmek zorundadır. İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa o süreye ilişkin ücret işçiye ödenir. İşveren, iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırır ise işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten, çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder” şeklinde kurala yer verilmiştir.
Dairemizce yukarda 2 numaralı bende açıklandığı somut uyuşmazlıkta, geçersizliğine karar verilen fesihte verilen önelin yasanın açık hükmü karşısında usulüne uygun olduğu kabul edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu 17. Maddesi uyarınca bildirim süresi için iş arama izni verilmemesi, bildirim süresini etkilemez. O nedenle davacı işçiye geçersizliğine karar verilen fesihte verilen bildirim süresi içinde verilmeyen iş arama izni karşılığı ücretin çalıştırılmış ise zamlı miktarı 27. Madde uyarınca hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır. Yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz olup kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir”(9.HD. 2012/5086 E. 2012/43845 K. 24.12.2012)

“…Somut olayda iş arama izin ücretinin, işçinin çalışma yani aylık ücretine göre hesaplanması gerekirken ihbar tazminatına esas olan giydirilmiş ücret miktarından hesaplanması hatalıdır.”(9.HD. 2009/7616 E. 2011/7531 T. 21.03.2011)

“…Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından önel verilerek feshedilmiş ve fesih bildirimi davacı işçiye tebliğ edilmiştir. Ancak davacı işçi verilen önel süresi içinde önel bitmeden iş sözleşmesinin emekliye ayrılması nedeni ile sonlandırıİması yönünde dilekçe vermiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 27. maddesi düzenlemesi anlamında, ister işveren isterse işçi önel vererek feshetsin, işçiye günde 2 saat iş arama izni verilmesi gerekir. Somut olayda işçinin emeklilik nedeni ile verdiği ayrılma dilekçesi üzerine ayrıldığı tarihe kadar, işverenin fesih bildirimi sonuçlarını doğurmaktadır. Davacı işçinin verdiği dilekçe, bir anlamda önel süresinin kısaltılmasına ilişkin olup, bu dilekçesi davalının daha önce yaptığı önelli fesih bildirimini ve dolayısı ile önel içinde işverenin 2 saat iş arama izni vermesi gereğini ortadan kaldırmamaktadır.

Mahkemece, davacının önel süresi içinde 2 saat iş arama izni verilmemesi nedeni ile zamlı karşılığı ücret alacağının, işçi tarafından feshi halinde iş arama izni istenemcycceği” gerekçesi ile reddi doğru değildir. Davalı işverenin önelli fesih bildirimi tarihi ile davacının emekli olduğu tarihe kadar kullandırılmayan iş saatleri içindeki günde 2 saat iş arama karşılığı % 100 zamlı ücretin hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir.”(9.HD. 2008/14746 E. 2010/2360 K. 05.02.2010)

“…Somut olayda davalı işveren, ihbar öneli içinde yeni iş arama izinlerini kullandırdığını kanıtlayamamıştır.
İşçinin ihbar öneli içinde çalıştığı günler bakımından her gün için iki saat iş arama izin ücretinin 4857 Sayılı İş Kanununun 27.maddesi hükmüne göre % 100 olarak hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir.
Çalışılmayan hafta tatilleri için de iş arama izin ücreti hesaplanarak sonuca gidilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.”(9.HD. 2009/15080 E. 2011/16385 T. 02.06.2011)

“…Somut olayda davalı işveren, ihbar öneli içinde yeni iş arama izinlerini kullandırdığını kanıtlayabilmiş değildir.
İşçinin ihbar öneli içinde çalıştığı günler bakımından her gün için iki saat iş arama izin ücretinin 4857 Sayılı İş Kanununun 27.maddesi hükmüne uygun olarak % 100 olarak hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir.
Çalışılmayan hafta tatilleri için de iş arama izin ücreti hesaplanarak sonuca gidilmesi hatalı olup kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.”(9. HD. 2008/42568 E. 2010/6437 T. 11/03/2010)

“…Davalı tarafından 01.11.2010 tarihinde iş sözleşmesinin 12.12.2010 tarihinde feshedileceği davacıya tebliğ edilmiştir. Davacının davalı işyerindeki kıdemi iki yıl sekiz ay yirmidokuz gün olup 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen altı haftalık bildirim süresi sonunda iş sözleşmesi feshedilebilir. İşveren iş arama iznini kullandırdığını ispatlayamazsa izin süresine ait ücreti %100 zamlı olarak öder.
Davalı, davacıya 01.11.2010 tarihli bildirimi ile 4857 sayılı Kanuna göre uyulması gerekli olan altı haftalık bildirim süresine uymuştur. Davalı işçiye iş arama izni kullandırdığını ispatlayamamıştır. Bu sebeple işçi kullanmadığı iş arama izni süresine ilişkin ücretini zamlı olarak alır. Mahkemece bu hususa dikkat edilmeden izin sürelerine ilişkin zamlı ücretin ödenmesine karar verilmesi gerekirken hatalı olarak ihbar tazminatına karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”(22.HD. 2012/20028 E. 2013/8193 T. 18.04.2013)

“…Davacı işçi işyerinde iş sözleşmesi kapsamında günde 4 saat olmak üzere kısmi süreli olarak çalışmıştır. Davacı işçi iş arama izinlerinin eksik kullandırıldığını ileri sürerek iş arama izni ücreti talebinde bulunmuş, mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir.
Hükme esas bilirkişi raporunda, ihbar öneli içindeki çalışma gün sayısı olan 44 gün 2 saat ile çarpılmak suretiyle toplam iş arama izin süresi 88 saat olarak belirlenmiş ve bu süre için iş arama izin ücreti hesaplanmıştır.
Davacının günde 4 saat ve haftada 6 gün üzerinden toplam haftalık 24 saat çalıştığı anlaşılmakla çalışmaları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 13. maddesi kapsamında kısmi süreli olarak değerlendirilmelidir.
İş Kanunu’nun 27. maddesinde iş arama izninin günde 2 saatten az olamayacağı hükmü tam süreli çalışanlar içindir. Bu durumda günlük iş arama süresi de kısmi süreye göre belirlenmelidir. Günde 4 saat çalışan işçinin, aynı sürenin yarısını. günde 2 saati iş arama izni olarak kullanması doğru olmaz. İşçinin günde 4 saat dışında çalışmadığı anlaşılmakla, iş arama süresi kısmi çalışma süresine göre oranlanarak belirlenmeli ve sonucuna göre yasal iş arama izninin eksik kullandırılıp kullandırılmadığı belirlenmelidir.”(9. HD. 2014/24967 F.. 2014/28566 T. 30.09.2014)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*