Ücret ödemelerinin ispatı – Yargıtay kararları

…Somut olayda, davacı, 2.11.2012 tarihi i ihtarnamesi ile, önceki ay ücretlerinin zamanında düzenli ödenmediği ve ekim ayı maaşının ödenmediğinden bahisle iş akdini feshetmiştir. Gerek dosya içinde bulunan banka hesap hareketlerinin incelenmesinden, gerekse davacının örtülü beyanından, ekim ayı ücreti dışında kalan ücretlerinin, ilgili ay içinde parçalı olarak ödendiği, yasanın aradığı anlamda ücretin ödenmemesinin sözkonusu olmadığı açıktır.
Ekim 2012 ayı maaşı yönünden ise; davacı, 2.11.2012 tarihli ihtarnamesi ile 2012 yılı ekim ayı ücretinin ödenmemesini fesih sebebi yapmıştır. Ancak, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 2.1.maddesindeki düzenlemeye göre, ücretin, takip eden ayın ilk haftası içinde, ödenmesi gerekmektedir. Fesih tarihi itibariyle, ekim ayı ücretinin, ödenme süresi henüz dolmamıştır, bu nedenle davacı için haklı fesih nedeni oluşturmaz. Hal böyle olunca, davacının iş akdini haklı neden olmadan feshettiği bu nedenle kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
7. HD. 2014/13253 E. 2014/17793 K. 22.9.2014

…Davalının temyizine gelince; mahkemece ücretinin ödenmemesi nedeniyle hizmet akdini davacının haklı nedenle feshettiği kabul edilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut banka kayıtlarına göre davacının ücreti her ayın 2 ila 3’ü arasında ödenmekte olup en son Ekim ayı ücreti 2.11.2004 tarihinde davacı hesabına bankaya yatırılmıştır. Daha önceki aylardan da ödenmeyen ücret alacağı yoktur. Bu sebeple Kasım ayında ki çalışmalarına ilişkin ücreti Aralık ayında ödeneceğinden henüz ödeme günü gelmeden davacının ücretinin ödenmediği gerekçesiyle hizmet akdini feshi haklı bir sebebe dayanmamaktadır. Kasım ayı ücreti alacağı dışında fazla mesai ve genel tatil çalışma ücreti alacağı bulunmadığı mahkemenin kabulündedir. Bu yüzden kıdem tazminatı isteğinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2006/19485 E. 2007/4129 K. 19.02.2007

…Somut olayda ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir.
İşveren davacının talep ettiği son 1 yıllık döneme ilişkin olarak işçinin ücretinin ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunamamıştır. Bu itibarla ücret alacağına ilişkin talebin kabulü yerine reddi isabetli değildir.
9. HD. 2010/4557 E. 2012/11058 K. 02.04.2012

…Davacı, gözlükçü olan davalı işyerinde çalışma süresince SGK primlerinin yatırılmasına rağmen, ücret + prim olan anlaşmalarına göre sadece primlerinin ödendiğini ancak ücret alacağının ödenmediğinden bahisle ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tüm alacaklarının ödendiğini alacağı olmadığını ancak belge almadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl geçim kaynağı ücreti olan bir işçinin 8 ay ücret almamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve dosya kapsamına göre ödenmiş olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı ücretin ödenmediğini beyan ederek dava açmıştır. Davalı çalışmayı kabul etmiş ancak ücret ödemesine dair belge ibraz etmemiştir. İşveren işçinin ücretini ödediğini mutlaka yazılı bir belge, dekont, banka kaydı, makbuz ya da imzalı ücret bordrosu ile ispat etmek zorundadır. Davalı işveren ödemeye dair yazılı bir tek belge sunamamış, ödeme iddiasını ispat edememiştir. Mahkemece davacının ücret alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde reddine karar verilmesi bozma nedenidir.
7. HD. 2013/25434 E. 2014/4132 K. 18.02.2014

3. 22-Ücretin ödendiğini davalı ispatlanmalıdır, tanıkla ispatlanamaz. Tanıklar ödendi demekle isticvap edilmelidir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda; her ne kadar davalı işverence davacının ücretinin ödendiğine ilişkin delil ibraz edilmemiş ise de davacı tanığı H.S., kendisinin yanında işverenin davacıya 6.000,00 TL ödediğini beyan etmiştir. Mahkemece davacı isticvap edilerek, işveren tarafından kendisine 6.000,00 TL ‘nin ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bunun ücret alacağına ilişkin olup olmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Davacının bu konudaki beyanları tespit edilmeden, ücret alacağının işverence ödendiği hususunun tanık beyanları ile ispatlandığı yönündeki mahkeme kabulü isabetsiz olup, bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
22. HD. 2012/10506 E. 2013/253 K. 22.01.2013

…Davacı, ek dava ile ücret alacağı talebinde bulunmuştur.
Talep edilen son aylık ücretinin ödendiği davalı tarafından kanıtlanamadığı halde, ücret alacağı talebinin reddine karar verilmiş olması da, bozma nedenidir.
9. HD. 2006/3031 E. 2006/24194 K. 20.09.2006

…Davacıya ücretlerinin eksik ödendiği davacı tarafça iddia edildiğinden, ücretlerin noksansız ödendiğini ispat yükü davalı işverene düştüğü halde mahkemece yazılı şekilde ücret alacak isteğinin reddi hatalıdır.
9. HD 2006/2943 E. 2006/25096 K. 27.09.2006

…Davalı tarafça, işçilik alacaklarının davacıya banka kanalıyla ödendiği savunulmuş ve buna ilişkin banka kayıtları dosya içine sunulmuştur.
Ödeme, hukuki niteliği itibariyle bir itiraz olup, borcu sona erdiren bir vakıadır. Dolayısıyla her itiraz gibi bu itirazında mahkeme tarafından re>sen nazara alınması gerekir.
Mahkemece, davacı işçiden, davalının ödemeye ilişkin savunmasına ve sunulan belgelere diyecekleri sorulup, ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadan, eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalıdır.
22.HD. 2014/11139 E. 2014/17466 K. 17.06.2014

…Mahkemece davacının ücret talebi davacının ücretlerinin banka kanıyla ödendiği gerekçesiyle reddedilmiş ise de; davacının maaşının yatırıldığı banka kayıtları incelendiğinde davacının bakiye ücret alacağının davanın açıldığı gün ödendiği anlaşılmakta olup bu hususu davacının bilmesi mümkün olmadığından davacının konusu kalmayan ücret alacağı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davacının ücret alacağı talebinin reddine ve davacı aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmesi hatalı olup kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
7. HD 2013/15074 E. 2014/894 K. 23.01.2014

…Davalı vekili temyiz dilekçesi ekinde, davacı işçiye davaya konu işçilik alacaklarının ödendiğine dair bordrolarla bazı ödeme belgeleri ibraz etmiştir. Fotokopi olarak sunulan ve davacı işçinin imzasını taşıdığı ileri sürülen
belgeler ödeme itirazı niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Davacıya belgelere karşı diyeceği sorulmalı ve gerekirse bilirkişiden ek hesap raporu alınarak bir karar verilmelidir. Fazla çalışma ödemesini gösteren bordrolar ile diğer ödeme belgeleri bir değerlendirmeye tabi tutulmalı, davacı işçiye fazla çalışma ücretinin ödendiğinin belirlenmesi halinde, ihtirazi kayıt ileri sürülmediğine göre bordronun kapsadığı tahakkuk dönemi için fazla çalışma hesabı yapılmamalıdır.
9. HD 2009/4555 F.. 2009/5788 K. 03.03.2009

…Davacı, davalıya ait işyerinde iş sözleşmesiyle çalıştığını ve haksız olarak sözleşmesinin sona erdirildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile bir kısın işçilik alacakları için bu davayı açmıştır. Davalı ise arada iş ilişkisinin olmadığını, davacının işyeri önünde kendisine ait araçla beklediğini ve bazı işyeri müşterileri evlerine götürdüğünü, bu kişilerden ücretini aldığını savunmuştur.
Mahkemece davacı tarafa hizmet tespiti davası açmak için kesin süre verilmiş, davacı taraf süresi içinde hizmet tespiti davası açmamıştır. Mahkemece davacının iş sözleşmesiyle çalıştığının kanıtlanamadığından da söz edilerek kesin süreye rağmen hizmet tespiti davası açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü süresi içinde davacı temyiz etmiştir.
Davalıya ait işyerinin oyun salonu ve cafe olarak işletildiği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı, davalı tarafından verilen alış veriş, banka işlemleri ve güvenlik işinde çalıştığını belirtmiştir. Davalı ise, davacının işyeri karşısında kendisine ait bir araçla beklediğini ve bazı işyeri müşterilerini evlerine bıraktığını parasını müşterilerden aldığını açıklamıştır.
Davacı tanıklarından biri 4 yıl, diğeri 1.5 yıl süreyle davalıya ait işyerinde çalışmış olup, davacının da aynı dönemde işçi olarak işyerinde çalıştığını açıklamışlardır.
Davalı tanıkları ise, davacıyı işyerinde çalışırken görmediklerini ancak işyeri kapısının önünde durup geleni gideni karşıladığını ve özel aracıyla parası mukabilinde müşterileri de taşıdığını belirtmişlerdir.
Mahkemece emekli Sosyal Sigortalar Kurumu müfettişi bilirkişiden rapor alınmış, davacının davalı ve babasının birlikte işlettikleri işyerinde 2 yıl 19 gün, davalının tek başına işlettiği işyerinde ise 2 yıl 7 ay 12 gün çalıştığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda bordro tanıklarının beyanlarına göre tespit yapıldığı belirtilmiştir.
Yapılan bu açıklamaların ardından öncelikle belirtmek gerekir ki, kesin süreye rağmen hizmet tespiti davası açılmadığı gerekçesiyle davanın reddi yerinde değildir. İşçinin işçilik alacaklarını talep ettiği bu davada sigortasız olarak çalıştığı dönemlerin belirlenerek işçilik alacaklarının buna göre hesaplanmasını talep hakkı bulunmaktadır.
Dosya içeriğine özellikle işyerinde çalışmış olan davacı tanıklarının beyanlarına göre, davacının işverence verilen işleri yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Yine davalı tanıkları, davacının işyeri girişinde müşterileri karşılayıp uğurladığını, kendisine ait araçla müşterileri bazen evlerine bıraktığını beyan etmiş olmakla taraflar arasında iş ilişkisinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır. İşçinin iş görme edimini yerine getirdiği, işverene bağımlı olarak çalıştığı dosya içeriği ile sabit olmuştur. Davacının, işyeri müşterilerini evlerine getirip götürme işini kendisine ait araçla yapmış olması durumunda dahi, bu eylemi işverene bağımlı şekilde yerine getirdiği, ücretinin üçüncü şahıs konumundaki müşteriler tarafından ödenmesinin iş ilişkisinin geçerliliğini etkilemeyeceği dikkate alındığında mahkemece verilen ret kararının hatalı olduğu sonucuna varılmalıdır. Dosya içinde bulunan bilirkişi raporları bir değerlendirmeye tabi tutularak davaya konu işçilik alacakları konusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2008/33883 E. 2009/1887 K. 10/02/2009

…Davacı Ocak ve Şubat 2006 aylarına ait ücret alacaklarının ödenmediğini belirtip bu aylara ait ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
Mahkemece Ocak ayı ücretinin davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Dosya içerisinde bu aya ait davacının imzasının içerdiği iddia edilen bordro mevcuttur.
Mahkemece bu bordro aslının celpedilcrek davacıdan diyecekleri sorulup sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
9. HD. 2009/29254 E. 2011/45443 K. 24.11.2011

…Somut olayda davalı vekili davacının iki aylık ücretinin ödenmediği yolundaki iddiasına karşılık cevap dilekçesinde ücretin Y. Kredi Bankası Şenesenevler Şubesinin 128265-6 no.lu hesabına yatırıldığını savunmuştur.
Mahkemece davalının ücret alacağının ödenmesine yönelik bu savunması üzerinde durulmamıştır. Söz konusu ödemeye ilişkin savunma doğrultusunda bu ödemeye ilişkin olarak davacıdan sorulması ve belirtilen banka şubesinden davacı adına ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre ücret alacağının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. 9. HD 2009/19337 E. 2011/31986 K. 15.09.2011
2. Ödeme delil listesinde belirtilen banka şubesinden sorulmalı, alınacak cevaba göre ücret alacağı hakkında bir hüküm kurulmalıdır.
Davalı işveren davacının 2003 Eylül ayı ücret alacağına mahsuben 176.404.075 TL nin G. Bankası AŞ’nin Y. Şubesinde adına açılan 6671944 nolu hesabına yatırıldığını, durumun davacıya B. 1. Noterliğinin 30.9.2003
gün ve 21134 sayılı ihtarnamesiyle de davacıya bildirildiği ileri sürmüş ve delil listesi ek: 16 da buna ilişkin belgeyi ibraz etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda belirlenen 2003 Eylül ayı ücret alacağına hükmedilmiş, davalının bu savunması yönünde bir araştırma yapılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş anılan banka şubesinden söz konusu hesaba ait hesap özeti istenmeli, alınacak cevaba göre Eylül ayı ücret alacağı hakkında bir hüküm kurulmalıdır.
Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD 2006/3240 E. 2006/25121 K. 28.09.2006

…Somut olayda, davacının iş akdinin iş bitimi nedeniyle sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf davacının alacaklarının ödendiğini, bu hususta davacının hesabı bulunan banka şubelerine yazı yazılmasını talep etmiştir. Mahkemece bu konuda herhangi bir araştırma yapılmaksızın karar verilmiştir.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davacının alacaklarının ödenip ödenmediğinin tespiti için davacının hesabının bulunduğu bildirilen banka şubelerine yazı yazılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü kısmen kabulüne karar ver ilmesi isabetsizdir.
9. HD 2009/31195 E. 2011/50269 K. 29.12.2011

…Davacı 2002 yılı Mayıs ayı ücret alacağının ödenmediğini iddia etmiş.
Mahkemece anılan ücretin de davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı işverence İş Bankası Beşiktaş Şubesinde davacı hesabına uyuşmazlık konusu ücretin yatırıldığı savunulmuş, buna ilişkin banka dekontu ibraz etmiştir.
Mahkemece bu husus irdelenmeden yazılı şekilde karar verilmesi ayrı bir bozma nedenidir.
9. HD 2006/4368 E. 2006/25454 K. 02.10.2006

…Davacı, Eylül 2004 ayından 14 günlük ücret alacağının ödenmediğini iddia etmiştir. Mahkemece, hesap bilirkişi raporu doğrultusunda 14 günlük ücret alacağına hükmediImiştir.
Davalı işveren, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacının ücret alacağının bulunmadığını, imzalı bordro ile ödendiğini ileri sürerek dilekçesi ekinde bordroyu ibraz etmiştir.
Mahkemece bu husus değerlendirilmemiştir.
İbraz edilen bordro imzalıdır. Ödeme itirazı mahiyetindeki bu tür belgeler
yargılamanın her safhasında ileri sürülüp nazara alınabilir.
Bu nedenle, öncelikle bordrodaki imzaya karşı davacıdan diyeceği sorulmalı, oluşacak sonuç doğrultusunda ücret alacağı hakkında bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD 2006/14788 E. 2006/33625 K. 21.12.2006

…Davalı, Aralık 2004 ayı ücretini davacı adına bankaya yatırdığını ileri sürerek, belgesini de sunmak suretiyle ödeme itirazında bulunmuştur.
Gerçeklen de dosya içinde 11.1.2005 tarihli banka hesap ekstresinde davacı adına Aralık ücreti yatırılmış görünmektedir.
Bu hususun araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD 2006/8310 E. 2006/29646 K. 9.11.2006

…Somut olayda, davalı vekili. Garanti Bankası Mecidiyeköy ŞubesiTıin fesihten 2 ay sonraki 21.5.2008 tarihli avans ödemesi adıyla davacı adına yapılan 2.000 TL bedelli banka dekontu sunmuştur.
Bilirkişi, raporunda bunun mahsubunu mahkemeye bırakmış; ancak mahkeme davacıdan diyeceklerini sormamış ve mahsup işlemi yapmamıştır. Oysa ödeme def’i itiraz niteliğinde olup mahkemece her aşamada re’seıı dikkate alınması gerekir.
Bu nedenle mahkemece verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD 2009/34555 E. 2012/206 K. 16.01.2012

…Davalı davacının son ay çalışma ücretini konutta ödemeli olarak davacı adına gönderdiklerini belirterek buna ilişkin 20.02.2007 tarihli PTT belgesini sunmuştur.
Mahkemece söz konusu ücret alacağının davacı tarafından tahsil edilip edilmediği araştırılmadan hüküm altına alınmış olması da hatalıdır.
9. HD. 2010/4843 E. 2012/12438 K. 12.04.2012

…Davalı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde davacının bakiye ücret alacağının PTT havalesi ile ödendiğine dair 340 TL tutarlı PTT havale emrini ibraz etmiştir. Davacının ücret alacağı hesabında bu belge nazara alınmamıştır. Öncelikle, davacıdan bu belgeye karşı diyeceği sorulmalı, gerekirse ilgili PTT şubesinden bu havalenin davacıya ödenip ödenmediği belirlenmeli ve oluşacak sonuç doğrultusunda ücret alacağına karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2008/13202 E. 2009/34004 K. 10.12.2009

…Davacıya Mart ayı ücreti ve özel gider indirimi PTT havalesi ile gönderilmiş ise de, konutta ödemeli çıkarılmak yerine adi havale ile çıkarılan bu meblağın PTT’den gelen yazı ile paranın alıcı tarafından alınmadığından, göndericiye ödenmek üzere merkezlerinde iade için beklediği belirtildiğinden, davacıya ödendiği ispat edilemediği halde ödenmiş kabul edilerek hüküm kurulması da hatalıdır.
9. HD. 2008/3825 E. 2009/19079 K. 03.07.2009

…Talep, bir kısım işçilik alacakları ile ilgili açılan davada, mahkemece verilen kararın, davalı Ç. Belediyesi Başkanlığı tarafından temyiz edildiği aşamada, ilam gereği yapılan icra takibine konu alacağın, taraflar arasında imzalanan protokol gereği ödemesi nedeni ile bozmadan sonra, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kurulan hükmün temyizi ile ilgilidir.
Dosya içeriğine göre davacı bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınması amacı ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucu,
21.09.2011 tarihinde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 26.11.2012 tarihli kararı ile, fazla mesai konusunda talepten fazlasına hükmedildiği için karar bozulmuştur. Bozma ilamı sonrası yapılan ilk duruşmada davacı vekili, protokol gereği dava konusu alacağın ödendiğini belirterek davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece bu talep gibi hüküm kurulmuş ise de anılan protokol, dava konusu uyuşmazlığı sona erdirmek amacı ile yapılmış bir sulh anlaşması niteliğinde değildir. Davalı Ç. Belediyesi Başkanlığı, yapılan icra takibinden sonra icra tehdidi altında ödeme yapmış olup, bozma ilamı doğrultusunda fazla mesai konusunda araştırma ve inceleme yapılması gerekirken davalı Belediye Başkanlığınca icra tehdidi altında ödeme yapıldığı gözden kaçırılarak ödeme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2013/35492 E. 2013/29423 K. 16.12.2013

…Dosyadaki bilgi ve belgelerden Ankara 19. İş Mahkemesi’nin 2011/417 esas, 2011/667 karar sayılı ilamı ile iş bu dosyanın davalısı H.E’in davacı olarak, iş bu dosyanın davacısı Orman Genel Müdürlüğüne karşı ücret, ikramiye ve ilave tediye farkları ile Çerçeve Anlaşmaları gereğince fark alacaklar vs. talepleri ile dava açtığı, mahkemece davanın kısmen kabulü ile ücret, ikramiye ve ilave tediye fark alacaklarının hüküm altına alındığı, sair tüm taleplerin ise reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı kurum, Ankara 19. İş Mahkemesine sunulan ek raporda davalı işçiye, idare tarafından fazla ödemeler yapıldığının belirlendiğini ileri sürmüştür. Davalı işçi ise fazla ödeme yapılmadığım, bilirkişi raporunda böyle bir tespitin bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmaksızın davanın reddine karar verilmiş ise de bilirkişi raporu alınmaksızın sonuca gidilmesi isabetli görülmemiştir. Bilirkişi tarafından davacıya fazla ödeme yapıldığının tespiti halinde, kanunda öngörülen miktarı aşan kısmı kanuna dayanmadığından yok hükmünde olup, yok hükmünde olan işleme dayalı fazla ödemenin haksız zenginleşme olarak kabul edilmesi gerekir. Davalının iyiııiyetli olması iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Mahkemece eksik araştırma ve incelemeyle sonuca gidilmesi hatalı görülmüştür.
22. HD. 2012/26103 E. 2013/16256 K. 02.07.2013

…Ayrıca belirmek gerekir ki, 4857 sayılı İş Kanununun 32. maddesinde sözü edilen senetle ödeme yasağı çalışma karşılığı olan temel ücretle ilgili olup, feshe bağlı olan haklardan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti bakımından tarafların anlaşarak emre muharrer bono ile ödeme yoluna gidebilecekleri kabul edilmelidir.
Davalı işverenin bonoyla ödeme itirazları da bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2008/23922 E. 2009/2743 K. 17.02.2009

…Öncelikle belirtmek gerekir ki, bozma sonrası alman bilirkişi raporu kapsamında davalı işverence sunulan makbuzlar karşılığı yapılan ödemelerin davaya konu işçilik hak ve alacaklarından mahsubu yönünde verilen karar yerindedir.
Bununla birlikte, işçiye alacağı için emre muharrer senet verilmesi ifa yerine geçmeyip, ifa uğruna sayılmalıdır. Başka bir anlatımla, işçiye verilmiş olan emre muharrer senetler tahsil edilmediği ya da ciro yoluyla bono işleme konulmadığı sürece borç ödenmiş olmaz.
Borçlar Kanununun 88. maddesinin son cümlesine göre, senet borçluya iade edildiğinde borç sakıt olmuş sayılır.
Somut olayda, dosyaya emre muharrer senet asılları konulmamıştır. Bu noktada senet asıllarının alacaklının ya da keşidecinin hatta üçüncü kişinin elinde olup olmadığı belirlenmelidir. Yine emre muharrer senetlerin tahsile konulmadığı ileri sürülmüş olmakla, mahkemece bu yön üzerinde durulmalı ve senet bedellerinin tahsil edilmemiş ya da ciro yoluyla işleme konulmamış olması halinde bono bedelleri mahsup edilmeden isteklerin kabulüne karar verilmelidir.
Konuyla ilgili olarak eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2010/38025 E. 2010/36496 K. 07.12.2010

…Öncelikle belirtmek gerekir ki, bozma sonrası alman bilirkişi raporu kapsamında davalı işverence sunulan makbuzlar karşılığı yapılan ödemelerin davaya konu işçilik hak ve alacaklarından mahsubu yönünde verilen karar yerindedir.
Kambiyo taahhüdünde bulunmak keyfiyeti ifa yerine yüklenilmiş olabileceği gibi, ifa uğruna da girişilmiş olabilir. Tarafların borcun yenilenmesi konusunda anlaştıkları kesin bir şekilde belli değilse, şüpheli bir durum varsa veya bu hususta herhangi bir anlaşma ve iddia yoksa BK. m 114, f.2 hükmü gereğince, kambiyo taahhüdüne ifa yerine değil ifa uğruna girilmiş olduğunun, temci borç ilişkisinden doğan talep hakkının ortadan kalkmayıp bu hakka paralel ve yarışan bir kambiyo talep hakkının doğduğunun kabulü gerekir. Bu durumda alacaklıda iki türlü talep hakkı vardır. Fakat alt ilişkiden doğan talep hakkı, kambiyo hakkı kullanılıncaya kadar donmuş ve böylece vadesi kambiyo alacağının vadesine kadar uzatılmış durumdadır. Kambiyo senedi dolayısıyla, başvurma mümkün olunca adi alacağı da talep hakkı doğar. Alacaklı bu haklardan birini veya ötekini kullanmak zorunluluğunda değildir. Seçim yapmakta serbesttir. Fakat adi alacağı talep ederse kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlüdür. Kısaca alacaklının bu durumda iki ayrı talep hakkı mevcut olduğu halde, bu haklar birbirinden bağımsızdır, teminatları (varsa) birbirlerinden ayrıdır ve ayrı faize ve zamanaşımına tabidirler. (Poyraz/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 1999, s. 146. vd.) kambiyo senedinin zamanaşımına uğraması durumunda alacaklının seçim hakkı değişecektir. Alacaklı bu takdirde TTK 644. gereğince haksız iktisap kaidelerine istinat edecek veya henüz zamanaşımıyla ortadan kalkmamış ise temel ilişkiye dayanarak istemde bulunacak.! Domaniç H, kıymetli evrak Hukuku ve uygulaması, İstanbul 1990, s 88.)
Senet aslının borçluya iade edilmiş olması borcun son bulduğuna ilişkin bir karine teşkil eder. (BK.88/3), Ancak alacaklı bunun aksini ispat ederse, bu karineye dayanılmaz.
Somut olayda, senet asıllarının alacaklı davacı işçi, keşideci davalı işveren veya üçüncü kişi elinde olup olmadığı araştırılarak ve yukarıda belirlenen ilkeler doğrultusunda değerlendirerek, davacı alacaklı elinde ise, senetlerin davalıya iadesi her zaman mümkün olmakla senet bedelleri mahsup edilmeksizin işçilik alacağının belirlenerek hüküm altına alınması, senet asılları keşideci davalı elinde ise BK 88/3 maddesi uyarınca sonuca gidilmesi, alacaklı işçi kambiyo senetlerini tedavüle çıkartarak (ciro ederek) alacağını geçici bir şekilde tahsil etmişse; ancak senet müracaat yoluyla tekrar kendisine gelirse, temel ilişkiden doğan hakka dayanabileceği hususu gözetilerek karar verilmesi gerekir iken, eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2010/38049 E. 2010/36490 K. 07.12.2010

…Dosya içeriğine göre, davalı delilleri arasında ibraz edilmiş olan davalı şirket tarafından keşide edilmiş, alacaklısı işçi olan ileri vadeli bonolar mevcuttur. Davalı vekili, bunların davacı ve aynı işyerinde birlikte çalışan akrabasına kooperatiften ev almaları için ileriye dönük alacaklarına yönelik verildiğini ve borcun ödendiğini beyan etmiştir. Delil durumuna göre, işverence davacıya ücretin aylık olarak ödenmediği, zaman zaman bölümler halinde verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece söz konusu bonolar dikkate alınarak, vade tarihlerinin ilerideki zamanlar olarak düzenlenmiş olması sebebiyle işveren tarafından geleceğe ilişkin çalışmalara karşılık verildiği kabul edilmeli, davacı alacaklarından mahsup edilmelidir.
22. HD. 2012/24337 E. 2013/16509 K. 04.07.2013

…Somut olayda davacı sözleşmenin feshine rağmen tazminatlarının kendisine ödenmediğini, davalı taraf ise kendisine 3540,00 TL ödeme yapıldığını savunmuştur. Davalı taraf ödeme delili olarak dosyaya üzerinde 3540,00 TL yazan ve kıdem, ihbar vs. alacaklarına mahsuben ifadesi olan ve davacının imzasını taşıyan tediye makbuzu sunmuştur. Söz konusu makbuz üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde makbuzun üzerindeki “3” sayısı ve “üç bin” yazılarının sonradan eklenerek tahrifat yapıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece bu tediye makbuzuna itibar edilmemiştir. Ancak, söz konusu makbuzun tahrifata uğradığı bu nedenle itibar edilemeyeceğinin kabulü isabetli olmuşsa da, makbuz da tahrifata uğramadan önce yapılan 540.00 TL’lik ödemenin kıdem tazminatından mahsup edilmemesi hatalı olmuştur.
7. HD. 2013/16291 E. 2014/263 K. 14.01.2014

…Somut olayda, dosyaya sunulan ve davacının imzasının bulunduğu ihbar ve kıdem tazminatı bordrolarında, belgelerdeki miktarın nakden alındığı yazılıdır.
Davacı vekili bu belgedeki paraların ödenmediğini, birçok belgenin işe girerken imzalatıldığını, işe girerken imzalatılan belgeler arasında bu ödeme belgelerinin de bulunabileceğini, elden ödeme iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu iddia etmiş, mahkemece bu beyan dikkate alınarak ödeme belgelerine itibar edilmemiştir.
Mahkemece,4850 sayılı Kanunun 32.maddesinin 5754 sayılı Kanunun 85/1 maddesi ile değişik ikinci fıkrası ve bu fıkra uyarınca çıkarılan yönetmeliğin 10.maddesi gereğince işverenlerin çalıştırdıkları işçilere yapacakları her türlü ödemelerin bankalar aracılığı ile ödenmesi yükümlülüğü karşısında ödeme belgelerinin işverenlerce sıkça yapıldığı gibi işçi işe alınırken boş olarak işçiden imzalatılıp alındığı, bunun üzerinin sonradan doldurulduğu kanaatine varılarak bu ödeme belgelerine itibar edilmemiştir.
Ortada davacının imzasını taşıyan, miktar belirten 2 adet belge olup, yazılı belgeye karşı yazılı belge ile ispat zorunluluğu vardır. Ancak irade fesadı iddiasını ispat için tanık dinlenebilir. Eldeki davada davacı tarafın irade fesadı hallerini de ispatladığı söylenemez. Bu nedenle, mahkemece ödeme belgelerinin dikkate alınmaması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9. HD 2011/7376 E. 2013/9731 K. 21.03.2013

…Davalı işverence davacıya 14.10.2004 tarihinde 2.689 TL tutarında ödeme yapıldığına dair dekont sunulmuştur.
Bu belgenin davacıya gösterilerek ödeme yapılıp yapılmadığı belirlenmeli, gerekirse davacının alacaklarından mahsubu düşünülmelidir.
Mahkemece bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2009/27010 E. 2011/44030 K. 21.11.2011

…Somut olayda davacı işçi 2008 yılı Aralık ile 2009 yılı Ocak, Şubat; Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin ücret alacaklarını talep etmiş, mahkemece talep edilen ücretlerin davalı tarafından ödendiği ispatlanamadığı gerekçesiyle ücret alacağı hüküm altına alınmıştır.
Ancak, dosyanın incelenmesinde 2009 yılı Ocak ayı ile 2008 yılı Aralık aylarında davacının isim ve imzasının yer aldığı ödemeleri gösterir para makbuzları ile yine davacı adına Ocak ve Şubat ayları maaşı açıklaması ile para havalesi yapılan 22.4.2009 işlem tarihli banka dekontlarının bulunduğu görülmüştür.
Davacının talep ettiği alacak dönemine ilişkin olduğu görülmekle bu para makbuzları ile banka dekontlarının taraflara sorularak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
9. HD. 2011/54421 E. 2012/22800 K. 13.06.2012

…Davacı vekili tarafından verilen 19.12.2005 tarihli dilekçede ve 2.3.2006 tarihli oturumda davacıya 2.064 TL ödendiği açıklanmıştır. Mahkemece davacı vekilinin bu açıklamasına rağmen, ödemeye dair belge olmadığı gerekçesiyle söz konusu tular indirilmeksizin karar verildiği hükmün gerekçesinde açıklanmıştır.
Belirtmek gerekir ki, davacı vekili tarafından 2.064 TL tutarın da işçiye ödendiği açıklandığına göre mahsup için ayrıca belge sunulmasına gerek bulunmamaktadır. Söz konusu tutar mahsup edilmeksizin karar verilmesi hatalı olmuştur.
9. HD. 2006/10501 E. 2006/16345 K. 06.06.2006
…Davacı ödenmeyen ücret alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı ise ücretinin ödendiğini savunarak reddini istemiştir.
Mahkeme ücret alacağını hüküm altına almıştır.
Dosya içinde bulunan 2004 Eylül ayı imzalı ücret bordrosunda 30 gün karşılığı ücretinin ödendiği, bilirkişi raporunda da ücret alacağının imzalı bordroyla tahakkukunun yapıldığı belirtilmiştir.
Mahkemece söz konusu ücret bordrosu altındaki imzanın kendisine gösterilerek beyanı alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ücret alacağının kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
9. HD. 2006/12933 E. 2006/31686 K. 4.12.2006

…Davalı tarafından ibraz edilen 1998 yılına ait ücret bordrolarındaki imzaya davacının itirazının bulunduğu dikkate alınarak, imzaların davacıya ait olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu aldırılmadan bu aylara ilişkin ücret alacağının ödendiğinin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2006/11658 E. 2006/15269 K. 24.05.2006

…Dava konusu alacaklarla ilgili son iki aya ait ücret bordrolarının imzalı olduğunun anlaşılmasına rağmen hesap bilirkişi tarafından bu bordrolardaki imzaların daha önceki aylara ait bordrolardaki davacı imzaları ile farklılık arz ettiği gerekçesiyle, ücret alacağı isteklerinin kabulüne karar verilmiş ise de grafoloji konusunda uzman olmayan hesap bilirkişinin mütalaası ile sonuca gitmek doğru değildir.
Öncelikle, anılan bordolardaki imzalar, davacıya gösterilmeli, imzaları kabul etmemesi halinde, usulünce imza araştırması yapılmalı, imzaların davacıya ait olduğunun anlaşılması durumunda davacının ücret alacağı isteği reddedilmeli, ancak diğer alacak istekleri de bordroda belirlenen ücrete göre hesaplanarak sonuca gidilmelidir.
9. HD. 2006/17397 E. 2006/24196 K. 20.09.2006

…Somut olayda, mahkemece davacının imza inkarında bulunması üzerine dosyaya belge asılları getirtilmeden fotokopi belgeler üzerinde imza incelemesi yaptırılmıştır.
Grafoloji ve sahtecilik Uzmanı Bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; “yazı ve imzaların davacının eli mahsulü olmalarının kuvvetle muhtemel
olmasına rağmen daha tatminkar bir sonuç için belge orijinalinin temin edilerek yapılacak incelemede zorunluluk olduğunu” mütalaa etmiştir. Mahkemece bu eksiklik giderilmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yukarıda yazılı maddeleri ve bilirkişi raporu da dikkate alınarak tediye makbuzu başlıklı belgelerin asıllarının getirtilerek, davacının incelenecek belgelerdeki tarihlere yakın tatbike değer imza asılları da temin edilerek imza incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken fotokopi belgeler üzerinde yapılan imza incelemesine göre karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2009/25454 E. 2011/41587 K. 31.10.2011

…Davacı davalı işyerinde 01.01.1993 ile 08.08.2006 tarihleri arasında haftanın 7 günü çalıştığını iddia etmiş, davalı ise davacının 01.01.1993 ile 31.08.2006 tarihleri arasında çalıştığını, ancak bu çalışmasının 2005 yılı Eylül ayına kadar ayda 15 gün, bu tarihten sonra ise ayda 30 gün sürdüğünü belirterek davacının imzasını taşıyan iicrct bordroları ve puantaj kayıtlarını ibraz etmiştir.
Mahkemece dosyaya sunulan 4 adet fotokopi puantaj listesindeki imzalar ile davacının imzasını taşıdığı bildirilen 10.08.2006 tarihli ibranamedeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle talep ettiği şiire boyunca ayda 30 gün çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Davacının hizmet süresinin tespiti açısından yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Öncelikle mahkemece davacıya ait tüm puantaj kayıtlarının asılları getirtilerek fotokopi belge üzerinde imza incelemesinin yapılmayacağı gerçeği karşısında davacıya ait dosyada mevcut ücret bordroları asılları ile getirtilecek puantaj asılları tek tek gösterilip, bordro ve puantajlardaki 15 günlük çalışmaya yönelik kayıtlardaki imzalar tekrar detaylıca sorularak beyanının tespitinden sonra davacının inkarına uğramayan tatbike uygun imzalarını taşıyan belge asılları da getirtilerek, Adli Tıp Kurumu Fizik ve Grafoloji İhtisas Dairesinden imzalar konusunda rapor alınıp usulüne uygun imza incelemesinin yapılması gereklidir.
9. HD. 2009/22846 E. 2011/38345 K. 19.10.2011

…Davacı tanık olarak dinlenildiği İzmir 10. İş Mahkemesi 2006/135 E, sayılı dosyada, 19.02.2007 tarihli celsede son maaşını aldığını hakim önünde tanık sıfatıyla dinlenilirken ikrar etmiştir. Bu durumda, davacı çelişkili davranma yasağına aykırı davranmıştır. Davacının ücret alacağı bulunmadığı göz önüne alınmaksızın bu alacağın da kabul edilmiş olması hatalıdır.
9. HD. 2008/12477 E. 2009/35600 K. 17.12.2009

…Somut olayda, davacının 20.12.2010 tarihli ihtarname ile “…yürütmekte olduğum işimden 12 aylık alacağımı alamadığımdan, bu tarihten itibaren… istifa ediyorum…” demek suretiyle 12 aylık alacağı olduğunu bildirmiştir. Oysa ki, Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2011/728 Esas sayılı icra dosyasında 14 aylık ücret alacağı talep etmiştir. Mahkemece, davacının 14 aylık ücret alacağı bulunduğu kabul edilerek yapılan bilirkişi hesaplamasının kabulü ile itirazın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının ihtarname ile bildirdiği ücret alacağının, kendisi açısından ücret alacağı talebinin sınırını belirleyeceği, ayrıca ihtarname tarihinden sonra istifa etmesi nedeniyle çalışması mümkün olmayacağından ücret alacağının tutarının değişmesinin mümkün olmayacağı bu nedenle 12 aylık alacak yönünden talebin kabulü gerektiği ve bilirkişi raporunun da 12 aylık ücret üzerinden düzenlenmesi gerektiği gözden kaçırılarak 14 aylık ücret yönünden itirazın iptaline karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
7. HD. 2013/16217 E, 2013/9894 K. 27.05.2013
…Somut olayda….davacı son 4 yıldır ücretlerinin ödenmediğini iddia ederken davalı ise sigortasının devam ettirilmesine rağmen fiilen çalışmadığını savunmuştur.
İşyerinde yöneticilik yapmış olan işverenin kendi tanıkları fabrikanın 2002 yılında kriz nedeniyle faaliyetine son verildiğini, davacının ise sigortalı olarak çalışmaya devam ettiğini ifade etmişlerdir.
Mahkemece davacının bu 4 yıllık süre içerisinde davalı işyerinde çalıştığı kabul edilmiş ancak ücretlerinin ödenmediği hususunun ispat edilemediği gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir.
Öncelikle yukarıda ilke kararında da belirtildiği üzere ücretlerin ödendiği hususunu işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Mahkemece davacının fabrikanın kapandığı belirtilen 2002 yılından sonra davacının işyerinde çalışmış olduğu kabul edildiğine göre işverenin bu süre içerisin de ücretlerini ödediğini ispat etmesi gerekir. Ancak 4 yıl gibi bir süre ücret alacağını almadan çalışılmış olması da hayatın olağan akışına aykırıdır.
Mahkemece, davacı asil isticvap edilerek bu süre boyunca geçimini nasıl temin ettiği, ne iş ile iştigal ettiği, nereden gelir elde ettiği konuları detaylı bir şekilde sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulduktan sonra dosyadaki delillerle birlikte bir değerlendirmeye tabi tutarak sonuca gidilmelidir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2010/17225 E. 2010/23719 K. 15.07.2010

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*