Ücret alacağı – Hesaplama – Yargıtay kararları

Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda davacının ücretinin müdür olarak çalıştığı dönem için brüt 1.923,61 TL ve müdür yardımcısı olarak çalıştığı dönem için brüt 1.734,82 TL olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 1.923,61 TL ücretten 15.01.2009-17.02.2009 dönemi için 32 günlük ücret alacağı hesaplanmış ve bu dönem ücret alacağının 4.412,90 TL olduğu belirtilmiştir. 32 günlük ücret alacağı hesaplanırken bir aylık ücret 30′ a böliinmeli ve çıkan sonuç 32 ile çarpılmalıdır.
22. HD. 2013/8703 E. 2013/10519 K. 10.05.2013

…Davacı vekili davacının ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek ücret alacağı talep etmiştir.
Mahkeme ise davacının son iki aylık ücretini almadığını kabul ederek buna göre kendisi hesaplama yaparak ücret alacağına hükmetmiş ise de, davacının son iki aylık ücretinin ödenip ödenmediği tam olarak saptanmadan karar verilmiştir.
Mahkemece davacının ücret alacağı olup olmadığı bordro, banka kayıtları gibi diğer belgeler celbedilip tam olarak saptandıktan sonra buna göre giydirilmemiş çıplak ücret üzerinden hesap ettirilerek hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hem de giydirilmiş ücret üzerinden hesap edilen ücret alacağına hükmedilmesi doğru değildir.
9. HD. 2011/42120 E. 2012/25311 K. 02.07.2012

.
…Bilirkişi davacının emekli olduğu tarihte bordro ve SGK primlerine göre 1287,32 TL ücret aldığını kabul ederek hesaplama yapmıştır. Davacının dosyada bulunan ücret bordroları incelendiğinde çıplak brüt ücretinin 1100,70 TL olduğu, yaptığı fazla çalışmalar da eklenerek 1287,42 TL sigorta matrahına ulaşıldığı görülmektedir. Sigorta hizmet dökümlerinde matrah olarak çıplak ücret dışında verilen diğer ücretler de yer almakta olup aylık çıplak ücreti her zaman doğru göstermemektedir. Dosyada bulunan bordrolar doğrultusunda 110,70 TL çıplak ücret üzerinden değerlendirme yapılması gerekirken 1287,42 TL ücret üzerinden sonuca gidilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
7. HD. 2013/17165 E. 2014/686 K. 21.01.2014

…Davacının Ocak ayı asgari ücretinin 608,40 TL olduğu açık olup; asgari geçim indirimi ücret eki niteliğinde olmayıp ayrı bir alacak kalemidir.
Davacının talep edilen 2 aylık ücret alacağının ayrı bir alacak kalemi olan asgari geçim indirimi dışlanarak hesaplanması gerekirken; kendi içinde çelişecek şekilde Aralık ayı için asgari ücret, Ocak ayı için asgari geçim indirimi ile asgari ücret toplamından oluşan hesaplamayla sonuca giden bilirkişi raporuna itibar edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2009/46838 E. 2012/7265 K. 06.03.2012

…Davacının aylık ücretinin miktarı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Davacı işçi aylık ücretin 1.200 6 olduğunu ileri sürerken davalı işveren saat ücretinin 3.70 € olduğunu belirtmiştir.
Buna karşın iş sözleşmesinde öngörülen ücret 400 € olup, sözü edilen ücrete değer verilmesi mümkün değildir. Zira sözleşmede yazılı olan ücret davalının kabulünün dahi altında kalmıştır. Öte yandan bankaya değişik miktarlarda yatırılan ücretler de sözleşme ücretinin üzerindedir.
Davacı işçi ile aynı durumda olan ve bir kısmı dava açan tanıkların beyanlarına göre aylık ücretin belirlenmesi doğru olmaz.
Emsal dosyalarda meslek örgütünden yapılan ücret araştırmaları da iddia edilen 1.200 € ücreti doğrulamamış olup, bildirilen ücretler de işveren kabulünün altında kalmıştır. Bıı durumda işveren kayıtlarında geçen 3.70 € saat ücretinin doğru olduğu kabul edilmelidir.
Bilirkişinin saat ücretinin 225 saat ile çarpımı sonucu belirlediği 833 € aylık ücret tespiti yerinde olup, buna göre davaya konu işçilik alacakları hesaplanmalıdır.
9. HD. 2010/7192 E. 2012/31584 K. 25.09.2012

…Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin brüt ve net miktarları konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı, davacının ücretinin brüt 1.536,00 Euro olarak tespitinin hatalı olduğunu, yurt dışı çalışmasında vergiyi doğuran olay yurt dışında gerçekleştiği için davacının net ücretinin aynı zamanda brüt ücreti olduğunu, davalının stopaj yükümlülüğü bulunmadığını savunmuştur.
Davacının çalıştığı Bulgaristan ülkesi ile ülkemiz arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunmamaktadır. 5510 saydı Kanun’un 5/g. maddesinde 5754 sayılı Karnında yapılan değişiklikle; “Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlcrce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır. Bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri halinde, 50. maddenin ikinci fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanır. Bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.” hükmü getirilmiştir.
Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinden isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunanlardan Türkiye’de ikamet şartı aranmamaktadır.
5754 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (g) bendi gereğince 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanacaktır. İşverenler, ülkemizle sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelere götürdükleri Türk işçileri için işyerinin tehlike derecesine göre % 1 ila 6,5 arasında kısa vadeli sigorta kolları primi ile % 5’i sigortalı, % 7,5’i de işveren hissesi olmak üzere % 12,5 oranında genel sağlık sigortası primi ödeyeceklerdir.
Mahkemece, davacının çalıştığı ülkede kazançların ne şekilde vergilendirildiği, davalı işverenin Bulgaristan’da çalışan işçiler için sosyal güvenlik primi ödeyip ödemediği, net ve brüt ücretin ne şekilde belirlendiği hususları; biri sosyal güvenlik hukuku alanında uzman biri de mali müşavir olan bilirkişiler aracılığı ile tespit edilmeli ve gerekirse davacının hüküm altına alınan alacakları yeniden hesaplanmalıdır. Davalının savunması üzerinde yeterince durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2013/28411E. 2013/21653 K. 21.10.2013

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*