Toplu iş sözleşmeleri ve ücret – Yargıtay kararları

Protokol (TİS) yapıldıkları tarihten ileriye dönük olarak sonuç doğurur.

Toplu iş sözleşmesinin uygulandığı işyerinde, işçi ile işverenin bir araya gelerek toplu iş sözleşmesi hükümlerini değiştirmeleri mümkün değildir. Bununla birlikte toplu iş sözleşmesinde ücret artışını öngören hükmün yürürlüğe girmesinden sonra davacı işçi yönünden alacağa dönüşmüş olan haktan işçi tarafından vazgeçilmesi olanaklıdır.

TİS başlangıç tarihi fesihten öncesine gitse de, özel düzenleme yoksa imza tarihinden önce sözleşmesi feshedilen bundan yararlanamaz. Yeni bir TİS imzalanmakla da eski TİS hizmet akdi olarak devam etmez.

…Mahkemece ilk olarak bilirkişiden hesap raporu alınmış, işverence tüm ödemelerin toplu sözleşme hükümlerine uygun olduğu belirtilerek raporda hesaplama yapılmamıştır. Davacının itirazı üzerine aynı bilirkişiden alınan raporda ise ücret, ikramiye ve ilave tediye farkı olarak bir hesaplamaya yer verilmiştir. Tarafların itirazları üzerine mahkemece başka bir bilirkişiden rapor alınmış ve bu daha davaya konu istekler önceki raporda hesaplanan tutarlardan daha fazla olarak belirlenmiştir.
Mahkemece ikinci bilirkişiden alınan rapora göre isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alman bilirkişi raporunda 31.12.2004 öncesi ödemelerin toplu iş sözleşmesi hükümlerine uygun olarak yapılmadığı belirtilerek hesaplamaya gidilmiştir. Bilirkişi raporunda 31.12.2004 sonrası için Maliye Bakanlığı görüş ve yazılarına göre ücretlerin belirlendiği belirtilmiş olmakla birlikte 01.01.2005 tarihi sonrası için dc periyodik olarak ücret artışları yapılmıştır. Belirtilen tarih sonrasında dönemsel ücret artışlarına gidilmesinin dayanağı raporda gösterilmemiştir.
Davalı vekili bilirkişi ek raporunda da itirazlarda bulunmuştur. Mahkemece, davalının itirazları üzerinde durulmaksızın ıslah talebine karşı zamanaşımı defiyle sınırlı hesaplama yaptırılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı işçinin temininde güçlük çekilen 4 yıl ve daha fazla yüksek öğrenimli, teknik kariyere sahip işçi olup olmadığı, buna göre toplu iş sözleşmesi hükümlerine dayalı olarak Bakanlık oluru ile toplu iş sözleşmelerinin 40/G maddesine göre ödeme yapılıp yapılmadığı, sonrasında ücret artışlarının toplu iş sözleşmesi hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır.
Bilirkişi raporunda seri halde görülen dosyalar için ortak bir hesaplamaya gidilmiş ve hangi tarihteki ücret artışının ne sebeple eksik yapıldığı dayanakları ile gösterilmemiştir. Sözü edilen hesap raporuna göre karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan 2005 ve 2007 yılları Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolleri hükümleri uyarınca yapılan hesaplama hatalıdır.
Davalıya ait işyerinde 31.12.2004 tarihinde süresi biten Toplu İş Sözleşmesinin ardından bir süre toplu iş sözleşmesi imzalananınmış, yetkiyi alan başka bir sendika ile 02.03.2009 tarihinde toplu iş sözleşmesi yapılmıştır. Toplu iş sözleşmesinin imzalanamadığı dönemde kazanılmış hak oluşturmamak üzere işverence sözü edilen çerçeve protokolleri hükümleri Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen tarihlerden itibaren uygulanmıştır.
Maliye Bakanlığının davalıyı muhatap alan 08.08.2005 tarihli yazısında 2005 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokollünün 08.08.2005 tarihinden itibaren davalı işyerinde de uygulanması gerektiği belirtilmiştir. 2007 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolünün ise 01.09.2007 tarihinden itibaren uygulanması gerekir. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir(Yargıtay 9.HD.
6.10.2009 gün 2009/9135 E, 2009/ 25976 K.; Yargıtay 9.HD. 18.5.2010 gün 2010/ 17087 E, 2010/ 13864 K.).
Mahkemece bilirkişi heyetinden davalının itirazlarını karşılayan denetime elverişli şekilde rapor tanzimi istenmelidir. Dosya içinde bulunan hesap raporları arasındaki çelişki giderilmeli, yukarda belirtilen esaslar dahilinde hesaplamaya gidilerek davacı işçinin fark alacaklarının olup olmadığı belirlenmelidir. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2010/39979 E. 2011/13664 K. 09.05.2011

…Davacı işçi. Toplu iş sözleşmesi ücret artışlarının uygulanmadığı ve bir kısım hakların eksik ödendiğinden bahisle bazı işçilik haklarına dair isteklerde bulunmuştur. Mahkemece taleplerin kabulüne dair karar verilmiştir.
Dosya içinde bulunan 7.9.2001 ve 5.6.2002 tarihli protokollerde toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret artışlarının işveren lehine değiştirildiği görülmektedir. Bununla birlikte anılan protokollerden ilkinde sendika adına imzalaması gereken şahsın imzası bulunmamaktadır. Diğer yandan protokollerin, sendika adına toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili şahıslar tarafından düzenlenip düzenlenmediği de araştırılmış değildir.
Her iki protokol, toplu iş sözleşmesi uyarınca ücret artışının yürürlüğe girdiği tarihten sonraki bir tarihi taşımaktadır. Bu durumda protokollerin geçerli olduğunun belirlenmesi durumunda dahi, geçmişe etkili olarak sonuç doğurmaları mümkün değildir.
Mahkemece protokollerin yetkili kişiler tarafından düzenlendiğinin saptanması halinde, yapıldıkları tarihten ileriye dönük olarak sonuç doğurabilecekleri kabul edilmeli ve buna göre gerekirse ek hesap raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmelidir. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2006/9906 E. 2006/10445 K. 18.04.2006

…Taraflar arasında temel uyuşmazlık, ücret artışlarının toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca tam olarak yapılıp yapılmadığı ve 31.12.2004 tarihinde süresi sona eren toplu iş sözleşmesinin art etkisi noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, süresi sona eren toplu iş sözleşmesinin ardından protokol hükümleri 01.01.2005 tarihinden itibaren uygulanmıştır. 2005 ve 2007 yılları Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve
Anlaşma Protokolleri hükümleri uyarınca yapılan hesaplama hatalı olmuştur. Sözü edilen Protokoller davalı işyeri ile ilgili olmayıp, kamuda uygulanmakta olan toplu iş sözleşmelerini ilgilendirmektedir.
Maliye Bakanlığının davalıyı muhatap alan 08.08.2005 tarihli yazısında, 2005 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolünün 08.08.2005 tarihinden itibaren davalı işyerinde de uygulanması gerektiği belirtilmiştir. 2007 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolünün ise 01.09.2007 tarihinden itibaren uygulanması gerekir. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir(Yargıtay 9.HD.
6.10.2009 gün 2009/9135 E, 2009/ 25976 K.; Yargıtay 9.11D. 18.5.2010 gün 2010/ 17087 E, 2010/ 13864 K.).
Davalıya ait işyerinde 31.12.2004 tarihinde süresi biten Toplu İş Sözleşmesinin ardından bir süre toplu iş sözleşmesi imzalananınmış, yetkiyi alan başka bir sendika ile 02.03.2009 tarihinde toplu iş sözleşmesi yapılmıştır. Toplu iş sözleşmesinin imzalanamadığı dönemde kazanılmış hak oluşturmamak üzere işveren tarafından sözü edilen çerçeve protokolleri hükümleri Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen tarihlerden itibaren uygulanmalıdır.
Davalının bilirkişi raporuna bu yönden itirazları dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalı olmuştur. Gerekirse aynı ya da farklı bir bilirkişiden rapor alınmalı ve çerçeve protokollerinin işverence bildirilen tarihlerden ileriye dönük olarak uygulanması suretiyle istek konusu alacaklara dair hesaplamalar yapılmalıdır.
9. HD. 2011/10459 E. 2011/11441K. 18.04.2011

…Toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yapılan değişikliğin davacı işçi yönünden bağlayıcı olup olmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Toplu iş sözleşmesinin emredici hükümleri, iş sözleşmesi taraflarına tanınan sözleşme serbestisini sınırlayan ve çalışma koşullarının belirlenmesinde önemli yeri bulunan önemli bir hukuk kaynağıdır. Değişen ekonomik durumların, genel ya da sektörel krizlerin çalışma koşullarını ve bu arada toplu iş sözleşmelerini etkileyebileceği açıktır. Çalışına koşullarının işçi lehine olarak değiştirilebileceği ve bunun hizmet akdi hükmü olarak geçerli olduğu 2822 sayılı yasanın 6. maddesinde öngörülmüştür. Ancak 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunun 6/2. maddesine göre, toplu iş sözleşmesi düzeninin geçerli olduğu bir işyerinde çalışma koşullarında işçi aleyhine olarak yapılacak değişiklik, işçi ve işverenin ortak iradeleri ile dahi mümkün olmayacaktır.
Toplu iş sözleşmesini düzenleyen tarafların bir araya gelerek toplu iş sözleşmesi hükümlerini değiştirmeleri olanaklıdır. 4857 sayılı İş Kanununun 22. maddesinin son fıkrasında yazılı olan “taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilirler” kuralından, toplu iş sözleşmeleri yönünden iş ilişkisinin tarafları yerine, toplu iş sözleşmesinin taraflarını anlamak lazım gelir. Gerçeklen, toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi olan kişilerin bu yetkileri devam ettiği sürece toplu iş sözleşmesi hükümlerinde değişiklik yapmaları kural olarak mümkündür.
Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasına göre toplu iş sözleşmesinde yapılacak olan değişiklik, geçmişe etkili olamayacaktır. Toplu iş sözleşmesinin tarafları arasında çoğunlukla “protokol” adı altında yapılan bu değişiklikler yapıldıkları tarihten ileriye dönük olarak sonuçlarını doğurur (Yargıtay 9. HD. 21.2.2006 gün 2005/38473 E, 2006/4428 K.).

…Somut olayda davacı davalı belediyeden 14.12.2006 tarihinde emekli olarak ayrılmıştır. Bu tarihte yürürlükte olan TİS 01.01.2005-31.12.2006 tarihleri arasını kapsamaktadır. TİS 41 maddede kıdemlilik zammı her kıdem yılı için 50 yeni kuruş olarak belirlenmiştir. Daha sonra 06.03 2007 tarihinde yapılan tadil protokolünde 01.01.2007 tarihinde yapılan TİS de yazım hatası yapıldığı, 41 maddede geçen kıdemlilik zammının 01.01.2007 den itibaren 50 yeni kuruş yerine 0.05 yeni lira olarak yevmiyelere ilave edileceğinin belirlendiğini görülmektedir.
Toplu iş sözleşmelerinin özerkliği ilkesi gereğince her toplu iş sözleşmesi kendi içinde bağımsızdır. Bu nedenle davada uy gulanan protokolün 01.01.2007 yürürlük tarihli TİS. ile ilgili olduğu açıktır. Davacının emekli olduğu tarih dikkate alındığında dava konusu taleplere ilişkin hesaplamalarda protokol 01.01.2005-31.12.2006 dönemine ilişkin TİS. ne uygulanamaz. Kaldı ki yapılan protokollerin geriye doğru değil, ileriye doğru hüküm ifade edeceği genel kuraldır. Davacının talep ettiği alacakların 2005-2006 arası geçerli olan toplu iş sözleşmesine göre hesaplanması gerekirken yazılı şekilde belirlenmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2009/16027 E. 2011/16401 K. 02.06.2011

…Davacı işçi işyerinde 1.1.1999-31.12.2000 tarihleri arasında uygulanmış olan toplu iş sözleşmesinin 86.Ek maddesinin (c) bendinde öngörülen ve işçilerin 30.6.2000 tarihinde almakta oldukları yevmiyelerine 1.7.2000 tarihinden itibaren % 60 oranında ücret artışı yapılması gerektiğine dair hükmün uygulanmadığından bahisle fark isteklerde bulunmuştur.
Davalı işveren ise, deprem sonrası ortaya çıkan olumsuz koşulların ardından sosyal ve ekonomik imkansızlıklar sebebiyle işçilere anılan ücret artışından vazgeçmelerinin teklif edildiğini ve davacı işçinin 12.12.2000 tarihinde serbest iradesi ile feragat etliğini ileri sürmüş, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplu iş sözleşmesinde düzen ilkesi gereği işçinin bireysel feragatinin geçerli olmadığı, kaldı ki işçinin iradesinin işten çıkarılma tehdidi ile fesada uğratıldığı gerekçesiyle isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, somut olayda davacı işçinin feragat işleminde iradesinin fesada uğratıldığı yöntemince kanıtlanabilmiş değildir. Davacı işçi ile aynı durumda olan tanığın anlatımına göre sonuca gidilmesi doğru olmaz. Davacı feragat işleminin ardından 5 yıl kadar işyerinde çalışmasını sürdürmüş ve bu konuda bir itirazı olmamıştır. Borçlar Kanunun 31/1. maddesine göre davacı işçi bir yıl içinde irade fesadını ileri sürmediğinden, feragate dair sözleşmeye bu yönden icazet vermiş sayılmalıdır.
Davacı işçinin imzasını taşıyan feragat dilekçesi 1.7.2000 tarihinde yürürlüğe giren ücret artışını kaldırmakla kalmamış, aynı dönem için net 400.0. 000 TL ek ödeme ve 1.1.2001 tarihinden sonrası için de bazı ilave ödemeler yapılmasını öngörmüştür. Bu itibarla feragat sözleşmesi bir kısım hakları ortadan kaldırmakla birlikte, işçi lehine bazı haklarda tanımıştır.
Toplu iş sözleşmesinin uygulandığı işyerinde, işçi ile işverenin bir araya gelerek toplu iş sözleşmesi hükümlerini değiştirmeleri mümkün değildir. Toplu iş sözleşmesini imzalayan tarafların bu yönde yetkileri olmakla birlikte, somut olayda toplu iş sözleşmesini imzalayan işçi sendikası ile işveren arasında bu yönde bir protokol düzenlenmemiştir. Bununla birlikte toplu iş sözleşmesinde ücret artışını öngören hükmün yürürlüğe girmesinden sonra davacı işçi yönünden alacağa dönüşmüş olan haktan işçi tarafından vazgeçilmesi olanaklıdır. Somut olayda 1.7.2000 tarihinde yürürlüğe giren ücret artışından davacı işçi 12.12.2000 tarihinde vazgeçmiştir. Bu vazgeçme 1.7.2000- 12.12.2000 tarihleri arasında gerçekleşen alacaklar yönünden geçerli sayılmalıdır. Ancak, 12.12.2000 tarihi sonrası için davacı işçinin anılan feragat işlemi sonuca etkili değildir. Toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret artışı 12.12.2000 tarihinden sonrası için uygulanmalıdır.
Öte yandan, toplu iş sözleşmesinin süresi 31.12.2000 tarihinde sona ermiştir. Toplu iş sözleşmesinin taraflarınca davaya konu dönem içinde 2001 yılı ve sonrası için birbiri ardına ve birer yıllık sürelerle yürürlüğü belirlenen beş ayrı toplu iş sözleşmesi imzalanmıştır. Toplu iş sözleşmelerinin her birinde işçinin almakta olduğu ücretleri üzerinden belli oranlarda ücret artışına gidildiği görülmektedir. Her bir toplu iş sözleşmesi diğerinden bağımsızdır. Yine, toplu iş sözleşmesi taraflarının, işyerinde işçilerin bireysel feragati sonucu ortaya çıkan durumu bilerek ve işçilerin almakta oldukları ücreti üzerinden ücret artışlarını belirlediklerinin kabulü gerekir. İşçilerin bireysel feragatlerinin gerçekleştiği 2000 yılının ardından 5.4.2001 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesinde taraflar arasında bu yönde bir uyuşmazlık ortaya çıkmamıştır. Ücretlerin işçilerin feragat işlemine uygun olarak ödendiği ve işçi sendikasının durumdan haberdar olduğu, sendika üyelik aidatlarının miktarına bir itirazın yapılmadığı da anlaşılmaktadır.
Davacı işçinin 12.12.2000 tarihinden 31.12.2000 tarihine kadar olan dönem için toplu iş sözleşmesi hükmünü ortadan kaldırması mümkün olmadığından, bireysel feragat işlemine bu süre yönünden değer verilemeyecektir. Ancak 12.12.2000 tarihi öncesi için alacağa dönüşen haktan işçinin vazgeçmesi geçerli olduğu gibi, 1.1.2001 tarihi ve sonrasında yürürlüğe giren toplu iş sözleşmeleri yönünden 2000 yılı için yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin
uyuşmazlık konusu hükmünün uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Buna göre hesaplamanın 12.12.2000 ile 31.12.2000 tarihleri arasında kalan dönem için yapılması ve bunun dışında kalan dönem için isteklerin reddi gerekir. Daha önce benzer bir dosyanın Dairemizin onanmış olması sonuca etkili görülmemiştir. Kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2006/10441 E. 2006/11546K. 25.04.2006

…Davacı ış akdinin haklı neden olmadan feshedildiğini belirterek kıdem ihbar tazminatı ile iş akdinin ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan bazı alacakları talep etmiştir.
Mahkemece toplu iş sözleşmesi hükümleri de dikkate alınarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde iki adet aynı döneme ait toplu iş sözleşmesinin sunulduğu görülmektedir.
Ancak bu toplu iş sözleşmelerinin özellikle ücret ve ücret artışlarını belirleyen maddesinde farklılıklar mevcuttur.
Hesap bilirkişisi tarafından dikkate alınarak hesaplamaya esas alınan toplu iş sözleşmesinin tam olmaması ve taslak olma olasılığı bulunduğundan ilgili kuruluşlardan 1.3.1999 28.2.2001 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin istenerek tüm dosya içeriği ile bir değerlendirmeye tabi tutularak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile anılan şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
9. HD. 2006/7932 E. 2006/28616 K. 30.10.2006

…Davacının aldığı ücret taraflar arasında ihtilaflıdır, işyerinde imzalı ücret bordrosu mevcut değildir.
Ancak taraflar arasında düzenlenen protokolde ücretin asgari ücret olduğu kararlaştırılmıştır. Bu protokol dışında ücretlerin arttırıldığı konusunda yazılı belge de yoktur.
Dosya içeriğinden işyerinde kontrolör olarak çalışan davacının başka işyerlerinde de çalışmalarını sürdürdüğü çalışmasının part-time nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Ücret konusunda tanık beyanları mevcut değildir.
Açıklanan bu nedenlerle davacının asgari ücretle çalıştığı kabul edilerek hesap yapılmalı sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Yazılı protokole rağmen mahkemece belirtilen gerekçelerle daha yüksek ücretle yapılan hesaplamaya değer verilerek sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2006/12391 E. 2006/33054 K. 14.12.2006

…Davalı işyerinde işçi statüsünde kan alma laboratuvarında kan alma elemanı fiilen olarak çalışan davacıya aynı yerde laborant olarak çalışan görevlinin aldığı miktarda özel hizmet zammı kabul edilerek hüküm altına alınmıştır.
TİS 25 / 1 gereği anılan zamdan teknik eleman olan işçiler yararlanabilir. TİS 25 / 2 ye göre teknik eleman olmayan işçiler için öngörülen zammı davacının aldığı uyuşmazlık konusu değildir.
Böyle olunca, kan alma görevlisinin TİS’nin 25 / 1. maddesinde yer alan teknik eleman olup olmadığının tespiti önem kazanmaktadır.
Dava dilekçesinde davacının Laborant olduğuna ilişkin davalı yazısı olduğundan bahsedilmiş ise de bu yazı davacıca ibraz edilmemiştir. Yine dava dilekçesinde tarih ve sayısı yazılı Bölge Çalışma Müdürlüğü raporu da bulunmamaktadır.
Tüm bu deliller dosyaya celbedilmeli, daha sonra uzman bir bilirkişi aracılığı ile davacının yaptığı işe göre Laborant ya da teknik personel sayılıp sayılmayacağı saptandıktan sonra sonuca gidilmelidir.
9. HD. 2006/14246 F.. 2006/33640 K. 21.12.2006

…Taraflar arasında davacının 2009 yılı için ikramiye alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacının iş sözleşmesi, 01.01.2009 başlangıç tarihli toplu iş sözleşmesinin yürürlüğünden sonra, fakat 22.06.2009 tarihinde imzalanmasından önce 08.06.2009 tarihinde feshedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre, imza tarihinden önce ve fakat yürürlük başlangıç tarihinde sonra sözleşmesi feshedilen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmesi için ayrık bir kurala yer verilmiş olması gerekir. Anılan toplu iş sözleşmesinde ise böyle bir düzenleme öngörülmüş olmadığından davacı işçi o toplu iş sözleşmesinden yararlanamaz.
01.01.2009 tarihinden itibaren işyerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi bulunduğundan 31.12.2008 tarihinde sona eren toplu iş sözleşmesi davacı yönünden TSGLK 6/3 maddesi uyarınca hizmet akdi hükmü olarak devam edemez. Yukarıda belirtildiği üzere 2009 yılı için bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden davacının durumunda olan işçilerin de yararlanabileceğine ilişkin ayrık bir düzenleme bulunmadığından davacı 2009 yılında çalıştığı dönem için ikramiye alacağına hak kazanamadığı halde ikramiye alacağının hüküm altına alınması hatalıdır.
9. HD. 2011/36392 F.. 2012/32884 K. 03.10.2012.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*