Tasarruf teşvik primi – Nema alacağı- Yargıtay kararları

…Resmi Gazete’nin 14.10.2011 gün ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 20.12.2010 tarih ve 156-328 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik fonu için yapılan kesintilerin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır.
Açıklanan sebeplerle mahkemece tasarrufu teşvik alacağı açısından davanın yargı yolu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2013/3573 E. 2014/2384 K. 14.02.2014

…Taraflar arasındaki “tasarruf teşvik ana para ve nema alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Diyarbakır 2.İş Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 20.06.2011 gün ve 2010/661 E-2011/359 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 09.03.2012 gün ve 2011/12474 E.-2012/3669 K. sayılı ilamı ile;
(…Davacı, tasarruf teşvik ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tasarrufu teşvik kesintisi ve katkı paylarının 3417 ve 4853 sayılı Kanunlar gereğince ilgili banka hesabına yatırılmaması nedeniyle tasarrufu teşvik ve nema alacağının davalı belediyeden tahsiline karar verilmesi isteğine ilişkindir.
Resmi Gazete’nin 14/10/2011 gün ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 20/12/2010 tarih ve 156 328 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolu nedeni ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir…)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tasarruf teşvik ana para ve nema alacağı istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının Belediyeye ait işyerinde çalıştığı dönemde 3417 sayılı Kanun uyarınca ücretlerinden tasarruf teşvik kesintisi adı altında kesintiler yapılmasına rağmen kesintilerin bankaya yatırılmaması nedeniyle ödeme yapılmadığını belirterek, 5568 sayılı Kanun ile 4853 sayılı Kanuna eklenen hüküm uyarınca tasarruf teşvik hesaplarına ait tüm varlık ve yükümlülükler 31.12.2007 tarihi itibariyle Hâzineye devredildiğinden alacağın Hazine Müsteşarlığından tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu alacağın özel hukuk değil kamu hukuku ilişkisinden doğduğunu, bu nedenle davaya bakmakta idari yargı mahkemelerinin görevli olduğunu, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığından davanın iş mahkemesinde açılmasının da yasal olmadığını, ayrıca 4853 sayılı Kanun uyarınca 31.12.2007 tarihinde kendilerine devredilen miktarla sınırlı olarak sorumlu olduklarını, davacı adına hesap açılmadığından kendilerine devredilen ve sorumlu oldukları bir miktar bulunmadığı gibi, davacının işvereni olan Belediye ile yapılan uzlaşma kapsamı içinde tasarruf teşvik hesaplarından kaynaklanan borçlar bulunmadığından talep konusu yönünden işveren Belediyenin sorumluluğunun devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yerel Mahkemece, davacının ücretlerinden yapılan tasarruf teşvik kesintileri nedeniyle anapara, katkı payı ve nema alacağı bulunduğu, bu alacaktan davalı Hazine Müsteşarlığının 4853 sayılı Kanuna 5568 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 1 uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire tarafından yukarıda yazılı gerekçelerle bozulmuş, Mahkemece önceki gerekçe genişletilmek ve emsal kararların onandığı belirtilmek suretiyle davanın kabulüne dair hükümde direnilmiştir.
Direnme hükmü davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, tasarruf teşvik anapara, katkı payı ve nema alacağının tahsiline ilişkin davalarda adli yargı mahkemelerinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle konuya ilişkin yasal mevzuatın incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bilindiği üzere 01.04.1988 tarihinde yürürlüğe giren 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun ile çalışanların tasarruflarının artırılması amacı güdülmüştür. Bu durum Kanunun 1.maddesinde, bu Kanunun amacının, çalışanların aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintisi yapılmasını, tasarruflara Devlet veya ilgili işverenlerin katkıda bulunmasını, bağımsız çalışanların gelirlerinin bir kısmının tasarrufa ayrılmasını temin etmek ve bu tasarrufların en iyi şekilde nemalandırılmasını sağlamak suretiyle çalışanların tasarruf yapmalarını teşvik etmek olduğu belirtilmek sureliyle açıklanmıştır.
3417 sayılı Kanunun “Tasarruf hesabı” başlığını taşıyan 4.maddesi uyarınca, kurumlanır bu Kanun hükümleri çerçevesinde çalışanların aylık ve ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintisi ile sağlanacak Devlet katkılarını aylık ve ücret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar T.C.Ziraat Bankasında personel adına açtıracakları Tasarrufu Teşvik Hesabına yatıracakları, işverenlerin işçilerinin ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını tahakkuk ettirerek, ücret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar T.C.Ziraat Bankasında işçileri adına açtıracakları Tasarrufu Teşvik Hesabına yatıracakları, 1479 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışanların 3 üncü madde hükümlerine göre tespit edilecek aylık tasarruf tutarlarını, ait oldukları ayın sonuna kadar, belirlenecek ilgili banka şubelerinde kendi adlarına açtıracakları Tasarrufu Teşvik 1 lcsabına yatıracakları, yapılan katkı ve kesintilerin, ilgili bankaya yatırılmasını müteakip, muhtevasının Yüksek Planlama Kurulu’nea tespit edilip her hak sahibine verilecek bir hesap cüzdanına işleneceği, (Değişik fıkra; 30/05/1994- KHK-533/3 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 21/07/1994 tarih ve E. 1994/66, K. 1994/63-2 sayılı Kararı ile; yeniden düzenlenen fıkra: 24/11/1994- 4046/32 md.) bu şekilde tahsil edilen paraların tahsilatın yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar T.C.Ziraat Bankası Ankara Merkez Şubesinde Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı adına açılacak Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabına yatırılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Yasanın “Ödemelerin zamanında yapılmaması” başlığım taşıyan 7. maddesinde ise;
“İşverenlerin, ücretlerden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını 4’üncü maddede belirtilen süreler içinde ilgililerin banka hesaplarına yatırmamaları halinde, yatırılması gereken miktarlar resen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak alınacak gecikme zammı ile birlikte ilgili banka hesabına yatırılır.”
Düzenlemesine yer verilmiştir.
3417 sayılı Kanun, 29.04.2003 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaplan Yapılacak Ödemelere Dair Kanunun 10.maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
4853 sayılı Kanunun amacı 1 .maddesinde, 3417 sayılı Kanun uyarınca açılmış bulunan Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabında biriken paraların tasfiyesi ve bu hesaptan hak sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olarak açıklanmıştır.
“Kapsam” başlığını taşıyan 2.maddesine göre, “Bu Kanun, 3417 sayılı Kanun hükümleri uyarınca T.C.Ziraat Bankasında adlarına Tasarrufu Teşvik Hesabı açılan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kendilerine 3417 sayılı Kanunun 6’nci maddesinin birinci ve iptal edilen üçüncü fıkraları gereği ödeme yapılmamış hak sahiplerini kapsar”, “Ödeme” başlığını taşıyan ö.maddesinde, “Hak sahiplerine, anapara tutarları 2003 yılı Nisan ayında defaten ödenir.
5’inci madde uyarınca değerlendirilen tutar Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere 2004 yılında dört taksit, 2005 yılında dört taksit ve Mart ve Haziran aylarında olmak üzere 2006 yılında iki taksit olarak toplam on taksitte ödenir.
1 lazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan, ödeme tarihlerini bir ay önce veya bir ay sonra olarak belirlemeye yetkilidir”.
4853 sayılı Kanunun “Süresinde ödenmeyen tasarruf kesintileri ve katkı payları” başlığını taşıyan B.maddesi uyarınca, “3417 sayılı Kanun hükümlerine göre, ücretlerden yapmaları gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan işverenlerden; yatırılması gereken miktarlar ile gecikme zammı, resen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak T.C.Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılır.
3417 sayılı Kanunun mülga 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki personelin aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintileri ile Devlet ve işveren katkılarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan kurumlar, yatırılması gereken miktarların resen veya ilgililerin başvurusu halinde yasal faiziyle birlikte T.C.Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılmasından sorumludurlar”, Kanunun “Düzenleme” başlığını taşıyan 9. maddesinde, “Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan, bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü düzenlemeyi yapmaya yetkilidir”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
Öte yandan 5568 sayılı Kanun ile eklenen Ek 1.maddede (26/12/2006- 5568/4 md.) ise,
“Mülga 9/3/1988 tarihli ve 3417 sayılı Kanunla kurulan ve bu kapsamda hak sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usûl ve esasları belirlemek üzere 24.04.2003 tarihli ve 4853 sayılı Kanunla tasfiye edilen Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabına ait tüm varlık ve yükümlülükler, 31.12.2007 tarihine kadar Hâzineye devrolunur. Devre ilişkin hususları belirlemeye Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir. Devir tarihinden sonra hak sahiplerine yapılacak her türlü ödeme, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi kayıtları esas alınarak Banka tarafından gerçekleştirilir. Bu ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin Hazine Müsteşarlığına iletilmesini takiben söz konusu ödeme karşılığı tutarlar Müsteşarlık bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanmak suretiyle hak sahibine ödenmek üzere Bankaya aktarılır. Konusu suç teşkil eden fiillerden kaynaklanan ödemeler hariç hak sahiplerine fazla ödeme yapıldığının tespiti halinde, bu tutarların tahsilinden vazgeçilerek terkin edilir ve Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi yönünden gerçekleşmiş ödemelere ilişkin tüm hak ve yükümlülükler kendiliğinden sona erer.
Mülga 9/3/1988 tarihli ve 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun ödemeleri düzenleyen 6’nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca sistemden çıkan tasarruf sahiplerinin sistemden çıktıkları tarihte tasarruf teşvik hesaplarında kalan Devlet veya işveren katkısı tutarları, ödenen nema tutarları mahsup edilmek kaydıyla ilk kesinti tarihinden; şahıs kesintisine tekabül eden ödenmeyen nema tutarları ise sistemden çıkış tarihinden 30 Nisan 2003 tarihine kadar olan dönem için 3417 sayılı Kanunun nemalandırmaya ilişkin 5’iııci maddesinde yer alan düzenlemeye göre ve bu tarihten sonraki dönem için ise 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanunun 5’inci maddesinde belirlenen esaslar çerçevesinde Şubat 2007 sonu itibariyle değerlemeye tâbi tutularak tasarruf sahiplerine başvuru halinde defaten ödenir. Söz konusu ödemelerin hak sahibi bazında belirlenmesinde Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi kayıtları esas alınır.
3417 sayılı Kanunun ödemeleri düzenleyen 6’nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca sistemden çıkarak her ne suretle olursa olsun, işbu düzenleme tarihinden önce mülkiyet hakkı kapsamında talebi karşılanmış hak sahipleri lehine bir fark oluşması halinde, söz konusu tutar 2007 yılı Aralık ayı sonuna kadar defaten ödenir.
İkinci ve üçüncü fıkra düzenlemesi ile konuları kalmayacağından kapsama giren tasarruf sahipleri tarafından yargı mercilerine açılmış davalar ile icra takipleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmak suretiyle dava ve takipler sonuçlandırılır. Bu kapsamda, yargı organlarınca idare aleyhine hüküm altına alınabilecek yargılama giderleri de ilgililerinin talep etmesi halinde haklılık oranında nispî şekilde ödenerek davaların ve ihtilafların sonuçlandırılması sağlanır» hükümleri yer almaktadır.
Açıklanan yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, 3417 sayılı Yasa ile çalışanların aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintisi yapılması; tasarruflara Devlet veya ilgili işverenlerin katkıda bulunması; bağımsız çalışanların gelirlerinin bir kısmının tasarrufa ayrılmasının sağlanmasına ilişkin hususların düzenlendiği; tahsil olunan paraların, T.C.Ziraat Bankası Ankara Merkez Şubesinde Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı (20.12.1994 tarih ve 4059 sayılı Yasaya göre Hazine Müsteşarlığı) adına açılacak “Çalışanların Tasarrufların Teşvik Hesabında toplanacağı, bu hesabın izlenmesinden T.C.Ziraat Bankasının, bu hesaptaki paraların nemalandırılmasından ise Hazine Müsteşarlığı’nın sorumlu tutulacağının öngörüldüğü ve 3417 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran ve çalışanların tasarruflarını teşvik hesabında biriken paraların tasfiyesi ve bu hesaptan hak sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları belirleyen 4853 sayılı Yasa ile de yapılacak ödemeler konusunda Hazine Müsteşarlığı’na görev ve sorumluluk verildiği anlaşılmaktadır.
Özellikle 4853 sayılı Yasaya 29.12.2006 tarih ve 5568 sayılı Yasa ile eklenen Ek 1 .madde hükmü karşısında ve anılan yasal düzenlemeler gereğince, kesintilerin çalışanların iradeleri dışında ve idarenin kamu gücü kullanılarak yapıldığı, bu tasarruflarının kamusal usul ve esaslarla değerlendirilmesi suretiyle bir kamu hizmetinin düzenlendiği dolayısıyla konunun kamu hukuku alanına ilişkin olduğu açıktır.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında, 3417 sayılı Yasanın, yükümlü tuttuğu kamu kurum ve kuruluşlarınca 4.maddedeki yükümlülüğün zamanında veya hiç yerine getirilmemesi halinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın idari bir işlemden kaynaklanması ve konunun kamu hukuku alanına ilişkin olduğu gözetildiğinde; kamu çalışanları tarafından tasarruf kesintisi, işveren katkısı ve nema alacağının tahsili istemiyle, anılan İdareye karşı açılan davalarda, idari yargı yerinin görevli olduğu kabul edilmelidir.
O halde, Yerel Mahkemece, tasarruf teşvik, katkı payı ve nema alacağına ilişkin olarak kamu çalışanları tarafından açılan davalarda uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevine girdiğinin kabulü ile bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre. Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararma uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
HGK. 2012/22-1680 E. 2013/24 K. 16.01.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oybirliği ile karar verildi

…Resmi Gazete’nin 14/10/2011 gün ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 20/12/2010 tarih ve 156 328 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolu nedeni ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2012/18906 E. 2013/46 K. 21.01.2013

…Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde çalışırken ücretinden 3417 sayılı Yasaya göre kesilen ve ödenmeyen tasarrufu teşvik kesintisi ile nema alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna itibarla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava tasarrufu teşvik kesintisi ve katkı paylarının 3417 ve 4853 sayılı Kanunlar gereğince ilgili banka hesabına yatırılmaması nedeniyle tasarrufu teşvik ve nema alacağının davalı Belediye’den tahsil edilmesi isteğine ilişkindir.
Resmi Gazete’nin 14.10.2011 gün ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 20.12.2010 tarih ve 156-328 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, davaya bakmaya adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan yargı yolu yanlışlığı nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin
esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
7. HD. 2013/26506 E. 2013/23728 K. 27.12.2013

…Dava, tasarrufu teşvik kesintisi ve katkı paylarının ilgili bankaya yatırılmaması nedeniyle, Mülga 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun ve 4853 Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun hükümleri uyarınca tasarrufu teşvik kesintisi, kurum katkısı ve nema alacağının tahsiline karar verilmesi isteğine ilişkindir.
Resmi Gazetenin 14.10.2011 tarih ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 20.12.2010 tarih ve 2010/156 esas-328 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davalarda idari yargı yeri görevlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yargı yolunun caiz olması, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
22. HD. 2012/15671 E. 2013/4578 K. 05.03.2013

…Resmi Gazete’nin 14/10/2011 gün ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 20/12/2010 tarih ve 156-328 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görülmesi ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir.
Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
Bu durumda, anılan alacak kalemleri bakımından tefrik kararı verilip, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2012/9367 E. 2014/15701 K. 14.05.2014

…Davacı, aylık ücretinden tasarruf teşvik kesintilerinin yapıldığı halde işverenin bu kesintileri ilgili kuruma bildirmediğini ve adına açılan banka hesabına da paraların yatırılmadığını iddia ederek alacak talebinde bulunmuş, davalı ise tasarruf teşvik işlemlerinin yapıldığını banka tarafından yerine getirilmeyen işlemlerden dolayı sorumluluğunun bulunmadığını savunarak alacağın reddini istemiştir.
Mahkemece, işveren tarafından işçinin ücretinden yapılan tasarruf kesintileri ve işveren katkılarının tümünün gecikme zamları ile birlikte dava dışı SGK tarafından tahsil edildiği ve sadece işverenin sorumlu olduğu bir miktarın bulunmadığı gerekçeleri ile alacak talebi reddedilmiştir.
3417 sayılı yasa uyarınca davalı işveren davacının ücretinden yapılan tasarruf kesintisini işveren katkı payı ile birlikte bankaya yatırmak zorundadır. Davalı, davacının hizmet süresi boyunca ücretten kesinti yapıp bankaya yatırdığına ilişkin belge sunmamıştır. Banka cevabi yazısında da davacı adına tasarruf teşvik personel hesap numarasının bulunduğu ve iş yerince bildirilmesi gereken kesinti ve katkı payı tutarlarının bankaya intikal etmediği belirtilmiştir. Davalının bu kusurlu eylemi ile davacının nema alacağından mahrum kaldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacı işçinin, ücretinden kesinti yapılıp yapılmadığı araştırılarak işçinin ücretlerinden tasarruf teşvik kesintisi yapılmadığının anlaşılması halinde sadece işverenin katkı payı anapara olarak kabul edilmeli ve nema alacağı bu şekilde tespit edilen anapara üzerinden hesaplanmalıdır. İşçinin ücretinden kesinti yapılmayan miktar işçinin uhdesinde kaldığından söz konusu kısım için nema alacağının hesaplanması doğru olmaz.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak kesinti ve nema miktarları hesap bilirkişisine hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu isteklerin belirtilen gerekçe ile reddedilmesi hatalıdır.
9. HD. 2011/34206 E. 2013/33768 K. 17.12.2013

…Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçinin ücretinden kesilmesi gereken tutar ile işverenin katkı payı anapara olarak kabul edilmiş ve bu anapara üzerinden nema alacağı hesaplanmıştır. Davalı işveren, 1994 yılından sonra personelin ücretinden kesinti yapılmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda, 1994 yılından sonra personelin ücretinden tasarrufu teşvik kesintisi yapılıp yapılmadığı önem kazanmaktadır. Gerçekten, işçinin ücretinden bu amaçla kesinti yapılmamış ise sadece işverenin katkı payı anapara olarak kabul edilmeli ve nema alacağı belirtilen şekilde tespit edilen anapara üzerinden hesaplanmalıdır. İşçinin ücretinden kesinti yapılmayan miktar üzerinde kalmış olduğundan onun için nema alacağının hesaplanması doğru olmaz. Böyle olunca, davacının ücretinden kesinti yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre yukarıda açıklanan şekilde ana alacak ve nemasının hesaplanması gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.
9.HD. 2007/38436 E. 2009/6045 K. 05.03.2009

…Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçinin ücretinden kesilmesi gereken tutar ile işverenin katkı payı anapara olarak kabul edilmiş ve bu anapara üzerinden nema alacağı hesaplanmıştır. Davalı işveren, 1994 yılından sonra personelin ücretinden kesinti yapılmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda, 1994 yılından sonra personelin ücretinden tasarrufu teşvik kesintisi yapılıp yapılmadığı önem kazanmaktadır. Gerçekten, işçinin ücretinden bu amaçla kesinti yapılmamış ise sadece işverenin katkı payı anapara olarak kabul edilmeli ve nema alacağı belirtilen şekilde hesaplanan anapara üzerinden hesaplanmalıdır. İşçinin ücretinden kesinti yapılmayan miktar uhdesinde kalmış olduğundan onun için nema alacağının hesaplanması doğru olmaz. Böyle olunca, davacının ücretinden kesinti yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre yukarıda açıklanan şekilde ana alacak ve nemasının hesaplanması gerekir. F.ksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.
9. HD. 2007/35459 E. 2007/35344 K. 26.11.2007

…Somut olay yönünden ilk kesintinin başladığı tarihe göre nema oranı ile tüketici fiyatları değişim indeksi oranları yönünden de bir tereddüt hasıl olmuştur.
Davalı tarafın rapora itirazları bu yönlerden de değerlendirilmeli ve bilirkişiden yukarıda sözü edilen esaslar dahilinde denetime elverişli bir hesap raporu alınarak sonuca gidilmelidir.
Mahkemece eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2010/10128 E. 2010/23318 K. 29.06.2010

…Davacının emeklilik tarihinde alacak muaccel hale geldiğinden, bu tarihteki nemalandırma oranı üzerinden hesap yapılıp karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hesap yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
9. HD. 2007/11145 E. 2008/7382 K. 03.04.2008

…Mahkemece davacının tasarrufu teşvik neması alacağı olduğu saptanıp kabul edildiğine göre, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı olduğunun kabulü ile kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir.
9. HD. 2007/16261 E. 2008/8123 K. 10.04.2008

…3417 Sayılı Yasa uyarınca davalı işveren, 01.07.2000 tarihine kadar davacının ücretinden, tasarruf kesintisini işveren katkı payı ile birlikte bankaya yatırmak zorundadır. Davalı işverenin, davacının işe girdiği tarihten 01.07.2000 tarihine kadar ücretten kesinti yaptığı ve bankaya yatırdığına ilişkin belge sunmadığı böylece davacının bu kesinti ve nema alacağından, davalının kusurlu eylemi nedeni ile mahrum kaldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalıya bu hususta varsa gerekli belgeleri ibraz etmek üzere mehil verilmesi, davacı adına bankaya yatırılmış kesinti ve işveren katkı paylarına ilişkin işverence belge ibraz edilmemesi halinde anılan tarihler arasında kesinti ve nema miktarı hesap bilirkişisine hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu isteklerin belirtilen gerekçe ile reddedilmesi ayrı bir bozma nedenidir.
9. HD. 2007/38870 E. 2009/12117 K. 28/04/2009

…Mahkemece, davacı adına tasarruf hesabı açılmadığı ve katkı payları yatırılmadığı için tasarruf teşvik hesaplarının tasfiyesine ilişkin 4853 sayılı yasanın 5. ve 6. maddelerinin uygulanamayacağı, anılan yasanın 8. maddesi uyarınca yasal faizin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Hükmü bu yönde davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece yukarıdaki bent uyarınca gerekli araştırmaya gidilmeli ve tasarruf teşvik alacaklarının Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından tahsil edilmiş olması durumunda mükerrer ödemeye yol açılmaması için tasarrufu teşvik kesintisine ilişkin talebin reddine karar verilmelidir. Ancak, davalı belediye tarafından tasarruf teşvik alacaklarının bankaya süresinde yatırılmadığından davacı işçinin tüm zararının karşılanması gerekir. Başka bir anlatımla, tasarruf teşvik anlamında yasal yükümlülük yerine getirildiğinde davacı işçinin hak kazanabileceği nema tutarları belirlenmeli, davalı işverenin bu yönden sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Ödemelerin yapılmamış olması sebebiyle işçi aleyhine bir durumun benimsenmesi doğru olmaz.
9. HD. 2008/21352 E. 2008/23447 K. 11.09.2008

…Somut uyuşmazlıkta, davalı işverenin sistemden 08.01.1996 tarihinde çıkan davacı işçiye, kendi kesintilerini ödemediği, ancak davadan önce Aralık 1995 tarihine kadar yaptığı kesintileri 4853 Sayılı Yasa kapsamında gecikme cezası ile birlikte, Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde T.C. Z.Bankası hesabına yatırdığı anlaşılmaktadır. Davalı işverenin sistemden çıkma tarihine kadar işçi ücretinden kesilen miktarları gecikme zammı ile birlikte yatırdığı anlaşıldığı takdirde, anılan yasa gereği davalının sorumluluğu ortadan kalkacağından davanın husumet nedeni ile reddi gerekecektir. Eğer sistemden çıkma tarihine kadar eksik yatırılan miktar var ise, o zaman davalının sorumluluğu eksik miktar ve bu miktarın 4853 sayılı yasaya göre nemalandırma oranlarına göre hesaplanacak neması kadar olacaktır. Davalı işverenin gecikme zammı ile yatırılan kısmından sorumluluğu bulunmayacaktır.
Yukarda açıklan olgular dikkate alınarak ve hesaplamada 4853 sayılı yasanın öngördüğü sistemi esas alan ve denetime elverişli bir bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Eksik inceleme, 4853 Sayılı Yasa hükümlerini dikkate almadan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
9. HD. 2007/14522 E. 2007/36297 K. 03.12.2007

…Yerel mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde inceleme ve değerlendirmede bulunmak suretiyle özellikle davalı belediyenin 5393 Sayılı Kanunun 5.maddesi anlamında uzlaşma yoluna gidip gitmediği araştırılmalı dava konusu tasarrufu teşvik kesintisi, katkı payı ve nema alacaklarından Hazine Müsteşarlığının ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olup olamayacağı belirlenmelidir. Hazine ile anılan yasa kapsamında uzlaşma yoluna gidilmemiş ise davalı işverenin sorumluluğu düşünülmelidir. (Dairenin son kararlan ve HGK.nun 23.12.2009 tarih ve 2009/480-596 sayılı kararı bu yöndedir.) Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2010/ 26368 E. 2010/ 22434 K. 08.07.2010

Yukarıda belirtilen yasal ve hukuksal gerekçeler özellikle dairece benimsenen HGK kararları uyarınca dava konusu tasarrufu teşvik ve nema alacaklarından 5393 Sayılı Kanunun 5.maddesi anlamında uzlaşma yoluna giden Belediye işverenleri açısından sorumluluğun Hazine Müsteşarlığında olduğu kabul edilmelidir. Anılan yasa uyarınca uzlaşma yoluna gitmeyen Belediye işyerleri ile diğer kamu ve özel sektör işyerleri için davalı işverenin sorumluluğu devam etmektedir. Buna göre davalı Hazine Müsteşarlığı hakkında açılan davanın husumetten ret kararı verilmeli, davalı işverenin sorumluluğu düşünülmelidir.
9. HD. 2010/20639 E. 2010/15016 K. 27.05.2010

…Mahkemece davacının tasarrufu teşvik ve nema alacaklarına ait olduğu dönemden itibaren faiz yürütülmüş ise de, davalı işveren kararda belirtilen tarihlerde ve dava tarihinden önce temerrüde düşülmüş değildir. 4853 sayılı Kanunun 6.maddesinde belirtilen taksit tarihleri bankaya yatırılmış olan kesinti ve nemasına ilişkin olup, borcu muaccel hale getirmekte ise de, borçlunun temerrüde düşmesi için ayrıca ihtar gerekmektedir.
Somut olayda, bankaya yatırılmamış olan katkı payları ile kesinti tutarları ve neması hüküm altında alındığına göre, dava konusu alacak için dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken, faizin başlangıç tarihi bakımından yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.
9. HD. 2009/1673 E. 2010/19266 K. 16.06.2010

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*