İşyeri devrinde işçinin ücretinin değiştirilmesi – Yargıtay kararı

İşyeri devri halinde irade fesadı bulunmadıkça ücretin taraflarca eskisinden farklı olarak yeniden belirlenmesi mümkündür.

…Davacı işçi, dava dışı K. Elektrik A. Ş. işçisi olarak çalıştığı sırada işyerine davalı kurum tarafından el konulması üzerine aynı şekilde çalışmaya devam ettiği halde ücret ve bazı haklarında azalma olduğunu ileri sürerek, ücret farkı isteğinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı işveren ise, işyerine 12.6.2003 tarihinde el konulduğunu davacı işçi ve bir kısım işçilerle 23.6.2003 tarihinde yeni bir iş sözleşmesi imzalamak suretiyle sözleşmede belirlenen ücretin ödendiğini davanın haksız okluğunu savunmuştur.
Mahkemece, işyerine davalı kurum tarafından el konulmasının 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesi anlamında bir tür işyeri devri olduğu ve iş sözleşmelerinin devralan işverenle aynen devam etmesinin gerektiği, öte yandan anılan yasanın 62. maddesi uyarınca ücretten indirim yapılamayacağı gerekçesiyle ücret farkı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davacının çalışmakta olduğu işyerinde Bakanlar Kurulu kararı ile K. Elektrik AŞ nin imtiyaz sözleşmesi sona erdirilmiş ve 12.6.2003 tarihinde el konulmuştur.
Davacı işçi daha önce K. Elektrik AŞ işçisi iken iş sözleşmesini 20.6.2003 tarihi itibarıyla feshetmiş ve aynı gün davalı işverene başvurarak işyerinde çalışmak istediğini bildirmiştir. Bu işlemin ardından 23.6.2003 tarihinde taraflar arasında yeni bir iş sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan iş sözleşmesinde verilecek yevmiye tutarları açıkça belirtilmemiş ise de, davacı işçi bu yeni sözleşme kapsamında ücretlerini almaya devam etmiş bu yönde bir itirazda bulunmamıştır.
Davalı işveren bir kamu kurumu olup aynı sıfatla başka işyerlerinde çalışan diğer işçilerine ödenmekte olan ücretleri göz önünde tutarak davacı işçinin ücretini tespit etmiştir.
İşyerinin devrinden önce dava dışı K. Elektrik AŞ tarafından ödenen ücretlerin ise daha yüksek olduğu dosya içindeki bordrolardan anlaşılmaktadır. Ancak tarafların yeni durum karşısında bir araya gelerek iş sözleşmesi düzenleme suretiyle ücreti yeniden belirlemeleri mümkündür. Bu durum 4857 sayılı İş Kanununun 62. maddesine aykırılık oluşturmaz. Davacı işçi, yeniden iş sözleşmesinin imzalanması sırasında iradesinin fesada uğratıldığını da kanıtlayabilmiş değildir. Belirtmek gerekir ki, yeni bir iş sözleşmesi imzalanması yönünde talebin işçiden geldiği de dosya içinde bulunan davalı işverene hitaben yazılmış dilekçe içeriğinden anlaşılmaktadır.
Böyle olunca davacı işçiye devirden önce almakta olduğu ücretin devir sonrasında da ödenmesi gerektiğinden bahisle fark ücret isteğinin kabulü yerinde değildir. Kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
9. HD. 2006/20452 E. 2006/24903 K. 26.09.2006

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*