Fazla çalışmanın sözleşmede ücrete dahil edildiği durumlar – Yargıtay kararları

Somut olayda, davacının 14.10.2004-20.08.2010 tarihleri arasında tasarım sorumlusu olarak çalıştığı iş sözleşmesinin davalı tarafından bildirimli olarak feshedildiği, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 3-b. maddesi “Haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalar fazla çalışmadır. Personelin kararlaştırılan ücretine (şayet yapılırsa); iş kanununda belirtilen orandan fazla mesai ücreti, milli ve dini tatil günleri ücretleri, öğle paydosu çalışmaları ile ikramiyelerde dahildir.” şeklinde düzenlendiği, karara esas kabul edilen bilirkişi raporunda söz konusu kayıt dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacının iş sözleşmesinde yapılan fazla mesailerin ücretin içinde karşılandığı yönünde bir kayıt vardır. Bu kayıt konusunda davacının beyanı alınmalı ve sonucuna göre yeni bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”(22. HD. 2013/6489 E. 2014/5258 K. 10.03.2014)

“…Somut olayda dosyaya sunulan iş sözleşmesinde haftalık çalışma süresinin kırksekiz saat olduğu, aylık ücret miktarının da buna göre kararlaştırıldığına göre, haftada üç saat fazla mesai karşılığı ücretin aylık ücret içerisinde ödendiği kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken, hatalı hesaplama ile davacının fazla mesai talebinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22. HD. 2013/707 E. 2013/29851 K. 20.12.2013)

“…Davalı işveren ile davacı işçi arasında imzalanan sözleşmenin 5. maddesinde, “Çalışan işin gereği olarak fazla çalışma yapması gerekli olduğu takdirde, ücreti her türlü fazla çalışmanın karşılığım da kapsayacak şekilde tespit edilmiş olduğundan, gerek işyeri yönetim kararı gereği, gerekse kendisine verilmiş olan görevi sonuçlandırmak amacıyla kendi kararı ile işgününde, hafta tatilinde, ulusal bayram ve genel tatillerde fazla çalışma yapmak mecburiyetinde olduğu takdirde bu sürelerde çalışmaya peşin muvafakatini vermiş olup, çalışan tatil günündeki çalışma ve fazla çalışmaların karşılığının ücretin içinde olduğunu kabul etmiştir” kuralına yer verilmiş ve mahkemece de Dairemizin yerleşik içtihadı gereği bu düzenlemenin yılda 270 saati kapsadığı ve sözleşme hükmü gereği ücretin yılda 270 saatlik fazla çalışmayı da kapsadığı kabul edilmiştir.”(9. HD. 2007/36231 E. 2008/4525 K. 11.03.2008)

“…Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 04.04.2003 tarihli iş sözleşmesinin 5. maddesinde aylık brüt ücrete fazla çalışma ücretinin dahil olduğu kararlaştırılmıştır.
İlk ay bordrosunda görülen miktar ise brüt 1.027,50 TL olup, asgari ücretin 3 katından fazladır. Buna göre yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda yıllık 270 saatlik fazla çalışmanın ücretin içinde olduğu kabul edilerek fazla çalışma ücretinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir”(9. HD. 2010/15181 E. 2012/23058 K. 14.06.2012)

“…Somut olayda davacının günlük çalışma süresi tanıkların ortak beyanlarına göre hesaplamış ve İş Kanunumun 68. Maddesine göre ara dinlenme süreleri düşülmüştür.
Buna göre haftalık 7.5 saat fazla çalışma hesabı dosya içeriğine uygun ise de taraflar arasında imzalanmış olan iş sözleşmesinin 5. maddesinde yasal fazla çalışmaların aylık ücretin içinde ödendiği belirtilmiş olmakla yukarıdaki hükümlere göre yıllık 270 saat fazla çalışmanın karşılığı yapılan fazla çalışma süresinden indirilmelidir.
Anılan iş sözleşmesi hükmü dikkate alınmaksızın fazla çalışma ücreti hesabı hatalıdır”(9. HD. 2009/29857 E. 2012/1433 K. 24.01.2012)

“…Somut olayda, davacı işçinin işe girdiği tarihte imzalanan 01.08.1996 tarihli sözleşmede fazla çalışmaların ücrete dahil olduğu yolunda bir hüküm bulunmamaktadır.
Daha sonra hizmet akdi devam ederken çıkartılan 01.01.2001 tarihli personel yönetmeliğinde fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu belirtilmiş ise de bu yönetmeliğin davacıya tebliğ edildiği davalı işveren tarafından ispat edilmemiştir. Bu nedenle söz konusu yönetmelik hükmü davacı açısından bağlayıcı değildir.
Davacının 01.07.2003 tarihli sözleşmesinde lazla çalışma ücretinin aylık ücretin içinde olduğu kararlaştırılmıştır. Dolayısı ile mahkemece 01.07.2003 tarihinden sonra yapılan fazla çalışmaların yıllık 270 saate kadarı aylık ücretin içinde olduğunun kabulü yerinde ise de, bu tarihten önceki dönem için yapılan fazla çalışmaların yıllık 270 saatinin ücretin içinde olduğunun kabulü doğru değildir.
Bu nedenle, mahkemece 01.07.2003 tarihinden önceki dönem için zamanaşımı savunması da dikkate alınarak fazla çalışma hesabının yıllık 270 saati aşan kısım için değil tüm fazla çalışma süreleri için hesaplama yapılarak hüküm altınına alınmaması hatalıdır”(9. HD. 2011/32152 E. 2011/32005 K. 15.09.2011)

“…Somut olayda taraflar arasında yazılı bir iş sözleşmesi sunulmamış ve fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiği yönünde taraflar arasında bir anlaşmanın varlığı kanıtlanamamışlır. Salt davacı işçinin ücretinin yüksek olması fazla çalışmaların bu ücret içinde ödendiğinin kabulünü gerektirmez. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödenmesi istisnai bir durum olup bu husus yazılı delille kamtlanmalıdır. Davalı işveren bu yönde bir delil sunamadığına göre aylık 22.5 saat düşülerek hesaplanan fazla çalışmanın kabulü hatalıdır. Aylık 22.5 saat indirilmeksizin belirlenen tutar üzerinden taktiri indirime gidilerek bir karar verilmelidir.
Fazla çalışma ücreti hesabında işverene karşı dava açmış tanık beyanları yerine işyerinde fazla çalışma yapıldığını açıklayan davalı tanıklarının anlatımları değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.”(9. HD. 2011/12175 E. 2013/17024 K. 04.06.2013)

“…Somut olayda, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca sözleşme eki olduğu kabul edilen İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin 29. Maddesinde yer alan “Personelin aylık ücretleri, yasal fazla çalışma sürelerini de kapsayacak şekilde belirlenmiştir” şeklindeki düzenleme uyarınca fazla mesai çalışma karşılıklarının aylık ücret içerisinde olduğu kararlaştırıldığından, mahkemece bununla ilgili değerlendirme yapılmadan taleplerin kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2011/15682 E. 2013/15918 K. 27.05.2013)

“…Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 10.02.2003 hizmet başlangıç tarihli iş sözleşmesinin 5. maddesinde fazla çalışmaların brüt ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştır.
Davacının işe başladığı tarihteki ücreti ise asgari ücretin iki katından fazladır. Buna göre yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda yıllık 270 saatlik fazla çalışmanın ücretin içinde olduğu kabul edilerek fazla çalışma ücretinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.”(9. HD. 2010/11355 E. 2012/18403 K. 24.05.2012)

“…Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde ilaç mümessili olarak çalışan davacının hafta içinde yaptığı çalışmaların toplamının 45 saatin altında kaldığı, hafta sonu katıldığı seminer kongre vs. çalışmalara yönelik olarak 1.4.2004-21.7.2006 arası dönem için toplam 180 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 8/a maddesinde özetle haftalık çalışına süresinin 45 saat olduğu, bu sürenin günlere dağılımı, işin başlangıç ve bitiş saatleri ile ara dinlenmelerinin işveren tarafından belirleneceği ve işin gereği halinde esneklik gösterebileceği, iş görenin işinin gereği ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili günlerinde ilave eğitim, değerlendirme, bütçe toplantısı veya benzeri gibi normal çalışma dışındaki toplantılara katılmayı ve bu toplantılar için ilave ücret ödenmeyeceğini peşinen kabul ettiği düzenlenmiştir.
Sözleşmenin bu maddesini yorumladığımız zaman fazla çalışmanın aylık ücrete dahil olduğu ve yıllık 270 saatin üzerinde olan çalışmalar için fark fazla çalışma alacağının kabulü gerekecektir.
Dosya içeriği itibariyle davacının yıllık fazla çalışmalarının 270 saatin altında olduğu, fark fazla çalışmaya hak kazanmadığı sabittir.
Bu sebeple fazla çalışma isteğinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.”(9. HD. 2008/13338 F.. 2009/38127 K. 29.12.2009)

“…Davacı gazeteci ile davalılardan A. Televizyon Reklamcılık vc Filmcilik San. Aş. Şirketi ile 1.1.2002 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinin 5. maddesinde fazla çalışma ücretleri ile bayram ve genel tatil çalışmaları karşılıklarının kararlaştırılan ücret içinde yer aldığı husus açıklanmıştır.
Mahkemece anılan hüküm bir değerlendirmeye tabi tutulmadan karar verilmiştir.
5953 sayılı yasanın ek madde 1. maddesinin son cümlesinde fazla çalışmanın günde 3 saati aşamayacağı kuralı mevcuttur. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre yasada belirtilen söz konusu sınırlama dahilinde yapılan fazla çalışmalar aylık ücretin içinde değerlendirilebilmektedir.
Mahkemece iş sözleşmesinin anınla hükmü üzerinde durularak fazla çalışma ile bayram ve genel tatil ücretleri hesaplanarak sonuca gidilmelidir.”(9. HD. 2006/26394 E. 2006/30049 K. 14.11.2006)

“…Davacının M.Belediyesi nezdinde Özel Kalem Müdürü olarak çalıştığı hususunda bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. Davacının yapmış olduğu fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil çalışması ücretlerinin ücrete dahil olacağı yönünde yapılmış bir sözleşme de mevcut değildir. Dosyadaki deliller ve özellikle davalı tanığı A.I.’ın beyanıyla davacının üstünde çalışma şartlarını ve mesai saatlerini yönlendirebilecek konumda Belediye Başkanının bulunduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Davacı işyerinde üst düzey yönetici olmayıp, Belediye Başkanına bağlı çalışmaktadır. Davacının mesaisini kendi insiyatifiylc ve tümüyle tek başına belirleyebilecek konumda bulunmadığı hususu gözardı edilerek fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin taleplerinin reddi yönünde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Fazla çalışma yapıldığını ispat külfeti davacı üzerinde olup davacı tanıkları çalışma gün ve saatleri hakkında ayrıntılı ifadede bulunmuştur. Söz konusu ifadelere göre davacının çalışma gün ve süreleri bu bağlamda var ise fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücretleri hesaplanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile anılan taleplerin reddine karar verilmesi isabetsizdir.”(7. HD. 2013/12997 E. 2013/19136 K. 13.11.2013)

“…Somut olayda Davalı tarafça ibraz edilen 2002 ve 2003 yılına ait İngilizce olarak düzenlenmiş iş sözleşmelerinin 3.1. maddesinde fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu belirtilmiştir. Fazla çalışma hesabı yapılırken bu husus dikkate alınarak davanın fazla çalışma alacakları hesaplanmalıdır. F.ksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.”(9. HD. 2011/9215 E. 2013/13633 K. 07.05.2013)

“…Somut olayda, dosya içerisine ibraz edilen ücret bordrolarının incelenmesinde; davacının asgari ücretten düşük ücret ile çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanmış iş sözleşmesinde, davacının ücret miktarı açıkça gösterilmemiştir. Matbu nitelik taşıyan bu sözleşmenin 5. maddesinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde düzenleme bulunmakta ise de, davacıya asgari ücretin üzerinde ücret ödenmemesi ve sözleşme de davacının ücret miktarının açıkça belirlenmemiş olması sebebi bu düzenlemeyi geçerli kabul etmek mümkün değildir. Yıllık ikiyüzyetmiş saatlik fazla çalışma süresi yönünden davacının fazla çalışma ücretine hak kazanmadığı yönündeki mahkeme kabulü hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.”(22. HD. 2012/10489 E. 2013/236 K. 22.01.2013)

“…Somut olayda, davacının iş sözleşmesinde fazla çalışmaların ücrete dahil olduğu kararlaştırılmış olup, fesih tarihinde ücreti asgari ücretin %20’sinden fazladır. Bu durumda yukarıdaki ilkeler doğrultusunda yıllık 270 saatlik çalışmanın hesaplanan fazla çalışma ücretinden düşülmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2010/7792 E. 2012/15535 K. 03.05.2012)

“…Somut olayda taraflarca imzalanan iş sözleşmesinin 7 ve 8.maddelerindeki haftalık çalışma süresi ve fazla çalışma sınırı olarak belirlenen 60 saat çalışma, 4857 sayılı Yasanın 41 vd maddelerinde düzenlenen hükümlere açıkça aykırıdır. Kaldı ki söz konusu düzenleme nisbi emredici nitelikte olup taraflarca kararlaştırılması halinde her zaman işçi lehine olacak şekilde düzenlenebilirken işçi aleyhine ve yasal sınırın üstünde belirlenmesi mümkün değildir.
O halde iş sözleşmesinin 7 ve 8.maddelerindeki haftalık 60 saat şeklindeki düzenlemenin 4857 sayılı Yasa uyarınca haftalık 45 saat olarak kabulü gerekmektedir.
Yine iş sözleşmesinde davacının aylık ücretinin asgari ücret olduğu belirtildiğine göre yılda 270 saat fazla çalışmaya ilişkin 8.maddesindeki düzenlemeye itibar edilmesi mümkün değildir. Davacının yılda 270 saate kadar fazla çalışma yapması halinde aylık asgari ücret aldığından fazla çalışma ücretinin aylık ücretini içerisinde kaldığının kabulü isabetsizdir.
Davacının fazla çalışma alacağının hesap ettirilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması bozma sebebidir.”(7. HD. 2014/10440 E. 2014/18945 K. 13/10/2014)

“…Davacı, ayda 196 saat karşılığı ücret ile çalıştığını, 225 saatin üzerinde fazla mesai yaptığını, ancak 225 saate kadar yaptığı fazla çalışmaların karşılığının ödenmediğini iddia ederek fazla mesai alacağı talebinde bulunmuştur. Davalı ise, iş sözleşmesinde fazla mesainin ücrete dahil olduğu yönünde hüküm bulunduğunu ve davacının yıllık 270 saati aşan fazla çalışmasının bulunmadığını beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, iş sözleşmesinde aylık ücretin yazılı olmaması nedeniyle yıllık 270 saat çalışmanın ücrete dahil olduğu şartına değer verilmeyerek hesaplama yapılmıştır. Taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin 3.a ve 5.a maddelerinde yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Davacının ücretinin asgari ücretten yüksek miktarda ödenmiş olması nedeniyle bu sözleşme maddelerinin geçerli olduğu kabul edilmelidir. Sözleşmede ücretin yazılmamış olması sebebiyle yıllık 270 saat fazla çalışmanın yapılan hesaplamadan mahsup edilmemesi hatalı olmuştur. Yapılması gereken, davacının sözleşmesinde fazla mesainin ücrete dahil olduğu yönünde hüküm bulunması nedeniyle yıllık 270 saatlik sınırı aşan fazla mesai alacağının olup olmadığını tespit etmek, eğer varsa bunu hüküm altına almaktır.”(7. HD. 2013/12450 E. 2013/18524 K. 06.11.2013)

“…Davacı ile davalı arasında imzalanan 2008-2009-2010 yıllarında imzalanan mutabakat protokolünde aylık ücretine; 4857 sayılı İş Kanununun 41., 42. ve 63. maddesi uyarınca yapacağı fazla sürelerde çalışma ve fazla mesai ücretlerinin de dahil olduğu belirtilmiştir. Davacının yılda 270 saat fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu anlaşıldığından, yılda 270 saati aşan çalışmalarının yeniden hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22. HD. 2013/10839 E. 2014/12943 K. 15.05.2014)

“…Öte yandan hesap raporunda davacının talebi ile bağlı kalınarak mesai saatlerinin 07:00 – 18:00 olarak kabulü ile ara dinlenmesi düşümü sonucu günlük 9.5 saat çalışına tespiti yerinde ise de, Yargıtay kararları gereği fazla çalışmanın yılda 270 saati aşamayacağından söz edilerek yıllık 270 saatle sınırlı hesaplamaya gidilmesi hatalıdır. Ancak davacı vekili kararı bu yönde temyiz etmediğinden, davalı yararına usulü kazanılmış hak ilkesi gözetilmeli ve davacının gece ve gündüz vardiyalarında çalışma süreleri belirlenmeli yıllık 270 saati geçmeyecek şekilde fazla çalışma ücreti hesabı yapılmalıdır.”(9. HD. 2013/13049 E. 2014/8726 K. 18.03.2014)

“…Somut olayda, taraflar arasında 01.04.2008 tarihinde hizmet akdinin imzalandığı ve sözleşmenin 3. maddesinde fazla çalışmanın aylık ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Ancak bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken bu hususun dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.
Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. İşçiye her ay ödenen ücret içinde fazla çalışmaların bir kısmının yer aldığı taraflarca kabul edildiğine göre 270 saatin 12 aya bölünmesi sonucu belirlenen 22.5 saat, her ay için kanıtlanan fazla çalışma süresinden indirilmelidir. İşçinin fazla çalışmasının kanıtlanamadığı veya çalışmaların karşılığının tanı olarak ödendiği aylar için böyle bir indirime gidilmez.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, fazla mesai yönünden davacının 01.04.2008 tarihinden sonraki çalışmaları için yukarıdaki ilkeler doğrultusunda aylık çalışmasından 22,5 saat indirim yapılarak fazla çalışma alacağı hesaplanmalıdır.”(9. HD. 2010/27473 E. 2012/37872 K. 15.11.2012)

“…Doysa içindeki elektronik ortamda tutulan işyerine giriş-çıkış kayıtları ile tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı sabittir, taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin 7/c maddesinde fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu belirtilmiştir. Bu durumda Dairemizin yerleşik görüşü haftalık 5,25 saatlik fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu yönünde olup bu kısmı aşan miktarın fazla çalışma olarak hesaplanması yönündedir. Buna karşın mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu sürenin 5 saat olarak kabul edilmesi hatalıdır.”(9. HD. 2011/36010 E. 2013/27240 K. 30.10.2013)

“…Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 7.2.3 maddesine göre fazla çalışmaya ilişkin ücretin aylık ücrete dâhil olduğu kararlaştırılmış olup mahkemece hükme esas alman bilirkişi raporuna göre davacının haftalık fazla çalışması 5 saat, yıllık ise 248 saat olarak hesaplanmıştır. Bu halde, davacının fazla çalışmasının yıllık 270 saatlik sınır içinde kaldığı gözönünde bulundurularak davacının fazla çalışma ücret alacağının reddi gerekirken kabulü hatalıdır.”(9. HD. 2012/9845 E. 2014/15829 K. 14.05.2014)

KARŞI OY

Sözleşme nedeniyle yıllık 270 saatlik çalışma yılın herhangi bir döneminde yaptırılabilir. (270/12=22,5) ay hesabı üzerinden değerlendirilmesi hatalıdır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,

KARŞI OY
Davacı, davalı işyerinde fazla çalışma yaptığını, ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuş, davalı işveren ise davacıya ödenen ücret içinde fazla çalışmalar karşılığının da bulunduğunu savunarak talebin reddini istemiştir.
Yerel mahkemece görevlendirilen bilirkişi, tanıklarca beyan edilen çalışma saatlerine göre davacının fazla çalışma süresini belirlemiş, iş sözleşmesinde işçiye ödenen ücrete fazla çalışmalarında dahil olduğunun kararlaştırıldığını, buna göre yıllık 270 saat fazla çalışma süresinin bir aya isabet eden 22,5 saatlik bölümünün ücrete dahil olduğunu, buna göre davacının haftalık ortalama 5,5 saat fazla çalışma ücretini alacağı bulunduğunu belirterek, bu süre üzerinden fazla çalışma ücretini hesaplamış ve mahkemece bu hesaba itibar edilerek fazla çalışma ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Karar davacı tarafça temyiz edilmiş, sayın çoğunluk tarafından onanmasına karar verilmiştir.
Çalışma süreleri ve fazla mesai ile ilgili sınırlamalar yasada belirli olup, 270 saatlik sınır -yıl bazında- getirilmiştir. Günlük azamî 11 saatlik sınırı aşmadığı ve diğer yasal esaslara uyulduğu müddetçe 270 saatin yılın herhangi bir evresinde tamamlanması mümkündür. Bir yılın 12 ay, yıllık fazla mesai sınırının da 270 saat olduğundan hareketle ayda 270/12 = 22,5 saat yahut bir adım daha ileri gidip haftada 22,5 / 4 = 5,625 saat şeklinde bir sınırlamanın yasal dayanağı bulunmamaktadır. Yönetmelik 5. madde de farklı bir nitelemeye elverişli değildir. Esasen hükümler sarih ve dolayısıyla yoruma kapalı olmakla birlikte gerek İş Kanunu’nun 41. maddesi gerekse EÇY 5. maddenin lafzına bakıldığında “Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamaz” denilerek, bu sürenin pekala haftadan haftaya, aydan aya değişiklik gösterebileceği ve fakat bunların (yıllık) toplamının 270 saati aşamayacağı düzenlenmektedir. Yoksa yasakoyucu, -bunların toplamı- ibaresini kullanmak yerine fazla çalışmanın aylık sınırının 22,5 saat olduğunu yahut 270 saatin aylara eşit şekilde dağıtılacağını zikretmeyi, düzenlemeyi tercih etmemiştir. Esasen bu, iş sürelerinde esnekleşmeyi, yoğunlaştırılmış iş haftalarını ve denkleştirme süresini benimseyen kanun sistemi açısından da doğal bir sonuçtur.
Yıllık sınırın dağıtılması hakkında yorum metoduna başvurulacaksa dahi, bunun kanunun diğer hükümleri, ifade şekilleri de göz önünde tutularak yapılması gerekir. Öyle ki, örneğin îş Kanunu’nun 63. maddesinde görüldüğü haliyle, kanun koyucu haftalık 45 saatlik yasal normal çalışma süresinin iş günlerine eşit şekilde dağılımını “aksi kararlaştırılabilir” bir esas olarak getirmiştir ve prensibin eşit dağılım olduğunu belirtirken aksinin kararlaştırılmasına cevaz vermiştir. Oysa 270 saat bakımından tamamlayıcı/ yedek bir kural olarak bile bunun aylara eşit şekilde dağılımını esas almamıştır.
Kanun hangi periotta ne sürede sınırlama öngördüğünü açıkça düzenlemiştir, “…bir yılda 270 saatten fazla olamaz” (m. 41); “günde on bir saati aşmamak koşulu ile…” (m. 63) gibi. Kanunun 41. maddesi, fazla mesai süresinin toplamı “bir ayda 22,5 saatten ya da haftada 5 saatten fazla olamaz” yönünde hiçbir hüküm içermemektedir. Aylık ücrete fazla mesai ücretlerinin dahil olduğunun kararlaştırıldığı hallerde işçi yıl içinde ne zaman 270 saatlik fazla mesai süresini doldurursa, ardından yaptığı her fazla saatlerle çalışma için ücrete hak kazanacaktır. Bunun aksine yıl içinde henüz 30 saat dahi fazla çalışması bulunmayan işçi, bir aylık sürede örneğin 23 saat fazla çalışma yaptığı için fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. 270 saat, yıllık ölçüttür. Sözleşmelerle bunun yıl içinde dağıtımı başka şekilde kararlaştınlabileceği gibi işyerinin, işin gerekleri, somut olay özellikleri nedeniyle de fazla çalışma sürelerinin toplamı aydan ayda farklılık arz edebilecektir.
Benzer şekilde, işçinin fazla çalışmaya onayı yılda 270 saatlik sınıra kadar verilmiş kabul edildiğinden, yıl içinde bu sınırın daha üçte ikisine ulaşmamış bir örnekte ayda 22,5 saat fazla mesai yaptığı için artık ay sonuna kadar işçinin fazla mesai onayı bulunmadığı, izleyen ay yeniden onaylı dönemin başladığı gibi bir faraziyeden söz edilemeyecektir. Nitekim Dairemizin de işçi onaylarının ayda ancak 22,5 saat için verildiğine dair içtihadı bulunmamaktadır.
Üstelik, aylık ücrete fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğuna dair kararlaştırmaları yılda 270 saatlik fazla mesai sınırına kadar geçerli kabul eden yerleşik içtihadın anlamı, bu süredeki fazla çalışma karşılıklarının işçiye, fiilen fazla çalışma yapsın/yapmasın, ödendiğidir. Aksine bir hukuk kuralı vc akdî şart bulunmadığı halde ayda 22,5 saat ya da haftada 5 saat yönünde ayrı bir sınırlama da içtihat yoluyla ihdas edildiğinde henüz 270 saatin aşılmadığı süreç bakımından mükerrer ödeme ortaya çıkacaktır.
Tüm bu gerekçelerle, yerel mahkeme kararının fazla çalışma ücreti hesabı yönünden temyiz edenin sıfatı nedeniyle eleştirilerek onanması gerektiğinden, doğrudan onama yönünde oluşan çoğunluk görüşüne ve ulaşılan sonuca katılamıyorum. 20.06.2012.”(9. HD. 2010/16970 E. 2012/23829 K. 20.06.2012)

“…Taraflar arasında imzalandığı anlaşılan sözleşmenin 2. maddesinde işçiye ödenecek ücretin fazla çalışma ücretini de kapsayacağına dair düzenlemeye yer verilmiştir.
Taraflar arasında fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin kararlaştırılması durumunda yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin davacı tarafça ispatlanmış bulunan fazla çalışma sürelerinden indirilmesi gerekir. İşçiye her ay ödenen ücret içinde fazla çalışma karşılıklarının bir kısmının yer aldığı taraflarca kabul edildiğine göre yıllık 270 saatin 12 aya bölünmesi ile belirlenen 22.5 saat, her ay için davacı tarafça kanıtlanan fazla çalışma süresinden indirilmelidir. Davacı tarafça fazla çalışmanın ispat edilemediği veya fazla çalışmaların karşılığının tam olarak ödendiğinin işverence kanıtlandığı aylar bakımından anılan şekilde indirim yapılması söz konusu olmayacaktır.
Mahkemece taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde yer alan fazla mesaiye dair düzenleme dikkate alınmaksızın yapılan hesaplamalara göre fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınması isabetsiz olup bozma nedenidir.”(7. HD. 2013/2752 E. 2013/7158 K. 22.04.2013)

“…Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 17/07/2008 tanzim tarihli ve 17/07/2008-17/07/2009 dönemi için akdedilmiş belirli süreli iş sözleşmesinin (6-a) maddesinde «Çalışanın net aylık ücreti, işverenin talebi üzerine yapacağı ile kanuni fazla mesai ücreti dahil, aylık net 1.250,00 YTL olup, işveren tarafından bir sonraki ayın beşinci günü çalışanın ilgili banka hesabına havale edilmek suretiyle ödenir.» hükmü ile (4-a) maddesinde «Haftalık çalışma süresi 45 saattir. Çalışan, işin niteliği gereği veya üretimin artırılması gibi sebeplerle işveren talep ettiğinde, işbu sözleşmenin 6. maddesi ile çalışanın aylık ücretine dahil olduğu kararlaştırılan fazla çalışmayı yapmayı ve bu doğrultuda hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmayı kabul eder.» hükmünün düzenlendiği ve bu şekilde fazla çalışma ücretlerinin ücrete dahil olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmış olmakla yukarıda açıklanan ilke kararı gereğince davacının fazla çalışma ücreti hesabında yıllık 270 saatle sınırlı olarak iş sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi, varsa 270 saatin üzerinde kalan çalışmalarının hesaplanması gerekirken söz konusu iş sözleşmesi hükmü dikkate alınmadan yapılan hesaplamaya itibarla sonuca varılması hatalı olup bozma nedenidir.”(7. HD. 2013/15362 E. 2013/21808 K. 11.12.2013)

“…(562/150=3,74 TL x 22,5= 84,15 TL eklenmeliyken asgari ücretten 38 TL fazlası 600 TL kararlaştırılmıştır)
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 6. maddesinin (c) bendinde, davacının aylık ücretine fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğu belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin imzalandığı 08.07.2006 tarihinde davacının aylık brüt ücreti 600,00 TL olarak gösterilmiştir. Bu tarihte asgari ücret aylık brüt 562,00 TL’dir. Sözleşmede belirlenen ve fesih tarihinde davacıya ödenen ücretin asgari ücret üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; asgari ücreti aşan ücret miktarının davacıya fazla çalışma ücreti olarak ödendiği kabul edilmeli ve bu miktarlara denk gelen fazla çalışma miktarı dönemler itibari ile belirlenen fazla çalışma süresinden mahsup edilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsizdir.”(22. HD. 2012/15400 E. 2013/4411 K. 05.03.2013)

“…Somut olayda, iş aktindeki haftalık çalışma süresinin 48 saat olduğuna dair hükmün, haftada 3 saatlik fazla mesai ücretinin maktu ücrete dahil edilmesine yönelik olduğu kabul edilerek, yukardaki açıklamalar doğrultusunda, hesaplanan fazla mesai alacağından haftalık 3 saate kadar olan kısım dışlanarak davacının her dönem için aldığı ücretlere göre hesap edilip hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.”(9. HD. 2012/3657 E. 2014/8844 K. 18/03/2014)

“…Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının aylık ücreti 3.500 USD olarak belirlenmiş ve fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu düzenlenmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi. 4857 sayılı Kanun’daki 270 saat sınırlamasının Deniz İş Kanunu kapsamında çalışan davacı gemi adamına uygulanma imkanı bulunmamakla birlikte, bu durumda Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmesi ve Avrupa Birliği Direktifinin öngördüğü, azami çalışma süresi günde 14, haftada 72 saati geçemez esası kabul edilmeli, 7 günü dahil 48 saatten 72 saate kadar olan çalışmanın asıl ücrete dahil olduğu kabul edilmeli, 72 saati aşan kısım varsa fazla mesai olarak değerlendirilmelidir. Bu husus dikkate alınmadan eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(22. HD. 2012/11492 E. 2013/1161 K. 29.01.2013)

“…Öncelikle fazla çalışma ücreti sözleşmede kararlaştırılan 2.800,00 TL net ücretin içinde kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamına göre davacının altı gün 08:00-17:00 arası çalıştığı ve 20:00-24:00 arası ise vardiya nöbeti tuttuğu anlaşılmaktadır. 854 sayılı Kanun’a göre fazla çalışma, günde 8 saati ya da haftalık 48 saati aşan çalışmalardır. Bununla birlikte 4857 sayılı İş Kanunumda olduğu gibi fazla çalışma için yıllık bir üst sınır öngörülmemiştir. Bu noktada kanun boşluğu mevcut olup, bu boşluğun gemi adamının günlük ve haftalık en fazla çalışabileceği süreye kadar fazla çalışma yapılabileceği kabul edilerek doldurulması gereklidir. Söz konusu boşluğun doldurulmasında da 180 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi ile 99/63 sayılı Avrupa Birliği Yönergesi ışık tutacak niteliktedir. Söz konusu uluslararası hukuki metinlere göre de gemi adamlarının yaptığı fazla çalışmanın haftalık yetmişiki saatin üzerinin ya da günlük ondört saatin üstünün iş sözleşmesiyle kararlaştırılan ücretin içinde olmadığı, bu sınırları aşmayan fazla çalışmanın ise içinde olduğu kabul edilmelidir. Mahkemece yeri olmayan yıllık ikiyüzyetmiş saat sınırının uygulanarak bu miktarı aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti hesaplanması isabetli değildir.”(22. HD. 2013/16057 E. 2014/23464 K. 10.09.2014)

“…Hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında imzalanmış iş sözleşmesi hükümlerine göre fazla çalışma ücretinin aylık ücret içinde ödendiği gerekçesiyle yıllık 270 saatin karşılığı aylık 22,5 saat indirilmek suretiyle fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır. Fazla çalışma bakımından yıllık 270 saatle ilgili sınırlama 4857 sayılı İş Kanunu’nda öngörülmüş olup, davacının tabi olduğu 5953 sayılı Yasada bu yönde sınırlamaya yer verilmemiştir. 5953 sayılı Yasanın ek I. maddesinde fazla çalışanın günde 3 saati aşamayacağı yönünde kurala yer verilmiş olup iş sözleşmesi hükmünün günde 3 saate kadar fazla çalışmayı kapsadığı kabul edilmelidir.
Somut olayda davacının haftalık fazla çalışına süresi 9 saat olup günlük 3 saatlik sınır aşılmamıştır. Böyle olunca davacı gazetecinin fazla çalışma ücretine hak kazanması söz konusu olmaz. Mahkemece fazla çalışma ücreti ile yüzde beş fazlasına dair taleplerin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2012/14456 E. 2014/14596 K. 06.05.2014)

“…Bilirkişiler fazla çalışma hesabında çıplak ücreti ayrıştırmak suretiyle doğru bir hesaplama yoluna gitmişlerse de yapılan hesaplamada açık hatalar mevcuttur.
Bilindiği üzere fazla çalışma ücreti çıplak ücret üzerinden hesaplanır. Fazla çalışma ücretinin yılda 270 saatinin (tam veya eksik) ücrete dahil olduğu sözleşmelerde fazla çalışma ücretin içine dahil olduğundan ücret ayrıştırması yapılmadan yapılacak hesaplamada çıplak ücret üzerinden hesaplama ilkesi ihlal edileceği gibi, ücretin içinde ödenmesi kararlaştırılan kısım mükerrer olarak ödenmiş olacağından davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açılacaktır. Bu durumda ücretin ayrıştırılması ve saat ücretinin tespiti ile aradaki fark saatlerinin belirlenecek çıplak ücret üzerinden yapılması son derece önem arzeder.
Ücrete aylık 22,5 saat(yılda 270 saat fazla çalışma) dahil olduğundan hesaplamada 22,5 saatin 1 saate denk gelen karşılığını bulmak için (22,5 saat ücretin %50 artırılmış saat ücretinde) 22,5x%50=33,75 saatlik ücret aylık ücretin içindedir diyebiliriz.
Bir aylık ücretin saate denk gelen kısmı bulunurken önce 30 güne sonra günlük 7,5 saate böldüğümüzden aylık ücret 30×7,5=225 saat çalışmanın karşılığıdır. Bilirkişilerce bu hesabın 4 hafta ve 180 saat üzerinden yapılması hatalıdır. Sözleşmede 270 saat ücrete dahil olduğundan aylık ücret 225+33,75 olmak üzere 258,75 saatin karşılığıdır. Çıplak saatin bulunmasında aylık ücretin 258,75 TL ye bölünmesi ile saat ücreti bulunabilir. Bilirkişilerin 202,5 saat üzerinden yaptıkları hesaplama hatalı sonuç vererek davalı aleyhine sonuçlara yol açacaktır.
Mahkemece davalının belirttiği dosya da getirilip birlikte incelenerek yukarıda izah edildiği şekilde hesaplama yapılarak alacağın belirlenmesi gerekirken hatalı hesaplama içeren rapor doğrultusunda belirlenen alacağa hükmedilmesi hatalıdır.”(7. HD. 2013/5579 E. 2013/13617 K. 02.09.2013)

“…Bilirkişi sözleşme gereği 270 saatlik çalışmanın ücrete dahil olduğu gerekçesiyle mükerrer hesaba sebebiyet vermemek için 270 saatin 12 aya bölünmesi sonucu bulunan 22,5 saati aylık 225 saate eklemek suretiyle çıplak ücreti 247,5 saate bölmek suretiyle ayrıştırma yaparak hesaplama yoluna gitmiş ise de, 22,5 saatlik ücret %50 attırılmamış ücret olup saat ücretinin %50 artırılması halinde 33,75 saat olarak kabulü ve aylık ücretin 258,75 e bölünmesiyle saat ücretine ulaşılması gerekir. 247,5 saat üzerinden hatalı hesaplamaya itibar edilmesi bozma sebebidir”( 7.HD. 2013/20264 E. 2014/704 K. 21/01/2014)

“…Somut uyuşmazlıkta davacı işçi tarafından imzalanan, iş sözleşmesinin eki niteliğindeki yönetmelik hükmünde yılda 270 saat fazla mesai karşılığı ücretin, kararlaştırılan ücretin içinde olduğu kabul edilmiştir.
Bu yönetmelik hükmü tarafları bağlayacağından, davacının ydda 270 saatlik çalışması karşılığı fazla mesai ücretinin, ücretin içinde olduğu kabul edilmeli ve 270 saati aşan kısmı için fazla mesai ücreti kabul edilmelidir.
Bu nedenle davacının aralıklı çalışmaları dikkate alınarak ve çalıştığı yıllarda çalışma süresi bir yıldan az olduğundan, 270 saatlik kısım bu süreye kıstelyevm esasına göre oranlanarak bulunan çalışma saatini aşan saatler fazla mesai kabul edilmeli ve bu çalışma karşılığı ücret hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
Yazılı şekilde yönetmelik hükmü dikkate alınmadan fazla mesai ücretinin kabulü hatalıdır.”(9. HD. 2011/5642 E. 2012/14697 K. 27.04.2012)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*