Fazla çalışmanın ispatına ilişkin Yargıtay kararları

“…Davacı fazla çalışma yaptığını iddia ederek fazla mesai ücreti istemiştir.

Fazla çalışma yaptığını ispat davacı tarafa, ücretlerinin ödendiği ise davalı tarafa aittir.
Davacı fazla mesai yaptığını isimlerini bildirdiği tanıklarla ispatlamak durumunda olduğundan tanık ücretlerini ve posta giderlerini hakim tarafından verilen kesin süre içerisinde yatırmak suretiyle talebini kanıtlayabileceğinden HUMK 163. maddesi uyarınca kesin süre verilmeden davacının hak olarak hürriyetini engelleyecek şekilde fazla mesai ücretine ilişkin talebin reddi hatalıdır.”(9. HD. 2006/1667 E. 2006/18994 K. 28.06.2006)

“…Somut olayda davacı her sabah en geç saat 07:00 de işe başlayarak günde 11 saat çalıştırıldığını iddia ederek fazla çalışma alacağı talep etmiştir. Mahkemece haftada 18 saat fazla çalıştığı kabul edilmiştir.
Fazla çalışma konusunda davacı tanıklarından Fehmi “davacının akşam üstü işe gelip sabah saat 07;30 a kadar iş yerinde bekçilik” yaptığını, davacı tanığı İbrahim ise “genellikle davacı gece iş yerinde bekçilik yapıyordu hatta bazen gündüz de çalıştırılıyordu” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacının gündüz 11 saat çalıştığını iddia etmesine rağmen tanıkların gece sabaha kadar nöbet tuttuğunu beyan etmeleri karşısında fazla çalışmanın işçi tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir.”(7. HD. 2013/23202 E. 2014/4379 K. 24.02.2014)

“…Somut olayda davacı ve tanık olarak dinlenen birlikte çalıştığı avukat arkadaşları 08.30-21, 22.00 saatleri arası çalıştıklarını ifade etmişlerdir. Bilirkişi tarafından davacı tanıklarının ifadeleri ve e-mail yazışmaları esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Ancak sadece menfaat birliği halinde olan aynı yerde çalışmış avukatların birbirlerine yaptığı tanıklığa dayanarak fazla çalışma alacağının belirlenmesi doğru değildir.
Mahkemece ayrıca davalı işverenin fazla çalışma yapılması için yazılı talimatının olup olmadığı, fazla çalışma yaptığını ispat etmek zorunda olan davacının fazla çalışma yaptığına dair belgesinin bulunup bulunmadığı, çalıştığı dönem içinde baktığı iş sayısı, avukatlık işlerine ilişkin tüm bilgi ve belgeler toplanmalı, e-mail yazışmalarının daireye gitmeden de yapılıp yapılmayacağı araştırılmalı ve gelişecek duruma göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak tüm dosya içeriği ile bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Davacının normal mesai saatlerinin aşılması suretiyle çalışması varsa bunun işin gereğinden mi, yoksa davacının kendisinin işlerini zamanında yetiştiremeyip işin bitirilmesine yönelik mi olduğu da araştırılmalıdır.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde fazla çalışma alacağının kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2009/3443 E. 2011/7298 K. 17/03/2011)

“…Mahkemece davacının fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti talepleri kabul edilerek hüküm altına alınmış ise de, bu talepleri ispat yükü davacı işçiye ait olup, davacının dinlettiği tanıkların söz konusu çalışmaların yapıldığına ilişkin beyanları olmamıştır.
Dosyada bu çalışmaların olduğunu gösterir bilgi ve belge de bulunmamaktadır.
Bu durumda sabit olmayan bu taleplerin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm altına alınmış olması hatalı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”(9. HD. 2006/6973 E. 2006/27581 K. 18.10.2006)

“…Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına istinaden davacı lehine fazla mesai, hafta tatili ile bayram ve genel tatiller ücreti hüküm altına alınmış ise de, mahkeme kabulü dosya kapsamına uygun değildir.
Zira dosya içinde bulunan vergi dairesinden gelen cevabi yazıdan davacının kendi adına vergi mükellefiyet kaydı bulunduğu, davalı şirkete ait tekel ürünlerini sattığı depodan aynı zamanda kendi adına da iş yaptığı, kendi adına yürüttüğü mesai ile davalı şirket adına yaptığı mesainin iç içe girdiği anlaşılmıştır.
Bu hali ile davacının davalı şirket adına fazla mesai yapıp hafta tatili ile bayram ve genel tatillerde çalıştığı kesin deliller ile ispat edilemediği halde bu taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.”(9. HD. 2009/26707 E. 2011/43896 K. 21.11.2011)

“…Somut olayda davacı 2007/Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında fazla çalışma yaptığını belirterek fazla çalışma alacağı talep etmiştir.
İşyerinde günlük 09-18 saatleri arasında çalışıldığı sabittir. Ancak davacı bu dönemde haftanın üç günü 08-19 saatleri arasında çalıştığını ispat etmiştir.
Bu durumda davacının haftalık 6 saat fazla çalışma söz konusudur.
Davacının fazla çalışma alacağı 2007/Temmuz-Ağustos-Eylül ayları ile sınırlı olmak üzere haftada 6 saat olarak hüküm altına alınmalıdır.”(9. HD. 2009/35616 E. 2012/1718 K. 25.01.2012)

“…Somut olayda, tanık beyanları nazara alındığında davacının haftanın 5 günü çalıştığı, davalı işyerinde iki vardiya halinde çalışıldığı, vardiya saatlerinin 08.00-20.00 ve 20.00-08.00 olduğu buna göre davacının 08.00-20.00 saatleri arasında 1,5 saatlik ara dinlenmesinin tenkisi ile günlük 10,5 saat çalıştığı, haftalık çalışma süresinin 52,5 saat olduğu ve haftalık fazla çalışmasının 7,5 saat olduğu ve davacının fazla çalışma yaptığı anlaşılmış olup davacının fazla çalışma ücreti alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2010/17849 E. 2012/24674 K. 27/06/2012)

“…Somut olayda; davacının haftada 60 saat çalıştığı, buna göre 15 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibarla fazla çalışma ücretine hükmedilmiş ise de, hesaplama yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilke kararına aykırıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, özellikle tanık beyanlarından davacının haftada 3 gün 08.00-17,00 saat, haftada 3 gün 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve ilke kararı doğrultusunda 08.00-17,00 saatleri arasındaki çalışmada 1 saat, 08.00-20.00 saatleri arasındaki çalışmada ise 1,5 saat ara dinlenmesinin indirilmesi gerekir.
Buna göre davacı 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığı gün 9-1=8 saat,
8.0- 20.00 saatleri arasında çalıştığında ise 12-1,5 = 10,5 saat çalışmaktadır.
Hatalık çalışma süresi 8 x 3 = 24 saat, ve 10,5 x 3 = 31,5 saat olmak üzere toplam 55,5 saattir.
Haftalık çalışma 55,5 saatlik süresinden 45 saatlik normal çalışma süresi çıkartıldığında haftalık fazla çalışma süresi 55,5-45 = 10,5 saat olmaktadır.
Mahkemece davacının fazla çalışma ücretinin haftalık 10,5 saat üzerinden hesaplanması gerekirken haftalık fazla çalışma süresini 15 saat olarak belirleyen bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2010/27445 E. 2012/37001 K. 08.11.2012)

“…Somut olayda mahkemece işyerinde haftanın beş günü 8:00-19:00 arası ve haftanın bir günü de bir geminin limana yanaştığı, bu günler için onaltı saatlik bir çalışma olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre fazla mesai konusunda sonuca gidilmiştir. Haftada bir geminin boşaltıldığı iddiası tek davacı tanık anlatımına dayanmaktadır. Davalı (anıkları ise en fazla ayda üç geminin limana yanaştığım beyan etmişlerdir. Kaldı ki davalı taraf liman başkanlığının yazısına göre ayda üç geırıi yanaştığını iddia etmesi karşısında mahkemece liman başkanlığı yazısına göre limana yanaşan gemi sayısı belirlenerek fazla mesai konusunda yeniden hesaplama yapılması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi bozma sebebidir.”(22. HD. 2012/24024 F.. 2013/14221 K. 13.06.2013)

“…Davacı vekili, müvekkilinin belirli gün ve dönemlerde “kapalı devre çalışması” yaparak 24 saat boyunca işyerinden hiç ayrılmadan çalışmak zorunda kaldığını, buna ilişkin fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek fazla mesai ücretinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili ise, müvekkili idareye bağlı Genel Müdürlüğün görevleri arasında Bakanlığa bağlı örgün eğitim kurulularında eğitim gören öğrencilerde, uzaktan eğitim gören öğrencilere ilişkin sınavlar, motorlu taşıt sürücü adayları sınavları, kamu kurum ve kuruluşları ile diğer protokollü sınavların yapılması ve sonuçlarının yayımlanmasının yer aldığını, merkezi sistem sınavlarında kullanılmak üzere sınav soru ve evraklarının basım ve dağıtımının güvenli ortamda yapılması bakımından kapalı devre çalışma sisteminin uygulandığını, sınavlar yılın belli dönemlerinden yapıldığından kapalı devre çalışmasının buna bağlı olarak yılın belli dönemlerinde yapıldığını ve gönüllülük esasına göre mevcut kadro durumu dikkate alınmak suretiyle personelin dönüşümlü olarak Genel Müdürlük makamı onayıyla görevlendirildiklerini, basım işçisi olan davacının da kapalı devre çalışmasının ilk aşaması olan basım işine zaman zaman katıldığını, sevk ve dağıtım işinin başka çalışanlarca yapılması nedeniyle bu işlere katılmadığını, işin özelliğinden dolayı işyerinde uygulanmakta olan TİS’de kapalı devre çalışması ve ücreti hükmüne yer verildiğini, bunun tabi sonucu olarak kapalı devce çalışmasına katılan işçinin hem fazla mesai ücreti ile Pazar günü zamlı ücretini alığını, hem de kapalı devre çalışmasının her bir günü için kararlaştırılan ücreti aldığını, davacının kapalı devre çalışmasına katılıp da almadığı fazla mesai ücretinin olmadığını, öte yandan fazla çalışma ücretlerini ihtirazı kayıt koymaksızın alan davacının daha fazla alacağı olduğunu ilen süremeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Kapalı devre çalışmasını kısaca tanımlamak gerekirse; merkezi sistem sınavları öncesinde ve sonrasında yirmi dört saat esasına göre yapılan çalışmayı ifade etmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı işyerinde belirli dönemlerde çalışanlara kapalı devre çalışması yaptırıldığı, davacının da bu kapsamda belirli dönemlerde kapalı devre çalışması yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacının kapalı devre çalıştırılması işin niteliğinden kaynaklanmakta olduğundan fazla çalıştığı sonucu çıkarılamaz. Diğer yandan, dosyada mevcut iş müfettişi raporu daha önceki bir döneme ilişkin olup, aynı uygulamanın devam ettiğinin kabulü de mümkün değildir. İşyerinde uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmelerinin “Kapalı Devre Çalışması” başlıklı 47. maddelerinde, bu sistemde çalışan işçilere normal ücretin dışında ayrıca ek bir ödeme yapılacağı kararlaştırılmış ve davacıya kapalı devre çalışmasına mukabil TİS’te kararlaştırılan miktarlarda ek bir ödeme yapılmıştır. Davacı, kapalı devre çalışma sisteminde fazla mesai yaptığını ayrıca ispatlamak zorunda olup, bu konuda yeterli ve inandırıcı delil sunmadığından davanın reddi gerekirken kabulü isabetli görülmemiştir.”(22. HD. 2013/1419 E. 2013/30261 K. 24.12.2013)

“…Somut olayda, davacı tanığı R.D.ın beyanından davacının 05-09 arası gazete dağıttıktan sonra evine gelip yemek yediği ve sonra tahsilat için yeniden işyerine gittiği anlaşılmaktadır. Bizzat davacının ibraz ettiği tahsilat listelerinden aylık en az 63,en çok 117 kişiden tahsilat yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının ikince kez işyerine hangi saatte gittiği, ayda ortalama 80 kişiden para tahsilatının ne kadar zaman alacağı, gerekirse tanıklar yeniden dinlenerek belirlenmeden ve İş Yasasının 68. maddesi gereği nce ara dinlenme i ndiri I meden, yazın 05.30-21.00,kışın 05.30-17.30 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanması hatalıdır. Öte yandan davacının ayrıca hafta tatili alacağı kabul edildiği halde, fazla çalışma alacağı ayda 30 gün üzerinden hesaplanmıştır. Davacının Pazar günleri ayrıca fazla çalışma yapıp yapmadığı açıklıkla belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde değildir.
Davalı işveren, davacının organize sanayi bölgesinde gazete dağıttığını burasının da Pazar günleri kapalı olduğunu savunmaktadır. Davacının ibraz etliği listelerde de Pazar gününe ait tahsilata rastlanmamıştır. Bu husus tanıklara açıkça sorulmadan ya da organize sanayi bölgesine yazı yazılarak tespit edilmeden eksik inceleme ile davacının hafta tatilinde de çalıştığının kabul edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2008/37744 E. 2010/32208 K. 08/11/2010)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*