Yargıtay: Terör örgütü mensuplarına kıdem tazminatı yok!

İşçinin, işyeri dışında gerçekleşen bir eylem nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması durumunda, işverenin, devamsızlığın İş K. m. 17’deki bildirim sürelerini aşması halinde iş sözleşmesini,  kıdem tazminatını ödeyerek bildirimsiz feshetme hakkı mevcut.

Tutuklama veya gözaltına alınma işyerinde işlenen bir suç nedeniyle gerçekleşmiş ise, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış nedeniyle sözleşme, işverence haklı olarak feshedilmekte ve bu halde ise işverence kıdem tazminatı ödenmesi de gerekmemekte…

Yargıtaya göre, kamu kurumlarında çalışan işçilerin,  silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklanması ve mahkumiyeti, devlete, yani işverene karşı işlenmiş bir suç niteliğinde kabul ediliyor. Dolayısı ile bu durum,  1475 sayılı İş Yasasının 17/2, doğruluk ve bağlılık kuralına aykırılık teşkil edeceğinden, terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklanma ve mahkumiyet, 1475 sayılı İş Yasasının 17/3.maddesi kapsamında değerlendirilmiyor.

Ancak bunun için, işçinin tutuklanmış olması yeterli değil. İşçi hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı verilmesi gerekiyor…

Yargıtay’ın bu konuda vermiş olduğu iki ayrı örnek karar özeti ise aşağıdaki gibi…

terör

“…..Somut olayda davacı işçi, 22.2.2000 tarihinde Silahlı Çete Niteliğindeki Hizbullalı örgütünün sair efradı olmak suçundan tutuklanmış, tutukluluğu bir ayı aştığından TÎS nin 38/2 maddesi gereğince 22.3.2000 tarihinde akdi münfesih sayılmıştır. Davacı 18.9.2001 tarihinde tahliye edilmiş, dava sonucunda atılı suçtan hapis cezasına mahkum edilmiş, Yargıtay 9.Ceza Dairesince de onanmıştır.
Mahkemece iş ve işyeri ile ilgisi olmayan suçtan tutuklandığı gerekçesi ile kıdem tazminatı ve faizinin kabulüne karar verilmiştir.
Fesih tarihinde, davalı işveren kamu kurumu niteliğindedir. Davacının işlediği suç silahlı terör örgütüne üye olarak devlete, yani işverene karşı işlenmiş bir suç niteliğinde olduğundan 1475 sayılı İş Yasasının 17/2, doğruluk ve bağlılık kuralına aykırıdır. Bu nedenle anılan suçtan tutuklanma ve mahkumiyetin 1475 sayılı İş Yasasının 17/3.maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenle davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2009/48288 E. 2010/21634 K. 05.07.2010)

“….Mahkemece, davacının 15.01.2000 tarihinde yasa dışı örgüt bağlantısı nedeniyle tutuklu kaldığı gün sayısının TİS’de belirlenen 45 günlük süreyi aşması nedeni ile Disiplin Kurulunun Kararına istinaden iş akdinin feshedildiğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, işyeri dışındaki bir suç nedeni ile tutuklanma işçinin şahsına ilişkin sebeplerde ortaya çıkan ve işveren için zorlayıcı nedenle haklı fesih olmakla birlikte kıdem tazminatı hakkının olduğu, gerekçesi ile istekler hüküm altına alınmıştır.

Taraflarca dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde: davacı işçinin davalı kurumda çalışmakta iken yasadışı PKK örgütü ile ilişkilendirilerek 15.01.2000 tarihinde gözaltına alındığı,26.01.2000 tarihinde tutuklandığı, tutukluluk süresinin 45 günü aşması nedeni ile TİS’nin 50/2 maddesi gereğince 01.03.2000 tarihinde iş akdinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Yasa dışı PKK örgütüne üye olan bir kişinin devlete ya da kamuya ait işyerlerinde çalıştırılması düşünülemez. Bu husus yukarıda açıklanan yasa hükmü gereğidir. Mahkemece, davacının işlediği suçun işyeri dışında olduğu gerekçesi yerinde değildir. TİS 50/6 maddesi uyarınca gerekli inceleme yapılıp ilgili madde kapsamında suç işlediği hususunda kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile kara verilmiş olması hatalıdır.”(9. HD. 2008/11365 E. 2009/30492 K. 05.11.2009)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*