Kıdem tazminatına işleyecek faize ilişkin Yargıtay kararları

“…Takibe dayanak yapılan ilamda, hükmedilen kıdem tazminatı asıl alacağının akdin feshi tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Buna göre “hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının (tarafların bildirdikleri) bankalardan sorulmak suretiyle Kıdem Tazminatına uygulanacak faiz oranı belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre” karar verilmesi gerekir.

Bu durumda mahkemece duruşma açılarak taraflarca bildirilen bankalardan fiili uygulamaları gösteren faiz oranları sorularak dosya içinde konulduktan sonra bilirkişiye hesaplama yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve evrak üzerinde, Y.K.Bankası faiz oranlarına göre hesaplama yaptığını bildiren bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.”( 12. HD. 2009/21222 E. 2010/2528 K. 09.02.2010)

“…İstek, icra emrinin iptaline ilişkindir.
İlama dayalı takip sözkonusu olup; borçlu tarafından icra emrine «faiz yönünden» itiraz edilerek, iptali istenmiştir.
Takip dayanağı ilamda “Davanın kısmen kabulü ile; 10.764.164.594.- TL izin ücreti alacağının 10.11.2003 dava tarihinden itibaren 4857 sayılı Yasa’nın 34. maddesi doğrultusunda yasal en yüksek mevduat faizi… ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair isteklerin reddine” karar verilmiştir.

Mahkemece, Merkez Bankasıyla yapılan yazışmayı esas alan bilirkişi raporuna dayanılarak kısmen kabule karar verilmiştir.

Özel Daire; borçlu vekilinin temyiz istemini kabulle, bu hesap tarzını yerinde görmeyerek kamu bankalarınca uygulanan faiz değerlerinin esas alınması gereğine işaretle, hükmü bozmuştur.

Mahkeme, bu bozma kararından sonra Özel Dairenin görüş değiştirdiğini ifadeyle ve ilk kararında yer alan gerekçelerle direnme kararı vermiştir.

Hükmü temyize şikayetçi borçlu vekili getirmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip dayanağı ilamda yer alan “4857 sayılı Yasanın 34. maddesi doğrultusunda yasal en yüksek mevduat laizi” ibaresinin infazında “kamu bankalarınca uygulanan yasal en yüksek mevduat faizinin mi”, yoksa “fiilen bankalarca uygulanan ve taraflarca belirlenecek bankalardan sorularak tespit edilecek olan yasal en yüksek mevduat faizinin mi” uygulanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

Takip dayanağı ilamın hüküm fıkrasında aynen; “…4857 sayılı Yasanın 34. maddesi doğrultusunda yasal en yüksek mevduat faizi” ibaresi yer almaktadır.

Öncelikle; bu ibare karşısında, takibe konu ilam gereğince hükmedilen alacağa uygulanacak yasal en yüksek mevduat faizinin belirlenmesindeki kuralın ne olacağı üzerinde durulmalıdır.

Ülkenin ekonomik gerekleri ve faize ilişkin tüm yasal düzenlemeler gözönüne alındığında; hükmedilen alacağa uygulanacak faizin belirlenmesinde kural olarak «hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan yasal en yüksek mevduat faiz oranının taraflarca belirlenerek bildirilen bankalardan sorulması» yöntemi kabul edilmektedir.

Bu kurala göre; Mahkeme, tarafların bildirdikleri bankalardan, hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarınca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranını sormalı ve oluşacak sonuca göre bir karar vermelidir.

Bu kural karşısında Özel Dairenin “bir yıllık vadeli mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faiz oranının adı geçen bankalardan tespiti” ne işaret eden bozma gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Nitekim, Özel Daire de dosyaya yansıyan emsal kararlarında açıkça belirtildiği üzere görüş değişikliğine giderek, önceki uygulamasından dönmüş; yukarıda da açıklanan “tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde mevduata bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması” yöntemini benimsemiştir. Hukuk Genel Kurulunca da bu yöntem oy birliği ile usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Ne var ki, mahkemenin direnme kararı benimsenen bu yönteme uygun olarak yapılmış bir araştırmaya değil; Merkez Bankasının genel nitelikteki bilgileri içeren, bankaların fiili uygulamalarını göstermeyip, uygulanması muhtemel azami faiz oranlarını ortaya koyan cevabi yazısına ve buna göre düzenlenen bilirkişi raporuna dayanmaktadır.
Özel Daire bozma kararı da, direnme kararı da, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırıdır.

Şu durumda. Mahkemece yapılacak iş; tarafların bildirdikleri bankalardan «hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarınca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının» sorulması ve «hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının yeniden bilirkişiden rapor alınarak hesaplattırılması» suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.

Açıklanan nedenlerle; direnme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.”(HGK 2006/12-594 E. 2006/534 K. 20.09.2006)

“…Mahkemece kıdem tazminatına en yüksek mevduat faizi yerine yasal faiz yürütülmesi ve ihbar tazminatına dava tarihi yerine fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi de isabetsizdir.”(9. HD. 2010/19875 E. 2012/32002 K. 27.09.2012)

“…Davacının gerçekleşen fark kıdem tazminatı alacağına, iş sözleşmesinin bozulduğu tarihten itibaren en yüksek mevduat faizi yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan nedenle faiz isteminin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2007/21521 E. 2008/13028 K. 30.05.2008)

“…Davacı, icra takip dosyasında işlemiş kıdem tazminatını %26 en yüksek mevduat faizi oranı üzerinden; ihbar tazminatını ise %15 yasal faiz oranı üzerinden hesaplayarak faiz alacağı talep etmiştir.

Mahkemece, bozma kararından sonra alınan 11.01.2007 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Hükme esas alınan bu raporda bilirkişi, işlemiş kıdem tazminatı faizini Merkez Bankasının belirlediği en yüksek mevduat faiz oranı olan %26 ve %26,2 üzerinden; işlemiş ihbar tazminatı faizini ise %43,41 ve %38 yasal faiz oranları üzerinden hesaplamıştır.

Dairemizin yerleşik uygulamasına göre işlemiş kıdem tazminatı faizi bankaların fiilen uyguladığı en yüksek mevduat faizi üzerinden hesaplanması gerekir. Mahkemece bankaların fiilen uyguladığı yıllık en yüksek mevduat faizi oranın belirlenmesi yönünden bir araştırma yapılmamıştır. Bankaların fiilen uyguladıkları yıllık en yüksek mevduat faiz oranı ilgili bankalardan sorulmalı ve HUMK ııun 74. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralı gereğince davacının icra dosyasında talep ettiği oranlar da göz önünde tutularak bilirkişiden ek rapor alınmalı; yıllık en yüksek mevduat faizi üzerinden işlemiş kıdem tazminatı faizi ve yasal faiz üzerinden de işlemiş ihbar tazminatı faizi hesaplanmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.”(9. HD. 2007/15679 E. 2007/18500 K. 11.06.2007)

“…Ankara 11. iş Mahkemesinin kesinleşmiş ilamına dayalı olarak yapılan icra takibinde kıdem tazminatı asıl alacağına ve işlemiş faiz alacağına en yüksek banka mevduat faizi yürütülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kıdem tazminatına Merkez Bankasınca bildirilen mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği belirtilerek hesaplamalar yapılmış ve davalının icra takibi ile fazladan tahsil ettiği bir tutar bulunmadığını belirtmiş mahkemece dava reddedilmiştir.

Takibe dayanak ilamda hükmedilen kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizinin uygulanmasına karar verilmiştir. Bu ilam gereğince birer yıllık devreler halinde ve devre tarihlerinin başlangıcında bir yıllık vadeli mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek mevduat oranının bankalardan sorulup tespitinden sonra fesih tarihinden takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının hesaplanması gerekirken bankaların fiili uygulamalarını göstermeyen uygulayabilecekleri asgari vc azami faiz oranlarını belirten genel nitelikteki Merkez Bankası kayıtlarına göre hesap yapılması hatalıdır.”(9. HD. 2006/27525 E. 2007/14135 K. 07.05.2007)

“…Kıdem tazminatı işlemiş faizi hesabında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının internet sitesinden alınan faiz oranı uygulanmıştır.

1475 sayılı İş Kanununun 14/11. maddesine göre kıdem tazminatı için bankalarca fiilen uygulanan en yüksek faiz yürütülmelidir.

Bankaların önceden Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz, oranının dikkate alınarak sonuca gidilmesi de kabul şekli itibarıyla doğru olmamıştır.”(9. HD. 2006/16766 E. 2007/10176 K. 10.04.2007)

“…Somııt olayda, mahkemece kıdem tazminatı için Merkez Bankası’nca tavsiye edilen faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamaya göre kısmen kabule karar verilmiştir. Kıdem tazminatına yürütülecek en yüksek banka mevduat faiz oranı Merkez Bankası’nca bankalara tavsiye edilen oran değil, bankalarca fiilen uygulanan faiz oranıdır. Davacı vekiline, oranın soaıltuasını talep ettiği 3 bankanın adım bildirilmesi için önel verilerek, davacı vekilinin bildireceği 3 ayrı bankadan 26.08.2010 tarihinde uygulanan en yüksek banka mevduat faiz oranı sorulup, fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı tespit edildikten sonra, tespit edilen oran üzerinden faiz miktarı hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Merkez Bankasının tavsiye ettiği oran üzerinden hesaplama yapılması hatalıdır.”(7. HD. 2013/2398 E. 2013/5468 K. 02/04/2013)

“…Somut olayda, Mahkemece bankalarca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı araştırılmadan kıdem tazminatı işlemiş faizi hesaplanmıştır. Bilirkişi Merkez Bankası verilerine göre %18 faiz üzerinden hesaplama yapmışsa da Merkez Bankasının internet sitesinde bankalarca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi verileri bulunmamaktadır. Kaldı ki, davacı icra takibinde alacakları %15 faiz ile hesaplamışken bilirkişi yine talebin dışına çıkarak %18 üzerinden hesaplama yaparak taleple bağlılık kuralına aykırı davranmıştır.

Mahkemece talep de aşılarak bankalarca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi de araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.”(7. HD. 2013/23409 E. 2014/7693 K. 08.04.2014)

“…Hüküm altına alınan kıdem tazminatı için fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz İş Kanununda öngörülmüştür. 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamında gemi adamının hak ettiği kıdem tazminatı için bu faiz kuralının uygulanması olanağı yoktur. Bu itibarla hüküm altına alınan kıdem tazminatı için dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa uyarınca yasal faiz uygulanmakla yetinilmelidir.”(9. HD. 2008/325 E. 2008/691K. 18.02.2008)

“…4857 sayılı İş Kanunu’nun 120.maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı Yasa’nın 14.maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14.maddenin 11. fıkrasında kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödemesi gerektiği düzenlenmiştir.

Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizi düzenleyen ilgili hükümde özel banka ile kamu bankası ayrımı yapılmamıştır. Yasada, “uygulanan en yüksek faiz” sözcüklerine yer verilmiş olmakla sözü edilen faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı tespit olunmalıdır. Bankaların belli dönemlerde T.C. Merkez Bankası’na uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı fiilen uygulanmış olmadıkça dikkate alınmaz.

Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu istek T.C. Merkez Bankası verilerine göre bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları üzerinden hesaplanmıştır. Bir yıllık vadeli mevduata fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı bankalardan sorulup tespit edildikten sonra faiz alacağının hesaplanarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.”(9. HD. 2007/16243 E. 2008/9366 K. 21.04.2008)

“…Takip dayanağı Hatay İş Mahkemesi’ııiıı 22.04.2009 tarih ve 2006/724 E.-2009/79 K. sayılı ilamında 10.993,15 TL kıdem tazminatının dava tarihi olan 12.05.2006 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İcra emri tebliğinden sonra borçlu vekili icra mahkemesine başvurarak kıdem tazminatı alacağına uygulanması gereken en yüksek banka mevduat faiz oranlarının kamu bankalarından sorulup faiz hesabı yapılarak, kıdem tazminatına işlemiş faiz yönünden icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

HGK’nın 20.09.2006 tarih, 12-594/534 sayılı kararında da vurgulandığı üzere bu durumda mahkemece yapılacak iş; tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması ve hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının bilirkişiye hesaplattırılması şeklinde olmalıdır.

Bu ilkeye uygun olmayan yalnızca kamu bankaları faiz oranlarına göre hesaplama yapan bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.”(12. HD. 2011/5337 E. 2011/22110 K. 15.11.2011)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*