İşverenin “Beğenmeyen gitsin” şeklinde sözleri işveren feshi midir?

İşverenin “Beğenmeyen gitsin” şeklinde sözlerinin işveren feshi olup olmadığı hususunda, Yargıtay daireleri arasında içtihat birliği bulunmamaktadır. 9. Hukuk  dairesi, bu sözleri işveren feshi olarak kabul etmekte ve işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağı yönünde kararlar vermekte ise de, 7. ve 22. Hukuk Dairesi, işverenin bu beyanlarının iş sözleşmesini sona erdirmeye yönelik olmadığı kanaatindedir.

İşveren tarafından sarfedilen sözlerin, her olayın niteliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi, işverenin beyanlarının, yönetim hakkı kapsamında uyarı niteliğinde mi yoksa iş sözleşmesini sonlandırmaya yönelik mi olduğunun tespiti gerekmektedir.

Konu ile ilgili farklı Yargıtay dairelerinin vermiş olduğu karar örnekleri aşağıdadır…

“….Davacı, 10.07.2009 tarihinde iş akdinin davalı işveren tarafından iş yerinden kovulmak sureti ile haksız olarak feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının işi, kendisinin bıraktığını belirterek 10,1 1,13 ve 14 Temmuz 2009 tarihli devamsızlık tutanakları ile 14.07.2009 tarihli işçinin devamsızlığı ile ilgili mazeretini bildirmesini istediği ihtarnameyi delil olarak sunmuştur.

Dinlenen davacı tanığı ile müşterek tanık beyanlarından 10.07.2009 tarihinde davacının iş yerine geldiği, ancak işveren ile iş hususunda tartıştıkları ve tartışına sonunda işverenin davacıya “beğenmiyorsan çalışma, işte kapı” şeklinde sözler söylediği ve bunun üzerine davacının bir daha işe gelmediği anlaşılmaktadır.
Davacı iddiası ve tanık beyanları uyarınca 10.07.2009 tarihinde davalı işverenin davacı işçiye “beğenmiyorsan çalışma, işte kapı” şeklindeki beyanları işveren feshi niteliğindedir. Davalı işverenin bu şekilde iş akdini feshetmesi tüm dosya kapsamı uyarınca haklı bir nedene dayanmamaktadır. İş akdinin feshinden sonra tutulan devamsızlık tutanaklarının değeri yoktur.
Davacı işçinin iş akdinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiği anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davalı işverenin bu beyanlarının iş sözleşmesini sona erdirmeye yönelik olmadığı değerlendirilip iş akdinin devamsızlık nedeni ile davalı işveren tarafından haklı olarak feshedildiğinin kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.”(9. HD. 2011/52161 E. 2014/1678 K. 27.01.2014)

“… Davacı taraf iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini belirtmiş, davalı taraf ise davacının istifa ederek işyerini terkettiğini, devamında da mazeretsiz olarak işyerine gelmediğini, davacının diğer çalışanlarla birlikte kendi işyerini kurmak için işten ayrıldığını belirtmiştir.

Dosya kapsamında dinlenen görgüye dayalı bilgisi olan davacı tanıklarından A.K. beyanında ücret zamları konusunda konuştuklarını, şirket ortağının beğenmeyen çeksin gitsin şeklinde beyanda bulunduğunu, iş sözleşmesinin bu şekilde son bulduğunu, zam yapılmadan çalışmak istemeleri durumunda işverenin çalıştırmaya devam edeceğini, işyerinden ayrıldıktan bir ay sonra kendi işyerlerini kurduklarını belirtmiştir.
Davalı tanıkları beyanlarında davacının bazı çalışanlarla birlikle zam talebinde bulunduğunu, kabul edilmemesi üzerine işyerinden ayrıldığını belirtmişlerdir.
Davacı ve davalı tanık beyanları dikkate alındığında davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesine sebep olabilecek bir söz söylediğinin ispat edilemediği anlaşılmakla, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinin kabulü ile davacının ihbar ve kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.”(22. HD. 2013/3730 E. 2014/3391 K. 21.02.2014)

kovulma 9

“….Somut olayda, davacının davalı işyerinde muhasebe elemanı olarak çalıştığı sabittir. Davacı, şirket müdürü K.K. tarafından açılmış ve Dairemizin 2013/20945 Esasında kayıtlı dosyasında verdiği ifadesinde; şirket müdürü K.K.Tıun işveren S.F. ile aralarında geçen konuşmayı kendisine aktararak işyeri çalışanlarından B.Y.Tn kendisinin ve sekreter A.Ş.’ın işten çıkarılmalarını talep ettiğini, kendisinin de “asıl sorun yaratan B.Y.dır asıl onun çıkarılması gerekir benim ekibim iyi çalışıyor” demesi üzerine işverenin “o zaman hepiniz birlikte defolun” dediği yönündeki aktarımı sonrasında işyerini terk ettiklerini bildirmiştir.
Davacının, kendisine işveren tarafından söylenmiş bir söz ya da fesih iradesi olmaksızın müdürün bu beyanı üzerine müdürle birlikte hareket ederek işyerini terk ettiği ve böylcce iş akdini eylemli olarak davacının feshettiğinin anlaşılması karşısında fesihten sonra ortaya çıkan tehdit ve şantaja ilişkin savcılık soruşturması sonucunu dikkate alarak, davalı işveren tarafından iş akdinin haksız nedenle feshedildiği gerekçesiyle, kıdem ve ihbar tazminatı talebinin yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.”(7.HD 2013/12006 E. 2013/18835 K. 11.11.2013)

“…Yerel mahkeme; “davalının küfür ve hakaret içermeyen sözlerle yönetim hakkının doğal sonucu olarak işçileri uyardığı ve bu sözlerin iş akdinin feshedildiği şeklinde yorumlanamayacağı..” gerekçesiyle iş akdinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini kabul etmiştir.
İşverenin yönetim hakkı, iş akdinin niteliğinden kaynaklanan bir haktır. İş Yasanın 8. inci maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.
İş sözleşmesini eser vc vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir.Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır.
Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
İş akitlerinde iş edimi genel olarak ana hatlarıyla belirlenmekte, ayrıntılar ise düzenlenmemektedir. Ayrıntıların düzenlenmemesi ile boş bir alan oluşmakta bu boş alanda işverenin yönetim hakkını kullanmasıyla doldurulmaktadır. İşverenin yönetim hakkı kapsamında işyerinin düzeni ile ilgili talimat vc emirlere işçinin uyma zorunluluğu vardır. Buna karşın işveren de yönetim hakkını dürüstlük ve iyiniyet kuralları ile etik ve ahlaki kurallara göre kullanmak zorundadır. İşçinin, işverenin vereceği talimatlara hiçbir sınırlamaya bağlı olmadan uymak zorunda olduğunu söylemek mümkün değildir.
Yukarıdaki açıklamalar anlatılanlar kapsamında her ne kadar yerel mahkeme söylenen sözleri işverenin yönetim hakkı kapsamında işin tanzimine ilişkin sözler olarak kabul etmişse de davalı tarafından söylenen ve yukarıda zikredilen sözlerin işverenin yönetim hakkı kapsamında işin tanzimine ilişkin sözler olarak yorumlanmasının mümkün olmadığı özellikle “..ben müdürüm çalışan çalışır, çalışmayan gider..” şeklindeki sözler ile davalının hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde fesih iradesini ortaya koyduğu, dolayısıyla iş akdinin davalı tarafından haksız ve ihbar sürelerine uyulmaksızın feshedildiği anlaşılmıştır.
Yerel mahkemece hatalı yorum ve değerlendirme ile bu sözlerin fesih olarak kabul edilmemesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2009/43362 E. 2012/6511 K. 29.02.2012)

“…Davacı işçinin çalışma saatleri ve ödemelerle ilgili işyeri yetkilisi ile yaptığı görüşmenin ardından işyeri yetkilisinin “ isteyen çalışır istemeyen gider” demesi üzerine işyerinden ayrıldığı dosya içeriği ile sabit olmuştur. Mahkemenin gerekçesi de bu yöndedir.
Ancak davacının bayram ve genel tatillerde çalıştığı ve karşılığında ücret ödenmediği de yine mahkemece kabul edilmiştir. İşyeri yetkilisinin sözü edilen beyanı iş sözleşmesinin feshi niteliğindedir. Bu durumda davacı işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Bölge Çalışma Müdürlüğünün incelemeleri sonucunda da ihbar ve kıdem tazminatı haklarının olduğu kabul edilmiştir.
Mahkemece tazminat isteklerinin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalıdır.”(9.HD 2009/15370 E. 2011/21706 K. 04.07.2011)

“…Somut olayda davacı ve diğer 4 işçinin davalıdan zam istedikleri, davalı işverenin ise “işinize gelirse çalışın gelmezse gidin” demesi üzerine işyerini terk ettikleri, daha sonra da işe gelmedikleri, bu hususun davacı ve davalı tanıkları tarafından doğrulandığı, davalının davacının (29-30-31 ).3.2010 tarihlerinde işe gelmediğine dair tutanak tuttuğu ve 1.4.2010 tarihinde Gaziantep 3. Noterliğinin 06465 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile devamsızlık nedeniyle hakkında tutanak tutulduğunu ve geçerle mazereti varsa bildirmesini, aksi takdirde iş akdinin feshedileceğini ihtar ettiği, dosyada taraflarca çekilmiş fesih bildiriminin bulunmadığı, mahkemece, davalının işçilerine zam talepleri karşısında “işinize geliyorsa çalışın gelmezse gidin” beyanını iş akdinin geçersiz ve haksız nedenle feshi olarak kabul ederek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiş ise de bu sözlerin iş akdinin davalı işverence feshedildiği şeklinde yorumlanamayacağı, davacının, bu sözler üzerine işyerini diğer işçilerle birlikte terk etmek suretiyle haklı neden olmadan iş akdini eylemli şekilde feshettiği, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.”(7. HD. 2013/1455 E. 2013/2715 K. 11.03.2013)

“….Davalı tarafından gönderilen 21.03.2008 tarihli ihtarname içeriğine göre davacı
17.02008 tarihinden itibaren işe gelmemekte olup davacı 19.03.2008 tarihinde dava açmıştır. Buna göre devamsızlık yapılan günle davanın açıldığı gün çakışmaktadır.
İşçilere verilen zammın işçiler arasında düşük bulunduğu yönünde konuşmalar olduğu ve davacının bu nedenle işverenle tartıştığı yönündeki tanık anlatımları davacının zammın düşük olduğunu söylemesi üzerine işveren yetkilisince kendisine “ister çalış ister çalışma” denerek kapının gösterildiği yönündeki iddiasıyla örtüştüğü, bu şekilde işveren davranışının fesih iradesi olarak kabul göreceği dikkate alındığında, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği sonucuna varılarak kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2010/5060 E. 2012/13833 K. 19.04.2012)

“…Dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre davacı ve diğer işçiler ücret alacaklarını istediğinde işverence “İşinize gelirse çalışın., Çalışmak isteyen çalışsın istemeyen gitsin” şeklinde cevap verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin kararlılık kazanan içtihatlarında belirtildiği üzere, davalı işverenin bu sözleri hizmet sözleşmesini sona erdirme isteğinin açıklanması şeklinde kabul edilemez.
Ayrıca davacının son tanığı işverenin anılan sözlerinden sonra davacının bu sebeple ayrıldığını belirtmiştir. Davacının işyerinden ayrıldığı 29.7.2005 günü dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının Haziran ve Temmuz ayı ücretleri dava açıldıktan sonra ödendiğine göre, davacının hizmet sözleşmesini İş Kanunu’nun 24/11-e maddesine göre haklı olarak feshettiğinin kabulü gerekir.
İş sözleşmesini haklı olarak fesheden taraf ihbar tazminatı isteyemez. Bu nedenlerle kıdem tazminatının kabulü doğru ise de, ihbar tazminatının reddi gerekirken kabulü hatalıdır.”(9. HD. 2007/19085 E. 2008/10924 K. 01.05.2008)

“…Dosyada mevcut davacı tanıklarının beyanlarından işverenin fazla mesai yaptırıp ulusal bayram genel tatillerde çalıştırılıp ücretlerini ödememesi ve çalışma şartlarını ağırlaştırması sebebiyle işçilerin bu şartlarda çalışmak istemediklerini işverene iletmeleri üzerine işverence “ister çalışın ister çalışmayın işinize gelirse” şeklinde söylemleri üzerine davacıların çalışmayarak işyerinden ayrıldığı ve durumun noter tespit tutanağı ile aynı gün tespit edildiği anlaşılmakla artık işverenin haksız feshinden sözedilemez.
Bir kısım haklarının ödenmemesi nedeniyle davacı ve arkadaşlarının haklı nedenle hizmet akitlcrini kendilerinin feshettiği anlaşılmaktadır. İşyerinden haklı bile olsa davacı ayrılmış olmakla ihbar tazminatı isteğinin reddi gerekir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirir.”(9. HD. 2007/ 29650 E. 2007/33055 K. 12.11.2007)

“…Dosya kapsamı ve özellikle bir kısım tanık anlatımlarına göre 01/03/2009 günü davacının amiri konumunda bulanan müdür yardımcısının davacının da arasında bulunduğu işçilere yönelik olarak “siz şoförsünüz nereye gidin dersek gitmek zorundasınız beğenmiyorsanız defolun gidin” şeklinde sözler söylediği anlaşılmakta olup bu durum Mahkemenin de kabulündedir.
İşyerinde amirin işçilere yönelik bu şekildeki sözleri iş sözleşmesinin feshi anlamına gelmekte olup, işverence davacıya bu sözlerin fesih olmadığı yönünde bir bildirim de yapılmamıştır.
Amirinin davacının iş sözleşmesini sözlü olarak feshinden sonra, işverence işe gelinmediğinden bahisle tutulan devamsızlık tutanakları hukuki değer taşımayacağı gibi bir kısım işçilerin amirlerinin bu sözlerine itibar etmeyip çalışmaya devam etmesi kendi tercihleri olup, davacı açısından fesih olmadığı sonucunu doğurmaz.
Açıklanan nedenlerle iş aktiııin davacının amiri konumunda olduğu anlaşılan işyeri yetkilisi tarafından haksız şekilde lesh edildiği anlaşılmakla, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile bu taleplerin reddedilmesi hatalıdır.”(9. HD. 2011/54545 E. 2014/2816 K. 03/02/2014)

“…Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davalı işveren yetkilisinin “beğenmeyen çalışmaz”, “işine gelmeyen çeker gider” şeklinde sözleri sarf etmesi üzerine, davacının diğer bir kısım işçilerle işyerini terk ederek eylemli olarak iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır.

İşveren yetkilisinin sarf ettiği sözler, onur kırıcı ve küçük düşürücü mahiyette olup, davacının iş sözleşmesini, 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesinin (11) numaralı bendi uyarınca haklı nedenle feshettiğinin kabulü gereklidir. Bu durumda, feshi haklı dahi olsa, ihbar tazminatına hak kazanamayacağından, ihbar tazminatının reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olmuştur.”(22. HD. 2012/26174 E. 2013/20486 K. 01.10.2013)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*