İşçinin işyerinde zarara sebebiyet vermesi – Yargıtay kararları

“….Somut olayda mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshine sebep olarak gösterilen olaya ilişkin kusur ve zarar araştırması yapılmamıştır.

Davacı işçinin 26.05.2007 tarihinde 65 ton buğdayın yanma olayında kusurunun bulunup bulunmadığı ve ortaya çıkan zararın miktarının tespiti hususunda uzman bilirkişi vasıtasıyla mahallinde inceleme yapılarak bunun sonucuna göre iş sözleşmesinin işveren tarafından yapılan feshin haklı olup, olmadığı tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile kıdem ve ihbar tazminatının kabulü hatalıdır.”(9. HD. 2009/24789 E. 2011/42416 K. 02.11.2011)

“…Davacı işçi, olay günü işyeri servisinin, bulunduğu yere çok yaklaşmasına rağmen kendisini almadan gitmesi nedeniyle işyerinde servis şoförü K.A. ile tartışmış ve bu tartışma esnasında sinirlenerek kafasını duvara vurmaya başlamış akabinde çalıştığı masayı ve üzerindeki makineyi devirdikten sonra sinir krizi geçirerek bayılmış ve arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılmıştır.

Somut olayda; davalı işveren yukarıda özetlenen olay üzerine davacı işçinin iş akdini feshetmişse de; olayın meydana geliş şekli, davacı işçide ki anksiyete bozukluğu ve bu rahatsızlığı tetikleyen eylem olan işyerine ait servis şoförünün davacı işçiyi olay günü almaması dikkate alındığında; 12 yıllık kıdemi bulunan davacı işçinin bu eylemiyle davalı işverenin feshi arasında orantılılık bulunmamaktadır. Böyle bir olay gerekçe gösterilerek haklı fesih olgusuna dayanmakta T.M.K.nun 2. maddesinde ifadesini bulan iyiniyet kurallarıyla bağdaşmamaktadır

Davacı işçinin geçirdiği kriz esnasında söz konusu zarara sebebiyet verdiğinin anlaşılması sonrasında kendinden geçip hastaneye kaldırılması dikkate alındığında, davalı işveren feshinin haklılığından bahsedilemeyeceğindcn kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınması gerekirken reddedilmesi isabetsiz olup, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.”(9.HD. 2011/18444 E. 2013/19087 K. 19/06/2013)

“…Somut olayda, davacının kullandığı kamyonla belediyeye ait araca 19.11.2007 tarihinde çarptığı, bu çarpına sonucunda belediye aracının zarar gördüğü olayda davacının % 65 kusurlu olup, davacının kusurlu eylemi nedeniyle davalı işverenin belediyeye 17.12.2008 tarihinde 7.000 TL ödemek zorunda kaldığı, bu zararın davacının 30 günlük ücretinden fazla olduğu tartışmasızdır.

Mahkemece 6 günlük hak düşürücü süre geçtiğinden fesih haksız kabul edilmişse de, hak düşürücü süre eylemin meydana geldiği tarihten değil, fail ve zararın öğrenildiği tarihten başlar. Olayımızda işveren davacının iş akdini henüz zararın kapsamını tümüyle öğrenmeden feshettiğinden fesih hakkını süresinde kullanmış kabul edilmelidir. Fesih haklı olup, süresinde yapıldığından kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.”(9.HD. 2010/34105 E. 2012/43445 K. 20.12.2012)

“…Davacı, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.

Davalı, davacının su ile yıkanmaması gereken iş makinesini su ile yıkaması sonucu aracın zarar gördüğünü, iş akdinin 4857 Sayılı Kanun’un 25/ II maddesi uyarınca haklı olarak feshedildiğini, savunmuştur. Ayrıca karşı dava ile iş makinesinin tamiri için dava tarihi itibari ile 725 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek bu miktarın tahsilini isteyerek karşı dava açmıştır.

Mahkemece, davacı işçinin su ile yıkamaması gereken transpalet aracını su ile yıkayarak arızalanmasına neden olduğu, ilgili eğitimin verildiği, zarardan sorumlu olduğu kanaati ile karşı dava ile istenen ve 550 TL, olduğu belirlenen zararın davacı- karşı davalıdan tahsiline; iş akdinin haklı olarak feshini gerektirir bir neden tespit edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin ise kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davacı işçi tarafından da temyiz edilmemiş, işçinin verdiği zarar konusu kesinleşmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı işçinin, davalı işverene ait aracı su ile yıkamaması gerektiği halde su ile yıkaması sonucu arızalanmasına neden olduğu ve verilen zararın 550 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacı işçinin bir aylık brüt ücreti ise 404,27.TL.dir.Bu durumda davacı işçinin 4857 Sayılı Kanunun 25/11- ı maddesi uyarınca işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması nedeni ile iş akdinin işveren tarafından haklı olarak feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalıdır.”(9.HD 2006/21225 E. 2007/6069 K. 07.03.2007)

“…Somut olayda davacı işçi davalı işverene ait aracı kullandığı sırada % 100 kusurlu şekilde kazaya sebep olmuş ve araçta sigorta şirketi tarafından karşılandığı anlaşılan 15.000,00 TL hasar oluşmuştur. Zarar miktarının sigorta şirketi tarafından karşılanmış olması işverenin haklı feshine engel değildir. Davalı işveren yasal süresi içinde davacının iş sözleşmesini feshettiğine göre haklı nedene dayanan fesih karşısında kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi gerekmez. Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.”(9.HD. 2011/16571 E. 2013/18730 K. 18.06.2013)

“…Davalı, davacının serviste tamirini yaptığı bir aracın fren kalipcıi cıvatalarını tam takmaması nedeni ile aracın fren hidroliğinin boşaldığını ve fren balatalarının düştüğünü, davacının iş akdinin 4857 sayılı yasanın 25/U-ı maddesi uyarınca haklı olarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Taraflar arasında davacı işçinin iş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının sebebiyet verdiği zararın miktarı gerekçe gösterilerek iş akdinin feshinin haklı nedene dayanmadığı sonucuna varılmış ise de mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.

Davacının feshe konu eylemi başlı başına ağır bir kusur olup, 4857 sayılı yasanın 25/ Il-ı maddesinin ilk cümlesindeki ‘’…işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi…” kapsamında telafisi imkansız neticelere sebebiyet verecek nitelik arzetmektedir. Davacının bu nitelikteki eylemi karşısında meydana gelen zararın miktarına bakılmaksızın iş akdinin haklı nedenle davalı işverence feshedilebileceği gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9 HD. 2012/1591 E. 2014/5697 K. 24.02.2014)

“….Davacının zarara neden olan eyleminin kasta dayanmadığı gerekçesiyle, ihbar ve kıdem tazminatı istekleri hüküm altına alınmışsa da olayın oluşunda davacının 8/8 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.

Kazanın ve zararın davacının savsaması yüzünden meydana geldiği şeklinde değerlendirilen bu eylem 4857 sayılı Yasanın 25/1I-I maddesine uygun düştüğünden mahkemenin gerekçesi yasaya uygun düşmemektedir.

Ancak, doğan zarar miktarını kesin olarak belirlenmiş değildir. Zira trafik polis tutanağında ki zarar miktarı ile oto servisinin düzenlediği zarar miktarı farklıdır.

Mahkemece davacının eyleminden doğan zarar miktarını ve davacının otuz günlük ücretinin geçip geçmediği belirlenerek sonuca gidilmelidir.”(9.HD 2006/11414 E. 2006/30820 K. 22.11.2006)

“…..Mahkemece, davalı işveren tarafından 6 iş günü geçtikten sonra davacının iş akdinin feshedildiği, bu nedenle feshin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, fesih bildirgesinde işçinin alkollü araç kullanması, bu nedenle ehliyetine uzun süre el konulması, işverene ait aracın tam kusurlu şekilde perte çıkmasına sebep olunması, güvenin kötüye kullanılması, biraybk ücretin üzerinde bir zarara yol açılması sebeplerine dayanılırııştır. Bu kapsamda alkollü araç kullanıldığı ve aracın perte çıktığı sabit olmakla birlikte trafik kazasına yönelik soruşturma ve kovuşturmanın sürdüğü anlaşılmaktadır. Böylece zararın miktarı kesin olarak saptanmış değildir. Bunun dışında işveren tüzel kişilik olup, feshe yetkili makamın gerçekleşen olayı ve zararın miktarını tam olarak hangi tarihte öğrendiği hususu araştırılmamıştır.

Mahkemece, davalı şirketin feshe yetkili birimi saptanıp, bu makamın (kişi ya da organın) zararın miktarını tam olarak hangi tarihte öğrendiği, buna göre feshin süresinde olup olmadığı saptanarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2011/14509 E. 2013/16027 K. 27.05.2013)

“…..Somut olayda, davacının işverene ait servis aracı ile % 100 kusurlu olarak kaza yaptığı sabittir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, araçta mevcut hasar ve onarımı için işçilik bedeli dikkate alınarak zarar seviyesi hesaplanmıştır. Ancak davalı tarafından rapora itiraz dilekçesi ile servis aracının tamir süresince kullanım dışı kalması nedeniyle taşıyıcı firmaya ödenen ücret miktarının da dikkate alınması istenmiştir. Mahkemece kaza yapan araçtaki maddi zararın dışında, aracın tamiri için ne kadar zaman geçtiği, işverenin bu süre içinde taşıyıcı firmaya ne kadar ücret ödediği de araştırılmalı, bu meblağ da dikkate alınarak açıklandığı şekilde bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2008/23044 E. 2009/8410 K. 30.03.2009)

“…Dava, işverene ait araçta meydana gelen hasarın, kazaya neden olan davacı işçiden tazminine yönelik olup, Sulh Hukuk Mahkemesinde yaptırılan tespit sonucunda belirlenen hasar miktarı ve kusur oranına davalı ayrıntılı olarak itiraz etmiştir.

Mahkemece, tek taraflı olarak yaptırılan tespit işlemi sonucu belirlenen zarar miktarının tamamından kazaya karışan ve hakkında dava açılmayan üçüncü kişi ile birlikte davalının sorumlu olduğu kabul edilmişse de öncelikle davalının kusur durumu ve hasar miktarına yönelik itirazlarını irdeleyen ayrıntılı zarar ve buna bağlı hesap raporunun alınması, davalının kazanın oluşumunda ki kusur oranının uzman bilirkişilere tespit ettirilerek bu kusur oranı ve zarar miktarına göre davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2010/17010 E. 2012/23803 K. 20/06/2012)

“…Somut olayda davacının iş akdi 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-1 maddesi uyarınca feshedilmiştir.

Davacı kaza günü sabah 07-19.30 saatleri arasında çalıştıktan sonra daha evvel kendisinin kullanmadığı ve o gün Kahramanmaraş’ tan gelen araçla tekrar Ankara’ dan Samsun’a yük götürmesinin istenmesi üzerine yorgun olduğunu yanına yedek şoför verilmesini istemesine rağmen verilmediğini ve tek başına yola çıktığını, havanın yağışlı olduğunu ve gece 01 gibi kazanın meydana geldiğini olayda kusurunun bulunmadığını ve bu kaza sebebiyle gerçekleştirilen feshin haksız olduğunu iddia ederek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istenmiştir.

Davalı ise davacının kendi kusurlu hareketi nedeniyle kazanın meydana geldiğini ve 30 günlük ücreti ile karşılayamayacak şekilde işverenin aracına zarar verdiğini, feshin haklı nedenle yapıldığını savunmuştur.

Mahkemece feshin haklı nedene dayandığı kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatı istekleri reddedilmiştir.

Dosya içeriğinde davacının olay sebebiyle % 25 kusurlu olduğunu belirten makine mühendisi-trafık kusur-hasar ve iş güvenliği uzmanından alınan tek kişilik rapor mevcuttur. Ancak söz konusu rapor delillerin irdelenmesi ve değerlendirilmesi yönlerinden yetersiz mahiyette olup denetime de elverişli değildir. Bu sebeple tarafların iddialarının ve somut olayın özellikleri dikkate alınmak, olaya ilişkin 4857 sayılı İş Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu hükümleri birlikte değerlendirilmek suretiyle iki iş güvenliği uzmanı ve bir karayolları trafik fen heyetinden oluşacak bilirkişi kurulundan davacının kusur durumunu gösterir rapor alınarak dosyadaki delillerle birlikte bir değerlendirmeye gidilerek sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi hatalıdır.”(9.HD. 2010/10715 E. 2012/16588 K. 10.05.2012)

“….Somut olayda, davacı işçinin idaresindeki kamyon ile seyir halende iken kaza yaptığı ve hasar doğduğu tartışmasızdır. Her ne kadar olay nedeni ile kazanın olduğu yer Savcılığı tarafından “..yolun kaygan olması nedeni ile aracın hakimiyetinin kaybedilip, aracın devrildiği, araçta maddi hasarın meydana geldiği, mağdur ve şüphelinin yaralanmadığı, mağdur ve şüphelinin kimseden davacı ve şikayetçi olmadığı, şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığı.” belirtilerek takipsizlik kararı verilmiş ise de, söz konusu değerlendirme davacı işçinin yukarıda belirlenen esaslar doğrultusunda sorumluluğu açısından bağlayıcı değildir.

Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, meydana gelen olay nedeni ile davacı işçinin kusurunun olup olmadığı, kusur oranı, olay nedeni ile meydana gelen hasar ve zararın belirlenmesi amacı ile aralarında iş güvenliği uzmanı da bulunan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2008/22842 E. 2010/8946 K. 01/04/2010)

“…Davalının muhasebe sorumlusu olarak çalıştığı Dubai’de bulunan işyerinde 04.01.2005 tarihinde görevi nedeni ile arabada taşımakta olduğu bir sırada, aracın lastiklerinin patlaması sonrasında, davalı lastik değiştirilmekte iken kapının açık bırakılması üzerine 29.009 USD kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce çalınmıştır. Davalı işçinin olayda ihmali davranışı ile kusuru olsa da, kasıt unsuru bulunmamaktadır.

Öte yandan davacı işveren yüklü bu miktar paranın bankadan alınması ve nakli sırasında gerekli güvenlik önlemlerini almamış ve muhasebe sorumlusu olan davalıya bu görevi yüklemiştir. Somut olayda davacı işverenin de kusurlu davranışı meydana gelen zararda etkili olmuştur. Olayda ihmali davranışı olan davalının tam kusurlu gibi değerlendirilerek, zararın tamamından sorumlu tutulması hatalı olmuştur.

Bu nedenlerle, olayın geçtiği ülke ve mahal dikkate alınarak, iş güvenliği uzmanından alınacak bilirkişi raporu ile tarafların kusuru durumu belirlenmeli, sonucuna göre davalı işçinin zararın ne kadarından sorumlu olacağı mahkemece belirlenerek bir karar verilmelidir.

Eksik incelemeyle sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2008/42181 E. 2010/36472 K. 07.12.2010)

“….Mahkemece feshin haklılığı kabul edilerek dava reddedilmiştir.

Davacıya isnat edilen eylemde mahkemece davacı kusurunun olup olmadığı ve sorumluluğun paylaştırılması açısından bir inceleme yapılmamıştır.

4857 sayılı yasanın 25/II-(ı) fıkrasında işçinin 30 günlük ücretinin tutarı ile ödeyemeyecek derecede işverenin mallarını hasar ve kayba uğratılma koşulunu düzenlemiştir.

Mahkemece davacının kusurlu olup olmadığı ve zarara ne oranda katıldığı, işletmenin veya diğer işçilerin karşı kusuru olup olmadığı belirlemeden eksik inceleme ile sonucu verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2006/14445 E. 2006/32885 K. 13.12.2006)

 

Davacı işveren davalılar hakkında açılan bu davada işverenin 2002 yılında 742.339.695.280 TL tutarında zarara uğratıldığından bahisle söz konusu zararın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davalılar hakkında açılan davanın kabulüne ve talep konusu miktarın her iki davalıdan tahsiline dair karar vermiştir. Kararı her iki davalı temyiz etmiştir.

Davacı işverence, bahsi geçen tutarın dava dışı …Anonim Şirketine ödenmemesi gerektiği halde, ödendiğini ileri sürülmekle birlikte, söz konusu tutarın adı geçen şirketten geri alınmasına dair ne gibi işlemin yapıldığı hususu ortaya konulamamıştır. Bu yönde gerekli araştırmaya gidilmeksizin davalı işçilere sorumluluk yüklenmesi yerinde değildir. Mahkemece öncelikle bu yönde gerekli araştırmaya gidilmelidir.”(9. 2006/3737 E2006/8557 K. 04.04.2006)

“Somut olayda taraf ve tanıklarının anlatımlarına göre toptan ve perakende gıda satışı yapan davalı işyerinde satışların nakit, kredi kartı ve çek aracı ile yapıldığı ve bunun işyeri uygulaması olduğu konusunda tartışma bulunmamaktadır. Satış sorumlusu davacının işyerine sipariş veren dava dışı bir firmaya yaptığı satışta malların teslim edilmesi karşısında senet teklif edilmek istenmesi karşısında teslim için giden görevlilerin durumu davacıya bildirmeleri üzerine davacının bu satışta senetlerin sonradan çekle değiştirileceği kabulü ile onay verdiği ve bu satış kapsamında 14.09.2U10. 16.09.2010 ve 17.09.2010 tarihlerinde toplam 370 adet kumanya ve 800 kg şeker teslim edildiği, karşılığında verilen senetlerin davalı şirketin finans bölümüne ibraz edildiğinde kurallara aykırı satış yapıldığından senetlerin teslim alınmadığı bu defa malları satın alan firmaya gidildiğinde işyerinin kapalı olduğu ve çevreden yapılan araştırmada da firmanın piyasadan malları aldıktan sonra ödeme yapmadan izlerini kaybettirdikleri şeklinde çalıştıklarının öğrenilmesi üzerine, davacının görevini gereği gibi yapmadığı ve şirketi zarar uğrattığından sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır.

Davacının, uzun yıllar işyerinde işyeri satış sorumlusu olarak çalıştığından satış kurallarını bildiği açıktır. Buna rağmen davacının işverenin ticari kayıplara karşı geliştirdiği satış kurallarına aykırı olarak senetle satış yapılmasına onay vermesi ve olayda malların bir kısmının ilk teslimden sonra, satın alan firma tarafından verilen senedin çeke dönüştürülmediği görüldüğü halde takip eden günlerde de diğer teslimatlar yapılarak, özen yükümlülüğüne aykırı davıanılması ve görevin gereklerine göre yerine getirilemeyişinin sonucu olarak davalının zarara uğratılması karşısında yapılan fesih işleminin 4857 sayılı Kanun’un 25/II-i maddesi kapsamında haklı olduğu, bu nedenle davacının kıdem ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.”(22. HD. 2012/11020 E. 2013/1361 K. 31.01.2013)

“…Dosya içeriğine göre; tır şoförü olarak çalışan davacı işçinin yurtdışında götürdüğü malları indirmek için alıcı finnanın ziline bastığı, ancak bastığı zilin kapı zili değil yangın alarm butonu olduğu, davacının bu butona basması ile fabrikada üretimin durduğu ve fabrikaya itfaiyenin geldiği, mal teslim edilen yerin bu zararlarını davalıdan tahsil ettiği, bu zarara davacı sebebiyet verdiği için teminat senedinin takibe konulduğu iddiası bulunmaktadır. Gerçekten senet, teminat senedi olarak verilmiş ve davacı işçi davalı işverenin zararına sebebiyet vermiş ise; teminat senedi mahiyeti gereği takibe konulabilir.

Mahkemece yapılacak iş; davacının eylemi ile davalının müşterisine zarar verilip verilmediğini, davalı tarafından bu zararın giderilip giderilmediğini, davacının eyleminde ne oranda kusurlu olduğunu ve davalı işverenin de davacıyı yurtdışına gönderirken dil eğitimi verip vermediği dolayısıyla işverenin de somut olayda kusurunun olup olmadığını araştırıp, davacının kusur oranına düşen zarar miktarının uzman bilirkişiye tespit ettirerek sonucuna göre bir karar vermektir.

Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.”(7. HD. 2013/22500 E. 2014/5563 K. 10.03.2014)

 

“…..Davacı, davalıya ait işyerinde tır şoförü olarak çalıştığını, yurtdışı seferleri sırasında uygulanan trafik cezasının işveren tarafından sefer primlerinden kesildiğini, kesinti yapılan bu bedelleri talep etmesi üzerine de iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir takım işçilik alacaklarının talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının Türkiye-Hollanda seferini yaparken araçta bulundurması gereken malzemelerin eksik olması sebebi ile müvekkili şirketin 4.200,00 avro para cezası ödemek zorunda kaldığını, tüm ekipmanın davacıya imzası karşılığı teslim edildiğini, para cezasının davacının kusuru sebebi ile kesildiğini, bu sebeple iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-1 maddesi uyarınca haklı sebebe dayalı feshedildiğini savunmuştur

Mahkemece, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Somut olayda; feshe konu trafik cezası 30.08.2009 tarihinde araçta bulunması gereken yelek reflektörü ve el lambasının eksik olması sebebi ile kesilmiş olup, dosya içerisine ibraz edilen ve davacının imzasını taşıyan zimmet tutanağı içeriğinden, bu ekipmanın davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, belirtilen ekipmanın sefer sırasında eksik olmasında davacının kusuru bulunmakta olup, bu davranışın 4857 sayılı Kanun aııı 25/2-1 maddesi gereğince işverene iş sözleşmesini derhal fesih hakkı veren hallerden kabul edilmesi gerekir.”(22.HD 2012/8000 E. 2012/27112 K. 03.12.2012)

“….Davacının %25 oranında davalı işverenin % 50 işverence bu olay nedeni ile işlen çıkarılmayan işçinin % 25 oranında kusuru ile meydana gelen üretim kaybından dolayı iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır.

Davacının görevini yaparken 18 metrelik boruyu çatıdan aşağıya indirmesi sırasında enerji nakil hattına değen borunun akımı kestiği, fabrikanın 45 dakika üretiminin durmasına yol açan olayın davacının kendi istemesi veya savsaması nedeni ile oluşmadığı, baskın kusurun işveren ve diğer işçiye ait olduğu görülmektedir.

Davalının meydana gelen zararın davacının 10 günlük ücretinden fazla olduğu kusur oranına isabet eden miktarından yüksek bulunduğu yolundaki feshi işverenin aynı kusur oranı ile olaya sebebiyet veren diğer işçinin iş sözleşmesini feshetmemiş olması eşil işlem yapma borcuna aykırılık oluşturduğundan mahkemece ihbar ve kıdem tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.”(9.HD. 2006/3233 E. 2006/24161 K. 20.09.2006)

“…Somut olayda davacının iş sözleşmesi bir aylık ücretinden daha fazla miktarda işyerine zarar verdiği iddiasıyla feshedilmiştir.

Mahkemece kusur ve zarar miktarının belirlenmesi için keşfe karar verilerek önce keşif masrafının davacıdan, daha sonra ise davalıdan alınmasına karar verilmiş, taraflarca bu miktar yatırılıp kusur ve zarar oranı belirlenmeden hüküm kurulmuştur.

Feshin haklı olup olmadığının saptanabilmesi için işyerinde keşif ve teknik bilirkişi raporu alınması zorunludur.

İspat yükü de davalıya düştüğünden masrafların davalı tarafından karşılanması gerekir. Mahkeme bu konuda ara kararı vermiş ise de, ara kararının neticelerinin usulüne uygun olarak açık ve net şekilde kesin olarak davalıya ihtar etmediğinden usulüne uygun değildir. Davalıya bu şekilde imkan tanınmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.”(9. HD. 2009/28978 E. 2011/47151 K. 05.12.2011)

“….Dosya kapsamında bulunan delillere göre, davacının feshe konu olay tarihinde seri üretim yapan ETP 25 nolu 60 tonluk pres makinesinde çalışırken faal olan makinenin koruma kapağını açarak demir takoz koyduğu, bu hareketiyle makinenin üst tablosunun kısmen kırılmasına, sigortasının atmasına, krank milinin zarar görmesine ve belli bir süre için üretim kaybına sebep olduğu, iş güvenliği açısından makinenin kapağının açık olması durumunda hiçbir müdahale yapmaması gerektiği halde bu tedbiri ihlal ettiği, bu sebeple de meydana gelen zararda kusurunun bulunduğu ve iş güvenliğini tehlikeye soktuğu sabittir.

Makine mühendisi olan teknik bilirkişi raporunda; hasar gören makinenin satılmış olması sebebiyle üzerinde inceleme yapılamadığı ve gerçek zararın tespit edilemediği, söz konusu zararın metal yorgunluğundan da oluşabileceği, makinenin arıza sonrasında tamir edilerek kısmen de olsa üretime sokularak üretim kaybının azaltıldığı, bu sebeple de üretim kaybının tam olarak tespit edilemediği, davacının müdahalesinde kastının olup olmadığı ile müdahalesinde iyi niyetli olup olmadığının dikkate alınması gerektiğine ilişkin değerlendirmeleri yerinde görülmemiş, yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.

Mahkemece, öncelikle davacının arızalanmasına sebebiyet verdiği iddia edilen makina ile ilgili periyodik bakım ve onarımlara ilişkin bilgi ve belgeler bulunup bulunmadığı araştırılmalı varsa getirilip dosya kapsamına alınmalı, bundan sonra davalıya ait işyerinde kullanılan makinalarda deneyimli iiç kişilik teknik bilirkişi heyeti oluşturularak işyerinde bilirkişi heyeti eşliğinde keşif yapılıp aynı model makinalar incelettirilerek davacının iş sözleşmesinin feshine neden olan arızanın meydana gelmesinde kasta ya da ihmale dayanan hususu olup olmadığı varsa kusur oranı tesbit edilip kusur durumu ile zarar karşılaştırılarak ve ayrıca iş güvenliğinin tehlikeye düşürülüp düşürülmediği tesbit edilerek hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”22.HD 2012/10472 F. 2013/3 K. 21.01.2013)

 

“….Somut olayda, davacının, mülkiyeti davalı işverene ait olan 34 EV 0186 plakalı araçla 24.2.2010 tarihinde, duran araca arkadan çarpmak suretiyle asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği ve bu kaza sonucu sigorta bedeli 16.260,26 TL olan aracı hurdaya (pert)çıkardığı sabittir. Verilen zarar, davacının 30 günlük ücret tutarı olan 800,00 TL’den kat be kat fazladır. Davalının, davacı işçinin iş akdini, 4857 sayılı Yasanın 25/H-ı bendi gereğince haklı nedenle feshettiği hususu tartışmasızdır. Buna rağmen, mahkemece, olayda hiç uygulama yeri olmayan, işverenin işçiler arasında eşit işlem borcu ilkesinden bahsederek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.”(7.HD 2013/10525 E. 2013/17633 K. 28.10.2013)

“….Somut olayda, motorlu kurye olan davacının iş akdi, kendisine zimmetli motosikletin ikinci kez çalınması nedeniyle işveren tarafından feshedilmiştir. Mahkemece, feshin haklı olmadığı kabulü ile davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Ancak, karar eksik inceleme ile kurulmuştur. Davacının motosikletin çalınması olayında kusurunun bulunup bulunmadığı alınacak bir kusur raporu ile tespit edilmemiştir. Yine, motosikletin kasko bedeli belirlenerek zararın miktarı da tespit edilmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş, Davacının kusuru ve motosikletin bedeli belirlendikten sonra davacının kusuruna isabet eden zarar miktarı bulunmalı ve davalının haklı nedenle fesih hakkının doğup doğmadığı belirlenmelidir. İş akdinin feshinin, haklı nedene dayalı olup olmadığı ve 6 iş günlük hak düşürücü süre içinde feshedilip edilmediği belirlendikten sonra davacının kıdem ve ihbar tazminatı talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.”(7. HD. 2013/23287 E. 2014/6040 K. 13.03.2014)

“….Somut olayda, davacının 12.12.2009 tarihinde, içeriğinde LCD televizyon olan kargoyu araçtan çaldırdığı sebebiyle uyarıldığı, 04.01.2010 tarihinde, kısa süre önce uyarılmasına rağmen müşterilerinden Ş. Tekstil firmasından içeriği tekstil malzemesi olan üç adet kolinin de çalınmasına sebep olduğu, çalınan kolilerdeki eşyaların değerinin 3.024,00 TL, davacının aylık giydirilmiş briit ücretinin ise 863.32 TL olduğu, zararın otuz günlük ücret tutarını aştığı görülmektedir.

Kurye olarak çalışan davacının kendisine teslim edilen malların güvenliğinden sorumluluğu vardır ve işverence veya müştcrilerce teslim edilen malların güvenliğinden sorumlu olması hayatın olağan akışına uygundur. Davacı kısa süre önce benzer konuda uyarılmasına rağmen, gerekli güvenlik tedbirlerini almayarak, feshe konu olayın meydana gelmesine sebep olmuştur. Hal böyle olunca, davacının sorumluluğu altındaki malların hırsızlık sonucu kaybolmasına sebep olarak, işvereni otuz iş günlük ücretini aşacak şekilde zarara uğratması sebebiyle 4857 sayılı Kanun’un 25/ II-ı maddesi uyarınca iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebeple feshedildiği kabul edilerek, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken hatalı yorum ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.”(22. HD. 2013/7688 E. 2014/7426 K. 09.04.2014)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*