İşçinin işyeri açmasının kıdem tazminatına etkisi nedir?

İşçinin fesihten önce kendisine ait işyeri açtığının anlaşıldığı durumlarda, işçi feshi haksızdır. Yargıtay, işçinin, işyerinden ayrıldıktan 5 gün sonra vergi mükellefi olmasınının,  işçinin, işyeri açmak için işten ayrıldığının göstergesi, olamayacağı kanaatindedir. İşçinin, haklı fesihten sonra işyeri açması için yasal bir engel de bulunmamaktadır.

Dolayısı ile, bu tür durumlarda, işçinin, işyerini fesihten önce mi yoksa sonra mı açtığı hususu önem kazanmaktadır.

Konu ile ilgili emsal yargıtay kararları aşağıdaki gibidir.

“…Davacı işçi işyerinde 12 yıldan fazla bir süre çalışmış, işverence fazla çalışma ile bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediği mahkemece belirlenmiştir. Her iki taraf tanıkları da ücretle ilgili olarak işverenle olan görüşmenin ardından davacının işyerinden ayrıldığını belirtmişlerdir. Böyle olunca davacı işçinin, iş sözleşmesini ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle 4857 sayılı İş Kanununun 24/11- e maddesi uyarınca haklı olarak feshettiği kabul edilmelidir. Davacının daha sonra kendi işyerini açması işçinin haklı fesih olgusunu ortadan kaldırmamaktadır.

Kaldı ki, davacı işçi işyerinden ayrılmasının ardından 5 gün sonra vergi mükellefi olmuş ve ardından işyeri açmayla ilgili diğer işlemleri yürüterek en son 11.6.2004 tarihinde işyeri açma izin belgesini alarak ticari faaliyetine başlamıştır. Bu durumda davacının kendi işyerini açmak için iş sözleşmesini feshettiği şeklinde değerlendirme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.

İşçinin haklı feshince ihbar tazminatına hak kazanılması mümkün olmamakla birlikle, kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmelidir.

Mahkemece kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.”( 9. HD. 2008/28939 E. 2010/8559 K. 30/03/2010)

“…Dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı işyerinde muhasebe elemanı olarak çalışan davacının kiraladığı bir işhanındaki büroya 9.10.1998 tarihinde kendi adına elektrik abonesi olduğu, 13.10.1998 de aynı yere kendi adına telefon bağlattığı 30.1.1999 tarihinde işyerinden ayrıldıktan sonra 10.2.1999 tarihinden itibaren aynı yerde muhasebecilik yaptığı anlaşılmaktadır.

Davacı iş müfettişliğine de sadece yıllık ücretli izin istemi ile başvurmuş olup, aynı işyerinden 20.4.2000 tarihinde ayrılıp davacı ile birlikte çalışan ve işveren aleyhine babalık davası açtığı anlaşılan tanık H. B. dışında davacının işverence işten çıkarıldığına ilişkin delil bulunmamaktadır.

Davalı işveren ise yukardaki kayıtlar ve tanıklar ile işyerini davacının kendisine işyeri açtığı için terkettiği savunmasını kanıtlamıştır.

Böyle olunca davacının kendisine ait işyeri açarak elektrik ve telefon bağlattıktan sonra işyerinden haklı neden olmadan kendisinin ayrıldığı anlaşıldığı halde kıdem, ihbar tazminatı isteklerinin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.”(9. HD. 2006/8299 E. 2006/29556 K. 08.11.2006)

Davacının 29.01.2008 tarihinde iş akdinin haksız olarak işverence feshedildiğine dair Bölge Çalışma Müdürlüğüne başvuruda bulunmasına karşın, 25.01.2008 tarihinde davalı şirketle aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirket kurduğu, bu haliyle iş sözleşmesinin, davacı işçi tarafından haklı neden olmaksızın sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.”9. HD. 2009/26555 E. 2011/45389 K. 23.11.2011)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*