İşçi lehine yorum ilkesi ile ilgili Yargıtay kararları

“…Dava haksız fesihten doğan tazminat ve bir kısım işçilik alacağına yöneliktir.
Mahkemece iş sözleşmesinin feshi haklı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı istekleri ret, işçilik alacakları hüküm altına alınmıştır.

Karar davacı vekilince temyiz olunmuştur.

Uyuşmazlık iş sözleşmesinin feshinin haklı olup olmaması noktasında toplanmaktadır.

Davacı, dava dilekçesinde davalı işveren vekilinin davacının yanma gelip masaya yumrukla vurarak, “seni işten çıkardım maaşını, tazminatlarını da vermiyorum, istediğin yere başvur” diyerek iş sözleşmesinin davalı tarafça feshedildiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili davacı eşinin telefonda kendisini tehdit ettiğini, işçinin işyerini terk etliğini savunmuştur.

Davacı işçi iş sözleşmesinin işverence sona erdirildiğini Bölge Çalışma Müdürlüğüne yazılı şikayette bulunmuş, yapılan teftiş sonunda konunun yargıya yansıtılması nedeniyle sonuçlandırılmamıştır.

İşverence yazılı bir fesih belgesi bulunmamaktadır.

Dinlenen davalı tanıklarından İ.Ç. davacı bayan işçinin işverenin “eşini çağır yüzleşelim sana bir hakaret ettim mi..” sözleri üzerine ağladığını ifade etmiştir.

Davacı tanığı A.A. ise davacının patronun tehditle işten çıkarıldığını söylediğini açıklamıştır. Diğer tanıkların feshe yönelik ifadeleri bulunmamaktadır.

Davacının ücretini almak istediğinde ibraname imzalamasının istendiği imzalanmayınca da verilmediği savı hüküm altına alınan 36 günlük ücret alacağı ve diğer işçilik alacaklarından doğrulanmaktadır.

İspat kurallarının zorlanan sınırları hukukumuzda tartışılmaktadır.

Emare kavramı işte bu tür bir arayışın sonucu ortaya çıkmıştır.

Üstündağ’a göre, emarelere dayanan ispat dolayısıyla ispat türü olduğunu, başka bir anlatımla ispat edilen civar (komşu) vakaların yasal öğelerinin gerçekleştiğini büyük bir olasılık dahilinde gösterdiği durumlarda yargıç artık bu olaylara dayanarak hüküm verecektir. (Üstündağ S: Medeni Yargılama Hukuku, B.6, C.I-II, İstanbul 1997, sf. 613)

Konuralp emareyi “bir iddianın doğrulanması konusunda kanaat edinmeye elverişli olan ve fakat temsili niteliği itibariyle iddia edilen vakayı ancak ihtimal derecesinde veya kısmen doğrulayabilen ispat aracı’’ olarak tanımlamıştır. Emarelerinde “akıl yürütme açısından tutarlı, ilgili olayların hiç değilse bir kısmını açıklayıcı ve kısmen de olsa ikna edici güce sahip olmalıdır (Konuralp Haluk: Medeni Usul Hakkında İspat Kuralları zorlanan sınırları, 1999 sf.. 30)

Somut olayda davacının işveren vekili S.S.nin sözleri üzerine ağladığı tartışmasızdır. Davalının davacı H.nin aylık ücretini ve fazla çalışma ücretini de ödemediği açıktır. Davacının elinden belge alınmak istenmesi davacının savunmasını doğrulayan emaredir. İşçilerin işveren yanında çalışırken tanık bulmada güçlüğü bazen karşılıklı konuşmayla iş sözleşmelerinin sona erdiği bilinmektedir.

Yukarıda sözü edilen gerekçe ışığında işverenin iş sözleşmesini haksız feshettiği anlaşılmaktadır.

Kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesi gerekirken reddi hatalıdır.”(9. HD. 2007/9789 E. 2008/2664 K. 27.02.2008)

“…Taraflar arasındaki uyuşmazlık, feshin kimin tarafından gerçekleştirildiği ve haklılığı noktasındadır.

Dosya içeriğinde 02.05.2006 tarihli davacı-karşı davalının kendi rızasıyla ayrıldığının yazılı olduğu ibraname ve istifa dilekçeleri mevcuttur.

Davacı 12.05.2006 tarihinde bölge çalışma müdürlüğüne başvurarak 02.05.2006 tarihinde akdin işverence haksız feshedilerek tazminatlarının ödeneceğinin söylendiğini ancak sonra 27.11.2005 de Bulgaristan da yaptığı bir kaza nedeniyle 1400 TL para cezası kestiklerini bu nedenle alacağının olmadığının söylendiğini, takiben şirket yetkililerinin telefonla arayarak cezayı kaldırdıklarını haklarını ödeyeceklerini söyleyerek işyerine davet etmeleri üzerine 09.05.2006 da işyerine gittiğini. Y. adlı kişinin tazminatını alması için istifa ile ayrıldığına dair yazı ve ibraname imzalamasını söylediğini belgeleri imzaladıktan sonra ödeme yapmayarak güvenlik vasıtasıyla işyerinden çıkarıldığını belirterek işvereni şikayet etmiş, ancak dava açıldığı için inceleme yapılmamıştır.

Davacı 09.05.2006 tarihinde Savcılığı’na verdiği şikayet dilekçesinde aynı gerekçeleri göstermiş Savcılığı tarafından hukuki uyuşmazlık olduğu belirtilerek takipsizlik kararı verilmiştir.

Mahkemece dinlenen davacı tanığı davacının Bulgaristan’ da kaza yapması nedeniyle işverence 1400 TL civarında bir ceza kesildiğini, cezayı ödemeye karşı çıktığını, bunun üzerine işten çıkarılacağının söylendiğini, bazı yerleri imzalamasını istediklerini, davacının da tazminatları ödenmeden imzalamayacağını belirterek Zonguldak’a gittiğini, sonra “ cezanı siliyoruz tazminatını da ödeyeceğiz ” diyerek çağırdıklarını, geldikten sonra da davacının anlattığına göre tazminatlarını vereceklerini söyleyip belge imzalattıklarını sonrada “ senin tazminatın borcunu karşılamıyor sana para yok ” diyerek güvenlik vasıtasıyla dışarı atıldığını ifade etmiştir.

Davalı tanığı ise davacının istifa ederek aniden ayrıldığını beyan etmiştir.

28.112005 tarihli davalı-karşı davacının verdiği “ beyanname ” başlıklı belgede Bulgaristan’ da kaza yapan davacı hakkında hiçbir maddi ve diğer taleplerde bulunmayacakları taahhüt edilmiştir.

Tüm dosya içeriği, olayların seyri ve kronolojik sırası bütün olarak değerlendirildiğinde akdin işverence haklı bir neden bulunmadan feshedildiği, istifa vc ibranamenin davacı iddiasında olduğu gibi hile ile alındığı, gerçek iradesini yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Davacının sebepsiz yere ayrılmasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir.

Davacı-karşı davalı olayın akabinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne ve Savcılığı’na başvurarak durumu yetkili mercilere intikal ettirmiş ve işveren hakkında soruşturma yapılmasını istemiştir. Bu şikayetler kendisinin samimi olduğunu gösterecek niteliktedir. Davacı-karşı davalı gibi bir işçinin işyerinde vuku bulan aleyhindeki bir durumu kanıtlamakta ne kadar güçlük çekeceği de düşünülmelidir. İşveren ise talimat verme durumunda olup işçi çalıştıran kişi sıfatıyla kolaylıkla yararına delil bulabilir ve tanıklar dinletebilir.

İş hukukunda işçinin korunması temel ilkesi bu delil bulma güçlüğü karşısında işçi lehine yorum yapılmasını gerektirir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin kabul edilmesi, karşı dava ile hüküm altına alman ihbar tazminatı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2010/13187 E. 2012/19136 K. 31.05.2012)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*