İş akdini haklı nedenle fesihte yazılı bildirim şartı var mıdır?

Haklı nedene dayanan fesih herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığından sözlü olarak da gerçekleştirilebilir. Fesih sebebinin fesih bildiriminde yer almaması haklı feshi etkilememektedir. Hatta haklı fesihte yazılı bildirimde bulunulmasına dahi gerek yoktur. Ancak feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve fesih hakkının altı işgünlük hak düşürücü süre içinde kullanılıp kullanılmadığının tespiti için, adı geçen tutanak tanıkları dinlenmeli, tutanakta yazan olayların doğru olup olmadığı ve olay tarihleri ile tutanak tarihi arasında tarih farkı olup olmadığı sorulmalı, feshe yetkili makamın fesih konusu olayları hangi tarihte öğrendiği tespit edilmelidir.

Konuya ilişkin emsal yargıtay karar örnekleri aşağıdaki gibidir.

Somut olayda, davacının feshe dayanak eyleminin tarihi 26/07/2010 olup davalı işveren iş akdini 27/07/2010 tarihinde feshetmiştir. Feshin dayanağı İş Kanunun 25. maddesi olup 25. maddenin başlığı işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı olarak belirtilmiştir. Bildirimsiz fesih halinde fesih kararının işçiye tebliğine ilişkin yasal bir zorunluluk yoktur. Bu nedenle fesih 6 iş günlük hak düşürücü süre içinde gerçekleştirildiğinden mahkemenin buna ilişkin gerekçesi yerinde değildir.”(9.HD. 2012/7477 E. 2014/11955 K. 09.04.2014)

Dosya içeriğine göre; davacıdan 09.06.2009 tarihli tutanakla, saat 10:33’te yapmakla ödevli olduğu görevleri yapmaması, amirlerine yüksek sesle bağırma ve hakaret eylemini gerçekleştirmesi, diğer çalışanlarla uyumsuz hareketlerin devamına sebep olabileceği ve bu uyumsuzluğun diğer çalışanlara kötü örnek teşkil edebileceğinin tespit edildiği belirtilerek davacıdan yirmidört saat içinde savunmasını vermesi istenmiştir. Tutanakta davacının savunma vermekten imtina ettiğine dair K.Y., U.S. vcT.H. isimli kişilerin imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesi ise, 10.06.2009 tarihinde 4857 sayılı îş Kanunu’nun 25/2-d ve h bentleri gereğince feshedildiği belirtilerek sonlandırılmıştır.

Fesih sebebinin fesih bildiriminde yer almaması haklı feshi etkilememektedir. Hatta haklı fesihte yazılı bildirimde bulunulmasına dahi gerek yoktur. Ancak feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve fesih hakkının altı işgünlük hak düşürücü süre içinde kullanılıp kullanılmadığının tespiti için, adı geçen tutanak tanıkları dinlenmeli, tutanakta yazan olayların doğru olup olmadığı ve olay tarihleri ile tutanak tarihi arasında tarih farkı olup olmadığı sorulmalı, feshe yetkili makamın fesih konusu olayları hangi tarihte öğrendiği tespit edilmeli ve oluşacak sonuca göre davacının kıdem ve ihbar tazminatları hakkında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22.HD. 2012/19891 E. 2013/7451 K. 05.04.2013)

kovulma 1

“…Somut olayda, davacı davalı yanında plasiyer olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 30.122007 günü haklı neden olmadan feshedildiğini ileri sürmüştür. Davalı davacının işçi olarak çalışmadığını, ayrıca kendi şirketini kurduğu için ticari ilişkilerinin sona erdiğini savunmuştur. Mahkemece davacının şirket kurmak için kendisinin iş sözleşmesini sonlandırdığı kabul edilse bile davalının bunu kanıtlayamadığı kabul edilerek tazminat alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içinde bulunan ticari sicil kayıtlarından davacının kurucuları arasında bulunduğu M.Süt ve Süt Ürünleri.Ltd Şti’nin tescil tarihinin 03.12.2007 olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının iş sözleşmesini şirket kurmak için kendisinin feshetmesi nedeniyle işçinin haklı feshinden bahsedilemez.

İşçinin işyerini terk etmesi başka bir deyimle çekip gitmesi halinde işverenin ayrıca fesih bildirimi yapmasına gerek yoktur. İşçinin çekip gitmesi istifa mahiyetinde olup davalının feshi ispatlaması için delil sunmasına gerek yoktur. Bu nedenle iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı neden olmadan feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekirken kabulü isabetsizdir.”(9.HD. 2010/11955 E. 2012/17459 K. 17.05.2012)

“…Somut olayda; sekiz yıla yakın süredir, davalı işyerinde geri dönüşümcü olarak çalışan davacı işçi, işveren aleyhine yaptığı tanıklık sonrası iş şartlarının ağırlaştırılması, fazla çalışma, genel tatil ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini 21.3.2007 tarihinde haklı nedene dayanarak feshettiğini iddia etmektedir.

Davalı işveren 21.3.2007 sonrası gelmediğinden aklin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı fesih iradesini karşı tarafa bildirmediğinden, ağır işin ne olduğu açıklığa kavuşmadığından, işverence devamsızlıktan yapılan feshin haklı olduğu gerekçesi ile davacının kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.

Davalının devamsızlık tutanakları davacının fiilen işyerine gitmeyerek iş sözleşmesini feshettiği tarihten sonrasına aittir, davacı tanığı tanıklıktan sonra yükleme işine verildiğini belirtmiştir, mahkemece de fazla çalışma ve genel tatil alacakları hüküm altına alındığına göre davacının iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak feshettiği, bu tarihten sonraki devamsızlık tutanakları ve davalı feshinin hüküm taşımadığı, derhal fesih hakkının kullanılmasında karşı tarafa tebliğin zorunlu olmadığı düşünülmeden davacının kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2009/7125 E. 2011/6658 K. 14.03.2011)

“…Davalı işveren hizmetakdiııi haklı nedene dayanarak feshedildiğini savunmaktadır.
Haklı nedene dayanan fesih herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığından sözlü olarak da gerçekleştirilebilir.
Mahkemece sözlü fesih olması nedeniyle davalı tanıkları dinlenmeden, delil listesine yer olan kayıtlar celbedilip, gerekirse fesih nedeni ile ilgili bilirkişi raporu alınmadan kıdem ihbar tazminatı isteklerinin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.”(9.HD. 2006/9085 E. 2006/30300 K. 16.11.2006)

Dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanık anlatımlarından; 14.09.2008 günü saat 09.30 sıralarında kalite kontrol sorumlusu G.Ö.’nün danışma görevlisi olan davacı ile M.K.T konuşurken görüp görev yerlerine gitmesini söylemesini takiben davacının adı geçen kalite kontrol sorumlusunun üzerine yürüdüğü, küfür ettiği, bunun üzerine G.Ö.’in olay yerinden ayrıldığı ve odasına gittiği, davacının da arkasından adı geçenin odasına girip, bağırdığı ve üzerine yürüdüğü anlaşılmakta olup, davacının bu davranışları işverenin başka işçisine sataşması mahiyetindedir.
Bu durumda işverenin derhal fesih hakkının doğduğu, derhal fesih hallerinde savunma almanın yada yazılı fesih yapmanın zorunlu olmadığı, işverenin feshinin süresinde ve haklı nedene dayandığı anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2011/37528 F. 2013/28671 K. 07.11.2013)

 

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*