Hizmet tespiti davalarının, işçilik alacaklarına ilişkin davalara etkisi nedir?

Sigorta bildirimi yapılmadan çalışan işçilerin, sigortasız geçen bu sürelerini sigortalı hale getirebilmek için  açtıkları davalar, hizmet tespiti davası olarak adlandırılmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda dava çeşitleri 105. ila 113. maddelerinde düzenlenmiş, eda davası (m. 105), tespit davası (m. 106) ile belirsiz alacak ve tespit davası (m. 107) ayrı ayrı maddelerde gösterilerek farklılıkları belirtilmiştir.

Yine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ön sorun, hadise olarak düzenlenmesine rağmen bekletici sorunu düzenleyen genel bir hüküm yoktu. Buna karşılık, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bekletici sorun başlığı altında düzenlenen 165. maddesinin 1. fıkrasına göre, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.

Hizmet tespiti davası, işçilik alacakları davasına göre öncelik taşıdığından ve sözkonusu tespit davasında verilecek kararın tarafları bağlayıcı özelliği dikkate alındığında davacı işçi tarafından davalı işveren aleyhine açılan hizmet tespiti davasının mahkemece sonucunun beklenmesi gerekmektedir.

Dolayısı ile, derdest bir hizmet tespit davasının bulunması halinde, işçilik alacakları talepli açılan davalarda, hizmet tespit davasının bekletici mesele yapılması, yasal olarak zorunludur.

Hizmet tespiti davaları, gerek yargılama usulü, gerekse kendine has diğer özellikleri nedeniyle, işçilik alacaklarına ilişkin davalardan bir çok açıdan farklılık arzetmektedir. Uygulamada, hizmet tespiti davaları ile işçilik alacaklarına ilişkin davaların birlikte açıldığı görülmekte ise de, yukarıda izah edilen nedenle, her iki davanın birlikte görülme imkanı bulunmamaktadır. Böyle durumlarda, hakimin, hizmet tespitine ilişkin taleplerin tefrikine karar vermesi gerekmektedir.

İşçi, hizmet tespiti davası açmaya zorlanamaz. Mahkemenin, mevcut delillere göre karar vermesi gerekir.

Temyiz aşamasında derdest hizmet tespiti dosyası bulunduğu ileri sürüldüğünde dahi sonucunun beklenmesi gerekir.

Hizmet tespiti dosyasında kesintili çalıştığı kabul edilmiş ise, alacak davasında çalışma kesintisiz kabul edilemez.

7. Hukuk Dairesi’nin güncel bir kararına göre, hizmet tespiti davasından feragat halinde alacak davasında bu süreler dikkate alınamaz. Buna karşın 9. Hukuk Dairesine göre, hizmet tespiti  davasından feragat edilmiş olması, işçinin, işçilik alacaklarından feragat ettiği anlamına gelmez.

Hizmet tespiti davası hak düşürücü süreden reddedilse de çalışma ispat edilmişse, mahkemece buna göre hesaplama yapılmalıdır.

Uygulamada, hem hizmet tespiti, hem de işçilik alacakları nedeniyle dava açılması gereken durumlarda, her iki davanın da ayrı ayrı açılmış olması halinde, işçilik alacaklarına ilişkin talepleri içerir dava dosyasına bakan mahkeme, hizmet tespiti davasına bakan mahkeme kararını bekletici mesele yapmakla yükümlü olduğundan, pratikte bu durum, işçilik alacaklarına ilişkin davanın uzun yıllar beklemesi sonucunu doğurmaktadır.  Hal böyle olunca da, fazla mesai alacağı gibi zamanaşımı kısa olan alacak kalemlerinin, hizmet tespiti davası nedeniyle zamanaşımına uğrama riski ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle, işçilik alacaklarından kaynaklanan davanın (kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı gibi), hizmet tespiti davasından önce açılması, hizmet tespiti davasının ise, zamanaşımına dikkat etmek kaydı ile bu dava sonuçlandıktan sonra açılması, avukatlarca daha çok tercih edilmektedir.

İzlenebilecek bir diğer yol ise, hesaplamanın dava öncesi doğru şekilde yapılması suretiyle, kısmi dava açmadan, işçilik alacaklarının kısmi değil, tam olarak talep edilmesi, hizmet tespit davasının da işçilik alacakları talepli dava ile, farklı dava ile ancak aynı zamanda açılmasıdır. Bu şekilde hareket, yargılamanın süresini kısaltmamakta ise de, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrama riskini ortadan kaldıracaktır. Ancak taleplerin kısmen veya tamamen kabul görmemesi durumunda, işçinin, karşı taraf vekalet ücreti ile karşı karşıya kalma ihtimali de söz konusu olacaktır.

Konuya ilişkin Yargıtay karar özetleri aşağıda yer almaktadır.

w20

“…Somut olayda, davacının davalı işverene karşı, Ankara 3. İş Mahkemesi’nin E:2010/309, K:2013/57 sayılı dosyasında hizmet tespiti istemi ile dava açtığı ve davanın derdest olduğu U YAP üzerinden yapılan araştırmada belirlenmiştir. Bu dava sonucunun eldeki dava sonucunu mutlak surette etkileyeceği şüphesizdir. O halde, mahkemece hizmet tespit davasının sonucunun beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, karar sonucu bcklcnilmcksizin, hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2012/39643 E. 2014/23490 K. 04.07.2014)

“…Somut olayda davacı, davalıya ait otobüs firmasında çalışırken haksız olarak işten çıkarıldığını belirterek, kıdem-ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesini ve eksik bildirilen hizmet süresinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nce, hizmet tespiti davaları ile işçilik alacakları davaları birlikte görülüp sonuçlandırılamayacağından davaların ayrılması ve işçilik alacakları davasının, diğer davanın sonucuna göre karara bağlanması gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulması yönünde karar verilmesine rağmen, bozmadan sonra yapılan duruşmada hizmet tespiti davası ile işçilik alacakları davalarının ayrılmasına karar verilip, aynı gün her iki dava da hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, davalar ayrıldıktan sonra işbu işçilik alacakları davasında hizmet tespiti davasının bekletici mesele yapılarak kesinleşen hizmet tespiti davası sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, hizmet tespiti davası sonucu beklenilmeden karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2013/417 E. 2013/16698 K. 03.06.2013)

“…Yapılan yargılama neticesinde mahkemece davacının 23.03.2005-15.10.2009 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı kabul edilmiştir. Söz konusu hizmet süresine ilişkin olarak, davacı aynı zamanda hizmet tespiti davası açmış ve bu dava 21. Hukuk Dairesinin 2014/5406 Esasında kayıtlı bulunmaktadır. Mahkemece bu dosya kesinleşmeden hizmet süresinin, kabuldeki gibi hesaplanması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılması gereken Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2014/5406 Esas sayılı dosyasının sonucunu bekletici mesele yaparak çıkacak sonuca göre karar vermektir. Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(7. HD. 2014/477 E. 2014/8575 K. 17.04.2014)

“…Davacı işçi alacak davası açmış olup, hiç kimse hizmet tespiti davası açmaya zorlanamaz. Hizmet tespiti davası sosyal güvenlik hakkını ilgilendirir. Bir kişinin işçi sayılması için mutlak surette SSK’lı çalışması gerekmez. Bu nedenlerle açılan davanın toplanacak delillere göre esastan değerlendirilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2010/22954 E. 2012/33066 K. 04.10.2012)

“…Mahkemece dinlenilen davacı tanıkları, davacının 1998-2005 yılları arasında kesintili olarak davalı işverene bağlı çalıştığı yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Davacıya hizmet tespit davası açması hususunda süre verilmesi üzerine, her ne kadar davacı vekili hizmet tespit davası açmayacakları yönünde beyanda bulunmuş ise de davacı hizmet tespit davası açmaya zorlanamayacağından sadece bu nedene dayalı olarak çalışma olgusunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece, dosya içerisindeki tüm deliller birlikle değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.”(9.HD. 2009/10483 E. 2011/11200 K. 13.04.2011)

“…Karalaş Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2005/215-2007/37 E.K. sayılı hizmet tespiti davasında, davacı 1981 yılı Ağustos ayından 4.8.2005 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığının tespitini istemiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 01.09.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 120 gün, 1.1.2002-
31.3.2002 tarihleri arasında 120 gün,01.09.2002-31.12.2002 tarihleri arasında 120 gün, 01.01.2003-31.03.2003 tarihleri arasında 90 gün, 01.09.2004-31.12.2004 tarihleri arasında 120 gün ve 01.01.2005-04.08.2005 tarihleri arasında 213 gün olmak üzere toplam 783 gün çalıştığı kabul edilmiştir.
Hizmet tespiti davasında davacının yılın belirli dönemlerinde kesintili olarak çalıştığı belirlenmiş ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Davacının çalışma düzeninin kesintili olduğu kabul edilerek kıdeme esas süresinin tespit edilmesi gerekirken kesintisiz çalışma düzeni kabul edilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2012/7314 F. 2012/23430 K. 18.06.2012)

Davalı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerden davacının davalı şirket ve SCîK aleyhine 09.11.2009 tarihinde Silivri I. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2009/680 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açtığı anlaşılmıştır.
Hizmet tespiti davası bu davanın sonucunu doğrudan etkileyecektir.
Bu nedenle, kararın Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/680 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenerek neticesine göre hüküm kurulması için sair yönlerin incclenmeksizin bozulması gerekmiştir.”(9. HD. 2010/18685 E. 2012/25547 K. 02.07.2012)

“…Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, taraflar arasında bu dava ile birlikte hizmet tespiti davası açıldığı, alacak ve hizmet tespiti davalarının tefrikine karar verildiği, hizmet tespiti davası sonucu beklenmeden işçilik alacaklarının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; hizmet tespit davasının sonucu belirlenerek o davada belirlenen hizmet süresi esas alınarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Davacının hizmetlerinin belirlenmesi amacıyla açtığı davanın sonucu beklenilmeden hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(7. HD. 2013/12089 E. 2013/9153 K. 20.05.2013)

“…Davacı açtığı hizmet tespiti davasından feragat ettiğine göre davacının hizmet tespitine konu çalışma süresinin davacının alacaklarına esas hizmet süresi tespitinde dikkate alınmaması gerekirken davacının çalışması kesintisiz kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulması hatalıdır.”(7. HD. 2013/15614 E. 2014/18 K. 10/01/2014)

“…Somut olayda davacı, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yargılamanın 09.12.2010 günlü duruşmasında hizmet tespiti dosyasının sonucun beklenmesine karar verilmiş ve 09.11.2012 günlü duruşmasına kadar bu yönde ara kararlar verilmiş, ancak ara kararlar gereği sonucu beklenen hizmet tespiti davası ile ilgili bir karar verilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve gerekçede de buna ilişkin bir husus belirtilmemiştir.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndan farklı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda dava çeşitleri 105. ila 113. maddelerinde düzenlenmiş, eda davası (m. 105), tespit davası (m. 106) ile belirsiz alacak ve tespit davası (m. 107) ayrı ayrı maddelerde gösterilerek farklılıkları belirtilmiştir. Yine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ön sorun, hadise olarak düzenlenmesine rağmen bekletici sorunu düzenleyen genel bir hüküm yoktu. Buna karşılık, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bekletici sorun başlığı altında düzenlenen 165. maddesinin 1. fıkrasına göre, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.
Dosya içeriğine göre, hizmet tespiti davası bu davaya göre öncelik taşıdığından ve sözkonusu tespit davasında verilecek kararın tarafları bağlayıcı özelliği dikkate alındığında davacı tarafından davalı aleyhine açılan ve mahkemece sonucunun beklenmesine karar verilen ve derdest olduğu anlaşılan hizmet tespiti davasının sonucu beklenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22.HD. 2013/4123 E. 2013/2468 K. 11.02.2013)

“…Somut olayda Ankara 11. İş Mahkemesi tarafından verilecek karar bu davanın sonucunu da etkileyeceğinden ve her iki dava arasında bağlantı bulunduğu anlaşıldığından Ankara 11. İş Mahkemesindeki 2011/1094 esas sayılı hizmet tespiti davası sonuçlanıp kesinleşene kadar mahkemece bekletici mesele yapılmalı sözkonusu dava kesinleştikten sonra bir değerlendirmeye tabi tutularak taleple ilgili sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.”(22.HD. 2013/803 E. 2013/29548 K. 17.12.2013)

Davacının Bakırköy 6. İş Mahkemesinin 2008/310 E. 2009/6 K sayılı hizmet tespiti dosyasında davasından feragat etmiş olması bu dosyada talep ettiği işçilik alacaklarından feragat ettiği anlamına gelmez. Her iki davada ki talepler birbirinden farklıdır.
Mahkemece tarafların delilleri toplanarak bunun sonucuna göre davacının talep ettiği işçilik alacakları hakkında bir karar verilmelidir.”(9.HD. 2009/27531 E. 2011/46589 K. 30.11.2011)

“…Davacı 1980- 1997 yılları arasında davalı işyerinde çalıştığını iddia etmiş olup, aynı süreler için davalı işverenlik hakkında açtığı hizmet tespiti davasında davacının 01.11.1994 tarihinden öncesi için 506 SK 79/10 maddesi gereği hak düşürücü süre geçtiğinden reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Davalı işyerinde çalışan tanıklar davacının hizmet tespiti davasında belirlenen 01.11.1994 tarihinden önceki davacının çalışmalarını doğrulamışlardır.
Davacının 01.11.1994 tarihinden önceki hizmetlerinin 506.Sayılı Yasa hükümleri gereğince hizmet süresinden sayılmaması sosyal güvenliğe ilişkin olup, çalışma gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle bilirkişi raporunda davacının 08.09.1980 -31.05.1997 tarihleri arası dönem çalışmaları için yapılan hesaplama seçeneğine göre dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulü ycıinc yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2008/40018 E. 2010/35905 K. 03.12.2010)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*