İşyerinde kavgada işçinin kendini savunması (meşru müdafaa)

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan birisi de,  işverenin haksız iki işçiden sadece birinin sözleşmesini feshederek eşit işlem borcuna aykırı hareket etmesidir. Böyle bir durumda işveren sadece olaya karışan bir işçinin sözleşmesini feshederse bu, haksız fesih niteliğini kazanacak ve işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi gerekecektir.

İşçinin meşru müdafasına gelince, eğer işçi , kendini savunmayla sınırlı olarak yani amaç dışına çıkmadan karşı tarafı etkisizleştirmeye yönelik davranışta bulunur ise, bu durum yasaldır.

Bu gibi durumlarda işçinin, savunmasının meşru müdafaa sınırında kaldığını ispatlaması gerekmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-d maddesinde işçinin işverenin diğer bir işçisine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır.

“…Davacı tarafın kesin siireye rağmen tanıklarını bildirmemesi nedeniyle tanık dinletme talebinin mahkemece reddedildiği, davalı tanıklarının beyanlarına ve olaydan sonra alınan ifade ve tutanaklara göre davalı işyerinde çalışmakta olan dava dışı işçi H.Y.ilc davacı arasında uzun süredir sürtüşme olduğu, olay günü …ın davalı işyerinde çalışan … isimli işçiye “Makinenin lambasının yandığını söndürülmesini” bağırarak söylediği, davacının dava dışı H.Y.’ın amiri konumunda olduğu ve H.Y.’a “ne bağırıyorsun” dediği, 11.Y’ııı da davacıya “sana mı bağırıyorum” şeklinde cevap vermesi üzerine davacı ile H. Y.’ın yumruklaştıkları anlaşılmaktadır. Dava dışı işçinin bağırmasının davacı dışında bir başka işçiye uyarı niteliğinde olduğu, davacı işçiye yönelik bağırma eyleminin olmadığı, ancak davacı ile H.Y.’ın bu uyarı nedeniyle tartıştıkları ve birbirlerini darp ettikleri, aynı nedenle her iki işçinin iş akitlerinin feshedildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece davacının eyleminin sataşma niteliğinde olduğu kabul edildiği halde davalı işveren tarafından etkin bir disiplin soruşturması yapılmadığı vc davacının eyleminin koruma amaçlı olduğu gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü dosyadaki delillerle örtüşmemektedir. Olaydan sonra davacı ile olaya karışan dava dışı işçi H. Y.’ın ve olay yerinde bulunan işçilerin savunmalarının ve beyanlarının alındığı anlaşılmakta olup davacının kendisini savunduğuna dair davacının iddiası dışında delil olmadığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda davacının haksız feshe, davalının ise davacının diğer işçiye sataşması nedeniyle haklı fesih olgusuna dayandığı, davalının fesih iddiasının tanık ve tutanaklarla doğruladığı, davacı işçinin ise davalı savunmasının aksini ispat edemediği anlaşılmaktadır.

Mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir.”( 7.HD 2013/2602 E. 2013/5565 K. 04.04.2013)

“…Davacı tanıkları, davacının makinesi başında bir arızayı gidermekte iken kalite kontrol elemanı olan E.’in gelerek, davacıya scribaşı onay formunu yazmasını istediğini, davacının ise arızayı giderdikten sonra yazacağını söylemesi üzerine E.’in “devamlı sizde sorun çıkıyor” diyerek davacının boğazına sarıldığı, davacının da onu ittiğini beyan etmişlerdir.

Davalı tanıkları ise, olay sonrası davacı ve E.’in anlatımlarını aktarmışlardır. Olaya doğrudan tanık olmamışlardır. Tanıklıkları duyuma dayalıdır.

Davacının diğer çalışana sataşması söz konusu değildir. Davacı kendini savunmuştur. Etkili eyleme uğrayan bir işçinin kendini sınırlı olarak yani amaç dışına çıkmadan karşı tarafı etkisizleştirmeye yönelik davranışı yasaldır. 4857 sayılı Yasanın 25/11 maddesine uyan haklı fesih sebebi gerçekleşmediğinden ihbar ve kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2007/31423 E. 2008/30663 K. 11.11.2008)

 

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*