İşyerinde kavga ve işverenin eşit işlem borcu ile ilgili Yargıtay kararları

“…Somut olayda, mahkemece yapılan yargılama sonunda iş akdinin işveren tarafından haklı olarak feshedildiği belirtilmiş, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talepleri reddedilmişse de mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Davacı ile aynı işyerinde çalışan ve kavgaya karışan A.Y adlı işçinin kavga öncesinde davacıyı hırsızlıkla itham etmesi, kavga olayını gören tanık E.C’nin «Tarafların birbirlerinin boğazına sarıldığını gördüm…» şeklindeki beyanı, davacının kavganın diğer tarafı olan A.Y. adlı işçiyi kavga öncesinde tahrik ettiğine dair bir bulgunun olmaması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, işverence sadece davacının iş akdinin feshedilmesi, kavganın diğer tarafı olan A.Y. adlı işçi hakkında kavga nedeniyle bir işlem yapılmaması, bu işçinin işine devam ediyor olması, Dairemizin yerleşik uygulamaları uyarınca işverenin işçileri arasında eşit işlem borcuna aykırılık oluşturur. Bu sebeplerle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar vermek gerekirken reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2011/23715 E. 2013/22926 K. 18/09/2013)

“…Dosya içeriğinde bulunan 12.11.1999 tarihli tutanak, tanık beyanları ve ceza mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere olayda ilk hareket davacıdan değil dava dışı işçiden gelmiş ve davacıya yumruk atılmasından sonra davacının diğer işçiye müdahalesi gerçekleşmiş olup davacı H.’e yumruk atmamış ancak savunma amaçlı sarılması nedeniyle yere düşmeleri neticesinde H. yaralanmıştır.

İşveren olaydan davacıyı sorumlu tutarak işine son vermiş diğer işçi ise çalışmaya devam etmiştir.

Davacımızın yaraladığı H. adlı işçinin yumruk atarak olayı başlattığı buna rağmen davacının iş sözleşmesinin feshedilerek işten çıkarıldığı ancak H. adlı işçinin işten çıkartılmadığı da ortadadır.

Her ne kadar davacının eylemi işverene fesih imkanı tanımakta ise de aynı nitelikte eylemde bulunan diğer işçi için fesih yoluna gitmeyen işverenin eşit işlem borcuna aykırı davrandığı açıktır. Bu durumda işverenin gerçekleştirdiği feshin haklı olduğu düşünülemez.

Davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken reddedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2009/5396 E. 2011/4884 K. 24.02.2011)

“…Somut olayda, davacının dava dışı S. ile aralarında geçen olayın karşılıklı hakaret ve saldırı boyutuna taşındığı, işverenin olayın taraflarından birini işten çıkarıp, davacıya fiili olarak sataşmada bulunduğunu dosyada bulunan imzalı beyanı ile ifade eden diğer işçi hakkında aynı yaptırımı uygulamamasının eşit işlem borcuna aykırılık oluşturduğu göz önüne alındığında, aynı olaya karışanlara farklı davranılmasının feshi haksız kılacağı ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2012/6650 E. 2014/12926 K. 16.04.2014)

“…Tüm dosya kapsamı nazara alındığında davacı ve işverenin diğer iki işçisi arasında tartışmalar yaşandığı sabittir.

Mahkemece her ne kadar ilk haksız hareketin davacı tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle işveren feshinin haklı olduğu sonucuna varılmış ise de davalı tanıklarından ikisi bizzat feshe sebep olduğu belirtilen olayda davacı ile aralarında tartışma yaşanan şahıslar olup diğer davalı tanığı ise olay hakkında görgüye dayalı bilgi aktarmamıştır.

Dosya içerisindeki C’D kayıtlarında da Mahkeme gerekçesini destekleyecek görüntüler yer almamaktadır. Ayrıca söz konusu olaylarla ilgili olarak Bursa 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.6.2008 tarih ve 2007/1289—2008/727 E-K. sayılı kararı ile davacıya hakaret suçundan davacının tartıştığı işçiye ise hakaret ve müessir fiil suçuna teşebbüs suçlarından ceza verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre ilk haksız hareketin davacıdan kaynaklandığı sonucuna varmak mümkün olmadığı gibi bu konudaki Mahkemenin kabulü bir an için yerinde görülse dahi kendisine yönelen haksız harekete karşılık davalının diğer işçisinin Ceza Mahkemesinin kararı ile sabit görülen eylemlere başvurması gibi bir hak ve yetkisi de bulunmamaktadır. Davacı ile tartıştığı anlaşılan işçilerin halen aynı işyerinde çalışmayı sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

Tüm yapılan tespitler nazara alındığında, davacının da aralarında bulunduğu işçilerin işyeri içerisindeki birbirlerine karşı yönelen haksız eylemlerinden ötürü yalnızca davacının iş akdine son verilerek, işverence eşit işlem borcuna aykırı davranılmış olmakla işveren feshi haksız fesih niteliği taşımakta olup, kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.”(9.HD. 2009/45107 E. 2012/6474 K. 29.02.2012)

“….Kavga fesih sebebine bakılınca, her ne kadar davacının eylemi işverene fesih imkanı tanımakta ise de aynı nitelikle eylemde bulunan diğer işçi K.H. için fesih yoluna gitmeyen işverenin eşit işlem borcuna aykırı davrandığı açıktır.

Davalı tanığı C. bu işçinin kavgadan sonra da işe devam ettiğini belirtmiştir. Bu durumda işverenin gerçekleştirdiği feshin haklı olduğu düşünülemez.”(9.HD. 2009/37031 E. 2011/50099 K. 28.12.2011)

“…Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle tanık R.’nın anlatımlarından ve dc davacı beyanlarından; feshin dayanağı olan hakaret ve etkili eylemi başlatan kişinin davacı işçi olduğu anlaşılmakta olup, bu eylem ise işçinin işverenin başka işçisine sataşması niteliğindedir.

Mahkemece, olayın oluş şekl i itibariyle kavgaya karışan diğer işçinin kusursuzluğu nedeniyle iş akdinin feshedilmemesinin eşil davranma ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği düşünülmeden, yanılgılı değerlendirme ile kıdem ve ihbar tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2011/102 E. 2013/9810 K. 21.03.2013

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*