İşyerinde cinsel taciz – Yargıtay Kararları

“Dosya içerisinde bulunan cinsel tacize uğradığı ileri sürülen mağdurenin 18.07.2008 tarihli dilekçesinde davacının kendisine yönelik olarak “…çok güzelsin, seninle bir sene önce tanışmak isterdim, o zaman bekar olurdum ve seninle bir ilişkiye başlardım…” dediğini, sonrasında kendisinin ondan uzak durmaya başladığını, 11.07.2008 tarihinde kendisini ofise çağırdığını, zorla elini tutmaya çalıştığını ve kendisinin ona … sözlü olduğunu, onun da evli olduğunu söylediğini akşam kendisine “Yarın resmini getirmeyi unutma. İyi geceler” şeklinde mesaj çektiğini, ertesi gün tehdit ederek kimseye söyleme seni işten attırırım dediğini, …. sana buradan ev tutanın dediğini, defalarca evine davet ettiğini, yemek yerken karşısına geçip dikkatli bir şekilde kendisine baktığını, rahatsız olduğunu vurguladığında kendisine “zaten pazartesi gideceksin, bırak da doya doya bakayım, şenle biraz vakit geçirelim” dediğini, “kontörün yoksa alayım, ihtiyaçlarını karşılayayım” dediğini, karısını değil kendisini sevdiğini, karısıyla baba ve annesinin zoruyla evlendiğini söylediğini, defalarca cep telefonu ile kendisinin resmini çekmeye çalıştığını, …. elini tutmak istediğini, gözlerinin derinliklerinde kaybolduğunu söylediğini, “ benden hiç mi hoşlanmıyorsun, zaten hep çakallardan hoşlanırsın. Kesin sözlün de öyledir” dediğini ifade ettiği anlaşılmıştır.

Mağdurenin anılan dilekçesi içeriği ve bunu destekleyen tanık ifadelerine rağmen, mağdurenin karakol ve savcılığa şikâyet etmemesi nedeniyle işveren feshinin haklı olmadığı şeklindeki değerlendirme yerinde değildir.

Davacının eylemlerinin 4857 Sayılı Yasanın 25/11-c maddesine uyduğu ve işverene derhal fesih hakkı verdiğinden kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2010/5209 E. 2012/12363 K. 11.04.2012)

“…Davacı vekili, davacının dolap imalatı kısmında işçi olarak çalıştığını, bölüm ustasının tacize varan davranışlarını işverene bildirmesi üzerine ustanın kalite kontrol bölümüne gönderildiğini, ancak işverenin 12.09.2006 tarihinde haksız olarak feshettiğini iddia etmiştir.

Davalı vekili, davacının ustabaşının 02.08.2006 tarihinde tartışma çıkarması, işini yapmaması vc bu nedenle uyarmasından sonra ustası hakkında bana asılıyor, askıntı oluyor şeklinde yalan vc iftira dolu dedikodu yaydığını, diğer işçileri dinlediklerinde görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığının anlaşıldığını, davacının tanıklara ustabaşının kendisine erkeğimsi bakışlar ile tacizde bulunduğunu, gözü olduğunu, işyerinde kendisine göre erkek olmadığını, işyerinde memnuniyetsizliğinin bulunduğunu söylediğini, davacının işyerinde arkadaşları ile tartışması ve görevlerini yerine getirmemeye başlaması, işyeri huzur ve disiplinini bozması, ustabaşının bu iddia nedeniyle küçük düşürüldüğü, onurunun kırıldığı anlaşıldığından sözleşmesinin lıaklı olarak feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ustanın kendisini taciz ettiğini ispatlayamadığı, iddiaların asılsız olduğu kanaatine varılarak sözleşmenin haklı feshedildiği anlaşılmakla kıdctn ve ihbar tazminatı talepleri reddedilmiştir.

Somut olayda, davacı taciz eylemlerinin başka işçilerden uzak yerlerde ve yalnız iken gerçekleştiğini, ustabaşının devamlı bakışlarıyla taciz ettiğini, kendisine yalnız kalmalarını sağlamaya yönelik işler verdiğini, etiketsiz dolaplara etiketlemek için o bölüme gittiklerini, etiket yanlarında olmadığından almak için ayrılmak istediğinde ustanın şu an gerekli değil, ben gerekirse sana söylerim dediğini ve diğer olayları samimi bir şekilde anlatmış ve işverene de bildirmiştir. Gerekirse yüzleşmeyi bile talep etmiştir.

Gerçekten, bir kadın işçinin namus ve iffetini etkileyebilecek şekilde nedensiz yere kendisinin cinsel tacize uğradığı yönünde bu kadar ayrıntılı olarak açıklamada bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Davacının samimi beyanları ve dosyadaki bulgular doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken reddi hatalıdır.” (9. HD. 2008/14529 R. 2010/1463 K. 28.01.2010)

“… İşçinin işverenin bir başka işçisine cinsel tacizde bulunması,4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin (11) numaralı bendinin (e) alt bendinde, işverenin haklı olarak iş sözleşmesinin feshine imkân veren nedenler arasında gösterilmiştir.

Davalı işveren tarafından dosya içerisine ibraz edilen tutanak içeriğinde, davacının 23.09.2006 tarihinde, diğer çalışan S.T.’e karşı iş ahlakına uymayacak davranışlarda bulunduğu belirtilmiştir.
Tanık olarak dinlenilen S.T. davacının evli olduğu halde kendisine evlenme teklif ettiğini, “neden sürekli olarak beni reddediyorsun” gibi sözlerle kendisine rahatsızlık verdiğini, durumu işverene bildirilmesi üzerine davacının iş akdinin sonlandırıldığını beyan etmiştir.

Feshe dayanak yapılan tutanak altında imzası bulunun diğer tanık da S.T. ‘ün şikayeti üzerine işveren tarafından çağrılan davacının anılan eylemi kabul ettiğini bildirmiştir. İşyerinde çalışmakta olan kadın işçinin gerçeğe aykırı şekilde sarkıntılık şikayetinde bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır.

Davacının, davalıya ait iş yerinde çalışırken aynı iş yerinde çalışmakta olan bir kadın işçiye sarkıntılık yaptığı, olaya maruz kalan işçinin şikayeti üzerine düzenlenen tutanak içeriği, tanık açıklamalarından anlaşılmaktadır. Bu davranış İş Kanununun 25/İI-c maddesi uyarınca işverene, iş akdini bildirimsiz ve tazminatsız fesih hakkı verir. İş sözleşmesinin, işveren tarafından haklı nedenlerle sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.

Saptanan bu durum karşısında, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, kıdem ve ihbar tazminatları yönünden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.” (9. HD. 2011/36208 E. 2011/35246 K. 05.10.2011)

 

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*