İşyerinde başka bir işçi tarafından hakarete uğrayan işçinin hakları nelerdir?

Bir işçinin diğerine hakareti kural olarak işçiye iş sözleşmesini haklı fesih imkânı vermez ancak işveren gerekli önlemleri almakla mükelleftir.

4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (11) numaralı bendinin (b) alt bendi gereğince, işverenin işçiye veya aile üyelerinden birine hakaret etmesi, sövme fiilini işlemesi, sarkıntılıkta bulunması, işçiye iş sözleşmesini haklı fesih imkânı verir. Şeref ve namusa dokunacak söz ve davranışların, işveren veya işveren vekili tarafından gerçekleştirilmiş olması hukukî sonucu değiştirmez. Bu eylemlerin Türk Ceza Kanununa göre suç teşkil etmesi de şart değildir.

İşçinin ya da ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak söz, davranış veya eylemin, işverenin diğer bir işçisi tarafından gerçekleştirilmiş olması, kural olarak işçiye iş sözleşmesini haklı fesih imkânı vermez. Ancak, şeref ve namusa dokunan söz ve davranışlardan haberdar olan işverenin, eylemin tekrarlanmaması yönünde gerekli önlemleri alması, işçiyi gözetme borcunun gereği olarak zorunludur.

İşçinin bu durumu işverene iletmesi veya işverenin bunu bilebilecek durumda olması üzerine gerekli tedbirleri almamış olması halinde, işçinin haklı nedenle fesih hakkı doğacaktır.

Özetle, hakaret eden kişi işveren veya vekili (ustabaşı, amir, müdür, şef vb) ise, işçinin derhal fesih hakkı bulunmakta ise de hakaret eden kişi normal bir işçi ise işçinin, işverenin bu konuda tedbir almasını en azından makul bir süre beklemesi gerekmektedir.

Emsal yargıtay kararları aşağıda yer almaktadır.

Stress im Job

“…Somut olayda, davacı işçi, işverene sunduğu 03.03.2010 tarihli dilekçesinde, atölye şefinin kendisine hakaret etmesi sebebiyle iş sözleşmesini sonlandırdığını bildirmiştir. Yukarıdaki bentte de belirtildiği üzere, şeref ve namusuna dokunacak söz, davranış veya eylemin, işverenin diğer bir işçisi tarafından gerçekleştirilmiş olması, kural olarak işçiye iş sözleşmesini haklı fesih imkanı vermez. Dosya kapsamına göre, davacı işçinin, fesih tarihinden önce, dava dışı işçinin eylemlerinden işvereni haberdar ederek gerekli önlemlerin alınmasını talep ettiği, iddia vc ispat edilmediğine göre, davacı işçinin feshi haklı nedene dayanmamaktadır. Anılan nedenle, kıdem tazminatı talebinin reddi yerine, yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”( 22.HD. 2012/23443 E. 2013/11930 K. 21.05.2013)

“…Davacı dava dilekçesinde 28.11.2010 tarihinde ustabaşının kendisine beş gün boyunca gece vardiyasında çalışmasını söylediğini, sebebini sorduğunda ise “s., .git defol git git bu işyerinden bir daha dasakın gelme” dediğini ve kendisinin de işyerinden ayrılmak zorunda kaldığını belirtmiştir. Davacı şahitlerinden birisi iş sözleşmesinin ne şekilde feshedildiğini bilmediğini, bir diğeri ise “davacının tahtadan yapılacak siparişi sildiğini, bunun anlaşılması üzerine ustabaşı ile bu sebepten tartıştıklarını ve ustabaşının davacıya iki hafta gece çalışma cezası verdiğini, davacının da zaten işten ayrılacağını belirtmesi üzerine ustabaşının davacıya hitaben şerefsiz, s…tir git şeklinde laflar söylediğini davacının da işyerinden ayrılarak bir daha gelmediğini” beyan etmiştir Davacı beyanı, şahit anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının işyerinde ustabaşı ile tartışması neticesinde, ustabaşının davacıya hakarete varan sözler söylediği ve davacının da bunun üzerine işyerinden kendisinin ayrıldığı ve dolayısıyla iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacının ihbar tazminatı talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.”( 22. HD 2012/23439 E. 2013/11484 K. 20.05.2013)

“…Davacı 18.10.2011 tarihli ihtarname ile; ıuüdürii olan su şefinin kendisine ağza alınamayacak küfürlerle hakaretlerde bulunduğunu, bu şartlarda çalışamayacağını belirterek haklı nedenle fesih yaptığını bildirmiştir. Daha sonra davalı işveren ….. tarihli ihtarname ile davacının 18-19-20.10.2011 tarihlerinde mazeretsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle 24.10.2011 tarihinde haklı nedenle fesih yaptıklarını bildirmiştir. Görüldüğü üzere davalı işverenin feshe ilişkin ihtarnamesinden önce, davacı işçi 18.10.2011 tarihli ihtarname ile açıkça iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini bildirmiştir. Mahkemece, davacının ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği dikkate alınmadan feshin işverence 24.10.2011 tarihinde yapıldığının kabulü ile fesih tarihinden sonrasını da kapsayacak şekilde 24.10.2011 tarihine kadar hesaplama yapmış olan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş olması yerinde değildir..”(7. HD. 2013/14923 E. 2013/22064 K. 12.12.2013)

“….Somut olayda, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi sonucunda, davacının vardiya amirinin kendisine hakaret ettiği gerekçesi ile iş akdini sonlandırdığı anlaşılmaktadır.

İşin yiirütümünden sorumlu vardiya amiri işveren vekili sayılır. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, vardiya amirinin fiillerinden işveren sorumlu olduğundan kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.”(9.HD 2009/47913 E. 2012/7708 K. 08.03.2012)

“…Somut olayda, işçinin amiri konumundaki kişinin davacı işçiye yönelik olarak “terbiyesiz” demek suretiyle hakaret etmesi işçi açısından haklı fesih sebebidir. Bu nedenle, davacının kıdem tazminatı isteminin kabulü yerine reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2012/17182 E. 2014/21855 K. 25.06.2014)

“Davacı Bakanlık, davalının mazeretsiz işe gelmediğini iddia ederek ihbar tazminatı isteğinin hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı ise işyeri 2. müdürünün kendisine hakaret ettiğini bu nedenle haklı olarak hizmet akdini feshettiğini belirterek kıdem tazminatı isteğinin hüküm altına alınmasını istemiştir.

Mahkemece davacının ihbar tazminatı isteği hüküm altına alınmış davalının kıdem tazminatı isteği ise reddedilmiştir.

Mahkemece dinlenen davalı tanıkları işyeri ikinci müdürünün davacıya hitaben “sen hırsızsın ödemeyene şerefsiz derler” şeklinde hakaret içeren beyanlarda bulunduğunu açık bir şekilde ifade etmişlerdir.

Bu olaydan sonra da davacı işe gelmemiştir. Bu durumda davacının 5.11,2001’de vizite kağıdı alarak ilgili hastaneye gitmemiş olmasının önemi yoktur.

Zira davacı hakaret olayı nedeniyle hizmet akdini haklı nedenle feshetmiştir. Bu sebeple davalı karşı davacının kıdem tazminatı isteğinin kabulü ile davacının ve karşı davalının ihbar tazminatı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”( 9.HD. 2006/14009 E. 2006/32253 K. 11.12.2006)

“….Somut olayda, davacı ve davalı tanıkları proje müdürünün davacı ile başka bir depoda görevlendirilmeye ilişkin konuştukları sırada, davacıya hakaret içeren sözler söylediği davacının bu sebeple proje müdürünü insan kaynaklarına şikayet ettiği, davacıya iki gün idari izin verildiği ve sonrasında işe gelmediği anlaşılmaktadır.

Yukarda açıklamalar karşısında davacının iş sözleşmesini hakaret nedeni ile haklı sebeple sona erdirdiği anlaşıldığından kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2009/9587 E. 2011/8678 K. 25/03/2011)

“…Somut olayda, davacının 14.06.2008 tarihinde ustabaşı olan diğer bir işçinin şeref ve namusuna dokunacak söz ve davranışlarına maruz kaldığı dinlenilen davacı tanklarının anlatımları ile doğrulanmıştır.

İşverenin bu olaydan haberdar olmasından sonra, işçiyi aynı ustabaşı ile çalışmaya zorladığı da dosya kapsama ile sabittir. Bu durumda işverenin eylemin tekrarlanmaması yönünde gerekli önlemleri almayarak işçiyi gözetme borcunu yerine getirmediği ve istemiyorsan çık git demek sureti ile iş akdini sonlandırmaya zorladığı anlaşılmaktadır. Kıdem ve ihbar tazminatının kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalıdır.”(9.HD 2009/4745 E. 2011/4868 K. 24/02/2011)

“…Somut olayda; davacı 28.03.2011 tarihli ihtarnamesinde fesih sebebi olarak restoran müdürünün şahsını hedef alan asılsız suçlamalarla şeref vc namusuna dokunacak tutum ve davranışları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirtmiştir. Yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanlarından, restoran müdürünün davacının şeref vc namusuna yönelik, rencide edici söz ve davranışlarının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Yine tanık beyanlarına göre, deneme amaçlı olarak masaya bırakılan 5 Euıo paranın da davacının cebinden çıktığı anlaşılmaktadır. Davacının ihtarnamesinde belirttiği fesih nedenleri dikkate alındığında, dosya kapsamından, davacının iş sözleşmesinin feshinde haklı neden bulunmadığından, kıdem tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.”(7. HD. 2013/22710 E. 2014/981 K. 24/01/2014)

 

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*