İşçinin işe geç gelmesi – işten erken ayrılması – Yargıtay kararları

Geç de olsa işyerine gelen işçiye iş verilmemesi iş akdinin fiilen feshi anlamındadır. İşe geç kalmanın yaptırımı fesih değildir. İşe geç gelmek, haklı değil geçerli fesih nedenidir. Fesih geçerli ise, işçi, iş güvencesi hükümlerinden (işe iade) faydalanamayacaktır.

Geçerli nedenle fesihte, haklı nedenle fesihten ayrı olarak işçiye ihbar kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. Haklı nedenle fesihte ise işverenin böyle bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Eğer işyeri disiplin yönetmeliğinde, işe geç gelme nedeniyle belirli sayıda kınama cezası alan işçinin iş akdinin işverence haklı fesih nedeni olarak kararlaştırıldığı durumlarda, disiplin yönetmeliği, iş sözleşmesinin ayrılmaz parçası olarak kabul edileceğinden, işe geç gelme nedeniyle birkaç kez kınama cezası alan işçinin, bunu tekrarlaması durumunda iş akdinin feshi, Yargıtay’a göre haklı nedenledir.

“…Davacı iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiğini iddia etmiş, davalı işveren davacının devamsızlıklar yaptığını ancak iş akdinin feshedilmediğini dava açılınca fesih işlemini yaptıklarını savunmuştur.

Dosyadaki Bilgi, belgeler ve tanık anlatımlarından pişiricilik yapan davacının gecikmesi üzerine hamurun davalı işveren tarafından pişirilmeye başlandığı ve davacıya iş verilmediği, bir süre bekleyen davacının iş verilmemesi üzerine işyerinden ayrıldığı anlaşılmıştır.

Geç de olsa işyerine gelen işçiye iş verilmemesi iş akdinin fiilen feshi anlamındadır. İşe geç kalmanın yaptırımı fesih değildir.

Bu nedenle davacının hizmet akdinin iş verilmemek suretiyle fiilen işveren tarafından feshedildiği anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatları talebinin kabulü yerine reddi hatalıdır.”(9. HD. 2010/19239 E. 2012/28410 K. 11/09/2012)

Somut olayda dosya içerisine ibraz edilen tutanak ve savunma belgelerinin incelenmesinde davacının 11.05.2008 ve 01.07.2008 tarihlerinde görevli olduğu vardiyaya gelmediği, 29.06.2008 ve 02.07.2008 tarihlerinde ise fazla mesai yapılacağını bildirildiği halde fazla mesaiye katılmadığı, anılan eylemlerin ilk üçü için davacıya ihtar cezası verildiği anlaşılmaktadır. Davacının 2 defa mesaiye geç gelme ve aralıklı şekilde 2 defa işe gelmeme şeklinde gelişen eylemleri davalı işveren açısından geçerli fesih sebebi oluşturmakla birlikte, haklı fesih sebebi oluşturmadığından kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2009/14309 E. 2011/14378 K. 11/05/2011)

“….30.7.2007 tarihli fesih bildiriminde davacının iş sözleşmesinin 26 ve 27 Temmuz 2007 tarihlerinde devamsızlığı sebebiyle feshedildiği açıklanmıştır.

Davacı tanıkları, işe geç geldiği sebebiyle işe alınmadığını beyan etmişlerdir.

Davacının noter aracılığı ile işyerine gönderdiği 27.7.2007 tarihli ihtarda da, 26 ve 27 Temmuz 2007 tarihlerinde işyerine gittiğinde işe alınmadığı açıklanmıştır.

Bu durumda davacının iş sözleşmesinin geç gelmesi sebebiyle işyerine alınmamak sureliyle haklı sebep olmadan sona erdirildiğinin kabulü ile ihbar ve kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi hatalıdır.” (9. HD. 2008/35270 E. 2010/37150 K. 10.12.2010)

“…Somut olayda, davacı işçi hakkında 23.11.2006 tarihinde tutulan disiplin işlemleri tutanağı ile davacının anılan günde 45 dakika geç kaldığının tespit edildiği, bu eylemi nedeniyle hakkında 23.11.2006 tarihinde Disiplin Kurulu kararı ile kınama cezası verildiği,

Yine, 27.11.2006 tarihinde tutulan disiplin işlemleri tutanağı ile davacının anılan günde mazeretsiz ve izinsiz olarak gelmediğinin tespit edildiği, bu eylemi nedeniyle hakkında 27.11.2006 tarihinde Disiplin Kurulu kararı ile ikinci bir kınama cezası daha verildiği.

Son olarak, davacının 30.09.2007 tarihinde 19.00-24.00 vardiyasından 22.00 itibariyle görev alanı olan havuzu bırakarak tesisten ayrıldığına dair disiplin işlemleri tutanağı düzenlendiği ve iş akdinin 01.10.2007 tarihli fesih yazısı ile 4857 Sayılı Yasanın 25/1 l-h maddesi uyarınca feshedildiği anlaşılmıştır.

Dosya içerisinde bulunan 01.08.2005 tarihli yazı içeriğinden, feshe dayanak yapılan Disiplin Yönetmeliğinin davacıya tebliğ edildiği ve sözleşmenin ayrılmaz bir parçası kabul edildiği anlaşılmıştır.

Anılan Disiplin Yönetmeliği’nin Kınama yaptırımını öngören 9. maddesinde, işe izinsiz olarak geç gelmek, izinsiz erken ayrılmak, izinsiz ve de mazeretsiz olarak görev yerini terk ederek işin veya işyerinin güvenliğini tehlikeye düşürmek eylemlerinin kınama cezasını gerektireceği hüküm altına alınmıştır.

Yine Yönetmeliğin 11. maddesinde; “Bir yıllık süre içinde (yıl ibaresi takvim yılını içermez) herhangi bir nedenden dolayı üç defa ihtar (uyarma) veya iki defa kınama cezası almış olmak” eyleminin iş sözleşmesini sona erdirme nedeni olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.

Bütün bu saptama ve değerlendirmeler karşısında, davacının anılan son eylemi işveren açısından haklı fesih nedeni oluşturur. Bu çerçevede feshin haklı olduğunun kabulü gerekirken, feshin haklı fesih olmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD 2010/5676 E. 2012/12374 K. 11.04.2012)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*