İşçinin, çalışma şartlarında değişiklikte yazılı onayının alınmamasının sonuçları nelerdir?

4857 sayılı İş Kanunun 22. maddesinde, işverence çalışma koşullarında yapılacak olan esaslı değişiklik, geçerli nedene dayanmış olsa da işçinin yazılı muvafakatinin alınması gerektiği açık biçimde hükme bağlanmıştır. Dolayısı ile değişiklik geçerli sebebe dayansa da yazılı olarak kabul edilmedikçe işçiyi bağlamaz.

Örneğin işçinin, değişen ücreti almaya devam etmesi örtülü olarak değişikliğe rıza verdiği iddiası yazılı şekil şartı yerine geçmeyecektir.

Aşağıda, Yargıtay’ın bu hususta vermiş olduğu emsal karar özetlerinin bir kısmı yer almaktadır.

“…..Mahkemece, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait ücret bordrolarının incelenmesinde, yılda 4 defa olmak üzere 3 ayda bir ikramiye ödendiği, ayrıca fazla mesai ücreti tahakkuk ettirildiği, yol yardımı, çocuk yardımı, dönemine göre yakacak yardımı, okul yardımı, gıda yardımı gibi sosyal hakların ödendiği tahakkuk ettirilerek ödendiği, davacı emekliliği nedeniyle, işçilik haklarından doğan tüm alacaklarının ödendiğini en geniş biçimde detaylandırılarak umumi ibraname ve feragatname imzaladığı, söz konusu ibraname Yargıtay’ın benimsemiş olduğu ibraname özelliğini taşımamış olmasına rağmen, davacının emeklilik sonrası tekrar işe başlamış olması ve 5 yıllık zaman aşımı da dahil ödenmeyen yılbaşı ikramiyeleri (prim) için yıllarca ihtirazı kayıt koymadan çalışmaya devam ettiği dosyaya ibraz edilen ücret bordroları ve sicil dosyasının tetkikinden anlaşıldığı, hizmet sözleşmesinde ikramiye ve prim uygulaması ile ilgili bir tespitin yapılmadığı, tamamen işverenin takdirinde olan bir işlem olduğu, iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi ve işyeri uygulaması ile ilgili olarak, 2004 yılından itibaren uygulanmayan prim uygulaması işverenin tasarrufunda olan bir uygulama olduğu, davalı işyerinde iddia edilen yılbaşı ikramiyesi uygulamasının olmadığı, Yargıtay’ın yerleşik kararlarında açıklanan hususların ışığında davacının, davacının ihtirazı kayıt konulmadan çalışmasına devam ettiği gibi 2 yıllık süreyi aşmış olması nedeniyle de iş şartı haline dönüştüğü, davacı tarafından talep edilen, 2004 – 2005 – 2006 – 2007 yıllarında ödenmeyen yılbaşı ikramiyesi uygulamasının, 2004 yılından beri prim ve karlılık durumuna göre işverenin tasarrufunda olan bir uygulama olduğu, davacının talep etmiş olduğu yılbaşı ikramiyesi uygulamasının olmadığı kanaat ve sonucuna ile davanın reddine karar verilmiştir.

Somut olayda, yukarıdaki ilkelerde de belirtildiği üzere ikramiye ödemesinin kaldırılması işçi aleyhine çalışma koşullarında esaslı değişiklik niteliğinde olup 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi gereğince yazılı olarak işçiye bildirilmesi, işçinin bu değişikliği yazılı şekilde kabulünden sonra geçerlilik kazanacağı göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.”(7.HD 2013/8710 E. 2014/5492 K. 06.03.2014

“….Somut olayda, davacının ücretine ilişkin iş koşulları aleyhe değişmiş davacı işçi bunu fesih nedeni yapmamıştır. Ancak 4857 sayılı İş Kanunu 22. maddesi gereğince işveren çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz.

Davacının değişikliği kabul ettiği işveren tarafından ispatlanamadığmdan çalışma şartı haline gelmesinden bahsedilemeyecektir. Davacının ücreti almaya devam etmesi örtülü olarak değişikliğe rıza verdiği iddiası yazılı şekil şartı yerine geçmez.

Davacının alacak taleplerinin değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”( 9. HD. 2008/28002 E. 2010/14742 K. 25.05.2010)

“… Yedi yılı aşkın hizmeti bulunan bayan bir işçinin bu şekilde ihbar ve kıdem tazminatı haklarından mahrum edilerek iş akdinin feshi yoluna gidilmesi doğru değildir. Davacının ihbar ve kıdem tazminatı istekleri, bilirkişi hesap raporu da bir değerlendirmeye tabi tutularak hüküm altına alınması gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”( 9.HD. 2007/10527 E. 2008/1599 K. 21.02.2008)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*