İşçi, emeklilik nedeniyle işten ayrıldıktan sonra başka işte çalışabilir mi?

Yargıtay, geçmiş uygulamalarında, 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim şartını tamamladıktan sonra, emeklilik nedeniyle işten ayrılanların, kısa bir süre sonra yeniden işe başlamalarını, hakkın kötüye kullanılması olarak saymakta iken, çalışma hakkının anayasal bir hak olduğu ve bu hakkın engellenemeyeceği fikrinden hareketle , bu görüşünden dönmüş olup, işten ayrıldıktan bir gün sonra dahi işçinin başka bir işe girmesine artık cevaz vermektedir.

Geçmiş yıllarda, 15 yıl ve 3600 gün şartını tamamladığı için emeklilik nedeniyle işten istifa eden ve kıdem tazminatını alan işçilerin, daha sonra yeni bir işte çalışmaya başladığını tespit eden işverenler, ödenen tazminatın iadesi talepli davalar ikame etmişler ve bir çok işçi, almış olduğu tazminatı işverene mahkeme kararı ile iade etmek zorunda kalmıştır.

İçtihat değişikliği nedeniyle artık böyle bir iadeden bahsedilemeyecektir.

Yargıtay’ın ilgili dairelerinin bu konuda vermiş olduğu karar özetleri aşağıda yer almaktadır.

“… Somut olayda davacı, davalı Bakanlığa ait hastanede, alt işveren işçisi olarak 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışırken Sosyal Güvenlik Kurumu’na verdiği 10.05.2011 günlü dilekçe ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu, aynı günlü yazı ile işverene, davacının 16 yıl 4 ay 9 gün hizmet süresi ve 3685 gün prim ödemesi olup yaşlılık aylığını hak ettiğini bildirmiştir.

Davacı, bu yazıya istinaden iş sözleşmesini 19.08.2011 günü emeklilik gerekçesiyle feshetmiş, ertesi gün başka bir işyerinde çalışmaya başlamıştır.
Mahkemece, davacının fesihten bir gün sonra başka bir yerde çalışmaya başlamasının emeklilik iradesinde samimi olmadığını gösterdiği gerekçesiyle kıdem tazminatı talebi reddedilmiştir.

Davacının, yasadan doğan emeklilik hakkını kullanmak amacıyla iş sözleşmesini feshetmesi hakkın kötüye kullanılması sayılamayacağından, mahkemece, kıdem tazminatı talebinin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
“(9. HD. 2012/36153 E. 2014/20592 K. 19.06.2014)

“… Davacı, 1475 sayılı Kanunun 14/5 maddesi gereğince 04.09.2011 tarihi itibariyle yaş şartı dışında emeklilik için gerekli koşullarının oluşması nedeniyle davalı işverene 24.02.2012 tarihinde ihtarname göndererek ”iş akdinin bu tarih itibariyle sona erdirileceğini ve kıdem tazminatının tarafına ödenmesini” talep ettiğini, ancak davalının kıdem tazminatını ödemediğini bildirerek kıdem tazminatının tahsilini talep etmiştir.

Davalı işveren, davacının kendilerine ait işyerinden ayrıldıktan on gün sonra başka bir işe başlaması nedeniyle davacının iş akdinin feshinin kötü niyetli olduğundan bahisle kıdem tazminatını ödemediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacının başka bir işyerinde çalışmak amacıyla işyerinden ayrıldığı davacının hakkını kötüye kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı 1475 sayılı Kanun Tın 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca onbeş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim giinii şartlarını sağladığı için 24.02.212 tarihli istifa dilekçesi ile işyerinden ayrılmış işyerinden ayrılmadan KPSS ye girip sınavı kazanıp mülakata çağrılmış ve başka bir işverene ait işyerinde çalışmaya başlamıştır.

Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davacı, kanunun kendisine verdiği yasal hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlamış olan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktır. Davacının, davasının kabulü ile kıdem tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.”(7. HD. 2013/4038 E. 2013/5309 K. 01.04.2013)

“… Somut olayda hayat sigortaları operasyon merkezinde uzman olarak çalışan davacı 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca onbeş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için 08.09.2009 tarihli istifa dilekçesi ile işten ayrılmıştır. Davacı 10.09.2009 tarihinde başka bir işverene ait işyerinde çalışmak üzere işe başlamıştır Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez.

Davacı kanunun kendisine verdiği emeklilik hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlamış olaıı işçinin emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktır. Davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2011/35374 E. 2013/28175 K. 05.11.2013)

“… Somut olayda davacı SGK’dan aldığı yazıyı da ekleyerek 30.05.2012 tarihinde emeklilik nedeniyle sözleşmesini feshetmek istediğini belirten dilekçe verdiğini ancak işleme konulmadığını iddia etmiştir. Davacı 18.06.2012 tarihinde işverene noterden ihtarname göndermek suretiyle 15 yıl ve 3600 gün çalışma koşullarını taşıdığından emeklilik nedeniyle sözleşmesini feshettiğinden alacaklarının hesabına yatırılmasını talep etmiştir.

Davacı fesih tarihi itibariyle kıdem tazminatına anılan kanun maddesi karşısında hak kazanmıştır. Sözleşmenin feshi açısından SGK’dan yazı alınması ve işverene gönderilmesi kural olarak şart değildir. İşçi eylemli olarak, ihtarname göndererek, SGK’dan alacağı yazı ile başvurarak fesih iradesini ortaya koyabilir. SGK’dan alınacak yazının işverene gönderilmesi faiz başlangıcı açısından önem taşır. Kaldı ki davacı Antalya SGK’na başvurmuş olup yaş şartı dışında 15 yıl 3600 prim günü şartlarını taşıdığı belirlenmiştir.

4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bendinde 15 yıl 3600 prim gününü tamamlamak dışında emeklilik nedeniyle fesih için başkaca bir şart öngörülmemiştir. Yaş şartının tamamlanması ve yaşlılık aylığı bağlanması SGK mevzuatıyla ilgili olup zaten 14.maddenin (4) numaralı bendinde bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılanların kıdem tazminatına hak kazanacakları da ayrıca düzenlenmiştir.

Yani ister 15 yıl 3600 prim gününü tamamlanmış olsun ve isterse yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılmış olsun her iki halde de işçi kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Davacının yeniden çalışmaya başlamasını yasaklayan kanuni bir düzenleme de bulunmadığından, davacının yaşlılık aylığı bağlanana kadar 15-20 yıl çalışmaması gerektiği, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanılamayacağı gerekçesi yerinde değildir.

Dosyaya yansıyan beyanlardan davacının kredi kartlarından dolayı borçlarının bulunduğu ve tazminatlarını alarak ayrılmak istediği anlaşılmaktadır. Herkes daha iyi ücretle, daha uygun şartlarda çalışma hakkına sahiptir. Çalıştığı yerde bu imkanların sağlanmaması halinde davacının emekli olduktan bir gün sonra başka bir işte çalışmaya başlamasının Anayasal çalışma hakkının hakkın kötüye olarak kullanılması şeklinde yorumlanması da hatalıdır.
Kıdem tazminatı alacağının kabulü gerekirken talebin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”( 7. HD. 2014/596 E. 2014/9239 K. 28/04/2014)

“…Somut olayda, davacı işverene ibraz ettiği 22.03.2012 tarihli dilekçesinde onbeş yıl ve üçbinaltıyüz gün sigortalılık süresini doldurduğunu belirterek, emeklilik işlemlerini başlatmak amacı ile iş sözleşmesini sona erdirdiğini bildirmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumun un 22.03.2012 tarihli yazısında; davacının sigortalılık süresinin 23 yıl, prim ödeme gün sayısının 6965 olduğunun anlaşıldığı ve davacının kıdem tazminatı almaya hak kazandığı belirtilmiştir.
Davacının bildirmiş olduğu bu fesih sebebi ile bağlı olduğuna ilişkin mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak işçinin, iş sözleşmesini emeklilik sebebine dayalı olarak feshetmesine rağmen, başka bir işte çalışmaya başlamasının kanuni hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı uyuşmazlığın çözümü açısından tartışılması gereken noktayı oluşturmaktadır .

İşçinin emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshetmesinden kısa bir süre sonra, yeniden çalışmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi, işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka iş yerinde çalışma amacı ile de kullanması mümkündür. Sosyal Güvenlik Hukuku alanında, yaş koşulunu da gerçekleştirmek sureti ile emekli olan işçilere sigorta destek primi ödeyerek çalışma imkanı tanındığı da dikkate alındığında, 1475 sayılı Kanun’un 14/1-5 maddesindeki düzenleme açısından, kanun koyucunun amacının işçinin çalışma yaşamını aktif olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemez.

Çalışmakta olduğu iş yerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ilişkin yükümlülüklerin tamamlayan işçinin, kendisi için çalışma koşullarının daha olumlu olduğunu düşündüğü bir işyerinde çalışma amacı ile bu hakkını kullanması halinde Medeni Kanun’un 2 maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez. Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. İşçinin hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir. Bu sebeple davacının kıdem tazminatı isteminin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22.HD. 2013/5331 E. 2014/4246 K. 27.02.2014)

“… Somut olayda, davacı işverene ibraz ettiği 05.02.2010 tarihli dilekçesinde onbeş yıl ve üçbinaltıyüz gün sigortalılık süresini doldurduğunu belirterek, emeklilik işlemlerini başlatmak amacı ile iş sözleşmesini sona erdirdiğini bildirmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumunun 05.02.2010 tarihli yazısı ile de, davacının onbeş yıl ve üçbinaltıyüz gün sigortalılık süresini doldurduğu ellisekiz yaşını tamamladığı 25.03.2031 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı sabittir.

Davacının bildirmiş olduğu bu fesih sebebi ile bağlı olduğuna ilişkin mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak işçinin, iş sözleşmesini emeklilik sebebine dayalı olarak feshetmesine rağmen, başka bir işte çalışmaya başlamasının kanuni hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı uyuşmazlığın çözümü açısından tartışılması gereken noktayı oluşturmaktadır.

İşçinin emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshetmesinden kısa bir süre sonra, yeniden çalışmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi, işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka iş yerinde çalışma amacı ile de kullanması mümkündür. Sosyal Güvenlik Hukuku alanında, yaş koşulunu da gerçekleştirmek sureti ile emekli olan işçilere sigorta destek primi ödeyerek çalışma imkanı tanındığı da dikkate alındığında, 1475 sayılı Kanun’un 14/1-5 maddesindeki düzenleme açısından, kanun koyucunun amacının işçinin çalışma yaşamını aktif olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemez.

Çalışmakta olduğu iş yerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ilişkin yükümlülüklerin tamamlayan işçinin, kendisi için çalışma koşullarının daha olumlu olduğunu düşündüğü bir işyerinde çalışma amacı ile bu hakkını kullanması halinde Medeni Kanun’un 2 maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez. Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. İşçinin hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir. Bu sebeple davacının kıdem tazminatı isteminin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.”(22. HD. 2012/3673 E. 2013/2597 K. 12.02.2013)

“… Somut olayda; davacı işçinin SGK Başkanlığımdan aldığı 14.04.2011 tarihli yazıdan 15 yıl sigortalılık, süresi ve 3600 gün prim ödeme koşulunu sağladığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar mahkemece davacının davalı işyerinden ayrıldıktan 5 gün gibi kısa bir süre sonra yeni bir işyerinde çalışmaya başlaması sebebi ile kendi isteğiyle iş akdini sona erdiren davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, sigortalılık süresi ve prim ödeme koşulunu gerçekleştiren davacının işten ayrıldıktan hemen sonra yeni bir işyerinde çalışmaya başlaması müstehak olunan kıdem tazminatı hakkını haleldar etmez. Davacı yasadan kaynaklanan hakkını kullandığından kıdem tazminatı kabul edilmelidir.”(9.HD. 2012/28162 E. 2014/21189 K. 23.06.2014)

“…Somut olayda, davacının 20.09.2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun 21.09.2011 tarihli yazısında, davacının 16 yıl 10 ay onüç gün sigortalılık süresi ve üçbindokuzyüzyirmisekiz gün prim ödeme gün sayısının olduğunun bildirildiği, yaş hariç, prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi yönünden kısmi aylık almaya 20.09.2011 tarihi itibariyle hak kazandığı, Sosyal Güvenlik belgesini işverene vererek 26.09.2011 tarihinde iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle feshettiği ertesi gün 27.09.2011 tarihinde başka işyerinde çalışmaya başladığı anlaşılmış olup, mahkemece, davacının emeklilik sebebiyle işyerinden ayrıldıktan bir gün sonra başka işyerinde çalışmaya başlamasının hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiş ise de, kıdem tazminatının emeklilik sebebiyle yapılan fesihlerde işçiye ödenmesi gerektiğinin kanuni bir hak olarak davacıya verildiği, kanuni hakkın kullanılmasının, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeccği düşünülmeden, kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine yanlış yorum ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.”(22. HD. 2012/21407 E. 2013/8289 K. 19.04.2013)

“…Somut olayda, davacının 30.03.2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğu, Sosyal Güvenlik Kuruntunun 31.03.2011 tarihli yazısında, davacının on dokuz yıl, bir ay, yirmi gün sigortalılık süresi ve üç bin altı yüz bir gün prim ödeme gün sayısının olduğunun bildirildiği, prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi yönünden 1475 sayılı Kanunun 14/5. maddesi gereği 31.03.2011 tarihi itibariyle kıdem tazminatına hak kazandığı. Sosyal Güvenlik belgesini işverene vererek 04.04.2011 tarihinde iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle feshettiği ertesi gün 05.04.2011 tarihinde başka işyerinde çalışmaya başladığı anlaşılmış olup, mahkemece davacının emeklilik sebebiyle işyerinden ayrıldıktan bir gün sonra başka işyerinde çalışmaya başlamasının hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiş ise de kıdem tazminatının emeklilik sebebiyle yapılan fesihlerde işçiye ödenmesi gerektiğinin kanuni bir hak olarak davacıya verildiği, kanuni hakkın kullanılmasının, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendinlemeyeceği düşünülmeden, kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine yanlış yorum ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.”(22. HD. 2012/28647 E. 2013/26459 K. 25.11.2013)

“… Somut olayda hat sorumlusu olarak çalışan davalı 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca onbeş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için 04.07.2011 tarihli istifa dilekçesi ile kıdem tazminatını alarak işyerinden ayrılmıştır.

Davalı 15.07.2011 tarihine kadar çalışmasını sürdürmüş, bu tarihte işyerinden ayrılmış ve üç gün sonra başka bir işverene ait işyerinde çalışmak üzere işe başlamıştır Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davalı kanunun kendisine verdiği emeklilik hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlamış olan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktır. Davacının ödenen kıdem tazminatının iadesine ilişkin talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22. HD. 2012/10954 E. 2013/909 K. 25.01.2013)

“…Somut olayda davacı sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını doldurmuş, yaş şartını doldurmamış ve 1475 sayılı Yasanın 14/1-5. maddesi gereğince işyerinden ayrılmıştır.

SGK’dan yaşlılık aylığı almak suretiyle emekli olan işçiye kıdem tazminatı ödenmekte ve bu işçinin yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra yeniden işe girerek SGK’na sosyal güvenlik destek pirimi ödemek suretiyle çalışma imkanı bulunmaktadır. Bu işçiye “sen emekli olduktan sonra yeniden çalışmaya başladın, kıdem tazminatı alamazsın” demek nasıl mümkün değilse yaş şartı dışında diğer şartları taşıyan işçinin de 1475 sayılı Yasanın 14/1-5. maddesi gereğince işyerinden ayrıldıktan hemen sonra çalışmaya başlaması halinde kıdem tazminatını alamayacağından söz etmek mümkün değildir. Aksinin kabulü “EŞİTLİK” ilkesine aykırı olur. Aksine yaş şartını doldurmaması nedeniyle SGK’dan yaşlılık aylığı da bağlanmayan işçi yaşlılık aylığı bağlanan işçiden daha çok yasal korunmaya muhtaç olup Dairemizin bozma kararı usul ve yasaya uygun olup özellikle yerleşik uygulamanın da bu yönde olmasına göre direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli YARGITAY HUKUK GENEL KURULU’NA GÖNDERİLMESİNE…”(7. HD. 2014/197 E. 2014/759 K. 21/01/2014)

“…Somut olayda; davacı işçinin emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini sona erdirdiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun 14.03.2012 tarihli yazısı ile de, davacının bu tarihte emekliliğe hak kazandığı sabittir.

İşçinin, iş sözleşmesini emeklilik sebebine dayalı olarak feshetmesine rağmen, başka bir işte çalışmaya başlamasının kanuni hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı uyuşmazlığın çözümü açısından tartışılması gereken noktayı oluşturmaktadır.

İşçinin emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshetmesinden kısa bir süre sonra yeniden çalışmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi, işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka iş yerinde çalışma amacı ile de kullanması mümkündür. Sosyal Güvenlik Hukuku alanında, yaş şartını da gerçekleştirmek sureli ile emekli olan işçilere sigorta destek primi ödeyerek çalışma imkanı tanındığı da dikkate alındığında, 1475 sayılı Kanun’un 14/1-5 maddesindeki düzenleme açısından, kanun koyucunun amacının işçinin çalışma yaşamını aktif olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemez.

Çalışmakta olduğu iş yerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ilişkin yükümlülüklerin tamamlayan işçinin, kendisi için çalışma şartlarının daha olumlu olduğunu düşündüğü bir iş yerinde çalışma amacı ile bu hakkını kullanması halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez. Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir . İşçinin hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir. Bu sebeple davacı işçinin kıdem tazminatı isteminin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi ve karşı davanın kabulü ile davalı işveren lehine ihbar tazminatına hükmedilmesi isabetsizdir.”(22. HD  2013/31371 E. 2014/14805 K. 27.05.2014)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*