İş güvenliğini ihlal nedeniyle fesih – Yargıtay kararları

“…Davacı aşçı olarak görev yapmaktadır.

Taraflar arasında imzalanan sözleşme ekinde işyeri talimatlarının da davacıya tebliğ edildiği ve talimatlar doğrultusunda davacının işyerinde kendisine teslimi yapılan iş elbisesi ve araç gereçleriyle işini ifa edeceğini belirttiği görülmektedir.

Ayrıca davacıya işe başlaması öncesi temizlik ve hijyen kuralları doğrultusunda eğitim verildiği “iş başı oryantasyon eğitim formu” kapsamından anlaşılmaktadır.

Davacının ilk kez davacının 15.10.2005 tarihinde eldiven ve bone takmaması sebebiyle savunması alınmış, davacı savunmasında özetle “yemek yapmaya yarayan malzemeyi rahat kullanamadığından bone vc eldiven takmadığını” beyan etmiş, ardından İse 31.5.2006 da ve 5.10.2006 davacının iş yerinde uyuduğuna ilişkin tutanaklar tutulmuştur. En son olarak ise 21.11.2006 da davacının yine eldiven bone ve maske kullanmadan yemek hazırladığı ayrıca bu durum kendisine hatırlatılınca “..takmayacağım Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa burada taktırılıyor gerekirse H. beye söyleyin beni çıkartsın..” şeklinde sözler sarf ettiği tutanak altına alınmıştır. Davacı yine benzer nitelikteki savunmasında bone ve eldiven takmadan çalıştığını kabul etmiştir.

Davalı tanıkları yemeklerden kıl, tüy vs. nesneler çıktığını duyduklarını belirtmişler yine davacı ve işyeri müdürü arasında bir kısım olaylar yaşandığını beyan etmişlerdir.

Söz konusu tutanaklar, savunmalar ve beyanlar da nazara alındığında kendisine gerekli eğitim verilmesine ve temizlik kurallarına uymaması üzerine uyarılmasına karşın davacının bu kurallara uymamaya devam ettiği, davacının yaptığı işin niteliği göz önünde tutulduğunda somut olay bakımından iş güvenliğinin tehlikeye düştüğünün kabulü gerekeceği ve ayrıca tutanak altına alınan davacının sözleri karşısında işverene iş akdini sürdürme külfetinin yük 1 enemeyeceği, eylemlerin bir bütün halinde değerlendirilmesi yapıldığında davacının davranışlarının işveren açısından haklı fesih nedeni oluşturacağı anlaşılmakta olup, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile anılan taleplerin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.”(9.HD. 2009/28973 H. 2011/47493 K. 07.12.2011)

“…Somut olayda, şoför olarak çalışan davacı işçiye davalı işveren tarafından iş güvenliği eğitimi kapsamında; emniyet ve kaza önleme tedbirleri, sürüş teknikleri, emniyet kemeri takma zorunluluğu ve önemi ile ilk yardım konularında yazılı ve uygulamalı eğitimler verildiği anlaşılmaktadır.

Feshe konu olan olayda davacının emniyet kemeri takmadan araç kullandığı tespit edilmiş ve davacı yazılı olarak uyarılmak istenmiş, ancak davacı uyarıyı imzalamaktan ve almaktan imtina etmiştir. Bu nedenle davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesi İş Kanununun 25/11-h-i maddesi uyarınca derhal sona erdirilmiştir.

Davacı, Karayolları Trafik Kanutıu’nda emredici olarak düzenlenen emniyet kemeri takma zorunluğuna aykırı hareket etmiştir. Bu davranış aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallara da aykırılık teşkil etmektedir. Davacının, işyerinde şoför olarak çalışması da dikkate alındığında emniyet kemeri takmadan araç kullanması ağır kusur teşkil ettiği gibi objektif olarak iş güvenliğini de tehlikeye düşürecek niteliktedir.

Bu nedenle davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken söz konusu taleplerin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2009/37034 E. 2011/47935 K. 12.12.2011)

“…Somut olayda, davacının Antalya Havalimanı’nda güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, havalimanına giren bagajların kontrolünün yapıldığı EDS odasında bulunan güvenlik kamerasının açısını farklı gerekçelerle değiştirdiğinin sabit olduğu, meslek içi eğitimleri sırasında güvenlik kameralarına dokunulmaması konusunda eğitim almalarına rağmen davalının tüm bunları gözardı ederek kameralarla bayan personelin gözetlendiği zehabına kapılarak kamerayı amacına ve işlevine uygun olarak kullanılmasına engellemek suretiyle işyeri güvenliğini tehlikeye düşürdüğü açık ve nettir.

Bu durumda davalı işverence davacının iş akdinin feshi 4857 sayılı Yasa’nın 25/11. maddesine göre haklı nedenle yapılmış fesihtir. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”(7.HD 2013/2522 E. 2013/7218 K. 22.4.2013)

“…Somut olayda, dosya içeriğine göre davacının olay tarihinde işyerinin güvenliğinin sağlanması için görevlendirildiği, görevli olduğu sırada işyerinin yanında bulunan depoya hırsızlık amacıyla gelen kişilerin, kamyonu depoya yanaştırıp, depodan hurda yüklediğinin açıkça izlenebildiği halde, görüntüleri takip etmeyip, ilgililere vc emniyete olay anında bilgi vermediği, tesadüfen işyerinden çıkan işçiyi gören hırsızların olay yerinden kaçtıkları şeklinde gelişen olayda, davacının görevini gereği gibi yapmadığı anlaşılmaktadır. Yapılan işin ihmal edilmesi ve görev tanımı gözetildiğinde, işverence yapılan fesih İş Kanunu’nun 25/H-ı maddesinde tanımlanan haklı fesih imkanını tanımakta olup, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabul kararı verilmesi hatalı olup, bozma nedenidir.”(9.HD. 2012/1230 E. 2014/6225 K. 27.02.2014)

“…Somut olayda davacının güvenilerek teslim edilen aracı alkollü vaziyette kullanırken yakalandığı, ehliyetine el konulduğu, ehliyetine el konulmasına rağmen işverene haber vermeyerek aracı 5 ay ehliyetsiz kullandığı tartışmasızdır.

Davacının bu eylemi doğruluk ve bağlılığa aykırı bir davranış teşkil edip, işverenin bu gerekçe ile yaptığı fesih haklı mahiyette olup, davacının kıdem ve ihbar tazminatları taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.”(9. HD. 2011/31567 E. 2013/27843 K. 01.11.2013)

“…Somut olayda, davacı belediye otobüs şoförü olarak çalışmaktadır. Alkollü olarak belediye otobüsünü kullandığından işin güvenliğini tehlikeye düşürmüştür. Bu durumda işverenin derhal fesih hakkım kullanabilmesi için belli bir zararın oluşması gerekmez. Mahkemece zararın işçini 1 aylık ücretini geçmediğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, kıdem ve ihbar tazminatları yönünden davanın reddi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.”(9. HD. 2011/16127 E. 2013/16520 K. 30.05.2013)

“…Davacının satış temsilcisi olarak davalı işverene bağlı olarak çalışır iken kendisine iş saatlerinde kullanılması için verilen otomobili alkollü olarak kullanırken trafik denetimi sırasında yakalandığı ve sürücü belgesinin geri alındığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar iş saatleri dışında alkol alma ve araç kullanma söz konusu ise de satış temsilcisi olarak işverenin verdiği otomobili kullanma durumunda davacının sürücü belgesinin geri alınmasını gerektirecek eylemi doğruluk ve bağlılığa uymadığından iş sözleşmesinin işverence feshi haklı bulunduğundan kıdem ve ihbar tazminatı isteğinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD 2006/28051 E. 2007/15497 K. 17.05.2007)

“…Davacının satış temsilcisi olarak davalı işverene bağlı işverence gerçekleştirilen feshin haklı olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. Davacının 11.10.2009 tarihinde yapılan trafik denetiminde kullanımına tahsis edilen aracı alkollü olarak kullandığının tespit edilmesi üzerine, alınan savunmasında olayı kabullendiği ve üst yönetime bilgi vermeden sürecin geçiştirebilcccğini düşündüğünü açıkça beyan ettiği göz önüne alındığında, işverence doğruluğa aykırı davranış nedeniyle gerçekleştirilen fesih haklı nitelikte olup, davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme yapılarak, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2012/4018 E. 2014/7710 K. 10.03.2014)

“…Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş akdinin feshinin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davacının iş sözleşmesi işin yürütümü sırasında alkollü içki kullandığı, işverence tahsis edilen aracı alkollü kullandığı gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun’ un 25/2-d. Maddesi uyarınca feshedilmiştir.

Davacı fesih öncesi verdiği yazılı savunmasında, tahsis edilen araç içinde gayri ahlaki hiçbir hareket yapılmadığını, aşırı alkollü olmadığını, kendi açısından herhangi bir risk almadığını düşündüğü için aracı kendisinin kullandığını ifade etmiştir.

Davacının görevi gereği kendisine teslim edilen aracı alkollü olarak kullandığı kendi kabulü ile sabittir.

Davacının bu davranışı hem suç, hem de doğruluk vc bağlılığa aykırı olup işveren açısından da haklı fesih sebebidir.

Bu nedenle davacının iş akdinin feshi haklı olup ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.”(9.HD 2010/1393 E. 2012/9514 K. 22.03.2012)

 

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*