Emeklilik sonrası çalışmaya devam eden işçinin iş akdini feshinin kıdem tazminatına etkisi

Emeklilik sonrası işverence iş akdinin feshi:

Eğer işçiye, emekli olduğunda kıdem tazminatı ödenmemişse, işçi çalışmaya devam ettikten sonraki dönem haklı feshedilse bile, işçinin emekli olduğu dönemin kıdem tazminatı kabul edilmelidir.

“Somut olayda davacının 06.AD.2843 plakalı araç ile 19.10 2004 tarihinde kaza yaptığı, araçta maddi hasar meydana geldiği anlaşıldığından, aracın zarar görmesinde davacının kusuru olup olmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınmadan, kusurlu ise kusur oranı ve oluşan zararın 30 günlük ücretinden fazla olup olmadığı, tereddüde yer vermeyecek biçimde tespit ettirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması hatalı olup, kusur ve zarar konuları açıklığa kavuşturulmalıdır.

Davacı işçinin kusurlu olduğu ve buna göre zarar tutarının işçinin 30 günlük ücretini aştığı belirlendiğinde, işverence yapılan fesih 4857 s. İş Yasasının 25/2 (i) bendi uyarınca haklı olduğundan, emeklilik sonrası çalışma dönemi için hesaplanan kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı isteklerinin reddine, emeklilik tarihine kadar tespit edilen kıdem tazminatının ise kabulüne karar verilmelidir.

Aksi durumda şimdiki gibi isteklerin kabulüne karar verilmelidir.”( 9.HD. 2007/27644 E. 2008/24618 K. 24/09/2008)

“Davacı işçi dava dilekçesinde davalı iş yerinde 15/11/1991 tarihinde çalışmaya başladığını,2004 yılının 1.ayında emekli olduğunu, emekli olduktan sonra da aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiğini, 15/07/2008 tarihinde iş akdinin haksız olarak işverence feshedildiğini beyan ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir.

Davalı taraf ise davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının iş yerini mazeretsiz olarak terketmesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar vermiştir.

Kabule göre de; davacı tarafından çalışmaların aralıksız devam ettiği ve çalışma dönemi içerisinde emekli olduğu ancak emeklilikten sonra da çalışmasını sürdürdüğü iddia edildiğine göre davacının emekli olduğu tarihin tespit edilip buna ilişkin belgeler getirtilmeden tüm dönem itibariyle kıdem tazminatının reddedilmesi hatalıdır.

Bunların yanı sıra dosyadaki hizmet erbabı kıdem tazminatı bordrosunda 31/05/2012 tarihinde davacıya kıdem tazminatı adı altında ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece bu belge de dikkate alınmadan davacının tüm çalışma dönemi açısından iş akdinin, kıdem ve ihbar tazminatlarına hak etmeyecek şekilde sona erdiğinin kabulü hatalıdır.”( 9.HD. 2010/17706 E. 2012/23569 K. 19/06/2012)

Emeklilik sonrası işçi tarafından iş akdinin feshi:

Yargıtay, eğer işçiye, emekli olduğunda kıdem tazminatı ödenmediyse, çalışmaya devam ettikten sonraki dönemde işçi istifa etse de ilk dönem için kıdem tazminatı kabul edilmesi gerektiği görüşündedir.

İşçi, emekli olmasına rağmen çalışmasına devam etmiş, emeklilikte kıdem tazminatı ödemesi yapılmamışsa ve son fesih haklı ise, işçinin kıdem tazminatının tüm çalışma süresi nazara alınarak hesaplanması gerekir.

“Davacının mali işler müdürü olarak çalıştığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı işçi 03/03/2009 tarihinde el yazılı dilekçe ile istifa ederek ayrılmıştır. İstifanın gerçek iradeye dayanmadığı yöntemince ispat edilebilmiş değildir.

Davacı tanıklarının istifa iradesinin fesada uğratıldığı yönünde doğrudan açıklamaları bulunmamaktadır. Tanıklar başkasından duyduklarını aktarmakla yetinmişlerdi.

Davalı tanıklarının ise davacının kendi isteğiyle istifa ettiğine dair beyanları olmuştur. Finans müdürü olarak çalışan davalı tanığı anlatımında, davacının istifa dilekçesini yazdığı anda yanında olduğunu ve herhangi bir baskı olmadığını açıklamıştır.

Davacı işçi üst düzey yönetici olup istifa dilekçesinin ne anlama geldiğini bilebilecek durumdadır. Bu itibarla davacının 03/03/2009 tarihinde gerçekleşen istifası sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanması mümkün değildir.
Ancak davacı işçi daha önce 05/03/2005 tarihinde emekli olmak suretiyle iş sözleşmesini sonlandırdığına göre emekli olduğu tarihe kadar olan hizmetleri için kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerekir. Zira işçinin emekliliği 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi gereği kıdeme hak kazandıran nedenler arasındadır ve davalı işveren davacının emekli olduğu tarihte kıdem tazminatı ödendiğini kanıtlayabilmiş değildir. Emeklilik sonrası çalışma yeni bir iş ilişkisi niteliğinde olmakla 03/03.2009 tarihinde gerçekleşen istifa, emeklilik sonrası çalışmaları ilgilendirir. Bu nedenle emekli olduğu tarihe kadar olan dönem için kıdem tazminatı hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.”(9.HD. 2011/10763 E. 2013/15250 K. 21.05.2013)

“… Dosya içeriğine göre davacının 20.07.2006 tarihinden itibaren davalı şirketin inşaat işyerinde çalışmış, 03.06.2009 tarihinde emeklilik nedeni ile davacı işçi tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacının emekliliğini takip eden iki aylık süredeki çalışması ayrı bir sözleşme kapsamında çalışma olduğunun kabulü gerekir.

Davacının emeklilik sonrası başlayan ikinci sözleşme davacı tarafından haklı bir neden olmadan feshedilmiş ise de ilk sözleşme emeklilik nedeni ile sona ermiş olduğundan davacının kıdem tazminatının hesabında sadece ilk sözleşme süresi olan 20.07.2006-03.06.2009 tarihleri arası çalışma dönemi için kıdem tazminatı hesaplanması gerekirken emeklilik sonrası çalışına süresinin de davacının kıdem süresine eklenerek yapılan hesaplamaya itibarla kıdem tazminatının hüküm altına alınması hatalı olmuştur.

Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22.HD. 2012/10297 E, 2013/224 K. 22.01.2013)

“…Somut olayda davacı Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi önce davalılardan B.G. yanında, daha sonra otel İnşaatında, daha sonra diğer davalı yanında çalışıp 1.5.2000 tarihinde emekli olmuş, bilahare ara vermeden çalışmaya devam edip iş sözleşmesini ücretleri ödenmediği için feshetmiştir.

Davacıya emekli olduğu sırada kıdem tazminatının ödendiği davalılar tarafından kanıtlanamamıştı!-. Bu nedenle davacının emekli olduktan sonra yeni bir akitle çalıştığının kabulü mümkün değildir. Davacının çalışmasının tüm süre üzerinden kabul edilip, kıdem tazminatının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. “(9.HD. 2008/28914 E. 2010/14764 K. 27.05.2010)

Emeklilikte kıdem tazminatı ödenmiş olduğu durumda:

İşçiye emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı ödenmiş ise, emeklilik, tasfiye ile sonlandığından yeni bir iş sözleşmesi kabul edilerek ihbar tazminatı son dönem çalışmasına göre tespit edilecektir.

“Davacı işçi işyerinde geçen tüm hizmet süresine göre ihbar tazminatının ödetilmesini talep etmiş, mahkemece iş sözleşmesi ile arttırılmış ihbar önellerine uyularak davacının işyerindeki kıdeminin 36 aydan fazla olduğu gerekçesiyle 10 haftalık ihbar öneline göre hesaplama yapılmış ve daha önce ödenen miktar düşülerek isteğin kabulüne karar verilmiştir.

Davacının 31.3.2006 tarihinde emekli olduğu ve yasal kıdem tazminatının ödendiği hususu tartışına dışıdır. İşçinin işyerinde emeklilik sonrası çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir. Böyle olunca işçinin hizmetlerinin ihbar tazminatı hesabı noktasında birleştirilmesi doğru olmaz.

Belirtmek gerekir ki, ihbar tazminatı açısından hizmet süresi ile yukarıdaki bentte sözü edilen 6 aylık kıdem koşulu(iş güvencesi) birbirinden bağımsızdır.

Mahkemece tüm süreye göre ihbar öneli belirlenmek suretiyle karar verilmesi hatalı olmuştur.

İşverence 6.6.2006 tarihinde gerçekleştirilen feshe göre 2 haftalık ihbar tazminatı ödendiği sabit olmakla ihbar tazminatı fark isteğinin de reddine karar verilmelidir.”(9.HD. 2007/36441 E. 2009/2758 K. 17/02/2009)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*