Askerlik süresinden kaynaklı tazminat – Fark kıdem – Yargıtay Kararları

“Somut olayda, davacıların murisinin 05.11.1970-05.07.1972 tarihleri arasında gerçekleşen askerlik süresini borçlandığı dosya içerisine celp edilen kayıtlarla sabittir.

Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, kıdem tazminatı hesabında, murisin daha önce borçlandığı askerlik süresinin dikkate alınması gerekirken, hizmet akdinin ölümle sonlandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.” (9. HD. 2009/40035 K. 2012/4161 K. 15.02.2012)

“İşçinin ölümü halinde de mirasçıları askerlik borçlanmasından kaynaklı fark kıdem tazminatı istey ebilirler.
Davacıların murisi işçinin ölüm nedeni ile mirasçılarına kıdem tazminatı ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
Ancak; davacılar, muris işçinin borçlandığı askerlik hizmetinin kıdem tazminatı hesaplarında nazara alınmadığını bildirerek fark kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
1475 Sayılı İş Kanununun 4857 Sayılı İş Kanunuyla yürürlükte bırakılan (yürürlükten kaldırılmayan) 14. maddesinin 1. fıkrasında; bağlı bulundukları kanunla kurulu Kurum ve Sandıklardan yaşlılık, emeklilik ve malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla akditı feshi ve ölüm sebebiyle hizmet akdinin sona ermesi kıdem tazminatına hak kazanma hali olarak düzenlenmiş, üçüncü fıkrasında ise “yukarıda anılan fıkranın hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası, bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz” kuralına yer verilmiştir.
Yine aynı maddenin 4. fıkrasında “T.C. Emekli Sandığı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle, Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarını da geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenincc kıdem tazminatı ödenir” denilmektedir.
Bu hükümde aynı ya da değişik kamu kuruluşunda geçen hizmetlerin birleştirilmesi sebepleri arasında hizmet akdinin ölüm sebebiyle sona ermesi hali belirtilmemiştir.
Ancak birinci ve üçüncü fıkralarındaki hükümlerle, hizmet akdinin uzun vadeli sigorta kollarında oluşan bir sosyal güvenlik hakkının kullanılması ya da aynı nitelikte sigorta kolıı olan ölüm sigortasında ölüm olayının meydana gelmesi nedenleriyle sona ermesi hali kıdem tazminatını gerektirdiği kabul edildiğinden hizmet akdinin kıdem tazminatını gerektiren ölüm sebebiyle sona ermesi halinde de dördüncü fıkra hükmü uygulanmalıdır.
Dördüncü fıkra da ölüm sebebinin açıkça belirtilmemesi, düzenleme eksikliğinden kaynaklanan irade dışı bir yasa boşluğu olup, bu boşluğun 3. fıkra hükmüne paralel olarak doldurulması gereği açıktır.
Belirtilen nedenlerle ölen işçinin mirasçılarına borçlanılmış askerlik hizmeti de dahil edilerek kıdem tazminatı ödendiği gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.” (9. HD. 2006/6105 E. 2006/28889 K. 01.11.2006)

“Somut olayda davacı davalı kurumda çalışırken vefat etmiştir. Çalışırken askerlik borçlanması nedeniyle ödemesi gereken miktarı yatırmıştır. Bu durumda davacının kıdem tazminatına esas çalışma süresinin hesaplanmasında sözkonusu müddetin de dikkate alınması gerekirken mahkemece askerlik süresinin dahil edilemeyeceğinin kabulü ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2008/12098 F.. 2009/31539 K. 13.11 .2009)

“5510 sayılı Kanun’un 41/1 -b ve 506 sayılı Kanun’un 60/F maddesi ile er veya erbaş ya da yedek subay olarak askerlik hizmetinde geçirilen süreler için borçlanma imkanı tanınmıştır. Borçlanma yapıldığı takdirde bu süreler de kıdemin belirlenmesinde dikkate alınacaktır. Ancak yasada Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yapılan askerlik hizmeti kastedilmekte olup yabancı bir ülke için yapılan askerlik hizmeti borçlanmaya esas olamaz. Bu süre için kişi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Belirtilen sürelerin kıdeme esas alınabilmesi için öncelikle borçlanma imkanı bulunmalıdır.
Somut olayda, davacı Bulgaristan göçmeni olup askerlik hizmetini yurtdışında yapmıştır. Davalı işyeri nezdinde ise 06.02.1991 tarihinde işe girmiş, 10.03.2010 tarihinde askerlik hizmetinde geçirilen süre için Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödeme yapmış ve 01/03/2001 tarihinde emeklilik nedeniyle iş akdini sona erdirmiştir.
O halde, mahkemece yabancı bir ülke için yapılan askerlik hizmetinin borçlanmaya esas olamayacağı ve bu süre için kıdem tazminatına hak kazanamayacağı gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2011/29921 R. 2013/28691 K. 08/11/2013)

“Somut olayda davacı davalı kurumda çalışırken vefat etmiştir. Çalışırken askerlik borçlanması nedeniyle ödemesi gereken miktarı yatırmıştır. Bu durumda davacının kıdem tazminatına esas çalışma süresinin hesaplanmasında sözkonusu borçlanılan sürenin dikkate alınması gerekirken mahkemece askerlik süresinin dahil edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” (9. 110. 2009/40033 E. 2012/3123 K. 13.02.2012)

“Mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, 1475 sayılı kanunun 14/5. Fıkrasının, kamu kuruluşlarında geçen sürelerin kıdem tazminatının hesabında dikkate alınabilmesi, hizmet akdinin sadece yaşlılık, malullük veya toptan ödeme almak amacıyla feshedilmiş olma şartına bağladığı, iş akdinin ölüm sonucu, sona ermesi halinde askerlikte geçen ve daha önce borçlanılan sürelerin kıdem tazminatının hesabında dikkate alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İşçinin ölümü ile iş ilişkisinin sona ermesinde farklı kamu kurumlarında geçen veya borçlanılan sürelerin kıdem tazminatı hesabında birleştirilip birleştirilemeyeceği önem kazanmaktadır.
1475 Sayılı İş Kanununun 14. maddesinin birinci fıkrasında; bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum ve sandıklardan yaşlılık, emeklilik ve malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla akdin fcslıi ve ölüm sebebiyle hizmet akdinin sona ermesi kıdem tazminatına hak kazanma hali olarak düzenlenmiş, üçüncü fıkrasında ise “yukarıda anılan fıkranın hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toplan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz” kuralına yer verilmiştir. İsçinin ölümü, ölüm aylığına ve toptan ödemeye hak kazandıran bir durumdur. İşçinin ölümü ile Sosyal Sigortalar Kurumuna başvuru imkanı ortadan kalkmakladır. Dairemiz, kanuni mirasçılara ödenmesi gereken kıdem tazminatı hesabında işçinin farklı kamu kurumunda geçirdiği sürelerin toplanacağını veya ölen işçinin askerlik borçlanmasının kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay 9.HD. 10.3.2000 gün 1999/ 19876 F.,2000/ 2415 K.)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*