Askerlik nedeniyle işten ayrılma – Makul sürede askere gitme – Yargıtay Kararları

“Davacı 22.7.2004 tarihli dilekçesi ile yıllık izin dönüşü askerlik nedeniyle işyerinden ayrılacağım işverene bildirmiştir.
Davacı bu dilekçeyi verdiği tarihten 31.10.2005 ‘e kadar tecillidir. Ancak davacı askere erken gitmek üzere ASAL ‘ a müracaat etmiştir.
Terhis belgesine göre askerlik şubesinden sevk tarihi 31.3.2005, son kıta kuruma katılış tarihi de 13.5.2005 olup davacı da 30.9.2005 de terhis olmuştur.
İşyerinden ayrılış tarihi ile sevk tarihi arasında sebep bağlantısını kesmeyerek makul sürenin araya girmesi hakkı ortadan kaldırmaz.
Davacı ASAL’a  müracaat’ la tecilli olduğu 31.10.2005 tarihinden evvel askere gitmek isteğinde bulunmuş neticede tecilli olduğu süreden önce askerden dönmüştür kaldı ki davacı izin dönüşü işyerine gelerek askere gidene kadar çalışmak isteğinde de bulunmuş işverence çalıştırılmamıştır.
Tüm bu sebeplerle davacının askere gitmek üzere işyerinden ayrıldığı ve makul bir süre içerisinde de askere gittiği anlaşılmakta olup kıdem tazminatı isteğinin kabulü yerine reddi hatalıdır. Bu durumda davalı karşı davacının ihbar tazminatının da reddi gerekirken kabulü doğru değildir” (9. HD. 2006/ 9697 E. 2006/ 29675 K. 13.11.2006)

“Davacı, davalıya ait işyerine 01.03.1958 tarihinde işe girmiş, 27.6.1960 tarihinde ayrılmış, 13.2.1963 tarihinde tekrar aynı işyerinde işe girerek 1.3.1982 tarihine kadar çalıştıktan sonra bu tarihte emekli olmuştur. Davalı 13.2.1963-1.3.1982 arası için kıdem tazminatı ödemiş, fakat 01.05.1958-27.06.1960 tarihleri arası için işten kendisinin ayrıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı ödememiştir.

Davacı, 27.6.1960 tarihinde muvazzaf askerlik nedeniyle ayrıldığını iddia ederek bu sürenin de kıdem tazminatı hesabında nazara alınmasını istemiştir. Gerçekten olayın oluş tarzı, davacının askerlik dönüşü tekrar aynı işyerinde işe girip emekli olduğu tarihe kadar devamlı çalışması gibi durumlar dikkate alındığında 27.6.1960 tarihindeki ayrılışının muvazzaf askerlik sebebine dayandığının kabulü gerekir. Esasen bu yön mahkemenin de kabulünde olmuştur. 1475 sayılı İş Kanununun değişik 14. maddesinin 1. bendinin 3. fıkrası ve 2. bendi hükümleri gereğince muvazzaf askerlikten önceki sürenin sonraki hizmet süresine eklenerek kıdem tazminatı ödemesi gerekir. 3008 sayılı İş Kanununu döneminde hizmet süresinin 3 yıldan az olması bu birleştirmeye engel değildir. Anılan dönem için kıdem tazminatı ödenmediği ise ibranameye ters düşen savunma ve dosya münderecatı ile sabittir. O halde, davacının 27.6.1960 tarihinden önceki hizmet süresinin de kıdem tazminatında nazara alınması gerekir. Mahkemenin yazılı şekilde isteği reddetmiş olması bozmayı icabettirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten davacı yararına BOZULMASINA; peşin alman temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26.12.1983 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI Davacı, işyerinde çalışmakta iken 27.6.1960 tarihinde askere gitmek için işlen ayrıldığını ileri sürmesine karşılık, inkar edilmeyen dosya arasındaki 28.6.1960 tarihli belgede sebep gösterilmeden iş akdini feshettiği yazılıdır. Buna karşılık Askerlik Şubesi yazısından davacının 24.1.1961 tarihinde işte ayrıldığı yazılıdır. Görülüyor ki, davacı işte ayrıldıktan 7 aya yakın bir zaman sonra askere gitmiştir. Bu hayatın olağan akışına göre gerekli hazırlıklar için çok uzun bir süredir. Şu halde verdiği belgenin aksine davacının muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla işten ayrıldığını hayatın olağan akışı içinde kabul etmek mümkün değildir. Ancak davacı askerliğe davet edilmiş şu veya bu sebeple şevki gecikmiş olabilir. Askerlik şubesinden böyle bir durum olup olmadığı sorulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken noksan tahkikatla davanın reddine karar verilmiştir. Bu sebeple sayın çoğunluğun bozma kararma sonucu itibariyle katılamıyorum. (9. HD. 1983/8849 E. 1983/11194 K. 26.12.1983)

“Somut olayda davacının muvazzaf askerlik sebebiyle 19.10.2010 tarihinde iş sözleşmesini feshettiği ancak 21.02.2011 tarihinde askere şevkinin gerçekleştirildiği, arada davacının başka bir işyerinde çalışma kaydının da olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şahidi beyanında, davacının askerlik sebebiyle işyerinden ayrıldığını, bununla birlikle şevkinin üç ay sonraya atıldığını, davacının tekrar işyerine dönmek istemesine rağmen işverenin işe almadığını ifade etmiştir.
Gelinen noktada mahkemece askerlik şubesinden fesih tarihi ile sevk tarihi arasında sevk tehiri olup olmadığı, davacının fesih tarihinden sonra en erken ne zaman sevk edilebileceği, neden 21.02.2011 tarihinde sevk edildiği hususlarının araştırılarak sonucuna göre davacı tarafından yapılan feshin muvazzaf askerlik sebebiyle olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik, inceleme ile davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.” (22. HD. 2013/8047 E. 2014/7562 K. 09.04.2014)

“Somut olayda davacı işçinin 07.09.2005 tarihinde rahatsızlığı nedeni ile vizite kağıdı alıp gittikten sonra 18.09.2005 tarihinde askere alındığı anlaşılmaktadır. Öle yandan davalı işveren tarafından çekilen 19.09.2005 tarihli ihtarname ile davacının bir gün içinde işe başlaması istenmiştir. Oysa davacı işçi bir gün öncesinde askerlik görevine başlamıştır. Bu durumda davacı işçi tarafından iş akdinin muvazzaf askerlik nedeni ile feshedildiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Mahkemece kıdem tazminatına ilişkin isteğin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması hatalıdır.”(9. HD. 2007/22459 E. 2008/17534 K. 24.06.2008)

“İş Kanununun kıdem tazminatını düzenleyen I4>üncü maddesinde muvazzaf askerlik hizmeti sebebiyle işyerinden ayrılan işçilere kıdem tazminatı verileceği öngörülmüştür. Davacı da iddiasında D. üretme çiftliğinde 18.10.1953-21.01.1958 arasındaki hizmetine muvazzaf askerlik hizmeti sebebiyle son verildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı hesabında bu hizmetinin daha sonraki hizmet süresi ile birleştirilmesini ve bundan doğan fark kıdem tazminatını istemiştir.
Gerçeklen davacı, 21.01.1958 tarihinde muvazzaf askerlik dolayısıyla işyerinden ayrılmış, ancak 03.06.1958 tarihinde askere sevk edilmiştir. İşyerinden ayrılış tarihi ile sevk tarihi arasında sebep bağlantısını kesmeyerek, muhik sürenin araya girmesi hakkı ortadan kaldırmaz. Muhik süre işçinin sosyo-ekonomik durumu, çevre ve örf ve adet özellikleri nazara alınarak takdir edilmesi gerekir. Üstelik davacı kardeşinin askerde olması nedeniyle kendisinin askere şevkinin ertelendiğini ileri sürmektedir.
Bu hususlar araştırılıp sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazıldığı şekilde karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır.”(9.HD. 1984/9719 E. 1984/11051 K. 12.12.1984)

“Olayda davacının 18.9.1956 ile 2.5.1958 tarihleri arasında çalıştıktan sonra işyerinde ayrılıp, 14 ay sonra da askere gittiği anlaşılmaktadır. Aradan gecen bu uzun süre dikkate alındığında iş akdinin muvazzaf askerlik nedeniyle bozulduğunun kabulü mümkün değildir. İşyeri ve şahsi sicil dosyasında mevcut kayıtlarla doğrulanan bu olgu, istekli ve iradi terkin varlığım kabule yeterli bir sebep teşkil ettiği halde, mahkemece anılan tarihler arasındaki hizmet döneminin de kıdem tazminatının hesabında göz önünde tutulmuş olması Yasa’ya ve dairenin yerleşmiş uygulamasına aykırı olup, bozma nedenleri sayılmıştır.” (9. HD. 1986/71 E. 1986/1686 K. 17.02.1986)

“Davacı 03.02.1956 tarihinde… işyerinde çalışmaya başlamış 28.02.1958 tarihinde işten ayrılmıştır. Bu ayrılışı müteakip 26.05.1958 tarihinde muvazzaf askerlik hizmetine başlamıştır. Bu durumda ayrılışın askerlik amacıyla olduğunun kabulü ve bu sürenin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerekir.” (9. HD. 1993/10594 E. 1994/3038 K. 01.03.1994)

“Dosya kapsamına göre: davacının davalı Belediyede üç ayrı dönem halinde çalışması bulunmakta olup bu dönemlerden ilki 1.6.2000-14.8.2001 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Söz konusu dönem çalışması davacının özel nedenleri dolayısıyla iş akdini sona erdirmek isteğiyle verdiği dilekçe ile sona ermiştir.
Davacıya ait terhis belgesinden 21.08.2001 tarihi itibariyle askerlik hizmetine başladığı ve davacının işten ayrılmak için verdiği dilekçede belirttiği özel nedenin ise davacının askere gitmesi olduğu anlaşılmakla anılan dönem bakımından kıdem tazminatına hükmedilmcsi gerekirken talebin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2008/32048 E. 2010/15570 K. 01.06.2010)

“Somut olayda, davacı istila dilekçesini, askere gideceği için verdiğini ileri sürmüştür.
Dosya içinde mevcut, Büvükçekmece Askerlik Şubesi Başkanlığının 08 Mayıs 2009 tarih ve 4400-5133-09/2.Ks. Numaralı yazısı incelendiğinde; davacının askere sevk tarihinin 20/11/2007 tarihi olduğu anlaşılmıştır.
Davacının, askerlik görevini yapmak için istifa elliği yönündeki iddiası, iş akdinin 07/11/2007 tarihinde feshedilmesi, davacının 20/11/2007 tarihinde askere sevk edildiğine dair Büvükçekmece Askerlik Şubesi Başkanlığının 08 Mayıs 2009 tarih ve 4400-5133-09/2.Ks. Numaralı yazısı ve tüm dosya kapsamı birlikle değerlendirildiğinde davacının askerlik görevini yerine getirmek için işinden istifa ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı gözetilmeden hatalı değerlendirme ile davanın reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.” (9. HD. 2009/43352 L. 2012/4297 K. 15/02/2012)

 

 

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*