Konut kapıcılarına ilişkin yasal düzenlemeler ve kıdem tazminatının hesabı

Kapıcılık hizmetlerinin diğer işlere göre bir farklılık gösterir. Bu nedenle 1475 sayılı Yasada olduğu gibi, 4857 sayılı İş Kanununda da konut kapıcıları hakkında ayrı düzenlemeler getirilmiş, 110 uncu maddede “Konut kapıcılarının hizmetlerinin kapsam ve niteliği ile çalışma süreleri, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil gün­leri, yıllık ücretli izin hakları ve kapıcı konutları ile ilgili hususların düzenlenmesin­de uygulanacak değişik şekil ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Konut Kapıcıları Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde kapıcı, ana taşınmazın ba­kımı, korunması, küçük çaptaki onarımı, ortak yerlerin ve döşemelerin bakımı, te­mizliği, bağımsız bölümlerde oturanların çarşı işlerinin görülmesi, güvenliklerinin sağlanması, kaloriferin yakılması ve bahçenin düzenlenmesi ve bakımı ve benzeri hizmetleri gören kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede, işveren ise konutun ma­liki ve ortakları olarak açıklanmıştır. Kamu kuramlarına ait lojman işyerlerinde ana taşınmaz maliki, ilgili kamu kuruntudur.

Yönetici ise konutun maliki ya da kat malikleri adına hareket eden kişidir. Yö­netici, Kat Mülkiyeti Kanununa göre seçilir ve görevlerini ifa eder.

Yönetmelikte işyeri, kapıcının çalıştığı konut ile bağımsız bölüm, ortak yerler, eklenti ve tesislerin tümü olarak ifade edilmiştir.

Kapıcıyı işe alma konusunda yönetici yetkili kılınmıştır. Kaloriferli konutlarda kapıcının ateşçi belgesini haiz olması gerekir.

Yönetmeliğin 4/a maddesine göre, yöneticinin iş ya da toplu iş sözleşmesi yap­ması için işverenin yazılı olarak yetki vermesi gerekir. Buna rağmen, yazılı yetki olmadığı durumlarda kapıcı ile yönetici arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğu söy­lenemez. Konutun maliki ya da ortaklarının yazılı yetki vermedikleri halde kapıcılık hizmetlerinden yararlanmaları kapıcılık sözleşmesine onay verildiği anlamındadır.

Kapıcı ile binanın sahibi ya da kat malikleri kurulu arasında yapılmış olan iş sözleşmesinin tam süreli ya da kısmî süreli olarak yürürlüğe konulması mümkündür. Özellikle bağımsız bölüm sayısının az ve eklentiler ile ortak alanların da yoğun bir iş hacmini gerektirmeyecek durumda olduğu hallerde, kapıcının günlük yedi buçuk saat ve haftalık kırk beş saat olağan mesaiye göre daha az sürelerle çalıştırılması im­kân dahilindedir. Kısmî süreli iş sözleşmesi yazılı olarak yapılmamış ise, işyerinin özelliği ve işin niteliğine göre çalışma olgusunun kanıtlanması mümkündür.

Konut kapıcıları bakımından işyerinde fazla çalışma yapılıp yapılmadığı konula­rında işyerinin bağımsız bölüm sayısı, ortak yerler ile eklentilerin özelliği belirleyici olacaktır.

Yönetici, İş Kanunu ve Yönetmeliğin uygulanması yönüyle işveren temsilcisi­dir. İş hukuku anlamında ortaya çıkabilecek İdarî ve yargısal uyuşmazlıklarda yöne­tici işvereni temsil eder. Bu itibarla, kapıcının işveren hakkında açabileceği davanın kat maliki ya da maliklerine karşı açılması gerekmekte ise de, Yönetmelikten doğan bu temsil yetkisine göre davanın doğrudan yönetici hasım gösterilerek açılması da mümkündür. Ancak bu halde dahi hükmün doğrudan yönetici hakkında kurulması doğru değildir. Mahkemece kat maliki ya da malikleri adına yönetici hakkında karar verilmesi gerekir. Zira Yönetmeliğin 4/d maddesine göre, yöneticinin ana taşınmaz­da üstlendiği görevleri itibarıyla kat maliki ya da maliklerinden tahsil ederek, kapı­cının Yasadan doğan haklarını ödeme yükümlülüğü vardır.

Kapıcının çalışma süresi ve ara dinlemesi, ücretinin ödenmesi, hafta tatili bay­ram ve genel tatil ücretlerinin ödenmesi, yıllık ücretli izinlerini kullanması gibi hu­suslar yönünden 4857 sayılı Yasa hükümlerine tabi olduğu Yönetmeliğin ilgili mad­delerinde kurala bağlanmıştır. Yönetmeliğin 12 nci maddesinde kapıcınm yıllık izin, hastalık izni veya tatil günleri sebebiyle çalışamadığı günler için yerine geçici kapıcı çalıştırılabileceği hükme bağlanmıştır.

1475 sayılı Yasanın Ek Madde 1 inci maddesinde kapıcı konutları için kira iste- nemeyeceği kuralı bulunmaktaydı. 4857 sayılı İş Kanununda bu hükme yer veril­memiş, bu hususun düzenlenmesi de yönetmeliğe bırakılmıştır. Anılan yönetmeliğin 13 üncü maddesine göre kapıcıya görevi nedeniyle konut verilmesi zorunlu değildir. Bununla birlikte, konut verilmişse, konutun 3194 sayılı İmar Kanunu ve Belediye İmar Yönetmelikleri ile öngörülen asgarî koşullara uygun olması gerekmektedir.

Kapıcıya, görevi nedeniyle konut verilmesi 4857 sayılı Yasa uyarınca zorunlu değilse de, verilmiş olan konut için iş sözleşmesinin devamı süresince kira istene- meyeceği de yine yönetmelikte düzenlenmiştir. O halde kira bedelinin ücrete sayıl­ması doğru değildir. Bu anlamda kapıcının kira ödemeksizin oturması ve karşılığın­da kapıcılık hizmetlerini görmesi şeklinde bir iş sözleşmesi yapıldığında, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmış sayılamaz. Kapıcı ile kira kontratı ya­pılmış olması da bu sonucu değiştirmez (Yargıtay 9.HD. 3.11.2008 gün 2007/30359 E, 2008/29735 K.).

Kapıcının su, elektrik, ısınma ve sıcak su giderlerine kısmen ya da tamamen ka­tılıp katılmayacağının sözleşme ile belirleneceği hususu da değinilen Yönetmelikte ifadesini bulmuştur. Buna göre taraflar, kapıcının anılan giderlere katılması ya da katılmaması konusunu serbestçe kararlaştırabilirler.

Yargıtay’a göre, kapıcının kıdem tazminatı hesabında bedelsiz oturduğu evin kira değeri ile su, elektrik ve doğalgaz yardımı eklenmelidir. Bunun için fesih tarihinde cari asgari ücre­tin % 25’inin konul ihtiyacını karşılayan tutar olduğu (kira bedeli olduğu) kabul edi­lerek bu tutarın bir güne isabet eden miktarı bulunmalı, fesih tarihinden geriye doğru bir yıla ait elektrik, su ve doğalgaz faturaları getirilip bu faturaların bir yıllık tutarla­rının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne isabet eden miktarlar tespit edilmeli, bu su­retle bulunacak miktarlar davacının günlük çıplak ücretine eklenerek giydirilmiş üc­reti tespit edilmeli, belirtlen bu usule göre hesaplama yapılması için bilirkişiden ek rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller değerlendirilerek karar verilmelidir(Yargıtay 22. HD. 05.04.2014 tarih, 2012/16302 E, 2013/7435 K)

“…Somut olayda, davacmın davalı sitenin kapıcı ve kalorifercisi olarak çalıştı­ğı, sitede dört bina ve 60 daire bulunduğu anlaşılmaktadır.Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, fazla çalışma yönünden özellikle kaloriferlerin yandığı dönem de dikkate alınarak ve gerekirse mahallinde keşif yapılarak, gerekirse tanıklar tekrar dinlenerek fazla çalışma olgusu somutlaştırılmalı ve sonucuna göre karar ve­rilmelidir”. (Yargıtay 9.HD. 26.01.2012 tarih, 2009/36207 E, 2012/1957 K.)

2 Cevap

  1. Sosyal haklar ispatlanmaz ise alınabilirmi

    • İspay yükü duruma göre yer değiştirmektedir. Örneğin fazla mesai yaptığını veya kuruma bildirilenden daha yüksek ücret aldığını ispat yükü işçide iken, işçiye yıllık izinlerin kullandırıldığını, ücretin ödendiğini ispat yükü de işverendedir. Sosyal haklar ispatlanmaz ise alınabilir mi sorunuz tam olarak anlaşılmamakla birlikte, ispat yükü size düşen bir konuda iddianızı ispatlamalısınız ki mahkeme lehinize karar versin.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*