İşçinin sendika üyeliğinin sona erme şartları nelerdir?

2821 sayılı Kanun’un 24 ve 25. maddelerinde, hangi hallerin işçi sendikası üyeliğinin sona ermesine sebep teşkil edeceği ile bu hallerin istisnasını teşkil eden, diğer bir ifade ile üyeliğin devam elliğinin kabul edildiği haller sayılmıştır.

İşçi sendikaları, işçilerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için oluşturulan tüzel kişiler olduğundan fiilen çalışmayanların hangi şartlarda sendika üyeliklerinin devam edeceği veya askıya alınacağı haller 24. maddede gösterilmiştir.

2821 sayılı Kanun’un “Üyeliğin devamı ve askıya alınması halleri” başlıklı 24. maddesi:

“İşçi sendika veya konfederasyonlarının yönetim, denetleme ve disiplin kurulla­rında görev almalarından dolayı işyerinden ayrılan işçilerin bu göreve getirildikleri anda üyesi bulundukları sendikalardaki üyelik sıfatları devam eder.

Sendikalara üye olmak hakkına sahip olanlardan mevzuat gereğince bir işletme veya kurumun yönetim kurullarında veya benzeri kurullarında işveren, işveren vekili ve işçi temsilcisi sıfatıyla bulunanların da sendika üyeliği devam eder.

 Askerliği meslek edinmemiş bulunan askeri şahısların bu Kanuna göre sahip bu­lundukları hak ve yükümlülükler silah altında bulundukları süre için askıda kalır.

İşçi sendikası üyesi işçinin geçiei olarak işsiz kalması veya sendikanın faaliyet alanı içinde kalmak şartı ile başka bir işe geçmesi sendika üyeliğini etkilemez.” Hükmünü içermektedir.

Buna göre işçi sendikası üyesi işçinin, geçici olarak işsiz kalması veya sendika­nın faaliyet alanı içinde olmak şartıyla başka bir işe geçmesi sendika üyeliğini etki­lememektedir.

İşçi sendikasına üyelik kural olarak, işkoluna göre bir hizmet akdine bağlı ça­lışmanın bir sonucu olduğu kadar, işsiz kalmanın geçici bir nitelik taşıması halinde sendika üyeliğinin sona erdirilmeyeceğine ilişkin bu düzenleme, emeğinden başka sermayesi olmayan işçinin özellikle mesleğine uygun işkolunda yeni iş bulmaya ça­ba harcayacağına ilişkin hayatın olağan akışı ile de uyumludur.

Aynı işkolunda kalmak şartıyla başka bir işe geçme hali de sendika üyeliğini sona erdirmeyecektir.

Doğaldır ki, sendikaya üye olan işçilerin sendikadan istifa etmesi ve başka bir sendikaya üye olmak istemesi mümkündür.

Öte yandan kanun koyucu işçi sendikalarının yönetim, denetim ve diğer işlerin­de görev alan kimselerin genellikle sendikacılığı kendisine meslek edinmiş kişiler arasından seçildiği hususunu göz önünde tutarak, o göreve getirildikleri anda üye ol­dukları sendikalardaki üyelik sıfatlarının devam edeceğini düzenleme altına almıştır.

Sendikalarda yöneticilik görevine getirilen kişiler lehine kabul edilmiş olan bu hüküm, sadece “göreve getirildikleri anda üye oldukları sendikalardaki” üyelik sıfa­tının devamına olanak verdiğinden, yöneticilik görevi sona erdikten sonra o kişinin yeniden işçi sıfatını kazanmadan başka bir sendikaya girmesine olanak yoktur (Tun­cay, C., İşçi Sendikası Üyeliğinin Kazanılması Ve Sona Ermesi, İstanbul, 1975, s:313 vd).

Açıklananlar dışmda, üyeliğin sona ereceği haller 2821 sayılı Sendikalar Kanu- nu’nun “Üyeliğin sona ermesi” başlıklı 25. maddesinde düzenlenmiş, bu maddede: “İşçi veya işveren, sendikada üye kalmaya veya üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

(Değişik: 4/4/1995 – 4101/6 md.) Her üye önceden bildirimde bulunmak suretiy­le üyelikten çekilebilir. Çekilme bildirimi noter huzurunda münferiden kimliğin tes­piti ve istifa edecek kişinin imzasının tasdiki ile olur. Çekilme bildiriminin birer ör­neği noterlikçe en geç üç işgünü içinde ilgili işverene, sendikaya, işyerinin bağlı bu­lunduğu Bölge Müdürlüğüne ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilir. Çekilme notere başvurma tarihinden itibaren bir ay sonra geçerlidir. Çekilenin bu bir aylık süre içerisinde başka bir sendikaya üye olması halinde yeni sendika üyeliği bu sürenin bitimi tarihinde kazanılmış sayılır.

Üyenin sendika veya konfederasyondan çıkarılma kararı genel kurulca verilir. Çıkarma kararı çıkarılanlara ve ikinci fıkrada gösterilen yerlere yazı ile tebliğ edilir. Çıkarma kararına karşı üye veya işyerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve Sosyal Gü­venlik Bakanlığı Bölge müdürlüğü kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemeye itiraz edebilir. Mahkeme iki ay içinde kesin olarak karar verir. Üyelik çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.

 İşveren veya işveren vekili sıfatını kaybedenlerin işveren sendika veya konfede­rasyonlarındaki üyelikleri ve görevleri, bu sıfatı kayıp ettikleri tarihte kendiliğinden sona erer.

Ancak, tüzel kişiliği temsilcn işveren vekili sıfatı ile işveren sendikalarına üye olanların bu sıfatı kaybetmeleri halinde tüzel kişiliğin üyeliği düşmez, işveren veki­linin sendika veya konfederasyon organlarındaki görevleri sona erer.

(Değişik: 4/4/1995 – 4101/6md.) Bağlı bulundukları, kanunla kurulu kurum ve sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı veya toptan ödeme alarak, işten ayrılan işçilerle, işkolunu değiştiren işçilerin sendika üyeliği sona erer. Çalışmaya devam edenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Ancak, sendika şubesi, sendika ve­ya konfederasyonların yönetim ve denetim kurullarındaki görevleri sırasında yaşlı­lık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alan yöneticilerin sendika üyeliği, görevleri süresince ve yeniden seçildikleri sürece devam eder.”

düzenlemesine yer verilmiştir.

Tüm bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde: işçi sendikası üyeliği, üyelikten çıkma, çıkarma ya da sendika üyeliği ile bağdaşmayan durumların kaza­nılması ile kendiliğinden sona erer. Üyelik sıfatı da kanun veya tüzükte öngörülen koşulların yitirilmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar. Bu gibi hallerde üyelikten çı­karma kararında olduğu gibi, sendika yetkili organının, üyeliğin son bulduğuna dair, herhangi bir kararına gerek olmaksızın, üyelik sıfatının kalktığının kabulü gerekir.

Sendika üyeliği sıkı sıkıya kişiye bağlı bir hak olduğundan üyenin ölümü veya gaipliğine karar verilmesi, temyiz kudretinin devamlı kaybı veya işçi sendikalarına üye olma yasağı teşkil eden bir niteliğin kazanılması ile üyelik kendiliğinden sona erer.

İşçi sendikasına üye olma yasağı teşkil eden bir durumun kazanılması dışında herhangi bir nedenle işçilik sıfatı devamlı bir şekilde ortadan kalkan kimselerin de sendika üyeliğini kendiliğinden yitirdiği kabul edilmelidir. Zira 2821 sayılı Kanun’ıın 20. maddesindeki açık düzenleme karşısında işçi sıfatını haiz olmayan kim­selerin sendikada üye olarak kalmaları her şeyden önce işçi sendikası üyeliğinin mantığına aykırıdır.

İşçi sıfatının kesin olarak kaybı durumlarının içine örneğin, memuriyete atanma, milletvekili seçilme, iş kazası sonucu artık iş göremeyecek derecede malul kalma, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre emekli olup yaşlılık sigortası alma, işini terk edip öğrenci olarak bir okula başlama, yahut her nasılsa artık hiç çalışmamak üzere işini terk etme halleri girer (Tuncay, C., İşçi Sendikası Üyeliğinin Kazanılması Ve Sona Ermesi, İstanbul, 1975, s:257 vd).

506 sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı almakta iken hizmet akdine dayalı olarak yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının kesileceği öngö­rüldüğünden işçinin hem yaşlılık aylığından yararlanması ve hem de işçilik sıfatını devam ettirmesi kural olarak düşünülemez.

Mülga 274 sayılı Kanunda yer almayan bir düzenlemeyi içeren 2821 sayılı Ka­nun’un 25/son maddesi uyarınca hem SSK ve Emekli Sandığından, hem de özel Ka­nunlarla kurulmuş kurum ve sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alarak ayrılan işçilerin sendika üyelikleri sona erecektir. Öğretide, bu hükmün getiriliş nedeninin, anılan ödemeleri alan kişinin çalışma yaşamından koptuğu ve arlık çalışamayacağı düşüncesi olduğu belirtilmektedir.

Nitekim, işçi sendikası üyesi işçinin, emekli olması halinde, üyelik niteliğinin son bulacağı hususu Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.1975 gün ve 1974/9-505 E. 1975/194 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

İşten ayrılarak yaşlılık aylığı almaya başlayan, dolayısıyla çalışma hayatından kopan kişinin, işçi sıfatının, diğer bir ifade ile hizmet akdi ile çalışmasının sona er­mesi nedeniyle sendika üyeliğinin sona ermesi kural olmakla birlikte; Kanun koyu­cu, bu kişilerin sendikaların yönetim ve denetim kurullarında görevleri bulunması haline ilişkin olarak istisnai bir düzenleme getirmiştir.

2821 sayılı Kanunun 25/son maddesinde yer alan bu istisnai düzenlemeye göre; sendika şubesi, sendika veya konfederasyonların yönetim ve denetim kurullarındaki görevleri sırasında yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alan yöneticiler yönünden yerine getirdikleri görevlerin doğası gereği olarak sendika üye­likleri, görevleri süresince ve yeniden seçilerek bu görevleri devam ettiği sürece de­vam eder. Burada salt bu görev nedeniyle ve Kanunun açık hükmü gereği sendika üyeliği sürdüğünden, başka bir unsur aranmaksızın bu görevin sürüp sürmemesi sendika üyeliğinin sürüp sürmediğini de belirleyecektir.

Bu nedenle 2821 sayılı Kanunun 25/son kapsamında bulunan sendika yönetici­sinin bu görevi devam elliği sürece, Kanun gereği sendika üyeliği de süreceğinden; yaşlılık aylığım almaya devam edip etmemesi, sendikanın işveren sıfatıyla sendika yöneticiliğini yeniden çalışma kapsamında kuruma bildirmesi ve sosyal sigorta des­tek priminin ödenmesi ya da yönetici sıfatıyla sendikada gerçekleşen çalışmasının 506 sayılı Kanunun 63. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği olguları her ikisinin de yöneticilik göreviyle ilgili olması karşısında varılacak sonuca etkili görülmemiş; salt yöneticilik görevinin sürüp sürmediği ve bunun sendika üye­liğine etkisi üzerinde durulmuştur.

Hukuk Genel Kurulu’nun 15.11.2000 gün ve 2000/9-1195 E., 2000/1695 K. sa­yılı kararında da, yönetici sıfatıyla katıldığı olağan genel kurulda yeniden yöneticili­ğe seçilemeyen kişinin delegelik sıfatının yöneticiliğe seçilemediği toplantı tarihi itibariyle sona ereceği ilke olarak kabul edilmiştir

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*