Hafta tatili ücreti

4857 sayılı İş Kanunu’nun 46. maddesinde işçinin, tatil gününden önce aynı Kanun’un 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması şartıyla yedi günlük zaman dilimi içinde 24 saat dinlenme hakkının bulunduğu açıklanmıştır.

İşçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kaza­nacağı da 46. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiştir. Buna göre, çalışılmayan hafta tatili günü için bir iş karşılığı olmaksızın işçinin ücreti tam olarak ödenir.

4857 sayılı Kanun’da hafta tatilinde çalışan işçinin ücretinin nasıl hesaplanacağı düzenlenmemiş ise de, hafta tatilinde yapılan çalışmanın fazla çalışma sayılacağı ve buna göre ücretin yüzde elli zamlı ödenmesi gerektiği görüşü Yargıtayca benim­senmiştir. Buna göre hafta tatilinde çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın öden­mesi gereken bir yevmiye yanında çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak ödenmelidir.

Buna göre hafta tatilin­de çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak ödenmelidir. Şu hale göre çalışılan hafta tatilinin ücreti ikibuçuk yevmiye olmalıdır.  (Yargıtay 9.HD 12.05.2014 tarih, 2012/10486 E, 2014/15288 K)

2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü madde­sine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.

Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiası­nı ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçeri idir. İşçi­nin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bord­roda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölü­münün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde ça­lışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.

Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyeri­ne giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. An­cak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda ta­rafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dı­şında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Halta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde ça­lışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafın­dan daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydı­nın bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlama­sı mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik mik­tarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispat­lanması gerekir.

Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtayca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygu­lama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere vc işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir.

Yargıtayın önceki kararlarında; hafta tatili ücretlerinden yapılan indirimler se­bebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda, reddedilen kı­sım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmek­teydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 F., 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açlığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Yargıtayca, 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kay­naklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adalet­sizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere hafta tatili ücretinden yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 16 l/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle red­dine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, yargıtayca eski görüşünden dönülmüş ve hafta tatili ücretinden yapılan takdiri indi­rim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil etti­ren davalı yararına avukatlık ücretine hükınedilemeyeceği kabul edilmiştir.

“Somut olayda; davacının çalışma sistemine göre 24 saat çalışıp, 24 saat dinlen­diği anlaşılmaktadır. Bu çalışma sistemine göre yukarıda bahsedilen ilke kararı doğ­rultusunda davacının hafta tatilini kullandığı görülmekle, hafta tatili alacağının reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 9.HD. 02.04.2014 tarih, 2012/6303 E, 2014/11074 K)

“Somut olayda, davacının imzasını taşıyan bordrolarda hafta tatili ve ulusal bay­ram genel tatil alacakları yönünden tahakkuk bulunmaktadır. Bu durumda bu tahak­kukların karşılığın ödenip ödenmediğinin tespiti açısından davacıya ait banka hesap hareketlerinin getirtilerek ödeme olup olmadığının belirlenmesi ve ödeme yapılmış ise aksinin yazılı delile ispatlanmamış olması nedeniyle bu aylar dışlanarak hesap yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. (Yargıtay 7. HD. 31.01.2014 tarih, 2013/24520 E, 2014/1438 K)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*