Yargıtay: İşçinin ücret ödeme belgeleri temyiz aşamasında dahi işverence sunulabilir

Yargıtay, işverenin, işçinin ücretini ödediğini, borcu sükut ettiren itiraz niteliğinde belge olduklarından, yargılamanın her aşamasında sunabileceğine karar verdi. İşte Yargıtay’ın güncel kararı;

Yargıtay 7. HD. 26.02.2014 tarih, 2014/214 E, 2014/4636 K

“…..Davacı işyerinde çamaşırhane personeli olarak çalıştığını, hiçbir gerekçe göste­rilmeden iş akdinin feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı, davacının her hangi bir alacağı bulunmadığını, davacıya işsizlik sigorta­sından tüm ücretlerinin ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmakta­dır.

4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.

Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan öde­melerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.

Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise dc, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.

4857 sayılı Yasanın 32 nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin iicrct, prim, ikra­miye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatı­rılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatı­rılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanu­nî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belir­lemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müste­şarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin üc­ret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka he­sapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka he­sabına yatırılmalıdır.

Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçe­sinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir.

Somut olayda mahkemece davacının ödenmeyen 2.200.00 TL ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir. Ne var ki davalı vekili temyiz aşamasında davacının ban­ka hesabına T.tş Kurumu tarafından gönderilen 25.7.2013 tarihli yazı ile davacıya Ücret Garanti Fon’undan 2009 yılında 1.439,60 TL ödeme yapıldığına dair belgeyi sunmuştur. Borcu sükût ettiren itiraz niteliğindeki bu belgelerin yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekecektir. Bu nedenle İş Kur ödeme belgesi araştırı­lıp ücret alacağı yeniden hesaplanarak sonuca gidilmelidir.”

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*