Teknik direktör ile kulüp arasındaki alacak ihtilaflarında görevli mahkeme neresidir?

29.03.2011 tarihli 27903 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Yasalarda Değişiklik Yapan 6215 sayılı yasanın 10., 11 ve 12. maddeleri ile 3289 sayılı Genç­lik ve Spor Genel müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda bazı de­ğişiklikler yapılmış, Spor Federasyonlarının oluşumu ve federasyon bünyesinde oluşturulacak kurullarla ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunla uyuşmazlıkların çö­züm yeri olarak İlk Derece Hukuk Kurulları (ki bunlar arasında uyuşmazlık Çözüm Kurulu da yer almaktadır) ile bunların üstünde olmak üzere Tahkim Kurulu göste­rilmişse de, bu kurulların görevine girecek uyuşmazlıkların nelerden ibaret olduğu konusunda açık bir düzenleme getirilmemiş, bu düzenleme TFF ana statüsüne bıra­kılmıştır. Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun görev ve yetkileri de Futbol Federasyonu­nun ana statüsünde belirlenmiştir.

TFF ana statüsünde TFF Genel Kurulunca yapılan değişiklik 21.7.2011 tarih ve 28001 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ana Statünün 21.07.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56. maddesi gereğince Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabil­mesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Aynı madde gereğince, sportif cezalarla, yetiştirme tazminatı­na ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür.

TFF Yönetim Kurulunun 04.08.2010 tarihli Teknik Adamların Eğitimi Ve Sınıf­landırılması Talimatının, Kısaltmalar ve Tanımlar başlığı altındaki 2/h-ı maddesinde “Teknik direktör, antrenör ve çalıştırıcıları”, teknik adam olarak belirtilmiş, aynı maddenin i ve j bentlerinde “Antrenör”, TFF tarafından düzenlenen kurslardan me­zun olarak, -Antrenör Lisansı- almış veya TFF Yönetim Kurulunca belgelerinin denkliği kabul edilmiş olan kişi, “Teknik Sorumlu” ise, Profesyonel ve amatör ta­kımları olan kulüpler ile imzalamış oldukları -Teknik Sorumlu Sözleşmesine daya­narak görev yapan kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı Talimatın 3. maddesinde antre­nörler ve teknik direktör sınıflandırılarak teknik direktörün, TFF tarafından düzenle­nen “Teknik Direktör Kursu”ndan mezun olarak “Teknik Direktör Lisansı” almış veya TFF Yönetim Kurulunca belgelerinin denkliği kabul edilmiş olan eğitici kişiler olduğu belirtilmiştir. Öte yandan, Ağustos 2010 tarihli Teknik Adamların Statüsü ve Çalışma Esasları Talimatının, Tanımlar başlığı altındaki 2/h. maddesine göre, teknik adam; “teknik sorumlu, antrenör ve amatör çalıştırıcıları” olarak tanımlanmış, 3. ve 4. maddelerinde teknik adamlar, profesyonel ve amatör lisanslı olarak farklı statüde değerlendirmeye tabi tutulmuştur.

Bu düzenlemelere göre; antrenör, gerekli bilgiyi bilim ışığında sporcunun başa­rısı için kullanan daha sonra bu bilgileri spor becerileri ve strateji ile birleştiren kişi; teknik direktör ise, eğitim sonucu aldığı teknik bilgileri sporcunun ve doğal olarak çalıştırdığı takımın başarısı için kullanan daha sonra bu bilgileri spor becerileri, stra­teji ve eğitici kimliği ile birleştiren ve antrenör ve yardımcıları aracılığı ile uygula­tan, eğiten, bu anlamda direktif veren kişi olarak tanımlamak mümkündür.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-4 sayılı kararları uyarınca özellikle iş hukukunda istisnai hük­mün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına konulan hüküm­lerin, işçiler yararına yorumlanması asildir.

Yukarıda ki tanımlar ve içtihadı birleştirme kararları ışığında sporla doğrudan uğraşan sporcunun iş kanunu kapsamında kalmadığı açıktır. Ancak doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ve teknik so­rumlu ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma gö­revi de bulunan teknik direktörün sporcu sayılmaması ve iş kanunu kapsamında bir işçi olarak kabul edilmesi, bu şekilde çalışan teknik direktör veya teknik sorumlunun kulüpleri olan işverenle arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların iş mahkemesinde görülmesi gerekir. İş güvencesi hükümleri dışında, İş Kanununda işçilik alacakları ile ilgili tahkim şartı öngörülmediğinden, teknik direktör veya tek­nik sorumlu ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, açık yasa düzenle­mesi dışında bağlı bulunduğu federasyonun yönetmelik veya genelge ile özel hukuk kurulu ve tahkim kurulu öngörmesi, iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaya­caktır.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*