Sendikal nedene dayanan işe iade davalarında ispat yükü kimdedir?

Sendikal tazminat,  2821 sayılı Sendikalar Ka­nununun 31 inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendi­kaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır.

Sözü edilen maddenin üçüncü fıkrasında ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve prim­lerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümle­rin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım ya­pamayacağı kuralı getirilmiştir.

Konuya dair bir başka güvence bahsi geçen madde­nin beşinci fıkrasında öngörülmüş, işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları sebebiyle iş sözleşmelerinin feshedilemeyeceği, yine yasaya uygun sendikal faali­yetler sebebiyle işten çıkarılamayacakları ya da farklı uygulamaya tabi tutulamaya­cakları hükme bağlanmıştır.

İşverenin 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinin üçüncü ve be­şinci fıkralarına aykırı davranması halinde, işçinin bir yıldan az olmamak üzere sen­dikal tazminata hak kazanacağı hususu da Yasada ifadesini bulmuştur.

2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinde 4773 sayılı Yasa ile ya­pılan değişiklik sonrasında, işçinin iş sözleşmesinin sendika üyeliği ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedilmesi halinde, doğrudan sendikal tazminat talep hakkı­nın olmadığı açıklanmış, 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesine dair hükümleri­nin uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Fesih dışında kalan sendikal nedene dayanan ayrımcılık hallerinde ise, işçinin doğrudan sendikal tazminat davası açma hakkı bu­lunmaktadır.

4773 sayılı Yasa ile sözü edilen maddeye eklenen yedinci fıkrada ise, iş güven­cesi hükümlerinin uygulaması dışında kalan hallerde ve feshe bağlı tazminat istekle­riyle sınırlı olmak üzere ispat yükünün işverene ait olduğu öngörülmüştür. Bu du­rumda sendikal nedenle fesih iddiasıyla açılan feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davasında ispat yükü, önceden olduğu gibi işçi üzerindedir. Ancak, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan bir işçinin açmış olduğu sendikal tazminat istekleri­ni içeren bir davada, aksinin ispatı işverene aittir.

Yargıtayca, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukla­rı, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulu­nup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alı­nıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, iş­verence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi duru­munda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.

Sendikal nedene dayanan işe iade davalarında ispat yükü işçide olup, işyerin­de sendikalı çalışan olup olmadığı sendikalı işçiler varsa sayısı, bunlardan kaçının iş sözleşmesinin feshedildiği, sendikadan istifa edip çalışmaya devam eden işçi olup olmadığı, yetki prosedürünün işletilip işletilmediği konusunda bir araştırma yapılarak karar verilmesi gerekir.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*