İşverenin eşit davranma borcu ve buna aykırılığın sonuçları nelerdir?

İşyerinde çalışan işçilere eşit davranma ve eşit değerdeki işlerde çalışan işçilere eşit çalışma koşullarını uygulama, çağdaş iş hukukunun tanıdığı, genellikle hakkani­yet esasına dayandırılan bir borçtur (Çelik, Nuri, İş Hukuku Dersleri, 2009, 22. Bası, sh: 177).

Söz konusu ilke Anayasa’nın 10. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Adı geçen maddenin 1. fıkrasına göre “Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit­tir”. Aynı şekilde 07.05.2004 tarihli ve 5170 sayılı Kanunla, Anayasa’nın 10. mad­desine eklenen 2. fıkrada da “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür” hükmüne yer verilmiştir.

Bu anayasal ilke iş hukukunda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinde ifade­sini bulmaktadır.

4857 sayılı Kanunun “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5. maddesinde:

“İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz.

İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.

İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir iş­çiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı iş­lem yapamaz.

Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştı- rılamaz.

İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.

İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davraml- dığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.

20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümle­rine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.”

Düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre, işveren kural olarak işyerinde çalışan işçilere eşit işlem yapmak, eşil çalışma koşullarını uygulamak zorundadır. İşveren, haklı bir neden olmadıkça farklı davranmama, sosyal yardım ve parasal menfaatlerinden eşit olarak yararlandırma borcu altında olup, kamu düzenine ilişkin eşit işlem borcunun resen gözetilmesi zo­runluluğu bulunmaktadır.

Ancak eşit işlem borcu, işverenin tüm işçilere mutlak bir biçimde eşit davrana­cağı anlamına gelmez.

Farklı çalışma koşullarına tabi işçiler için eşitlik ilkesinden söz edilemez. Bu durumdaki işçiler arasında ayırım yapılabilir. Ancak bunun yapılan işin niteliğine, objektif ölçülere uygun olması gerekir (Çelik, N., a.g.e., sh: 179).

Eşit davranma yükümlülüğü aynı nitelikte işçiler için söz konusudur. İşveren ge­rek işçinin yaptığı iş, uzmanlığı, öğrenimi, kıdemi gibi objektif nedenlere, gerek ça­lışkanlık, yetenek, liyakat gibi sübjektif nedenlere dayanarak farklı çalışma koşulları yaratabilir (Süzek, Sarper, İş Hukuku, 2005, 2. Bası, sh:362).

İşçi ile işveren arasında kurulmuş olan iş akdinin türü nedeniyle işveren eşit iş­lem yapmaktan kaçınamaz. Nitekim, yukarıda belirtildiği gibi haklı (esaslı) bir ne­den olmadıkça işveren tarafından belirli veya belirsiz süreli ya da tam veya kısmi sü­reyle çalıştırılan işçiler arasında ayrım yapılamaz. Bu ilke sadece belirtilen sözleş­melere göre çalışan işçiler açısından değil diğer iş akdi türlerine göre çalışanlar ba­kımından da gcçerlidir (Süzek, S., a.g.e., sh:364).

Belirtilmelidir ki, işveren, haklı ve objektif bir neden olmadıkça farklı davran­mama, dolayısıyla tam süreli çalışanların tümünü toplu iş sözleşmesinin sosyal yar­dım ve parasal menfaatlerinden eşit olarak yararlandırma borcu altında olup, kamu düzenine ilişkin eşit işlem borcunun resen gözetilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.2002 gün 2002/9-454 E. 2002/525 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, toplu iş sözleşmesinden yararlananlar açısından eşitlik esastır. Bu nedenle toplu iş sözleşmesinin yürürlüğü süresince yararlananlar açısmdan farklı uygulama yapılamaz.

4857 sayılı Kanunun 5. maddesinde, anılan hükme aykırı davranışın hukuki yaptırımı da düzenlenmiştir. Bu konudaki hükümlere göre, iş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki esaslara aykırı davranıldığmda işçi, dört aya kadar ücreti tuta­rındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir, örneğin eşitlik ilkesine aykırı olarak ödenmeyen veya eksik ödenen ücretini veya ik­ramiyesini isteyebilir.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*