Fesih bildirimi nedir? Bu süre en fazla ne kadar olabilir?

Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanununun 109. mad­desinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartı­dır.

Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhata­bın hâkimiyet alanına girdiği andır.

Fesih bildirimi karşı tarafa ulaşması ile sonuçlarını doğurur ve bundan tek taraflı olarak dönülemez. Yargıtayın daha önce verilen kararlarında, derhal yapılan fesih­lerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli içinde işçinin emekli­lik başvurusu hali, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumlan bakımından kı­dem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi.

Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanması­nın kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebile­cek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması yönüyle de işçinin aley­hinedir. Yargıtayın, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında, 4857 sayılı İş Kanununun sistematiğine uygun düşmemektedir.

Gerçekten açıklanan çözüm tarzında, işveren feshi yerine emeklilik sebebiyle işçinin feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsiste bulunmasının, işveren fes­hini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Yargıtayca, konunun bütün yönleriy­le ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır. Yargıtayın 2008 yılı ve sonrasında vermiş olduğu kararlar bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD.26.6.2008 gün 2007/24004 E, 2008/17671 K.).

Bildirim sürelerine ilişkin 4857 sayılı Yasanın 17 nci maddesindeki kurallar nispî emredici niteliktedir. Taraflarca bildirim süreleri ortadan kaldırılamaz ya da azaltılamaz. Ancak, sürelerin sözleşme ile arttırılabileceği Kanunda düzenlenmiştir. Ancak, bildirim önellerinin arttırılabileceği belirtilmiş olmakla birlikte, Yasada bir üst sınır öngörülmemiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından, üst sınırın hâkim tarafından belir­lenmesi ve en fazla ihbar ve kötüniyet tazminatlarının toplamı kadar olması gerekti­ği kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 21.3.2006 gün 2006/109 E. 200 6/7052 K., 14.07.2008 gün 2007/24490 E, 2008/20203 K.).

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*