İşverenin ölümünün, işçi- işveren ilişkisi açısından sonuçları nelerdir?

İşverenin gerçek kişi olması durumunda iş sözleşmesi kural olarak sona ermez ve sözleşmeden doğan hak ve borçlar işverenin mirasçılarına geçer. Bu durumda işyerinin tamamının veya bir bölümünün devri ile gerçekleşen hizmet ilişkisinin devrine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır (BK, m. 441/1).

Mirasçıların veya işçinin iş sözleşmesini devam ettirmek istememesi halinde sözleşme ancak normal şekle, yani sözleşmede kararlaştırılan veya kanunda gösterilen koşullara uygun olarak sona erdirilebilir. Kanun bu kuralın istisnasını koymuş ve sözleşmenin işverenin ağırlıklı olarak kişiliğinin dikkate alınarak kurulmuş olması halinde, işverenin ölümü ile sona ereceğini belirtmiştir. Bu durumda sözleşme kendiliğinden sona erer. Ancak sözleşmenin sürenin bitiminden önce sona ermesi halinde işçinin zarara uğraması olasıdır. Bu konuda Kanunda, işçinin zarara uğraması halinde, işverenin mirasçılarından işçinin hakkaniyete uygun bir tazminat isteyebileceği kabul edilmiştir (BK, m. 441/11).
Örneğin, bir hastabakıcı ile bir yıl süreli iş sözleşmesi yaptıktan üç ay sonra hastanın ölmesi üzerine, hastabakıcının aynı koşullarla başka bir iş bulamaması halinde zarara uğrayacağı açıktır. Bu durumda Kanuna göre hastabakıcı işverenin mirasçılanndan hakkaniyete uygun bir tazminat isteyebilir. Tazminatın miktarını hâkim tayin eder. Ancak, öğretide kabul edildiğine göre, tazminat miktarı işverenin ölümünden sözleşmenin bitimine kadar olan süre için ödenmesi gereken, örneğimize göre dokuz aylık ücret tutarım aşamaz”.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*