İşçiye daha önceden yapılan ödemelerin mahsubu usulü nasıldır?

Muacceliyet, alacaklının borçludan, borçlanılan edimi talep ve dava edebilme yetkisidir. Borç muaccel olmadan borçlu temerrüdü söz konusu olmaz. Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hâle gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklı­nın ihtarı ile temerrüde düşer. Başka bir ifadeyle, temerrütten söz edilebilmesi için, öncelikle muaccel bir borcun ve alacaklının o borca yönelik ihta­rının bulunması gerekir. Kural böyle olmakla birlikte, borçlunun temerrüde düşmesi için, alacaklının ihtarının gerekmediği bazı durumlar da vardır: Örneğin, ifa günün taraflarca birlikte kararlaştırıldığı, borçlunun borcu ifa etmeye­ceğini bildirmiş olduğu veya hâl ya da durumundan bu sonuca varılabildiği hallerde, temerrüdün gerçekleşmesi için alacaklının ihtarına gerek yoktur. Buna göre, tek bir borç ilişkisinin söz konusu olduğu durumda, borçlu para borcunun faiz ve masraflarını ödemede temerrüde düşmemişse, yaptığı kısmî ödemeyi anapara borcuna mahsup etme hakkına sahiptir. Ancak, para borcunun bir kısmı için kefalet, rehin veya benzeri bir teminat verilmişse, yapılan kısmî ödemenin teminatlı olan bor­ca mahsubu istenemez. Bu durumda kısmî ödemenin, teminatsız olan ya da teminatı daha az olan borca mahsubu gerekir.

Borçlu, faiz ve masrafları ödemede temerrüde düşmüşse, yaptığı kısmî ödeme öncelikle gecikmiş faiz ve masraf borçlarına mahsup edilecektir. Hukuk Genel Kurulu’nun 27.9.2000 tarih ve 2000/12-1148 esas, 2000/1193 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Gecikme ve alacaklının iradesini açık­laması hâlinde, ödenen kısmın öncelikle faizden düşülmesi gerekir. İcra takibi, öde­meye ihtirazi kayıt konulması irade açıklamasıdır. Birden fazla borcu bulunan borçlu, yaptığı ödeme ifa zamanında beyan ettiği borca mahsup edilir. Borçlu, ödeme sırasın­da, yapılan ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu beyan etmemiş veya alacaklının makbuzda belirttiği borca derhâl itirazda bulunmamışsa, makbuzda belirtilen borca mahsup edilmelidir.

Birden fazla para borcunun olduğu borç ilişkisinde, borçlunun, yapılan kısmî ödemenin hangi borç için mahsup edildiğini belirtmemesi, alacaklının da ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu makbuzda göstermemesi durumunda, kısmî ödemenin hangi borca mahsup edileceği sorunu ortaya çıkacaktır. Kısmî ödeme, öncelikle muaccel olan borç için yapılmış sayılır. Ödeme zamanında birden fazla borç muaccel hâle gelmişse, ödeme ilk takibe konulan borca mahsup edilir. Muaccel olan borçlardan hiçbiri takibe verilmemişse, kısmî öde­me, ifa zamanı önce gelen borca mahsup edilmiş sayılır. Borçların ifa zamanları (va­deleri) aynı günde gelmişse, yapılan kısmî ödeme borçların miktarlarıyla orantılı ola­rak mahsup edilir. Borçlardan hiçbirinin ifa zamanı gelmemişse, kısmî ödeme alacaklı için güvencesi en az olan borca mahsup edilmiş sayılır.

İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmî ifasında mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili İş Kanunu’nda özel bir düzenleme bulunmadığından, Borçlar Kanunu’nun yukarıda belirtilen genel hü­kümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örne­ğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumda, Yargıtay uygulamasına göre, temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmî ödeme, işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir. Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma aksi öngörülmemiş­se, kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır. İşverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi hâlinde, işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hâle gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenmiş olan önceki taksitlerin, öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmiş olması gere­kir. İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması durumunda, yapılan kısmî öde­menin hangi alacağa ilişkin olduğu, işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise, mahsup işlemi 818 sayılı BK.86 çerçevesinde yapılacaktır. İş Kanunu’nda işçinin, sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanları konusunda değişik hükümler öngörül­müştür. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre ücret en geç ayda bir ödenir (md.32/5). İş Hukuku mevzuatımızda Basın İş Kanunu’nun 14. maddesi hariç, ücretin peşin ödene­ceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ücret çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hâle gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hâle gelir. 1475 sa­yılı İş Kanunu’nun 14. ve 4857 sayılı İş Kanunu 120. maddesi uyarınca işveren, kıdem tazminatı borcu bakımından, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belir­tilen ödeme günü itibarıyla işverenin temerrüdü gerçekleşir.

Buna göre örneğin;

5.000 TL ihbar tazminatı, 7.500 TL kıdem tazminatı, 2.500 TL ücret, 2.000 TL fazla mesai ve 500 TL yıllık izin ücreti alacağı olmak üzere takibe konu yapılmamış toplam 17.500 TL alacağı olan bir işçiye, işveren tarafından yapılacak 15.000 TL’lik bir kısmî ödeme, öncelikle muaccel olan normal aylık ücret ve fazla mesai alacağına ilişkin borçlarına mahsup edilmelidir. Kalan miktar, ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti borcuna mahsup edilecektir. Anılan borçların muacceliyet tarihleri aynı oldu­ğundan, temerrüt tarihi önce gerçekleşmiş olan borca yani kıdem tazminatına mah­sup edilecektir. Kalan 3.000 TL’lik ödemenin ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti borcu­na mahsubu, anılan borçların muacceliyet ve temerrüt tarihlerinin aynı olması nedeni ile miktarları ile orantılı olarak yapılacaktır. Kalan toplam borç 5.500 TL olup, ihbar tazminatının bu miktara oranı 5.000/5.500 = 10/11, yıllık izin ücretinin oranı 500/5.500 = 1/11 olmakla, 3.000 X 10/11 = 2.727 TL ihbar tazminatına, 3.000 X 1/11 = 273 TL izin alacağına mahsup edilecektir. Böylece işverenin 2.273 TL ihbar tazminatı, 227 TL yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 2.500 TL borcu kalmış olacak­tır.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*