İşçinin gerçek maaşının tespiti mahkemece nasıl yapılmalıdır?

Malesef ki uygulamada, bir çok işveren, çalışanlarını, asgari ücret üzerinden sigortalı göstermektedir. Bunun nedeni, herbir işçi için kendi paylarına düşen sigorta primini ve vergiyi düşük ödemek içindir. Geçinebilmek için çalışmak zorunda olan işçi de, genel uygulama nedeniyle bu duruma çoğu zaman ses çıkaramamaktadır. Oysa gerçek ücret üzerinden primleri ödenmiş bir işçiye tahsis edilecek emekli maaşı ile asgari ücret üzerinden sigorta primleri yatırılan bir işçiye tahsis edilecek emekli maaşı arasında, maaşıyla doğru orantılı olmak üzere ciddi anlamda fark doğmaktadır.

Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak çalışma yaşamındaki kayıt dışılığın önlenmesi ve iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olmak üzere, 4857 sayılı kanunun 8.ve 37. maddeleriyle , bu konuda işverene  bazı yükümlülükler getirilmiştir.

4857 sayılı yasanın 8 inci maddesine göre, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunludur. Aynı kanunun 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesi zorunluluğu  hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı bir şekilde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak Yargıtay’a göre böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.09.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).

İş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı durumlarda, gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

Uygulamada  mahkemece, işçi vekillerinin  ilgili meslek odasının  bildirmesi istenmekte, bu doğrultuda davacı ile aynı vasıfları taşıyan bir işçinin ücretinin net olmasa da yaklaşık ne olabileceği hususu ilgili meslek odasından sorulmaktadır. Meslek odalarından verilen cevaplar genelllikle geniş ücret aralığı ihtiva etmektedir. Bu gibi durumlarda, meslek odasından gelen müzekkere cevabından çok, işçi tanıklarının beyanlarına itibar edilmektedir. Eğer işçi asgari ücret üzerinden sigortalı gösterilmiş ise, meslek odasından verilen müzekkere cevabında da bildirilen tutarlar asgari ücretin üzerindeyse, her iki delil birlikte işçi lehine yorumlanmakta ve işçinin, asgari ücretle çalışmadığı, işverenin ücret konusundaki beyanlarının gerçeği yansıtmadığına mahkeme kanaat getirmektedir.

İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez.  İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı durumlarda ücret, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek ünvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde bulundurularak belirlenir.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*