İşçi, işi bizzat yapmak zorunda mıdır?

Sözleşmeden veya durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça işçi yüklendiği işi bizzat yapmakla yükümlüdür.
İşçinin işi kendisinin yapması zorunluluğunun vasıflı işçi çalıştırılmasının gerekli olduğu, işçinin kişisel durumunun ve özellikle sübjektif niteliklerinin göz önünde bulundurulduğu işlerdeki önemi açıktır. Ancak, vasıfsız işçilerle yapılan iş sözleşmesinde dahi işçinin işi kendisinin yapma borcu vardır.
Borçlar Kanununun bu kuralı emredici nitelikte değildir. Bu kuralın aksi, taraflarca iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılabileccği gibi, hal icabından da anlaşılabilir.
Kapıcılık hizmetleri ile ilgili olarak, öğretide, kapıcının başka bir yerde tam gün çalışması ve onun işini eşinin üstlenmesi durumunda işçinin işi yapma borcunun başkasına devredilmesinin söz konusu olduğu öne sürülmektedir. Yargıtayın bazı kararlarına konu olan olaylarda bu durumlarla karşılaşılmakta, ancak Yargıtay bunları eşlerden birinin diğerine “yardım amacıyla” yaptığı işler şeklinde nitelendirerek yeni yasal düzenleme ile örtüşen Borçlar Kanununun eski 320. maddesi (yeni m. 395) hükmü çerçevesine sokmamış bulunmaktadır.
İşverenin de işin yapılmasını isteme hakkını sözleşmeden veya işin gereğinden aksi anlaşılmadıkça başkasına devredemeyeceğine ilişkin eski yasal düzenleme hükmü (BK, m. 320/11) yeni Borçlar Kanununa alınmamış, sadece hizmet sözleşmesinin devrine Kanunda yer verilmiştir (m. 429). Bununla birlikte, İş Kanunu uygulamasında iş sözleşmesi devam ederken işverenin işin yapılmasını isteme hakkını kural olarak başkasına devredemeyeceği sonucuna varılacaktır. Bunun aksinin kararlaştırabileceği yolunda bu sonuca uygun olarak İş Kanununda yapılan bir düzenleme geçici iş ilişkisi ile ilgili bulunmaktadır (m. 7). Durumun gereğinden aksinin anlaşılabileceği konusuna örnek olarak işverenin ölümü halinde mirasçıların işyerini aynı koşullarla işletmeye devam etmeleri gösterilebilir.
Geçici iş ilişkisi, bir işverenin işçisini, onun yazılı rızasını alarak, geçici bir süreyle çalıştırması için başka bir işverenin emrine vermesi suretiyle kurulur. Bununla işçisini başka bir işverene geçici olarak devreden işveren işin görülmesini isteme hakkını devralan işverene devretmiş olur.
Öğretide ortaya atılan ve Yargıtayca da kabul edilen, ancak kanımızca 4857 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra İş Kanunu uygulamasında geçerliliği tartışmasız hale gelen görüşe göre, Borçlar Kanununda yapılan düzenlemeye (m. 429) uygun olarak, bir işveren işçinin rızasını almak suretiyle iş sözleşmesini bütün hak ve borçlan ile birlikte başkasına devredebilir.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*