Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmeleri arasındaki farklar nelerdir?

İş Kanununa göre, iş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.
Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.
Yargıtayca, 11. madde düzenlemesi ile aslolanın, iş sözleşmesi tarafları arasında ILO Sözleşmesi ve AB hukuku esaslarına uygun olarak belirsiz süreli iş sözleşmesinin yapılması olduğu vurgulanmıştır.
Yukarıdaki yasal düzenlemede görüldüğü gibi, işçilere ve işverenlere belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmeleri yapma olanağı tanınmıştır. Ancak, belirsiz süreli sözleşmelerdeki işçiyi koruyucu emredici kurallar belirli sürelilerde söz konusu olmadığından, bazı işverenler, öteden beri belirsiz süreli iş sözleşmeleri yerine belirli süreli iş sözleşmeleri yapmak suretiyle bu olanağı kötüye kullanma yoluna gitmişlerdir. Bu nedenle, aşağıda açıklandığı üzere, 1475 sayılı İş Kanunu döneminde öğreti ve uygulamada belirli süreli iş sözleşmelerinin ancak objektif nedenlerin varlığı halinde yapılabileceği sonucuna varılmış, bu yoldaki esaslar 4857 sayılı İş Kanununda yasal düzenlemeye dönüştürülmüştür.

Eski 1475 sayılı İş Kanununda belirli süreli iş sözleşmesinin tanımı yapılmış değildi. Bu konuda Borçlar Kanunu hükümlerinden yararlanmak suretiyle, öğretide ve yargı kararlarında, Taslaktaki hükme uygun sonuçlar ortaya konulmuştu. Buna göre, sözleşmede sürenin bir tarih olarak belirlenebilmesi yanında, gün, hafta, ay, yıl olarak da kararlaştırılabileceği kabul edilmişti. Bunun gibi, aynı fıkradaki, “belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullar” da, Taslakta belirtildiği üzere, “işin türü, amacı veya niteliğinden” sürenin belirli olduğunun anlaşılması olarak kabul etmek gerekir. Gerçekten, işin süresi, Kanunda açıkça “işin tamamlanması” şeklinde ifade edilen, bina yapımının bitmesi, kazan veya makinanın fabrikaya monte edilmesi, sıva ve mozaik işlerinin tamamlanması, bir projenin bitirilmesi gibi, işin niteliği itibariyle, mutlaka belirli şekilde gerçekleşecek bir olaya bağlanabilir. İş Kanununun 11. maddesinde yer verilen “belirli bir olgunun ortaya çıkması” ile anlatılmak istenen ise herhalde eski uygulamada kabul ve ifade edilen amaç unsurudur. Buna örnek olarak, işyerlerinde sürdürülen faaliyetlerle ilgili olarak, hasta olan ya da yıllık izne çıkan işçilerin yerine veya sipariş, mevsim sonu satışları gibi iş yoğunluğunu artıran nedenlerle geçici işçi çalıştırılması gösterilebilir. Bunun gibi kampanya işi ya da mevsimlik işte belirsiz süreli sözleşme ile çalışan işçiler yanında, belirli süreli sözleşme ile çalışanlar olabilir. Belirli süre, zaman olarak kararlaştınlabileceği gibi, işin amacından da anlaşılabilir. Bu durumlarda amacın gerçekleşmesiyle sözleşmenin sona erdiği kabul edilir.

Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz.
Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiye, belirli bir zaman ölçüt alınarak ödenecek ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatler, işçinin çalıştığı süreye orantılı olarak verilir. Herhangi bir çalışma şartından yararlanmak için aynı işyeri veya işletmede geçirilen kıdem arandığında belirli süreli iş sözleşmesine göre çalışan işçi için farklı kıdem uygulanmasını haklı gösteren bir neden olmadıkça, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan emsal işçi hakkında esas alınan kıdem uygulanır.
Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun bir işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi dikkate alınır.
Ayrıca, belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilerin sağlık ve güvenlikleri bakımından işyerinde çalışan diğer işçilerle aynı düzeyde korunmalarını sağlamak amacıyla 78. maddeye göre hazırlanan bir yönetmelik çıkarılmıştır.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*